Echoes of Mystralia, Borealys Games tarafından geliştirilen ve aksiyon ağırlıklı bir büyü yapma ARPG ve rogue-lite oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Oyunda kendimizi, gökyüzünde süzülen Anılar Döngüsü tapınağında yetişen Mazarim adında bir gözcü çırağı olarak buluyoruz. Gökyüzünde açılan devasa bir yarık dünyayı yutmakla tehdit ederken, akıl hocamızın karşı çıkmasına rağmen yeryüzüne inip geçmişin şiddetli gölgeleriyle savaşmaya karar veriyoruz.

Bu serüvende yolumuz, Supergiant Games ekibinin efsanevi eseri Hades serisinin o meşhur izometrik, oda temizlemeye ve her ölümden sonra karargaha dönmeye dayalı yapısıyla kesişiyor. Oyunun temel mekanikleri, her bölgeyi temizledikten sonra karşımıza çıkan ödül kapıları, rastgele lütuflar toplama ve her öldüğümüzde tapınağımıza geri dönüp kazandığımız kaynaklarla kalıcı güçlendirmeler edinme üzerine kurulu.

Echoes of Mystralia, bir Hades kopyası olmaktan daha fazlasını vaat ediyor. İşin içine girdiğinizde, Wizard of Legend oyunlarındaki büyü karıştırma hissini ve Noita yapıtının o derin büyü yaratma özgürlüğünü hissediyorsunuz. Oyuna başladığımızda elimizde iki temel büyü bulunuyor: İleri fırlayıp düşmanları delerek geri dönen Cele Aer ve uzun süreli kullanımda etrafımızı yıldırımlarla çevreleyen Exae Aura. Bu temel büyülerin üzerine eklediğimiz tetikleyiciler ve değiştiriciler ile kendi oynanış tarzımızı tamamen baştan kodlayabiliyoruz. Bu yönüyle Echoes of Mystralia, türe getirdiği büyü işleme özgürlüğü sayesinde kendi özgün kimliğini inşa etmeyi başarıyor.

Echoes of Mystralia oyununun sunduğu hikaye ve evren tasarımı oldukça derin unsurlar barındırıyor. Mistralia, Watchers adı verilen ruhani koruyucular tarafından gözetilen, tinselliğin ve anıların merkezde olduğu bir kıta. Gökyüzünde açılan yarıktan sızan Gölgeler, buradaki halkı geçmişteki pişmanlıklarına hapsederek canavarlaştırıyor. Yani, karşımıza çıkan hiçbir düşman aslında doğuştan kötü değil; hepsi anıların yozlaşmasıyla geçmişlerinin kölesi haline gelmiş eski insanlar. Karşılaştığımız ilk mini patronların bile bizden önce yeryüzüne gönderilen ve gölgelere yenik düşen eski gözcü dostlarımız olması hikayedeki dramatik tonu güçlendiriyor.

Bu döngüsel dünya tasarımı, Echoes of Mystralia oyununun mekanikleriyle de harika bir şekilde bütünleşmiş; örneğin, öldüğümüzde ruhumuzu gökyüzünden çekip bizi tapınağa geri getiren başka bir gözcü bulunuyor. Tapınakta karşılaştığımız heybetli ve kadim ejderha The Timeless One ise sunduğu bilgelik kırıntılarıyla evrenin gizemini derinleştiriyor. Ayrıca gözcüler gibi göksel imtiyazlı sınıflar ile yeryüzünde yaşayan sıradan insanlar arasındaki sınıfsal uçurum, diyaloglar aracılığıyla kendisini hissettiriyor ve gelecekteki güncellemeler için merak uyandırıcı bir zemin hazırlıyor.

Gelelim Echoes of Mystralia oyununun en iddialı ve en parıldayan yönü olan büyü oluşturma sistemine. Bu sistem sıradan bir lütuf seçimi değil, adeta bir büyü programlama tuvali. Hava, Yıldırım, Ateş, Toprak ve Su gibi elementler arasında geçiş yapabildiğimiz büyülerimiz bulunuyor. Koşular sırasında topladığımız Anılar sayesinde büyülerimizin çalışma mantığını kökten değiştirebiliyoruz. Tetikleyiciler aracılığıyla belirli durumlarda rastgele yönlere ateş topları fırlatmak veya düşmanları donduran buz parçacıkları saçmak mümkün hale geliyor.

Değiştiriciler ise büyülerin hasarını, menzilini veya element etkilerinin birikme sınırlarını artırabiliyor. Bu iki sistemi birleştirdiğinizde, örneğin bumerangınıza sekme özelliği ekleyip her sekmede hasarını büyüterek ekranı temizleyen devasa bir ölüm diskine dönüştürebiliyorsunuz. Diğer aksiyon ve roguelite oyunları bizi belirli şablonlara hapsederken, Echoes of Mystralia içerisinde tamamen özgür bir yaratım alanı buluyoruz. Bu özgürlük her koşuyu benzersiz kılıyor ve tesadüfen keşfedilen çılgın büyü etkileşimleri oyuncuyu şaşırtmayı başarıyor.

Tabii ki bu derece serbest bir sistem, arkasında güçlü bir kalıcı ilerleme yapısı gerektiriyor. Oyun içerisinde her koşudan sonra döndüğümüz Azimuth Tapınağı’nda harcayabileceğimiz pek çok farklı para birimi bulunuyor. Lotus çiçeklerini kullanarak karakterimizin canını, hızını ve hasarını kalıcı olarak geliştirebildiğimiz büyük bir yetenek ağacı mevcut. Watcher’s Altar aracılığıyla daha büyük kalıcı geliştirmeler açarken, Watcher’s Duties kısmı ise oyun içi başarımlarla ilerleme sağlıyor.

Bu ilerleme sistemi biraz dengesiz hissettiriyor. Lotus maliyetleri oyun ilerledikçe inanılmaz derecede artıyor ve aldığımız geliştirmelerin çoğu yüzde bir gibi çok küçük pasif bonuslar sunduğu için karakterimizin güçlendiğini hissetmek oldukça zaman alıyor. Ayrıca temel büyülerin varyasyonlarını açmak için gereken özel kaynakları toplamak ciddi bir öğütme ve tekrar gerektiriyor.

Görsel ve işitsel sunum açısından Echoes of Mystralia, erken erişim oyunlarına kıyasla son derece cilalanmış bir iş koyuyor ortaya. Sanat tasarımında art deco, art nouveau ve geleneksel Budist sembolizminin harmanlandığı büyüleyici bir estetik hakim. Karakterlerin anime ve grafik roman esintili el çizimi diyalog çerçeveleri oldukça şık görünüyor. Büyü efektlerinin akıcılığı, düşman tasarımlarının çeşitliliği ve her bölgenin kendine has renk paleti göz zevkini besliyor. Seslendirmeler ise alışılagelmiş yapay aksanlar yerine, ses sanatçılarının kendi doğal aksanlarıyla teslim edilmiş, bu da karakterlere ayrı bir doğallık katıyor.

Müzik tarafında ise Echoes of Mystralia içerisinde yüksek tempolu savaş ezgileri ile rahatlatıcı fantezi melodileri harika bir şekilde harmanmanmış. Özellikle ilk bölge patronuna ulaştığınızda çalmaya başlayan Bali’nin geleneksel Gamelan ezgileri tüyleri diken diken edecek cinsten. Oyunu elde oynamak isteyenler için de iyi haberlerimiz var; Steam Deck üzerinde düşük ayarlarda dahi görsel kaliteden pek bir şey kaybetmeden akıcı bir 60 kare hız performansı elde edilebiliyor. Bu da oyunu seyahatlerde harika bir yol arkadaşı yapıyor.

