Yeni bir koloni kurup, galaksiyi fethetme fikri her zaman kulağa cazip gelmiştir, değil mi? Multiverse tarafından geliştirilen ve 10 Ağustos 2026 tarihinde Steam üzerinden Erken Erişim sürecine adım atan Pax Autocratica, tam olarak bu fanteziyi karanlık, satirik ve oldukça tuhaf bir potada eritmeyi hedefliyor. Karşımızda birinci şahıs bakış açısına sahip bir koloni kurma simülasyonu ve rogue-lite elementlerle bezenmiş bir nişancı oyunu var.

Yani, bir yandan üssünüzü inşa edip işçilerinizi yönetirken, diğer yandan elinize silahı alıp cepheye bizzat koşuyorsunuz. Bu yapısıyla oyun, RimWorld ve Palworld gibi hayatta kalma ve yönetim klasiklerini Doom tarzı hızlı nişancı mekanikleriyle, Helldivers, Returnal, Cult of the Lamb ve Planetside 2 gibi yapımların kaos dolu ruhuyla birleştirmeye çalışıyor.

Pax Autocratica oyununda, Tyris adındaki tekinsiz bir yıldız sisteminde, Halkın Babası olarak anılan yüce liderin sadık bir hizmetkarı olan Diktatör rolünü üstleniyoruz. Filomuzun ezeli düşmanımız Ursulanlar tarafından yok edildiği ölümcül bir görevden sağ kurtulduktan sonra sorgulanıp sadakatimizi kanıtlamak üzere galaksinin bu ücra köşesindeki harabe bir karakolu ele geçirmek için intihar görevine gönderiliyoruz.

Erken erişimde şu an için üç galaksi sunuluyor ve bir tane daha planlanıyor. Temel amacımız, bu çorak gezegende halkı propaganda ve korkuyla yönetip devasa bir koloni kurmak, kaynak toplamak ve nihayetinde taşıyıcı gemimizle uzay seferlerine çıkıp Scourgeborn gibi Mad Max tarzı düşmanları alt ederek bölgeyi tamamen kontrol altına almak.

Yönetim simülasyonu kısmı ilk bakışta oldukça tanıdık ve derin görünüyor. Fabrikalar, araştırma merkezleri, propaganda makineleri, barınaklar ve eğlence merkezleri inşa ederek hem savaş çabalarımızı besliyor hem de askerlerimizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Hatta silah fabrikamızın devasa bir tabanca şeklinde olması ya da oyunun siyah-kırmızı renk paletinin çarpıcılığı gibi görsel olarak keyif veren detaylar var. Ancak işçileri işe atama sistemine geldiğimizde işler sarpa sarıyor.

Oyun, boş yuvaları otomatik doldurmaya çalışırken çalışanların yeteneklerini tamamen göz ardı ediyor. Büyük beyinli dahi bir askeri madende kazma sallarken, bir yemek pişirme dehasını ise fabrikada vidaları sıkarken bulabiliyorsunuz. Daha da kötüsü, hangi işçinin otomatik hangisinin manuel atandığını ayırt etmenin hiçbir yolu yok. Tüm tesisleri tek bir ekrandan görebileceğiniz merkezi bir menü de bulunmuyor; tek tek her binaya tıklayıp kontrol etmek tam bir zaman kaybı.

Ayrıca, arayüzler ve yasaları uyguladığımız menüler o kadar karmaşık, o kadar metin yığınıyla dolu ki, askerleri 24 saatlik izin vermek yerine sadece dinlenmeye nasıl göndereceğinizi bulmak bile başlı başına bir işkence haline geliyor. Pax Autocratica içerisinde karakter özelleştirme seçeneklerinin olmaması ve sabit bir erkek karakterle oynamak zorunda kalmamız da cabası.

Yine de Pax Autocratica oyununun diktatörlük atmosferi kendine has bir fantezi sunuyor. Kolonimizdeki her asker ve vatandaş; Sadakat, Moral, Açlık ve Korku olmak üzere dört temel kritere göre yaşıyor. Geçmiş testlerde askerlerin çekirge gibi yemek tüketmesi sorunu geri bildirimlerle düzeltilmiş olsa da Korku hala bu sistemin en can alıcı noktası. Eğer çok az korku salarsanız yönetim ve savaştaki güçlü bonusları kaçırıyorsunuz, ama korkuyu çok fazla artırırsanız vatandaşlar zihinsel çöküşler yaşayıp üretimi tamamen durduruyor.

Esirleri elektrikle işkence ederek boyun eğdirmek veya askerleri rütbe atlatmak için kurban etmek gibi acımasız yöntemler korkuyu hızla yükseltirken, bunu düşürmek için her vatandaşla tek tek ilgilenmek gibi oldukça sıkıcı ve yavaş yöntemlere başvurmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın kendi aralarında konuşup arkadaşlıklar, klikler, aşklar ve aileler kurması bu dünyayı kağıt üstünde yaşayan bir sosyal yapıya büründürüyor. Ancak oyunun karanlık satirik yapısı bazı oyuncuları fazlasıyla rahatsız edebilecek sınırlara uzanıyor.

Örneğin, üssünüzde esirlerin iradesini kırmak için elektroşok uyguladığınız hapishaneler kurabiliyor, demografik dengeyi sağlamak için askerlerin özel ilişkilerini düzenleyen üreme tahsis tesisi gibi zorla üreme kliniklerini andıran binalar açabiliyorsunuz. Hatta yapımcıların Pax Autocratica için erken erişim yol haritasına eklediği ve askerlerle cinsel ilişkiye girme, evlenme gibi goon mekanikleri içeren gelecek güncellemeler, oyunun asıl vaadi olan diktatörlük hicvini arka plana itip çiğ bir fanteziye hizmet ettiği yönünde eleştiriler alıyor.

Madalyonun diğer yüzü olan FPS ve uzay seferleri kısmında ise taşıyıcı gemimizle galaktik haritada dolaşıp kaynak topluyor, dükkanları ziyaret ediyor ve mini patronları yenerek Weapon Cores ve Combination Cores gibi roguelite geliştirmeler elde ediyoruz. Bu geliştirmeler sadece o sefer boyunca kalıyor ve üsse döndüğümüzde sıfırlanıyor. FPS savaşı makineli tüfeklerden oklara, bıçaklardan el bombalarına kadar geniş bir cephanelik sunuyor. Hatta genel olarak uçuş mekaniklerinin Anthem oyunundan bile daha iyi olduğu övülse de savaşlardaki en büyük benzersizlik, düşmanları zayıflatıp özel bir yakalama mühimmatıyla vurarak onları esir alabilmemiz.

Ancak bu esir alma sürecinde çok tuhaf görsel tutarsızlıklar var. Örneğin, portrelerinde cybernetic veya uzaylı detaylarına sahip güzel kadınlar olarak tasvir edilen kadın askerlerin oyun içi 3D modelleri, erkek modellerle tamamen aynı, geniş omuzlu ve hantal güç zırhlarından ibaret. Onları ayırt etmenin tek yolu, canları yanıp inleyene kadar üzerlerine ateş etmek ve ses tonlarını dinlemek. Bu durum estetik olarak oldukça eğreti duruyor. Ayrıca elit askerler ve şeflerin diğerlerinden tek farkı sadece modellerinin büyütülmüş olması. Bu durum kafadan vuruş yapmayı kolaylaştırsa da vuruş alanlarını gereksiz yere büyüterek dezavantaj yaratıyor.

Diğer yandan, savaş mekanikleri zamanla aşırı kendini tekrar eden bir yapıya bürünüyor; eskort görevleri veya lideri dışarı çekme hedefleri hep aynı öldürme mantığıyla sonlanıyor. Üstelik can yenileyen iyileştirme bombalarının aşırı güçlü olması ve orduya sadece şifacı doldurarak tüm savaşları çocuk oyuncağı gibi geçebilmek nişancı deneyiminin ciddiyetini baltalıyor. Bir de Pax Autocratica içerisinde öldürdüğünüz düşmanlardan düşen ganimetlerin sadece dört saniyede yok olması var ki, menzilli bir çatışmada sizi sürekli düşmanın burnunun dibine girmeye zorluyor. Oyunda herhangi bir yön bulma haritası da bulunmuyor.

Görsel ve işitsel tarafta Pax Autocratica karışık sinyaller veriyor. Gezegenimizin Dune tarzı çorak manzarası, garip bitkiler ve yerden fışkıran dokunaçlar oldukça atmosferik dururken, 3D modellerin kalitesi ve karakterlerin üzerindeki ışıklandırmalar neredeyse tamamen bozuk ve hatalarla dolu. Müzikler akılda kalıcı değil ve ses tasarımı oldukça absürt. Esirleri elektrikle sorgularken veya düşmanları vururken çıkan seslerin acı dolu bir çığlık yerine cinsel inlemeleri andırması savaşın ciddiyetini tamamen baltalıyor. Üstelik yoğun mermi cehennemi altında müttefiklerin konuşmalarını duymak imkansız olduğu için gözünüz alt yazılara kayıyor, bu da zaten yazım hatalarıyla dolu İngilizce çeviriler ve uzun eğitim aşaması yüzünden odaklanmayı iyice zorlaştırıyor.

Teknik açıdan da oyun epey sorunlu; üsse her döndüğümüzde yaşanan donmalar ve kasmalar, RTX 4080 gibi ekran kartlarında bile güç tüketimini tavan yaptıran optimizasyon problemleri ve günümüz standartlarına göre uzun yükleme süreleri oyun akışını kesintiye uğratıyor. Ayrıca arka planda otomatik veri paylaşımı ayarının varsayılan olarak açık gelmesi de can sıkıcı. En büyük hayal kırıklıklarından biri ise oyunun arkasındaki kirli geçmiş.

Bu yapım, aslında yedi yıl önce Earth From Another Sun adıyla bilinen ve oyuncuları 280 dolarlık pay-to-win nitelikli NFT’lerle dolandıran bir projenin, NFT’leri temizlenip Palworld benzeri bir isimle yeniden piyasaya sürülmüş hali. Geliştiricilerin Twitter hesaplarını ve web sitelerini silerek geçmişlerini gizlemeye çalışmaları, eski destekçileri mağdur etmesi ve oyundaki birçok varlığın o eski oyundan doğrudan kopyalanıp yapıştırılmış olması projenin dürüstlüğüne gölge düşürüyor.

15 dolarlık fiyat etiketine sahip ve erken erişimde iki yıl kalması planlanan oyunun tam sürümünde fiyatının artacağı ve gelecekte çevrimiçi eşli oyun modunun da ekleneceği belirtiliyor. Ancak mevcut haliyle Pax Autocratica, altındaki zengin dünya kurma potansiyelini, yani Zerg benzeri yaratıkları ve Tree of Asherah gibi devasa kutsal bölüm sonu canavarlarını veya mecha-Donkey Kong gibi bossları henüz hikayesel olarak işleyebilmiş değil; her şey bir dizi görev listesinden ibaret.

Etiketler: