Mad Cookies Studio tarafından geliştirilen ve Hooded Horse tarafından piyasaya sürülen Fogpiercer, dünyayı yaşanmaz hale getiren zehirli bir sis örtüsünün ortasında insanlığın son sığınağını arayan bir grup kahramanın hikayesini konu alıyor. Lokomotifimizi ve vagonlarımızı sömürmek isteyen acımasız haydutlara karşı raylar üzerinde verdiğimiz bu mücadele, siberpunk estetiğini sıra tabanlı taktiksel bir kart oyunu yapısıyla başarılı bir şekilde harmanlıyor. Benzerlerinden farklı olarak sadece kart oynamakla kalmayıp, savaş alanındaki konumumuzu ve çevresel faktörleri de en ince ayrıntısına kadar düşünmemiz gerekiyor.

Bong Joon Ho’nun ünlü filmi Snowpiercer ile benzer bir isme ve tren konseptine sahip olan Fogpiercer, o karanlık sınıf çatışması temasından ziyade kahramanca bir hayatta kalma mücadelesine odaklanıyor. Dünyayı kaplayan doğaüstü sis tehdidine karşı X-Men benzeri süper güçlere sahip makinistleri kontrol ediyor, ormanın içindeki haydut dalgalarını püskürtmeye çalışıyoruz. Post-apokaliptik bir evrende geçmesine rağmen rastgele istasyonlarda kortado siparişi verebildiğimiz bu dünya, kendi içinde oldukça şirin ve tezat detaylar barındırıyor.

FTL tarzında düğümlerden oluşan bir haritada ilerlediğimiz Fogpiercer, her istasyonda bizi dükkanlar, rastgele olaylar veya çatışmalarla karşı karşıya getiriyor. Sıra tabanlı savaşlarda her turun başında elimize belirli kartlar geliyor ve varsayılan olarak beş enerji puanıyla hamlelerimizi planlıyoruz. Düşmanların bir sonraki tur yapacakları saldırıları önceden görebildiğimiz için hasarı en aza indirmek ve kartlarımızı doğru sırada oynamak zaferin en temel anahtarı haline geliyor.

Savaşların dikdörtgen karelerden oluşan dar bir ızgara üzerinde geçmesi, konumlandırmayı oyunun en kritik mekaniği haline getiriyor. Trenimiz rayların üzerinde sadece ileri ve geri hareket edebilirken, düşman araçları çok daha yüksek bir hareket kabiliyetine sahip oluyor. Fogpiercer içindeki bu kısıtlılığı avantaja çevirmek için silahlarımızın ateş açısını hesaplamalı, düşmanları birbirine çarptırmalı veya onları uçurumlardan aşağı fırlatarak yok etmenin yollarını aramalıyız.

Vagonlarımızın her biri destemize eklenecek kartların türünü belirlediği için trenin kompozisyonu doğrudan oyun tarzımızı şekillendiriyor. Örneğin; minigun vagonu yüksek hasar verirken, harpoon veya topçu vagonu düşmanları raylar üzerinde ileri geri itmemize imkan tanıyor. Maceramız başladığımızda bu vagonların diziliş sırası da önem kazanıyor; koruyucu kalkan vagonları sadece bitişiğindeki vagonları koruyabildiği için onları lokomotife yakın konumlandırmak gerekiyor.

İstasyonlarda yeni vagonlar satın alarak gücümüzü artırabilsek de bu durum destemizi kalabalıklaştırarak istediğimiz kartların gelme olasılığını düşürebiliyor. Ayrıca trenimizin vagon sayısı arttıkça düşmanların hedef alabileceği alan da genişliyor ve daha savunmasız hale geliyoruz. Fogpiercer oyunundaki savaşlarda bir vagonumuz tamamen yok edilirse, ona arkadan bağlı olan tüm vagonlar kopuyor ve bu durum enerji limitimizi ile kart çekme kapasitemizi anında düşürüyor.

Into the Breach tarzı kesin bilgi sunan taktiksel yapboz mekaniği ile Slay the Spire tarzı şansa dayalı deste oluşturma formülünün birleşimi oyunda garip bir sürtüşme yaratıyor. Düşmanların yapacağı hamleleri bilmemize rağmen elimize gelen kötü kartlar yüzünden bazen hiçbir şey yapamadan hasar almak zorunda kalabiliyoruz. Fogpiercer bu iki zıt mekaniği her ne kadar başarıyla bir araya getirse de şans faktörünün bazen stratejik planlamanın önüne geçmesini engelleyemiyor.

Her bölgenin sonunda bizi karşılayan devasa boss savaşları, yanlarında getirdikleri güçlü koruma araçlarıyla birlikte tam bir dayanıklılık testine dönüşüyor. Bu özel araçlar çok yüksek can barlarına ve bizim taktiklerimizi doğrudan baltalayan güçlü pasif yeteneklere sahip oluyorlar. Fogpiercer oyunundaki boss mücadelelerinde şansımızın yaver gitmesi ve elimize doğru kartların gelmesi, en az yaptığımız hamleler kadar savaşın gidişatını ve galibiyetimizi belirliyor.

