Biz oyun severlerin hayatına bazen hiç beklemediğimiz anda giren, garip isimli ve absürt fikirli bağımsız yapımlar olur. Get(Color) Games tarafından geliştirilen ve Black Lantern Collective ile birlikte yayımlanan Berry Bury Berry de tam olarak böyle bir oyun. Temelde birinci şahıs bakış açısıyla oynanan, tarım mekaniklerine sahip üç boyutlu bir artımlı ilerleme oyunu kendisi.

Donut County oyunundaki o nesneleri deliğe atma hissini alıp, bunu fizik tabanlı fırlatma mekanikleriyle ve tarım deneyimi ile birleştiriyor. Oyunda amacımız bahçemizde tohumlar ekip, rengarenk meyveler yetiştirmek ve kazanç elde etmek için bu meyveleri bahçenin tam ortasında duran, dipsiz ve karanlık bir boşluğa fırlatıp satmaktır. Gayet mantıklı, değil mi?

Berry Bury Berry oyununun sunduğu bu temel döngü ilk bakışta sadece sayılardan ibaret gibi görünse de arkasında yatan tekinsiz atmosfer ve sürreal anlatı sizi hemen içine çekiyor. Oyuna başladıktan yaklaşık 20 dakika sonra ilk kez kazı yapma butonuna tıkladığınızda, kendinizi saplantılı bir şekilde yeni meyveler ararken buluyorsunuz. Bu süreçte yalnız değilsiniz; bahçenizi büyüttükçe karşınıza Berry Buddies adı verilen duyarlı ve kişilik sahibi meyve dostları çıkıyor.

Bu dostlar sadece toplanabilir birer öge olmanın ötesinde, her biri bahçenize yeni yetenekler ve geliştirmeler kazandırıyor. Onların zamanla büyümesini, gelişmesini ve bakımınıza uyum sağlamasını izlemek oldukça keyifli bir deneyim sunuyor. Hatta aralarında kazayla sihirli değnekle vurup gözyaşlarında boğulabileceğiniz bir balkabağı dostunuz bile olabiliyor.

Süreç ilerledikçe kazandığınız paralarla geniş bir geliştirme ağını açıyorsunuz. Elektrikli süpürge yardımıyla tek seferde çok sayıda meyveyi boşluğa fırlatmak, gübreler kullanmak, toplu hasat için özel araçlar edinmek ve bahçeyi otomatik hale getiren küçük yardımcı varlıklar kiralamak bu geliştirmelerden sadece birkaçı. Otomasyon sistemleri devreye girdiğinde, bahçede sürekli koşuşturmaktan sıyrılıp kendi kurduğunuz makineyi izleyen bir yöneticiye dönüşüyorsunuz.

Ancak oyunun asıl can alıcı noktası, bu sevimli ve renkli görsel tarzın tam ortasında yer alan devasa ve karanlık deliktir. Parlak yeşiller, şeker kırmızısı meyveler ve yapay duran gökyüzü renkleri, bu karanlık deliğin tekinsiz sessizliğiyle tezat oluşturuyor. Gün sona erip gece çöktüğünde her yer aniden zifiri karanlığa bürünüyor ve o koca delik çok yavaş bir şekilde size doğru hareket etmeye başlıyor. Her ne kadar bu hareket çok yavaş olduğu için gerçek bir tehlike arz etmese de oyunun sunduğu VHS ve CRT televizyon efektleriyle birleştiğinde oldukça tekinsiz bir hava yaratıyor.

Berry Bury Berry sadece meyve satmaktan ibaret değil. Bahçeyi genişlettikçe etrafta bulmacalar, dinleyebileceğiniz kaset çalarlar ve topladığınızda ters giden bir şeyler olduğunu hissettiren tuhaf yıldızlar keşfediyorsunuz. Oyunun dünyası o kadar absürt ki kaçmaya çalıştığınızda size rejeneratif tarım üzerine ders veren sistemlerle karşılaşabiliyor, bahçenizi cücelerin istila etmesi ve onların arasında boğulmak gibi tuhaf durumlarla yüzleşebiliyor, hatta meyvelerinizin hücre bölünmesini manipüle etmek ve zengin olmak için zamanda geriye yolculuklar yapabiliyorsunuz.

Tüm bu unsurlar sizi farklı kararlar almaya ve oyunun sunduğu çoklu sonları keşfetmeye itiyor. Yaklaşık 10 saatlik bir oynanışla tüm başarımları tamamlayabileceğiniz Berry Bury Berry, ikinci ve üçüncü kayıt yuvalarında açılan gelişmiş ayarlarla hız rekoru denemelerine de olanak tanıyor.

Ancak her deneyim gibi Berry Bury Berry de kusursuz değil. Oyunun en büyük sorunlarından biri, türleri harmanlarken iki tarafı da zaman zaman eksik hissettirmesi. Bulmacaları çözerken sürekli para biriktirmek ve meyve fırlatmak bir ayak bağına dönüşebiliyor, bulmacalar bittiğinde ise elinizde sadece tekrara binen bir döngü kalıyor. Üstelik mekaniklerin tamamen otomatikleşememesi, sizi sürekli o dünyada zıplamaya ve fizik tabanlı fırlatmalara zorluyor; bu da bir süre sonra Berry Bury Berry içerisinde yorucu bir angaryaya dönüşüyor.

Berry Bury Berry oyununun orta aşamalarında geliştirme maliyetlerinin birden fırlaması ilerleme hızını baltalıyor ve sizi sıkıcı bir sürece sürüklüyor. Geliştirme sisteminin her zaman sezgisel olmaması da cabası. Korku etiketine rağmen oyunun neredeyse hiç korkutucu olmaması, sadece nadir ani korkutma anlarıyla yetinmesi ve kasetlerden dinlediğimiz hikayenin fazla klişe kalması da türün meraklılarını hayal kırıklığına uğratabilir.

Teknik açıdan ise Berry Bury Berry oldukça başarılı bir performans sunuyor. Son derece optimize edilmiş, en zayıf bilgisayarlarda bile akıcı çalışan ve Steam Deck üzerinde oynanabilir olan yapımda göze batan tek şey karakter hareketlerinin biraz havada süzülüyor hissi vermesi ve fiziklerin bazen öngörülemez davranması. Neredeyse hiç hata barındırmayan oyunun sunduğu bu on saatlik deneyim, yaklaşık sekiz dolarlık son derece uygun fiyatıyla türün meraklıları için kesinlikle göz atılması gereken bir macera sunuyor.

Berry Bury Berry

10
Tür: Macera, Korku, Biriktirme
Platform: PC, PlayStation 5, Xbox Series S, Xbox Series X, Nintendo Switch
Yapımcı: Get(Color) Games
Yayıncı: Get(Color) Games, Black Lantern Collective
Çıkış: 29 Ocak 2026
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Üç boyutlu fizik tabanlı fırlatma mekaniğinin tıklama tabanlı oyunlara getirdiği yenilikçi ve dokunsal his.
  • Rengarenk ve sevimli görsel tarzın ortasındaki karanlık deliğin yarattığı tekinsiz tezatlık.
  • Bahçeyi geliştiren ve sizinle birlikte büyüyen kişilik sahibi duyarlı meyve dostları.
  • Oyunda ilerledikçe açılan otomasyon sistemleri ve keşfedilecek çoklu sonlar.
  • Uygun fiyatı, akıcı performansı ve zayıf sistemlerde bile sorunsuz çalışması.

Eksiler

  • Bulmacalar bittikten sonra oyunun sonuna doğru ilk baştaki o güçlü temposunu kaybetmesi.
  • Korku elementlerinin zayıf kalması ve hikayenin merak uyandırmaktan uzak, sıradan olması.
  • Bazı bulmacaların çözümlerinin gereksiz yere anlaşılması güç olması.

Etiketler: