Şehir kurma ve yaşam simülasyonu türünün sakin ve huzurlu yapısını seviyorsanız, Prideful Sloth ekibinin yeni oyunu tam size göre olabilir. Uzun bir erken erişim sürecinin ardından nihayet tam sürüme kavuşan Go-Go Town!, bizi harabe halindeki küçük bir kasabanın belediye başkanı koltuğuna oturtuyor. Bu şirin kasabayı sıfırdan inşa edip canlandırma görevi, her anından büyük keyif aldığım son derece eğlenceli bir serüvene dönüşüyor.
Oyunda, TownCo adındaki pek de tekin olmayan kapitalist bir şirket için çalışıyor ve onlara kendimizi kanıtlamaya çalışıyoruz. Şirketin düzenlediği büyük kasaba turnuvasını kazanmak için Go-Go Town! yapıtının sınırları içindeki on farklı aşamayı başarıyla tamamlamamız gerekiyor. Her aşamada bizden kasabaya yirmi beş dekorasyon yerleştirmek veya elli adet balık tutmak gibi farklı ve dinamik hedefleri yerine getirmemiz bekleniyor.
Kasabamızı inşa etmeye başlarken madencilik, ormancılık, balıkçılık ve tarım gibi temel kaynak alanlarını kurarak işe koyuluyoruz. Topladığımız bu hammaddelerle yeni binalar ve dükkanlar yaparken, tren istasyonumuza da her geçen gün yeni ziyaretçiler gelmeye başlıyor. Trenle gelen bu turistlerin bir kısmı sadece turistlik amaç ile gezmeye gelirken, bazıları ise Go-Go Town! ile kurduğumuz sokaklarda kalıcı bir yaşam kurmak isteyebiliyor.
Kasabamıza yerleşmek isteyen insanları ikna etmek için onlara biraz ödeme yapmamız veya istedikleri dükkan ve bankları inşa etmemiz gerekiyor. Yerleşen bu sakinleri kaynak alanlarında çalıştırmak veya dükkanların başına geçirmek Go-Go Town! oyununda kuracağımız ekonominin temelini oluşturuyor. Turistler ise kasabamızda para harcayarak bize gelir sağlıyor ve kazandığımız paralarla belediye başkanı olarak kasabamızı daha da büyütüyoruz.
Belli bir aşamadan sonra oyun, tamamen işbölümü ve otomasyon sistemleri üzerine kurulu bir yapıya bürünüyor efendim. Kasaba halkını doğru işlere atayarak kaynakların otomatik olarak toplanmasını, çöplerin temizlenmesini ve dükkanların kendi kendine çalışmasını sağlayabiliyoruz. Bu otomasyon zinciri, Go-Go Town! oyununun içinde büyük bir iş yükünü üzerimizden alarak bizim sadece tasarıma ve yeni inşaatlara odaklanmamıza fırsat tanıyor.
Kasabamıza gelen ziyaretçilerin çeşitliliği ise oyuna inanılmaz derecede renkli ve absürt bir hava katıyor. Sıradan insanların yanı sıra etkileyiciler, sırt çantalı gezginler, robotlar ve hatta minik kollarıyla kıskaç tutan sevimli dinozorlar bile kasabamızı ziyaret ediyor. Farklı özelliklere sahip bu turist tiplerini memnun etmek Go-Go Town! oyununun ekonomisini ayakta tutmak için en çok dikkat etmemiz gereken unsurlar arasında yer alıyor.
Oyunun görselliği, kil modelleme tekniklerini andıran son derece sevimli ve sıcak bir animasyon tarzıyla hazırlanmış. Karakter özelleştirme ekranının zenginliği ve kasaba halkının mizahi diyalogları Go-Go Town! oyununun dünyasını çok daha canlı hissettiriyor. Çevrede gezinirken popüler kültür ögelerine yapılan eğlenceli göndermelerle karşılaşmak ve bu şirin karakterlerle selamlaşmak belediye başkanlığı görevimi fazlasıyla keyifli bir hale getirdi.
Ses tasarımı konusunda da karakterlerin kelimeler yerine şirin homurtularla konuşması atmosfere çok tatlı bir hava katıyor. SlothTunes adındaki oyun içi telefon uygulaması sayesinde arkada çalan müzikleri dilediğimiz gibi değiştirebiliyoruz. Üç farklı radyo istasyonu sunan Go-Go Town!, müzik kürasyonuyla beni geçmişe götürürken, yayıncılar için telifsiz müziklerin çaldığı özel bir yayıncı modunu da bünyesinde barındırıyor tabii ki.
Kasabamızı büyütmek için altın paraların yanı sıra turistlerin memnuniyetinden kazandığımız EGO puanlarını da kullanıyoruz. Yeni dükkanların kilidini açmak veya dekorasyon eşyalarını tekrar satın almak için Go-Go Town! içindeki bu özel puan birimine ihtiyaç duyuyoruz. Kazandığımız her seviyede cüzdanımızın limitleri artarken, topladığımız puanları kasabamızı güzelleştirecek yeni lunapark oyuncakları ve eğlence alanları için harcayabiliyoruz.
Ancak işçi sayımızı artırmak için inşa etmek zorunda olduğumuz konut seçeneklerinin yetersiz kalması bir süre sonra can sıkıcı olabiliyor. Oyunda sadece çadır, ev ve apartman olmak üzere üç konut tipi sunulması Go-Go Town! oyununun mimarisini biraz kısıtlıyor. Her yeni konut aldığımızda istenen EGO puanı miktarının aşırı derecede artması, oyunu bir noktadan sonra tamamen puan kasmak için uğraştığımız hantal bir dövüşe dönüştürüyor.
Tam sürümle birlikte oyuna eklenen hazine avcılığı sistemi ise kasabayı köşe bucak keşfetmek için harika bir sebep sunuyor. Ormanda bulduğumuz böcekleri, fosilleri, tarihi kalıntıları ve değerli taşları toplayıp Go-Go Town! oyununun belediye binasındaki sergi alanlarında sergileyebiliyoruz. Dilersek bu nadide eşyaları kasabanın sokaklarına yerleştirerek tüm ziyaretçilerin beğenisine sunabiliyor ve kasabamızın prestijini çok daha üst seviyelere çıkarabiliyoruz.
Yeni güncellemeyle birlikte artık belediye başkanı olarak kendi evimizi inşa etme ve içini dilediğimiz gibi dekore etme şansımız oluyor. Evimizin duvarlarını ve mobilyalarını düzenlerken, kasabamızı belirli dönemlerde ziyaret eden özel satıcılardan benzersiz eşyalar satın alabiliyoruz. Dinkum oyunundan tanıdığımız Ted Selly gibi misafir tüccarlarla ticaret yapmak Go-Go Town! içinde para kazanmanın ve harcamanın en keyifli yollarından biri haline geliyor.
Eğer bütçe kısıtlamalarıyla veya kaynak toplamakla uğraşmak istemiyorsanız, oyuna eklenen yaratıcı mod tam size göre bir deneyim sunuyor. Tüm binaların ve dekorasyonların kilidinin en baştan açık olduğu bu modda Go-Go Town! oyununun sınırları olmadan hayalinizdeki şehri kurabiliyorsunuz. Sınırsız para ve kaynakla kasabanızı devasa bir oyun alanına dönüştürebilir ve arkadaşlarınızla birlikte dilediğiniz gibi eğlenebilirsiniz.
Kasabanın çöp kutularını karıştıran ve turistleri korkutan Garbirds adındaki arsız kuşlar ise tam sürümle gelen eğlenceli engellerden biridir. Çöpleri etrafa saçan bu kuşları kovalamak ve kasabanın temizliğini sağlamak Go-Go Town! oyununun günlük işleri arasında yer alıyor. Neyse ki otomasyonla görevlendirdiğimiz temizlik işçileri bu çöpleri toplayıp kayıp eşya bürosuna götürerek kasaba düzenini korumamıza yardımcı oluyor.
Kayıp eşya bürosunun yanı sıra çok fazla araca sahip olan oyuncular için eklenen araç garajı sistemi de büyük bir kolaylık sağlıyor. Garajdaki görevli sayesinde fazla kargo araçlarımızı veya go-kart arabalarımızı satabiliyoruz. Yerlerde unutulan eşyaları toplayan temizlik ekibimiz ise bunları Go-Go Town! oyununun kayıp eşya deposuna getiriyor ve on iki saat içinde almazsak tamamen imha ediyor.
Kasaba içinde gezinirken yolları kullanmak zorunda olmayışımız ve araçların tamamen arazide sürülebilmesi navigasyonu çok akıcı kılıyor. Benim favori ulaşım aracım, yoldan geçen turistlere çarparak hızla süzüldüğüm kaykayım oldu. Menülerin ve telefon uygulamalarının kullanım kolaylığı Go-Go Town! içindeki hızı desteklerken, yeni binaların açılma hızı da oyuncuyu aktif tutacak şekilde.
Oyunu tek başınıza oynamak istemiyorsanız, hem yerel hem de çevrimiçi olarak arkadaşlarınızla birlikte işbirlikçi modda oynayabiliyoruz. PC üzerinde dört, Nintendo Switch konsollarında ise iki kişiye kadar destek sunan bu sistemde Go-Go Town! tam bir kaos alanına dönüşebiliyor. Ev sahibi oyuncu olarak diğer oyuncuların yetkilerini kısıtlayabiliyor ve çocuklarla oynarken değerli kaynaklarımızın harcanmasını kolayca engelleyebiliyoruz.
Arkadaşlarınızla oynarken yetkileri tamamen eşitleyip kasabayı ortaklaşa yönetebilir ya da çöl bölgesinde kendi yarış pistinizi inşa edebilirsiniz. Kendi yaptığınız go-kart pistinde arkadaşlarınızla kıyasıya yarışlar düzenlemek Go-Go Town! içinde saatlerin nasıl geçtiğini anlamamanıza sebep oluyor. Herkesin kendi eğlence tarzına göre kasabayı şekillendirebilmesi, çok oyunculu seansları inanılmaz derecede keyifli ve akılda kalıcı kılıyor.
Kasabamızın sınırları dışında yer alan gizemli yeşil boruları ve antik Mısır benzeri devasa kapıları keşfe çıkabiliyoruz. Bu portal alanlarının içine girerek nadir malzemeler toplayabiliyor, sakin göllerde balık tutabiliyor ve yeni karakterlerle tanışabiliyoruz. Keşif hissini canlandıran bu gizli bölgeler Go-Go Town! oyununun dünyasının sınırlarını genişleterek bizi sıradan belediyecilik işlerinin ötesinde bir maceraya davet ediyor.
Ancak bu keşif portallarındaki bazı karakterlerin, etkileşime girdikten sonra bir anda ortadan kaybolması gibi can sıkıcı hatalarla karşılaştım. Kaybolan bu karakterleri kasabamıza davet edememek ve onlarla bir daha konuşamamak Go-Go Town! içindeki keşif hissini biraz baltalıyor. Araçla giderken orada olduklarını Joy-Con titreşimlerinden anlasak bile fiziksel olarak görünmedikleri için onlarla hiçbir etkileşime giremiyoruz.
Oyunun sunduğu erişilebilirlik seçenekleri ise geniş kapsamıyla gerçekten takdir edilmeyi hak eden cinsten bir başarı sunuyor. Kontrolcü şemalarını tamamen değiştirebiliyor, etraftaki böcek ve vahşi yaşam miktarını ayarlayabiliyor ve kamera hızını dilediğimiz gibi belirleyebiliyoruz. Gelecek güncellemelerle bir renk körü modunun da ekleneceğini umduğum Go-Go Town!, her kesimden oyuncunun rahatça oynaması için tasarlanmış.
Özetlemek gerekirse, saatlerce başından kalkamayacağınız, her köşesi sevgiyle ve ince detaylarla bezenmiş harika bir şehir kurma oyunu ortaya çıkmış. İster otomasyon sistemlerini en verimli hale getirmeye çalışın, ister sadece kasabanızı dekore edin, Go-Go Town! size kendi tarzınızda eğlenme özgürlüğü sunuyor. Türün hayranlarının mutlaka denemese gereken, uzun soluklu ve son derece samimi bir bağımsız yapım.