Savaşlardan ve istasyonlardan topladığımız kalıcı para birimiyle yeni makinistler, vagonlar ve özel kartlar açabildiğimiz bir gelişim sistemi bulunuyor. Ancak Fogpiercer içindeki bu kilit açma gereksinimleri biraz fazla yüksek tutulduğu için gelişim hissi oldukça yavaş ilerliyor. Yeni açtığımız kartların başlangıç kartlarına kıyasla çok büyük bir güç artışı sağlamaması ve sadece çeşitlilik sunması da harcadığımız emeğin karşılığını tam olarak alamadığımız hissini uyandırıyor.

Zehirli sisle kaplı dünyayı temizlemek için farklı haritalarda seyahat etsek de çevre tasarımlarının büyük ölçüde birbirine benzeyen kar kaplı arazilerden oluştuğunu görüyoruz. Yeni bölgelere geçtiğimizde değişen tek şey karşımıza çıkan bandit türleri ve onların yeni saldırı kalıpları oluyor. Fogpiercer oyununun görselliğindeki bu tekdüzelik, cel-shaded grafik tarzının temiz yapısına rağmen bir süre sonra keşif hissinin kaybolmasına ve oyunun aynı hissettirmesine yol açıyor.

Görsel kalitesi çok üst düzey olmasa da kartların üzerindeki bilgilerin okunabilirliği ve savaş alanındaki karelerin netliği arayüzü son derece kullanışlı kılıyor. Trenimizin motor sesleri, dilediğimiz an çalabildiğimiz kornası ve arka planda çalan tempolu elektronik müzikler atmosferi desteklemeyi başarıyor. Fogpiercer içinde herhangi bir seslendirme bulunmasa da müziklerin ritmi düşünerek hamle yaptığımız o yavaş anlara bile harika bir aciliyet hissi katıyor.

Oyunun taşınabilir cihazlardaki performansı da tek kelimeyle harika ve özellikle Steam Deck gibi cihazlarda oynamak çok keyifli bir deneyim sunuyor. Bu tip cihazlarda sorunsuz bir şekilde çalışan Fogpiercer, tam kontrolcü desteği ve rahat okunabilen arayüz boyutlarıyla harika bir mobil deneyim vadediyor. Cihazın pilini de fazla yormayan bu yapım, OLED ekranlarda yaklaşık dört buçuk saatlik kesintisiz bir oyun süresi elde etmemizi sağlıyor.

Erişilebilirlik konusunda geliştirici ekibin sunduğu geniş seçenek yelpazesi de her kesimden oyuncunun bu maceraya ortak olmasını kolaylaştırıyor. Kamera sarsıntısını azaltma, renk körlüğü ayarları ve kontrolcü tuşlarını tamamen yeniden atama gibi kullanışlı özellikler oyunda yer alıyor. Hatta dileyen oyuncular için trenimizi tamamen ölümsüz kılan bir tanrı modu seçeneği bile Fogpiercer oyununun ayarlarında bizi bekliyor.

Taktiksel konumlandırma ile deste oluşturma formülünü başarıyla birleştiren yapım, türün hayranları için kaçırılmaması gereken son derece başarılı bir yapboz deneyimi sunuyor. İçerik çeşitliliğinin azlığı ve yavaş ilerleyen gelişim sistemi can sıksa da sunduğu derin stratejik bulmaca döngüsü kendisini sevdirmeyi başarıyor. Eğer rayların üzerinde süzülürken zihninizi zorlayacak bir kart oyunu arıyorsanız, Fogpiercer kesinlikle kütüphanenizde şans vermeniz gereken bir yapım.

Fogpiercer

8
Tür: Strateji, Rogue-like, Kart Oyunu, Deste Oluşturma
Platform: PC
Yapımcı: Mad Cookies Studio
Yayıncı: Hooded Horse
Çıkış: 17 Temmuz 2026
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Savaşların dikdörtgen kareler üzerinde geçmesi sayesinde sunulan taktiksel derinlik.
  • Vagonların diziliş sırasının ve ateş açılarının oynanış stratejilerini doğrudan etkilemesi.
  • Düşmanları uçurumlardan aşağı fırlatma veya birbirine çarptırarak yok etme gibi zincirleme reaksiyon mekanikleri.
  • Her bölgenin sonunda bizi zorlayan ve hareketli birer yapboz gibi tasarlanan boss savaşları.
  • Hareketli elektronik müzik albümünün hamle yaparken yarattığı aciliyet hissi.
  • Tanrı modu ve renk körlüğü ayarları içeren son derece zengin erişilebilirlik seçenekleri.
  • Vagon kaybetme veya kopma riskinin getirdiği gerilimli ve dengeli risk yönetim döngüsü.

Eksiler

  • Kesin bilgi taktiği ile kart çekme şansının yarattığı can sıkıcı uyuşmazlıklar.
  • Gelişim sisteminin çok yavaş ilerlemesi ve yeni kilitlerin çok yüksek gereksinimler istemesi.
  • Bölge tasarımlarının sürekli benzer karlı arazilerden oluşması sebebiyle yaşanan görsel tekdüzelik.
  • Hikaye anlatımının neredeyse yok denecek kadar zayıf ve yüzeysel kalması.
  • En üst grafik ayarlarında yüksek donanımlı bilgisayarlarda bile yaşanan gölge odaklı optimizasyon sorunları.

Etiketler: