Bellring Games tarafından geliştirilen ve Skystone Games tarafından yayımlanan Mistfall Hunter, son yıllarda Marathon veya ARC Raiders gibi yapımların yaşadığı zorluklara şahit olduğumuz tahliye türüne yepyeni ve taze bir soluk getirme iddiasıyla 29 Temmuz 2026 tarihinde piyasaya sürüldü. Ben de PlayStation 5, Xbox Series X/S ve bilgisayar platformlarında deneyimlenebilen, aynı zamanda Xbox Game Pass kütüphanesine ilk günden eklenen bu oyunda saatlerimi harcadım.

Weavereach adındaki karanlık fantezi evreninde geçen hikayede, antik tanrıları yok eden büyük bir savaşın ardından dünyayı yavaş yavaş yutan Gyldenmist adlı doğaüstü ve yozlaştırıcı bir sis hakim. Bizler ise Dew adında gizemli bir kız tarafından diriltilmiş, bu tekinsiz topraklarda Gyldenblood toplayarak Kader Ağını onarmaya çalışan Gyldhunter adı verilen savaşçılarız. Bu kasvetli atmosfer, Mistfall Hunter oyununa adım attığım ilk andan itibaren FromSoftware ekibinin deneyimlerini andıran kriptik diyaloglara sahip bir sinematikle beni içine çekmeyi başardı.

Oyuna başlarken oldukça detaylı bir karakter yaratma ekranıyla karşılaştım; burada adeta modern ve büyük rol yapma oyunlarındaki kadar geniş özelleştirme seçeneklerine sahip oldum. Mistfall Hunter içerisinde seçebileceğimiz altı farklı sınıf bulunuyor ve her biri kendine has yetenek ağaçlarına ve ikişer farklı silah duruşuna sahip. Ben zamanımın büyük çoğunluğunu harika ağır saldırılara ve düşmanı sarsan hızlı atılma yeteneklerine sahip olan, ayrıca düşmana zamanla hasar veren veya patlamalara yol açan solma etkisi uygulayabilen Withered Knight sınıfıyla geçirdim.

Klasik yakın dövüş severler için kalkan ve kılıç kullanan Mercenary oldukça tanıdık ve alışması kolay bir deneyim sunarken, Blackarrow ok ve cirit kullanımıyla menzilli dövüşte uzmanlaşıyor. Büyü odaklı Sorcerer ve Seer ise uzaktan ateş topları fırlatarak etkili olabilseler de, yakın dövüşçülerin agresif saldırıları karşısında kolayca sersemletilip büyüleri bölündüğü için şu anki oyun dengesinde biraz zayıf kalıyorlar. Sınıfların savaş ortasında silah duruşlarını değiştirebilmesi mücadelelere harika bir esneklik katıyor. Sınıflar arası tam bir serbestlik olmaması ve seçtiğimiz sınıfa kilitlenmemiz, PvPvE dengesinin korunması açısından mantıklı bir sınırlama olmuş.

Mistfall Hunter oyununun savaş mekanikleri, FromSoftware ekibinin oyunlarının o ağır ve metodik yapısını andırsa da aslında hata yapmayı biraz daha tolere eden, daha geniş alan etkili saldırılara ve geniş can barlarına izin veren daha bağışlayıcı bir yapıda tasarlanmış. Oyunda herhangi bir hedef kilitleme sisteminin bulunmaması en çok dikkatimi çeken unsurlardan biri oldu. Büyülerimizi de kılıç savuruşlarımızı da tamamen manuel olarak hedeflemek zorundayız; bu durum dar alanlarda kameranın azizliğine uğradığımda biraz can sıkıcı hissettirse de genel anlamda yetenek tavanını yukarı çekiyor ve iyi konumlanmayı ödüllendiriyor.

Savaş dışındaki ilerleme ise Majula esintili, oldukça sıcak ve sığınak hissi veren ana kampımızda gerçekleşiyor. Burada Dew ve kamp sakinleriyle etkileşime girip, sefer öncesi bize çeşitli istatistik güçlendirmeleri sağlayan şaraplar üreten Sigrid gibi karakterlerin binalarını geliştirebiliyoruz. Kamptaki bu gelişim, karakterimizin yetenek ağacından yeni pasifler açmak, ekipmanlarımıza nadir mücevherler takarak sinerjiler yaratmak ve topladığımız Glydenblood birimlerini oyuncular arası çalışan açık artırma evinde harcamak gibi derinlemesine bir inşa sürecine bağlanıyor.

Seferlere en fazla 15 oyuncu katılabiliyor ve genellikle üçer kişilik takımlar halinde haritaya dağılıyoruz. 20 dakika süren bu maceralarda amacımız yaratık kesmek, sandık yağmalamak ve rastgele beliren görevleri herkesten önce kapıp tamamlayarak ganimetle kaçmak. Tahliye süreci ise klasik oyunlardaki gibi bir helikopter çağırmaktan çok daha farklı ve karanlık fantezi temasına uygun şekilde tasarlanmış; haritada bulunan bir çanı çalıp Returning Chime vasıtasıyla Woodling adındaki ağaç benzeri bir yaratığı çağırmamız ve onu keserek açılan portaldan kaçmamız gerekiyor.

Bu süreç bazen gereksiz yere zaman tüketiyor gibi hissettirse de oyunun amansız PvPvE doğasını çok iyi yansıtıyor; siz haritada gezinirken her an başka bir oyuncu grubuyla karşılaşabiliyorsunuz. Burada diğer avcılarla geçici bir barış yapıp haritanın ortasında beliren devasa ve ölümcül Mist Boss canavarlarını kesmek için ortaklık kurmak da mümkün, ancak ganimet için her an birbirinizin sırtından bıçaklama riski de her zaman masada duruyor.

Mistfall Hunter içerisinde şu anda sadece iki harita bulunuyor. İlk harita olan Hallowgrove; doğayla iç içe, bolca yağmalanacak yer barındıran geniş bir bölge ve oyunun başlarında bizi uzun süre meşgul ediyor. Beşinci seviyeye ulaştığımızda açılan Brandrgarde ise daha orta çağ kentsel mimarisine sahip, daha zorlu dövüşlerin ve en güçlü oyun sonu ganimetlerinin yer aldığı bir bölge.

Brandrgarde haritasında, hayatta kalan tüm oyuncuları yavaş yavaş daralan ölümcül bir çemberle aynı alana sıkıştıran bir daralma mekaniği de bulunuyor ki bu da son anları tam bir can pazarına dönüştürüyor. Ancak oyunun en büyük problemlerinden biri burada baş gösteriyor: İkinci harita sadece iki veya üç kişilik gruplara açık olduğundan, yalnız oynamayı tercih eden solo oyuncular sadece ilk haritaya hapsedilmiş durumda. Oyunun neredeyse tamamı üç kişilik takımlara göre dengelendiği ve solo oyuncular için ayrı bir eşleştirme havuzu bulunmadığı için tek başınıza oynamak oldukça adaletsiz ve kısıtlayıcı bir tecrübe sunabiliyor.

Ölüm de bu zorlu döngünün en can yakıcı kısmını oluşturuyor. Eğer haritadaki normal canavarlar tarafından öldürülürseniz, bedeninizi geri alıp eşyalarınızla devam etme şansınız bulunuyor. Fakat başka bir oyuncu tarafından öldürülürseniz her şeyinizi kaybediyorsunuz ve bu kalıcı kayıp hissi oyuna gerçek anlamda keskin dişler kazandırıyor. Ne var ki bu harika formül, teknik ve tasarımsal bazı pürüzlerle baltalanıyor. Oyundaki kullanıcı arayüzü oldukça hantal ve karmaşık tasarlanmış; ana menüde sekmelerin içinde sekmeler bulunuyor ve kontrolcüyle gezinmek işkenceye dönüşüyor.

Ayrıca, Mistfall Hunter içerisinde gacha yapıtlarını andıran, eşyaları parçalayarak rastgele miktarlarda elde ettiğimiz son derece kafa karıştırıcı ve dolaylı çok sayıda para birimi mevcut. Envanterde toplu seçim veya hızlı satış seçeneğinin olmaması, kutuları açarken hepsini al butonunun bulunmaması ve kampa geri döndüğümüzde binaları geliştirmek için menü yerine tek tek her dükkanın yanına yürümek zorunda kalmak gibi yaşam kalitesi eksiklikleri de can sıkıcı.

Sunucu tarafında da ciddi sancılar yaşanıyor. Özellikle de Okyanusya bölgesinde sunucu bulunmaması nedeniyle o bölgedeki oyuncular yüksek ping ve gecikmeler yaşayarak oyunu protesto ediyor, hatta geliştiriciler Discord üzerinden bu konuda bir oylama açmış durumdalar. Diğer bölgelerde de zaman zaman saniyede 30 hatta 20 karelere düşen performans kayıpları ve PvP esnasında dövüşleri imkansız kılan senkronizasyon hataları yaşanabiliyor.

Bazı oyuncuların oyun içi reklamı yapılan GearUp gibi üçüncü parti ping düşürücü uygulamalar kullanılmadığında bağlantının kasıtlı olarak yavaşlatıldığı yönündeki iddiaları ve sınıflar arası güç dengesizlikleri de toplulukta ciddi tartışmalara yol açmış durumda. Tüm bu teknik sıkıntılar ve içerik azlığı nedeniyle Steam üzerinde şu an için %67 civarında karışık bir inceleme skoruna sahip olsa da, Mistfall Hunter, sunduğu o tatmin edici savaş döngüsü, harika karanlık fantezi görsel tasarımı ve bağımlılık yapıcı oynanışıyla bence bir şansı hak ediyor. Eğer türü seviyorsanız ve canınızı sıkacak teknik pürüzleri göze alabiliyorsanız, bu kasvetli dünyada bir kez daha ava çıkmak isteyeceksiniz.

Mistfall Hunter

6
Tür: Extraction Shooter, Karanlık Fantezi, Souls-like, Aksiyon, Rol Yapma
Platform: PC, PlayStation 5, Xbox Series S, Xbox Series X
Yapımcı: Bellring Games
Yayıncı: Skystone Games
Çıkış: 29 Temmuz 2026
Mod: Çok Oyunculu, Co-op

Artılar

  • Rol yapma ve tahliye türlerini birleştiren oynanış döngüsü son derece sürükleyici yapı.
  • Otomatik hedef kilitleme sisteminin olmaması savaşlardaki konumlanma ihtiyacını ve oyuncu becerisini ön plana çıkarıyor.
  • Altı farklı sınıfın ikişer silah duruşuna sahip olması dövüşlerde harika bir taktiksel esneklik.
  • Geniş yetenek ağaçları ve sığınak kamptaki geliştirmeler tatmin edici bir ilerleme hissi.
  • Oyuncular arası açık artırma sistemi şansa bağlı kalmadan doğrudan istediğiniz ekipmanları almanıza imkan tanıyor.
  • Haritadaki boss savaşları solo veya takım halinde oynarken yüksek gerilim ve heyecan dolu anlar yaratıyor.

Eksiler

  • İkinci haritanın sadece gruplara açık olması tek başına oynayan oyuncuların gelişimini ciddi şekilde kısıtlıyor.
  • Menülerdeki iç içe geçmiş çok sayıda sekme özellikle kontrolcü kullananlar için hantal bir deneyim yaşatıyor.
  • Mobil oyunları andıran karmaşık para birimleri ve şansa bağlı dönüştürmeler kafa karıştırıcı bir yapı oluşturuyor.
  • Envanterde toplu seçim seçeneğinin ya da sandıklarda hepsini al butonunun bulunmaması gibi temel yaşam kalitesi eksiklikleri var.
  • 30 FPS altına düşen performans kayıpları ve vuruş hissini baltalayan senkronizasyon hataları.
  • Büyücü sınıflarının yakın dövüşçüler karşısında zayıf kalması ve bazı sınıfların aşırı güçlü olması denge sorunları yaratıyor.
  • Düşmanların ve bossların haritadaki yerlerinin sabit olması keşif heyecanını azaltarak oyunu monoton bir grind sürecine dönüştürüyor.

Etiketler: