Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım. Bir video oyunundan aranan en önemli özellik nedir, diye soracak olursak; bu soruya herkes tarafından farklı yanıtlar verilebilir. Kimisi eğlence derken, kimisi gerçekçilik diyebilir. Bazısı grafikleri derken, öteki performansı diye yanıt verebilir. Zevkler ve renkler tartışılmaz sözünü de dikkate alarak, The Crew 2 inceleme puanlarını gördüğümde, böyle bir yazı yazma gereği hissettim. İnternet sitemizde, diğer siteler henüz inceleme yazılarını paylaşmamışken, bir The Crew 2 incelemesini sizler için yayımlamıştık. Sitemizdeki sistem gereği; ayrı ayrı değerlere puan veriyoruz, oyunun ortalama puanları da bu değerler üzerinden alınıyor. Bizim inceleme yazımızın puan ortalaması da 8.8 puan ortalaması çıktı. Çoğu inceleme yazılarıysa, ilk inceleme puanlarının yayımlanmasının ardından görüldü. Ülkemizde de bazı video oyunu basın organlarında 4-5-6 gibi puanlara layık görülen The Crew 2, bu kadar kötü müydü, diye sormak, oyundan örnekler vererek tartışmak istiyorum.

The Crew 2, aldığı kötü puanları sonuna kadar hak ediyor mu?

Günahın neydi The Crew 2?

Şahsıma göre, bir oyunun vermesi gereken en önemli özellik, eğlencedir. Zaten oyun geliştiricileri de bu eğlence kavramını gerçekleştirmek için farklı yöntemler uygularlar. Korkutarak da eğlendirilebilir, heyecanlandırılarak da, oyuncunun sıkılmamasını sağlayarak da. The Crew 2 de temelde eğlence kavramı üzerine bir oyundu. İnceleme yazısında da kaleme aldığım gibi eğlence kavramını ön plana çıkartmak adına, oyundaki simülasyon değerleri bir hayli aza indirilmişti. Fakat ülkemizde ve dünyadaki neredeyse tüm video oyunu basını mensupları, buna ben de dahil olmak üzere, The Crew 2 ile Forza Horizon 3 oyunlarını karşılaştırma yoluna gittiler.

Bundan doğal da bir durum olamazdı çünkü piyasadaki en iyi arcade tarzı yarış oyunu olarak kabul edilen Forza Horizon 3 ile yeni ve iddialı her arcade tarzı yarış oyununun karşılaştırılması gerekliydi. Yalnız burada şöyle bir unsur göze çarpıyordu ki basın ve oyuncular, yeni bir Forza Horizon 3 görmek istemekteydiler. Oysa Forza Horizon 3, ana Forza serisine benzer şekilde, simülasyon tipi sürüş dinamiklerini barındırıyordu ve The Crew 2 oyununda bunun tam tersi tercih edilmişti. İnceleme yazısında da belirttiğim üzere Ubisoft’un yeni oyunu, Need for Speed Undergraund gibi hissettiriyordu.

Bu bir tercih meselesiydi. Durumun, asfalt pist yarışlarında çok tuhaf durduğunu da yazmıştım ama oyun o kadar çok çeşitlilik barındırıyordu ki bu yarışları kısaca oynayıp geçmek yeterli oluyordu. Ya da ilerlemek için geçtiğiniz yarışların zorluk derecesini yükselterek, beğenilmeyen oyun türleri oynanmayabilirdi. Oyunun en önemli artılarından bir tanesinin, yarış fazlalığı olduğu gözden kaçarken, ya da cümleler boyu övülürken, oyuna 4 ile 6 puan arasında derecelendirmeler yapmak, biraz ağır olmuş diyebiliyorum.

Bu kadar çeşitliliği hem beğenip hem de oyunu kötülemek nedir?

Bir de oyuna kötü puan verenler tarafından övülen hususlar o kadar fazla ki, her birisine bir puan verilse, ortalama puanın çok üstüne çıkılabilir. Mesela; devasa Birleşik Amerika haritasının kesintisiz oynanabilmesi, asfalt, arazi, su ve hava ortamlarında yarışma çeşitliliği gibi oyun özellikleri hemen her yorumcu tarafından övgüyle karşılanmakta. Sürüş dinamiklerinin tercih meselesi olduğunu yukarıda belirttim. Bir büyük eleştiri de oyunun ruhsuz, heyecansız olduğuna dair yapılıyor ki bunun da kişisel olarak algılanabileceğini düşünüyorum.

Karşılaştırılan Forza Horizon 3 oyununun başarısını göz ardı edemem ama o oyundaki haritada, yalnızca bir büyük bir küçük şehir, birkaç kasaba ve arazi alanları mevcuttu. Yarış etkinlikleri kendi içerisinde genişliyordu ve geliştiriciler bu durumu gayet mantıklı bir biçimde kullanabilmişlerdi. Tabii The Crew 2 geliştirici ekibinin daha yoğun bir oyun deneyimi sunabileceğini de inceleme yazısında belirtmiştik ama güncellemelerle bu durumun destekleneceği de söyleniyor. Yani sürekli aynı yarışların kalmayacağı bir oyun var karşımızda ama yine de kabul görmüyor.

Bir de çoklu oyuncu sıkıntısı ve çevrim içi olma zorunluluklarına dem vuruluyor. Ubisoft tarafından; çoklu oyuncu modlarının, güncellemelerle geleceği belirtiliyor. Çevrim içi olma zorunluluğu bir eksi olarak kabul edilebilir tabii. Oyuncunun özgürlüğünü kısıtlayan bir unsurdur ama bu denli ortalamanın düşmesini gerektirecek bir yapıda olduğu fikrine de katılmadığımı belirtmek isterim. Diğer tüm eksileri de değerlendirdiğimizde, 10 üzerinden 4 ile 6 puan arasındaki puanlamaların biraz uluslararası ortalamaların dikkate alınarak yazıldığı yönünde tahminlerimiz ön plana çıkıyor.

Peki, fiyatı hiç mi önemli değildi?

Oyun incelemelerinin asıl amacı, bir oyuna para verecek kullanıcıların fikir sahibi olmasını sağlamaktır, diyebiliriz. Tabii buradaki önemli bir unsur da verilen ücretin karşılığının alınıp alınmamasıdır. İncelemeler yapılırken, fiyatı çok fazla, bu kadar paraya değmez görüşüyle puan düşürmenin yanlış olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Oyunun oynanış süresi veya verdiği eğlence hissinin hesaba katılarak puanlara yansıması gerekir. Maddi değeri fazlayken 6 puan alan bir oyun, indirime girdiğinde 8 puana yükseltilemiyor çünkü. Uzun lafın kısası; puanları indiren unsurların hem göreceli, hem de biraz uluslararası ortalamaların dikkate alınmasından kaynaklı olarak düşük tutulduğunu düşünüyorum. Yoksa The Crew 2, en azından indirime girdiğinde, arcade tarzı yarış oyunları sevenleri memnun edecek bir yapım olabilir. Hiç oynanmayacak, kurulduğu gibi silinecek, kalitesiz, detaydan yoksun bir oyun değil kesinlikle karşımızdaki.

Etiketler:

,

Yazar Hakkında

Emrah Subaşı

Yazar

Bir roman yazarı ve iki çocuk babası. Hayattaki en büyük hobilerinden bir tanesi video oyunları ve onlarla ilgili çalışmayı çok seviyor.

Tüm yazıları göster