Ancak bu parıltılı dünyanın ardında, oyuncuyu canından bezdirebilecek ciddi dengeleme sorunları ve tasarım engelleri yatıyor. Echoes of Mystralia, özellikle ikinci bölgeye ulaştığınız andan itibaren acımasız bir zorluk patlaması yaşıyor. Düşmanların can havuzları olması gerekenden daha fazla hissettiriyor ve verdikleri hasar o kadar yüksek ki, kendinizi bir anda iki vuruşta ölmüş bulabiliyorsunuz. Sıradan gölgelerin sürekli ve neredeyse anında yeniden doğması, can yenileme fırsatlarının ise aşırı kıt olması savaşları sabır testine dönüştürüyor.

İkinci bölgedeki Spider Mother patronu veya dağlardaki taş devinin gölgesi gibi düşmanlar fazlasıyla abartılı güçlendirilmiş durumda. Kaçınma yeteneğinin bekleme süresinin uzun, kaçınma penceresinin ise çok dar olması sebebiyle, düşmanları sürekli arkanıza alıp kaçarak vurmak zorunda kalıyorsunuz. Bu durum, yakın dövüş odaklı büyüleri işlevsiz kılarken, oyuncuyu kiting yapmaya yani sürekli kaçarak uzaktan vurmaya zorluyor. Savaş sırasındaki vuruş hissinin zayıflığı, hem düşmanları pataklamayı hem de darbe almayı hissizleştirebiliyor.

Bir diğer can sıkıcı mesele ise görsel karmaşa ve teknik aksaklıklar. Harika büyü kombinasyonları yapıp nihayet güçlü bir karakter ortaya çıkardığınızda, bu kez ekran o kadar çok efekt ve fırlatılan büyüyle doluyor ki, düşman saldırılarını seçebilmek imkansız hale geliyor. Kendi büyülerinizi kısmak zorunda kalıyorsunuz; Echoes of Mystralia içerisinde düşman büyülerini öne çıkaracak kırmızı bir çerçeve veya görsel netlik ayarı bulunmuyor. Bu görsel şölen anlarında zayıf sistemlerde ciddi performans düşüşleri de yaşanıyor.

Kullanıcı arayüzünün kontrolcülere göre tasarlanmış olması, fare kullanımında hatalara sebep olabiliyor. Haritada ve yollarda karşımıza çıkan sembollerin aşırı stilize olması nedeniyle hangi ödülün ne işe yaradığını anlamak zaman alıyor. Durum etkilerini ve düşman özelliklerini açıklayan bir sözlüğün eksikliği hissediliyor. Ayrıca yeni alanlara geçiş yaparken oyunun yükleme ekranında takılı kalması gibi ilerlemenizi kilitleyen ve yeni bir kayıt dosyası açmanızı gerektiren ciddi hatalar da mevcut. Satın almadan önce yeni büyü varyasyonlarını lobide test edemiyor oluşumuz da cabası.

Sonuç olarak, Echoes of Mystralia henüz geliştirme aşamasında olmasına rağmen türe getirdiği yenilikçi büyü işleme mekaniğiyle büyük bir potansiyel barındırıyor. Hades ile kurduğu akrabalık ilişkisi çok belirgin olsa da kendine has atmosferi, puzzle tapınakları ve özgün büyü yapma sistemiyle bu benzerliği tatlı bir tanıdıklığa dönüştürmeyi başarıyor.

Dengeleme, görsel karmaşa ve kalıcı ilerleme hızındaki hantallıklar giderildiği takdirde, erken erişimden çıktığında türün en iyileri arasına adını yazdırabileceğine inanıyorum. Şu anki bütçe dostu erken erişim fiyatı ve topluluk geri bildirimlerine önem veren geliştirici ekibi göz önüne alındığında, zorlu ve yaratıcı roguelite severlerin bu yapıma kesinlikle bir şans vermesi gerekiyor.

Etiketler: