İnsanlık tarihi boyunca okyanuslar her zaman hem büyük bir merak kaynağı, hem de bilinmezliğin getirdiği derin bir korku unsuru olmuştur. Oyun dünyası bu iki tezat duyguyu Endless Ocean gibi sakin dalış oyunlarıyla veya Subnautica gibi derin okyanus dehşetleriyle sıklıkla karşımıza çıkardı. Drop Rate Studio tarafından geliştirilen ve Dear Villagers tarafından yayımlanan Dive or Die: Children of Rain ise okyanusun sunduğu o klostrofobik ve tekinsiz çaresizlik hissini iliklerimize kadar hissettiren, bu yıl oynadığım en stresli korku oyunlarından biri olmayı başarıyor.

Lovecraft tarzı kozmik korku ögelerinden yoğun şekilde beslenen bu yapım, gökyüzünden aniden simsiyah bir yağmurun yağmaya başladığı alternatif bir dünyada geçiyor. Bu uğursuz yağmura maruz kalan insanların delirdiği, yok olduğu veya feci şekillerde can verdiği bu evrende, sular hızla yükselerek yeryüzünü tamamen yutmuştur. Hayatta kalan bir avuç insanın dağ doruklarındaki minik adalara sığındığı Dive or Die: Children of Rain evreninde, medeniyetin tamamen çöktüğü ve insanlığın sadece günü kurtarmaya çalıştığı karanlık bir atmosfer bizi bekliyor.

Maceramız, adanın hayatta kalan tek akıl hastası sakini olan İhtiyar Jack karakterinin şifreli rehberliği ve hikaye anlatımıyla başlıyor. Kendine has bir rogue lite, Metroidvania, hayatta kalma ve kasaba yönetimi karması sunan Dive or Die: Children of Rain oyununda, geleneksel bir ana karakteri yönetmek yerine adadaki kampımızı çekip çeviriyor ve yeni mültecileri işe alıyoruz. Kurtardığımız bu kazazedeleri adadaki çeşitli binalarda görevlendiriyor ya da onları tekinsiz Abyssal Pool adındaki derin su çukuruna dalmaları için görevlendiriyoruz.

Her ne kadar İhtiyar Jack ve topladığımız günlük sayfaları bize dünya hakkında bilgi verse de oyun asıl gücünü çevresel hikaye anlatımından alıyor. Her biri kendine has canavar türlerine, yıkıntılara ve engellere ev sahipliği yapan benzersiz su altı biyomlarında gezindiğimiz Dive or Die: Children of Rain, geçmişin o karanlık tablosunu gözlerimizin önüne seriyor. Sualtındaki bu harabeler arasında yüzen insan cesetleri ve eski malikanelerin su altı hayalet evlerine dönüşmüş hali, oyunun görsel atmosferini son derece ürpertici kılmaya yetiyor.

Oyunun genel döngüsü, dağ doruğundaki kampimizi yönetmek ile Abyssal Pool derinliklerine dalarak ham madde toplamak arasında ikiye bölünüyor. Başlangıçta sadece Joe Saltman adındaki tek bir dalgıçla başladığımız Dive or Die: Children of Rain macerasında, her bir dalışımız oyun içi tam bir güne denk geliyor. Bizim ise kasabamızı güçlendirmek ve yeni dalgıçlar yetiştirmek için sadece kırk günümüz bulunuyor; bu sürenin sonunda Rainmaker adındaki antik tanrı dünyayı tamamen yok edecek yeni bir tufan getirmeye hazırlanıyor.

Kasabamızdaki binaları ve dalış ekipmanlarımızı geliştirmek için kutsanmış demir veya alüminyum gibi nadir kaynakları derinliklerden çıkarmamız gerekiyor. Bu değerli kaynaklara ulaşmak için Dive or Die: Children of Rain içinde ya gökyüzünde beliren Gazing Moon gecelerini beklemeli ya da bazı mültecilerimizi o biyomlarda kurban etmeliyiz. Ay ışınlarının suya dikey olarak indiği bu özel gecelerde nesneler kendiliğinden kutsanırken, şansımıza güvenmek istemiyorsak dalgıçlarımızı feda ederek o bölgeyi kalıcı olarak kutsayabiliyoruz.

Karakterlerimizi kurban etmek bize çok büyük avantajlar kazandırsa da bu durum stajyerlerimizi ve iş gücümüzü kaybetmemize yol açıyor. Adeta acımasız bir matematik hesabı yaptığımız Dive or Die: Children of Rain içinde, bir canı feda ederek tufanı geciktirmek ile o canı kampa faydalı bir işçi olarak tutmak arasında sürekli mekik dokuyoruz. Yağmur yapıcı tanrıya sadece insanları değil, aynı zamanda yiyeceklerimizi veya kampın genel moralini de kurban ederek süreyi uzatabiliyoruz.

Dalışlardan veya kamptaki işlerden tecrübe kazanan hayatta kalanlarımızın sağlık, oksijen, akıl sağlığı ve taşıma kapasitesi gibi temel özelliklerini geliştirebiliyoruz. Her karakterin kendine has yeteneklere sahip olduğu Dive or Die: Children of Rain dünyasında, kimin hangi işe daha yatkın olduğunu iyi analiz etmeliyiz. Bir dalgıcı sadece oksijen canavarı yapmak onu akıl sağlığını hızla kaybetmeye yatkın hale getirebilirken, balıkçılık tutkusu olan birini sadece Fishing Hut binasında görevlendirmek çok daha mantıklı bir seçim oluyor.

Oksijenimizin tükenmesi veya devasa bir canavar tarafından ısırılmak, dalgıçlarımızın kalıcı olarak ölmesine ve tüm biriktirdikleri tecrübelerin yok olmasına neden oluyor. Dive or Die: Children of Rain oyununu oynarken karakterlerin seslendirmesi olmasa bile onlarla çok güçlü duygusal bağlar kurduğumu fark ettim. Örneğin, yirmi dokuz gün boyunca her dalıştan sağ çıkan Quentin Drift adındaki usta dalgıcımı yanlışlıkla tehlikeli bir biyoma soktuğumda, onun bir leviathan tarafından tek lokmada yutulması beni gerçekten çok üzdü.

Kayıpların ardından yeni bir dalgıcı sıfırdan eğitmek oyun içi birkaç günümüzü çalarken, derinliklerdeki o gerilim dolu anlar adeta adrenalin seviyenizi tavan yaptırıyor. Benzer şekilde Kelda Slatebloom adındaki bir diğer dalgıcımın oksijen seviyesi yüzde sıfıra indiğinde, ucu ucuna yüzeye ulaşarak saniyeler farkıyla hayatta kalması benim için unutulmaz bir deneyim oldu. Bu tarz organik olarak gelişen küçük dramatik hikayeler, Dive or Die: Children of Rain yapıtının oynanışını çok daha kişisel kılmayı başarıyor ve oyuna ekstra bir anlam ekliyor.

Biz derinliklerde hayatta kalmaya çalışırken, geride bıraktığımız kampta da her an beklenmedik rastgele olaylar meydana gelebiliyor. Karaya vuran garip bir balığı yiyip yememek, kampa sığınmak isteyen yabancı bir mülteciyi içeri alıp almamak ya da deliren insanların birbirine saldırması gibi krizleri yönettiğimiz Dive or Die: Children of Rain, bizi tetikte tutuyor. Bu yüzden dalışa göndermediğimiz Gary McGaryFace gibi mültecilerin bile sağlığına yatırım yapmak önem taşıyor.

Herhangi bir sesli diyalog barındırmamasına rağmen oyunun muazzam ses tasarımı ve ürpertici müzikleri su altındaki o yalnızlık hissini zirveye çıkarıyor. Derinlere indikçe duyduğumuz o boğuk rebreather nefes alışveriş sesleri ve ne olduğu belirsiz yaratık çığlıkları, Dive or Die: Children of Rain oyununun atmosferini ortaya koyuyor. Özellikle kulaklıkla oynamanızı tavsiye ettiğim bu yapım, arkada çalan o fısıltılı müziklerle karanlık sularda kaybolduğumuz anlarda panik yaratıyor.

Özellikle batıdaki Western Stalker Well veya doğudaki Eastern Farmlands gibi tehlikeli bölgeler, oyunun en korkunç anlarına ev sahipliği yapıyor. Bu tarım arazilerinde dolaşan ve öldürülemeyen örümcek benzeri It That Crawls yaratığının çığlıkları, Dive or Die: Children of Rain oynadıktan sonra rüyalarınıza girecek cinsten bir dehşet. İki boyutlu grafiklerine rağmen oyunun çizimlerindeki o organik çürüme ve kasvetli su altı biyom tasarımları gerçekten çok başarılı şekilde işlenmiş.

Oyunun tek zayıf yönü, ana hikayeyi bitirdikten sonra tekrar oynanabilirlik oranının biraz düşük kalması. Seviyelerdeki kaynakların ve gizli eşyaların yerlerinin değişmemesi sebebiyle, Dive or Die: Children of Rain bir süre sonra özellikle speedrun yapmayı seven oyunculara hitap eden bir yapıya bürünüyor. Ayrıca kırk günlük zaman sınırının varlığı, benim gibi okyanus derinliklerini daha sakin ve sindirerek keşfetmek isteyen oyuncular için biraz aceleye getirilmiş hissettirebiliyor.

Sonuç olarak, bağımsız bir stüdyonun elinden çıkmış bu ikinci yapım, su altı atmosferini ve Lovecraftian kozmik korku temasını hayatta kalma mekanikleriyle harika bir şekilde birleştiriyor. Kamp yönetimi ve can pazarının döndüğü dalış döngüsü, her saniyesinde sizi ekrana kilitlemeyi başaran tekinsiz bir ritme sahip. Eğer gök gürültülü yağmurlu bir gecede kendinizi sınayacak gerilim dolu, karanlık ve akıcı bir macera arıyorsanız, Dive or Die: Children of Rain kütüphanenizde kesinlikle yer alması gereken çok özel bir oyun olmuş.

Dive or Die: Children of Rain

9
Tür: Keşif, Korku, Aksiyon, Macera, Rogue Lite
Platform: PC
Yapımcı: Drop Rate Studio
Yayıncı: Dear Villagers
Çıkış: 21 Temmuz 2026
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Lovecraft esintili tekinsiz su altı atmosferini ve kıyamet sonrası çaresizlik hissini harika yansıtması.
  • Kaynak yönetimi, hayatta kalma ve kasaba simülasyonu ögelerini başarıyla birleştiren oynanış döngüsü.
  • Dalgıçların sağlık, akıl sağlığı, oksijen ve taşıma kapasitelerine göre derinlikli RPG tipi gelişim yolları sunması.
  • Rastgele isim, yetenek ve geçmişe sahip olan dalgıçlarla aramızda kurulan güçlü duygusal bağ.
  • İhtiyar Jack karakterinin masalsı ve tekinsiz anlatımı ile toplanabilir günlüklerin lore derinliği.
  • Boğuk nefes sesleri ve yaratık çığlıklarıyla panik hissini tavan yaptıran muazzam ses tasarımı.
  • Her biri kendine has canavarlarla ve sular altında kalmış cesetlerle bezenmiş benzersiz 2D biyom çizimleri.
  • Tufanı geciktirmek için mültecileri, yiyecekleri veya morali feda etmemizi isteyen ahlaki ikilemler.
  • Gazing Moon gecelerinde ay ışığıyla gelen kutsanmış kaynak toplama anlarının heyecanı.
  • Kampta dalış dışındayken gerçekleşen ve beklenmedik kriz durumları yaratan rastgele olayların dinamikliği.

Eksiler

  • Ana hikaye bittikten sonra haritadaki kaynak yerlerinin değişmemesi sebebiyle tekrar oynanabilirliğin düşmesi.
  • Kırk günlük zaman sınırının, su altını sakin ve keşfederek oynamak isteyen oyuncular için fazla aceleye getirilmiş hissettirmesi.
  • Zorluk düzeyleri dışında oyunun temel yapısında bizi şaşırtacak rastgele faktörlerin azlığı.