Rekabetçi arenanın hırslı atmosferinden sıyrılıp, tamamen hikaye odaklı bir maceraya yelken açan Splatoon, hayranlarını şaşırtmayı başaran taze bir solukla geri dönüyor. Nintendo EPD tarafından geliştirilen Splatoon Raiders, serinin alışılagelmiş 4v4 tipi çok oyunculu yapısını bir kenara bırakarak, tek kişilik senaryo tecrübesine odaklanan özel bir spin-off olarak karşımıza çıkıyor. Serinin o ikonik mürekkep savaşlarını, zengin rol yapma mekanikleriyle birleştiren bu yapım, renkli görselliğinin arkasında oldukça derin bir zindan tarama deneyimi sunuyor.
Oyunun hikayesi, Splatoon 3 dünyasından yakından tanıdığımız sevilen müzik grubu Deep Cut üyelerinin kargaşasıyla açılış yapıyor. Grubun ve Splatsville şehrinin içine düştüğü devasa borç krizini çözmek amacıyla gizemli Spirhalite Adaları bölgesine doğru bir hazine avı yolculuğu başlatılıyor. Ancak Splatoon Raiders maceramızın hemen başında bindiğimiz helikopterin devasa bir su hortumuna kapılarak adaya düşmesi sonucu, bir teknisyen olarak kendimizi ekiple birlikte uzun aylar sürecek bir sığınak yaşamının ve gizemli bir keşif sürecinin ortasında buluyoruz.
Serinin önceki oyunlarına kıyasla çok daha fazla animasyonlu ara sahne barındıran yapım, hikaye anlatımını son derece dinamik bir seviyeye çıkarmış. Shiver, Frye ve Big Man karakterlerinin geçmişlerini ve kişiliklerini çok daha yakından tanıma fırsatı bulduğumuz Splatoon Raiders oyununda, ada atmosferi doğrudan anlatının bir parçası olarak işleniyor. Rastgele mini boyutlar yerine birbiriyle bağlantılı bölgelerde gezindiğimiz için hikaye boyunca karşılaştığımız olaylar çok daha tutarlı ve sürükleyici bir his uyandırıyor.
Oynanışın temelinde serinin o alışıldık ve son derece bağımlılık yapıcı mürekkep püskürtme mekanikleri korunmaya devam ediyor. Çevreyi kendi rengimize boyamak, mürekkebin içine dalarak cephanemizi yenilemek ve hızlıca süzülmek çatışmaların ana sütununu oluşturuyor. Splatoon Raiders oyununun temel tasarımında platform ögeleri ile çatışma mekanikleri o kadar başarılı bir şekilde harmanlanmış ki, boyanın içinden fırlayıp rüzgar tünellerinde süzülerek hedeflere ulaşmak savaş anındaki stratejik konumlanmayı ve hareket özgürlüğünü üst seviyeye taşıyor.
Düşman tarafında ise bu kez geçmiş oyunların silik Octarian askerleri yerine çok daha tehditkar ve zengin çeşitlilik sunan Salmonid yaratıklarıyla karşılaşıyoruz. Ellerinde kalkan taşıyanlar, kuleler inşa edip üzerimize nişancı ateşi açanlar ve zehirli çamur püskürten devasa bölüm sonu canavarları bizi sürekli tetikte tutuyor. Splatoon Raiders oyunundaki deneyimim boyunca bu tehlikeli yaratık sürülerine karşı mücadele ederken, arkalarına dolanmak veya zayıf noktalarını vurmak için mürekkep yollarını son derece hızlı ve akıllıca kullanmamız gerekiyor.
Bölüm tasarımları ise roguelite mantığından ziyade klasik bir zindan tarama deneyimi şeklinde kurgulanmış. Doğrusal ilerleyen aksiyon seviyelerinden, zaman sınırlı yumurta toplama görevlerine ve her katında zorluğu tırmanan dayanıklılık arenalarına kadar zengin bir yelpaze sunuluyor. Splatoon Raiders içinde kristaller toplayıp devasa mekanizmaları aktif ettiğimiz haritalar, oyuncuya tempolu bir keşif sunarken zindanların derinliklerine indikçe tırmanan tehlike tüm aksiyon yeteneklerimizi ve taktiksel birikimimizi sonuna kadar sınıyor.
Tek kişilik bir odakla tasarlanmış olsa da dileyen oyuncular tüm senaryoyu dört kişiye kadar yerel veya çevrimiçi işbirlikçi olarak deneyimleyebiliyor. Oyuncu sayısına göre zorluk seviyesinin dinamik olarak ölçeklenmesi de çok oyunculu seansların dengesini korumayı başarıyor ama Splatoon Raiders içindeki yardım çağırma özelliğine koyulan anlamsız zaman sınırı, tek başına oynarken takılan oyuncuların diledikleri an çevrimiçi destek almasını kısıtlayarak oyundaki o özgür işbirlikçi yapıyı biraz zedeliyor. Özellikle de aynı sınır yerel işbirlikçi yapıda yokken…
Maceranın en başında kendi özel Inkling veya Octoling teknisyen karakterimizi yaratarak oyuna adım atıyoruz. Görevler sırasında yanımızda binek robotlarıyla savaşan Deep Cut üyeleri bize savaş alanında muazzam bir destek sağlıyor. Splatoon Raiders oyununun içerisindeki savaş anlarında bu robotların üzerinden zıplayarak ulaşılmaz yüksek platformlara rahatlıkla erişebiliyor veya geçici bir süreliğine ölümsüz devasa bir güce dönüşerek karşımıza çıkan en güçlü düşman sürülerini saniyeler içinde ortadan kaldırabiliyoruz ve bu şahane hissettiriyor.
Oyundaki karakter özelleştirme ve ekipman derinliği ise serinin önceki oyunlarına kıyasla çok daha ileri bir noktaya taşınmış. Kullanacağımız tank tipleri güç, hız ve taktiksel olmak üzere üç farklı kategoriye ayrılıyor. Seçtiğimiz tank türüne göre yerleştireceğimiz taretler, bomba atarlar ve hızlı atılma cihazları oyundaki rolümüzü belirliyor. Splatoon Raiders, oyuncuyu belirli bir tarzda oynamaya zorlamayarak, her görev öncesinde zengin teçhizat kombinasyonları denememize ve kendi özel savaş profilimizi oluşturmamıza imkan tanıyor.
Yüzden fazla silah varyasyonunun bulunması ve denizden çıkarılan hurdalarla tasarlanmış silah estetiği de oyuna harika bir hava katıyor. Cihazlarımıza eklediğimiz patlayıcı taret modları gibi geliştirmeler savaşların kaderini doğrudan değiştirebiliyor. Ancak Splatoon Raiders oyununun bu ilgi çekici teçhizat sisteminde cihazların belirli tank tiplerine zorunlu olarak kilitlenmiş olması, tüm yetenekleri özgürce karıştırmak isteyen oyuncular için kısıtlayıcı bir unsur oluşturuyor ve bazı cihazların atılma animasyonları biraz sade kalıyor.
Görevlerden topladığımız ganimetlerle üssümüz haline gelen ana gemiyi ve buradaki tesislerimizi aşamalı olarak geliştirebiliyoruz. Gemimizdeki antrenman alanlarını güçlendirebilir veya dinlenme vakitlerinde vakit geçirmek için sevimli atari mini oyunları inşa edebiliriz. Splatoon Raiders oyununun hub alanı diyebileceğimiz merkezinde harcadığımız geliştirme puanlarıyla karakterimizin canını, saldırı gücünü ve cihaz yuvalarını artırmak, tamamlanan her zorlu görevin ardından bize son derece tatmin edici bir gelişim ve ödül hissi yaşatıyor.
Karakterimize çift zıplama gibi özel yetenekler kazandıran kalıntı güçleri ve dostluk bağları da oynanışa çeşitlilik katan diğer detaylar arasında yer alıyor. Ayrıca hem oyun içindeki koleksiyonları tamamlayarak, hem de Amiibo figürlerini okutarak karakterimiz için çok şık kostümler açabiliyoruz. Splatoon Raiders, sunduğu bu zengin toplanabilir eşya yelpazesi sayesinde oyuncuyu sürekli yeni bir şeyler keşfetmeye ve tamamlanan seviyeleri daha yüksek zorluklarda tekrar oynamaya teşvik eden harika bir motivasyon kuruyor.
Oyunun sunduğu yüksek zorluk seçenekleri, aksiyon arayanları tatmin etse de zaman zaman kendisini tekrar eden görev yapısı can sıkıcı olabiliyor. Özellikle karaktere çok fazla seviye atlatıp, güçlü taktikler geliştirdiğinizde, ilk baştaki o gerilimli düşman dalgaları rutin bir temizlik işine dönüşüyor. Splatoon Raiders ile sunulan bu macerada bahsettiğim durumun önüne geçmek için zorluk seviyesini kademeli olarak yükseltmek ve oyunu sürekli yeni silah kombinasyonlarıyla oynamak büyük önem taşıyor ama bu oyuncunun sunduğu bir çözüm. Oyun da bir şey yapmalıydı.
Görsel açıdan ise yapım, canlı renk paleti ve son derece doygun mürekkep efektleriyle adeta görsel bir şölen sunuyor. Sakin kumlu plajların birkaç saniye içinde mürekkep patlamalarıyla adeta rengarenk modern bir tabloya dönüşmesi harika duruyor. Splatoon Raiders oyununun grafik tarzı, çevre detaylarındaki soluk tonlar ile mürekkebin parlaklığını tezat oluşturarak ekranın her an hareketli görünmesini sağlıyor. Karakter duruşları ve zafer animasyonları da bu renkli estetiği görsel olarak harika bir şekilde tamamlıyor. Böylece oyun şahane duruyor.
İşitsel tarafta ise Salmon Run modundan ilham alan gerilimli ve hafif korku havası taşıyan benzersiz müzikler bizi karşılıyor. Eski oyunların neşeli pop melodileri yerine tekinsiz adaların tehlikesini hissettiren tempolu besteler tercih edilmiş. Splatoon Raiders oyununun ses tasarımı da çatışmanın şiddetine göre yükselen ritimler ve aksiyon efektleriyle oyuncuyu atmosferin içine çekmeyi başarırken, ekrandaki o yoğun kargaşanın ortasında bile her bir patlama sesini net bir şekilde kulaklarımıza ulaştırıyor. Ses ve müzik konusundaki bu başarı beni şaşırttı.
Nintendo Switch 2 konsolunun gücünü arkasına alan oyun, Joy-Con için gelişmiş titreşim geri bildirimleriyle harika bir dokunsal his yaşatıyor. Ancak konsolun erken dönem özel oyunlarından biri olmasına rağmen haritaların büyüklük olarak önceki oyunlardan fark yaratmaması ve fare kontrol desteğinin olmaması biraz şaşırtıcı geldi bana. Splatoon Raiders içinde ayrıca uzaktaki düşmanların kare hızlarında düşüşler yaşanması ve duvarda atılma mekaniğindeki bazı ses ve animasyon eksiklikleri teknik açıdan küçük pürüzler olarak dikkat çekiyor.
Tüm bu küçük teknik ve tasarımsal eksikliklerine rağmen, serinin tek kişilik senaryo potansiyelini ne kadar yukarılara taşıyabileceğini kanıtlayan son derece keyifli bir macera ortaya çıkmış. Mürekkep savaşlarını looter shooter ve zindan tarama mekanikleriyle birleştiren bu yapı, serinin geleceği için harika bir temel. Eğer renkli dünyalarda heyecan dolu bir aksiyon arıyorsanız, Splatoon Raiders, kütüphanenizde kesinlikle yer vermeniz gereken bağımlılık yapıcı bir Nintendo Switch 2 deneyimi.





