Orta çağın çamurlu ve acımasız atmosferi, oyunlarda her zaman oyuncuları kendine çeken büyülü bir cazibe merkezi olmuştur. Hayatta kalma türünün getirdiği zorluklar ile bir topluluğu yönetmenin verdiği sorumluluk birleştiğinde, karşımıza saatlerimizi gözümüzü kırpmadan harcayabileceğimiz yapımlar çıkıyor. Donkey Crew tarafından geliştirilen Bellwright, tam da bu iki zıt ama birbirini besleyen dinamiği harika bir isyan öyküsüyle birleştirerek bizleri ekran başına davet ediyor.

Bu yapımı ilk kez duyacak olanlar için oyunun ne sunduğunu ve temel yapısını doğru bir şekilde aktarmak gerekiyor: Prens cinayetiyle suçlanıp, kaçak durumuna düşmüş bir karakteri yönettiğimiz Bellwright, kralın baskıcı rejimine karşı gizli bir isyan hareketi başlatmamızı hedefleyen açık dünya tipi hayatta kalma ve rol yapma deneyimidir. Sıfırdan bir kamp kurarak başladığımız bu uzun yolculukta, çevreden hayatta kalmak için kaynak topluyor, küçük barınaklar inşa ediyor ve rejimin zulmünden kaçan köylüleri isyanımıza katarak kendi ordumuzu kurmaya çalışıyoruz.

Mekaniksel olarak değerlendirdiğimizde bu macera, Medieval Dynasty oyununun detaylı köy kurma ve yönetim şeması ile Mount and Blade serisinin o epik, gerçek zamanlı taktiksel asker komuta etme yapısının çok başarılı bir hibriti gibi hissettiriyor. Elimizdeki paslı bir baltayla odun keserken, bir yandan da emrimizdeki okçulara dizilim emri verdiğimiz Bellwright, iki farklı janrın en güçlü yönlerini tek potada eritmeyi başarıyor. Bu birleşik oynanış tarzı, simülasyon severler için hem inşaat derinliği hem de askeri strateji anlamında eşsiz bir sürükleyici yapı sunuyor.

Kendi oyun deneyimlerimin ve saatler süren amansız mücadelelerin ardından kaleme aldığım bu Bellwright inceleme yazısında, yapımın vaat ettiği o büyük isyan rüyasının arkasındaki ham oynanış gerçeklerini masaya yatıracağım; bir tarafta küçük bir kampın tıkır tıkır çalışan koca bir kasabaya dönüşmesini izlemenin verdiği o benzersiz tatmin hissi dururken, diğer tarafta ise bizi sabır testine sokan mekanikler yer alıyor. Gelin, şimdi tüm bu konulara daha yakından bakalım.

Köy yönetiminin ve mikro yönetim sistemlerinin oyundaki işleyiş biçimi, kesinlikle Donkey Crew ekibinin üzerinde en çok kafa yorduğu alanların başında geliyor. Kasabanıza davet ettiğiniz her bir köylünün kendine has yetenekleri, çalışma istekleri ve günlük rutinleri olması Bellwright dünyasına muazzam bir canlılık ve gerçeklik katıyor. Köylülerinize hangi binalarda çalışacaklarını, hangi kaynakları toplayacaklarını ve öncelik sıralarını belirledikten sonra, köyün kendi kendine yeten devasa bir üretim tesisine dönüşmesini izlemek paha biçilemez bir esnaflık keyfi sunuyor.

Savaş alanında askerlerimizi gruplara ayırabildiğimiz, onlara hücum, savunma veya geri çekilme emirlerini gerçek zamanlı olarak verebildiğimiz Bellwright, çatışmaları düz bir kavga olmaktan çıkarıyor. Düşman saldırısı altında kalkan duvarı örmek, okçuları yüksek tepelere konumlandırmak ve askerlerinizi taktiksel olarak yönetmek savaşların seyrini tamamen değiştiriyor. Doğru asker dizilimiyle sayıca üstün düşman birliklerini tuzaklara çekmek ve alt etmek, taktiksel başarının o leziz tadını almanızı sonuna kadar sağlıyor bu video oyununun içerisinde.

Ancak bu harika yönetim döngüsünün arkasında, özellikle oyunun erken aşamalarında sabrınızı sonuna kadar zorlayacak inanılmaz derecede yoğun bir amelelik süreci yatıyor. Oyundaki bazı temel binaları inşa etmek veya hayati teknolojileri açmak için gereken odun ve taş gibi ham maddelerin miktarı Bellwright oynanış temposunu yer yer adeta bir kaplumbağa hızına düşürebiliyor. Bu aşırı kaynak toplama ve sürekli tekrara binen grind süreci, sabırsız oyuncuların isyandan vazgeçip oyunu yarıda bırakmasına sebep olabilecek en büyük pürüzlerden biri.

Grind sorununun ötesinde, oyunun birebir dövüş mekanikleri ve fiziksel vuruş hissi de ne yazık ki o stratejik derinliğin çok gerisinde kalarak can sıkıcı bir hal alıyor efendim. Birinci şahıs veya üçüncü şahıs açısıyla düşmanlarla çarpışırken, kılıç sallama animasyonlarındaki o hantallık ve vuruş tepkilerinin zayıflığı Bellwright savaşlarını yer yer oldukça yapay kılıyor. Kendi karakterimizle düşmana vurup vurmadığımızı anlamakta zorlandığımız bu floaty savaş yapısı, askeri komuta ekranındaki o harika havayı fiziksel mücadele anlarında biraz baltalıyor.

Buna karşın, oyunun senaryo örgüsü ve ezilen köyleri kraliyet zulmünden kurtarma hikayesi, yaptığınız tüm o ağır işleri anlamlı kılan başarılı bir motivasyon kaynağı sunuyor. Her bir köyün güvenini kazanmak, onun sorunlarını çözmek ve nihayetinde onu özgürleştirerek isyan bayrağını dikmek Bellwright anlatısını çok daha sürükleyici bir boyuta taşıyor. Bu kurtuluş mücadelesi, sadece hayatta kalmaya çalıştığınız sıradan bir simülasyon oyunu oynamadığınızı, tarihin gidişatını değiştiren gerçek bir lider olduğunuzu hissettiriyor bence.

Teknik tarafa ve konsol çıkışına baktığımızda ise yapımın PlayStation 5 ve Xbox Series X/S platformlarındaki adaptasyon sürecinin oldukça sancılı ama geleceğe dönük umut verici olduğunu söyleyebilirim. Ben bu oyunu PC haricinde PlayStation 5 Pro konsolumda da deneyimledim ve kontrolcülere uyarlanan arayüzün hantallığı ve karmaşık menüler arasında gezinmenin zorluğu Bellwright deneyimini televizyon karşısında bazen yorucu kılabiliyor. Ancak geliştiricilerin yayımladığı performans güncellemeleri, oyunun zamanla çok daha akıcı ve optimize bir hale geleceğinin en büyük kanıtı olarak parlıyor efendim.

Görsel estetik ve ses tasarımı konusunda ise İskandinav esintili puslu sabahların, rüzgarda uğuldayan devasa ormanların ve loş şömine ışıklarının yarattığı o çiğ orta çağ havası göz dolduruyor. Gece çöktüğünde kamp ateşinin etrafında toplanan köylülerin çıkardığı sesler ve arka planda süzülen o mistik akustik müzikler Bellwright oyununun atmosferini bence harika şekilde tamamlıyor. Bu başarılı ses paleti, dünyada gezinirken hissettiğiniz o tehlike ve yalnızlık duygusunu her saniye arkanızda hissetmenize yol açıyor.

Toparlamak gerekirse, karşımızda erken aşamadaki hantallıklarına, combat sistemindeki bazı yapaylıklara ve yoğun grind sürecine rağmen türünün en dürüst ve en derin örneklerinden biri duruyor. Kendi isyanınızı başlatmak, köylülerinizi eğitip birer askere dönüştürmek ve orta çağın o çamurlu topraklarında adalet aramak istiyorsanız bu oyun kesinlikle kütüphanenizde yer almalı. Bu dürüst Bellwright inceleme notlarımın ışığında, sabırlı ve yönetim odaklı bir açık dünya tipi RPG serüveni arayan tüm oyunculara bu yapıma mutlaka şans vermelerini tavsiye ediyorum.

Bellwright

6
Tür: Hayatta Kalma, Açık Dünya, Orta Çağ, Şehir Kurma, Rol Yapma, Strateji
Platform: PC, PlayStation 5, Xbox Series S, Xbox Series X
Mod: Tek Oyunculu, Co-op

Artılar

  • Medieval Dynasty tarzı detaylı köy kurma ve Satisfactory benzeri üretim otomasyonunu başarıyla orta çağa taşıması.
  • Mount and Blade benzeri asker gruplandırma ve savaş alanında gerçek zamanlı strateji yönetimi sunması.
  • Kasabanıza kattığınız her köylünün kendine has yetenekleri ve günlük rutinlerinin yarattığı yaşayan dünya hissi.
  • Ezilen köyleri kurtarma ve kralın baskıcı rejimine karşı isyan etme hikayesinin verdiği güçlü motivasyon.
  • Kuzey ışıkları ve sık orman manzaralarıyla desteklenen son derece daldırıcı çevre atmosferi.

Eksiler

  • Erken aşamadaki gelişimi yavaşlatan ve sabırsız oyuncuları yoran inanılmaz derecede yoğun ham madde toplama süreci.
  • Karakter animasyonlarındaki hantallık ve vuruş algısının zayıflığı sebebiyle tatmin etmeyen birebir savaş mekanikleri.
  • Konsol kontrolcülerinde karmaşık menü yönetimini ve hızlı seçimleri zorlaştıran hantal arayüz tasarımı.

Etiketler: