20 küsür yıldır oyun oynuyorum ve Destiny serisi benim için her zaman bu yılların en tepesinde yer almış bir deneyim olmuştur. Destiny oyunundaki maceram basına özel olarak açılan bir kapalı beta ile başlamıştı. O betayı belki birkaç saat oynayabildim ama sonucunda yaşadığım deneyime hayran kalmıştım. İşte o beta, benim için birkaç yıllık bir macera başlattı ve sonucunda orijinal Destiny oyununu 500 saat civarında oynadım. Böyle deyince belki oyunu çok uzun bir süre oynadığımı düşünebilirsiniz ama aslında ben sadece Destiny için orijinal çıkış, The Dark Below ve House of Wolves dönemlerine tanıklık edebildim. The Taken King ile oyunu oynamayı bıraktım.

O zamanlar oyun dünyası ve benim oyunlara olan bakış açım çok farklıydı. Destiny için iki adet ek paket alıp, yaşadığım sorunların çoğunun 1 yıl içerisinde düzeltilmediğini görünce açıkçası oyundan çok düşmüştüm. Daha sonra The Taken King duyuruldu ve merakla beklediğim birkaç düzeltme ve yenilik bu genişleme paketinin içerisindeydi. Yalnız, 2015 yılında ek paketler ve genişleme paketleri günümüzdeki kadar kabul edilmiş değildi. Benim de maddi durumum aşırı iyi değildi; iki vasat ek paket ardından The Taken King genişlemesi için para vermek bana mantıklı gelmedi ve Destiny içerisindeki maceram böylece bitti. Yine de oyunu yakından takip ettim; Rise of Iron ve Age of Triumph dönemlerinde bile yakından gelişmeleri takip ediyordum.

Daha sonra Destiny 2 duyuruldu ve ben anında sıradaki ana oyunumu bulmuştum. Ben bu evrene geri dönmeye çok hazırdım ve bunu yaptım da. İkinci oyunun, ilk oyunla aynı içerik rotasını izliyor olması beklentilerimi kolayca ayarlamama da sebep olmuştu. 2017 yılında maceram The Red War ile başladı ve Curse of Osiris ile Warmind dönemlerini severek oynadım. Forsaken genişlemesi duyurulduğu zaman oyundan soğumak yerine daha da heyecanlandım ve onu da deneyimledim. Season of the Outlaw, Season of the Forge ve Season of the Drifter derken, Destiny 2 içerisindeki maceram, Season of Opulence döneminin başlangıcında bitti. Destiny 2, o dönemlerde artık bir oyundan ziyade aşırı yorucu ve rutin bir iş gibi hissettirmeye başlamıştı ve ben de yeni genişleme çıkmadan önce oyunu bırakmaya karar verdim ve bunu yaptım da.

Bu yüzden Shadowkeep, Season of the Undying, Season of Dawn ve Season of the Worthy dönemlerini kaçırdım ama yine de oyunu çok yakından takip ediyordum, aynı orijinal Destiny oyununda olduğu gibi. Daha sonra Beyond Light genişlemesi duyuruldu ve Darkness güçlerini elde edecek olmamız beni oyuna geri çekmeye yetti. Beyond Light çıkmadan önce, Shadowkeep genişlemesini de deneyimleyip, bitirmek için 1 sezon erkenden geri döndüm oyuna: Season of Arrivals. O sezonu büyük bir aşkla oynadım, daha sonra Beyond Light çıktı ve oyuna çoktan tekrar bağlanmıştım. Evet, hala birçok şey iş gibi hissettiriyordu ama işimi seviyordum.

Season of the Hunt, Season of the Chosen, Season of the Splicer ve Season of the Lost ile maceram devam etti ama son sezonun en sonunda ne yazık ki Destiny 2 benim için bir kere daha bitti. Bu sefer oyundan sıkılmamıştım veya yorulmamıştım. Tam tersine, The Witch Queen duyurulmuştu ve ben çok heyecanlıydım bu genişleme paketi için ama o dönemlerde artık oyun fiyatları sürekli artıyordu ve ben de The Witch Queen için biçilen fiyatı beğenmemiştim. Yaşadığım deneyimi biliyordum, o dönemlerde oyunu artık 800-900 saat civarı oynamıştım ve The Witch Queen (ve o yıla ait bileti), istekleri fiyata değmezdi. Çok pahalıydı. Bu yüzden, maceram bir kere daha sonlandı.

Altıncı yıl, yedinci yıl ve sekizinci yıl derken, ben Destiny 2 oyununu yakından takip etmeye devam ettim ama hiçbir zaman geri dönmedim. Artık hayatımda başka ana oyunlar vardı. Fortnite Festival, Zenless Zone Zero, şu sıralar Neverness to Everness filan derken maddi durumum çok daha iyi olsa da Destiny 2 için yeteri kadar zamanım yoktu. Şimdi ise bu oyun için de Age of Triumph dönemi geldi. Yani, son içerik güncellemesi yayımlandı ve Destiny 2 macerası sona erdi…

Evet, ben dünya üzerindeki en iyi veya en sadık Destiny oyuncusu değilim ama ben kendi hayatıma baktığım zaman bu markayı en tepede görüyorum. Bunları kelimelere dökmek çok zor ama Destiny benim hayatımın çok büyük bir parçası oldu. Genellikle tek başımaydım ve raid içeriklerini tam keyfiyle hiçbir zaman oynayamadım ama her zaman eğlendiğimi hatırlıyorum. Birçok insan aynı anda üç karakteri de yönetebiliyordu ama benim için sadece ilk oyunda oluşturduğum ve son güne kadar taşıdığım Warlock karakterim vardı. Kendisini anca idare edebiliyordum.

Yine de her gün Destiny oynamak için can atıyordum; FPS dünyasına baktığınız zaman bence en iyi oynanış ve içerik temellerinden bir tanesini bu marka sunuyordu. Zaten buna da pek şaşırmamak gerekir; sonuçta projenin arkasında Bungie var. Marathon bugün nasıl şahane bir oynanışa sahip gibi hissettiriyorsa, yakın geçmişte de Destiny öyleydi ve ondan da geriye baktığınızda zaten Halo var. Bu oyunların oynanış kalitesini bilmeniz için benim söylememe gerek yok ama bilmiyorsanız, türünün en iyilerinden biri olduğunu hayal edebilirsiniz.

Destiny Content Vault çoğu zaman sorun çıkartsa da, PvP için tam olarak büyük bir özen göremesek de Destiny, var olan içerikleriyle hem birinci, hem de ikinci oyunda şahane deneyimler sundu. Her gezegenin, her bölümün şahane manzaraları vardı. The Whisper ve Presage görevleri özellikle hala dün gibi aklımda. O bölümlerin gizemli havası, atmosferi, manzaraları, düşmanları, çevresel hikayesi… Say say bitmez gerçekten. Ben bu yazımda biraz yüzeysel kalıyorum, sanırım yapım böyle, içimdekileri sözlü olarak geçtim yazılı dahi olsa dışarı vurmak zor ama Destiny bir candı gerçekten.

Öyle görünüyor ki Bungie şu sıralar Marathon ile meşgul ve artık stüdyoyu geçindirecek olan ana oyun Destiny 2 yerine kendisi olacak. Bence bu çok yanlış bir karar. Marahton, piyasada rakipleri olan ve türün biraz fazla kalabalık olduğu bir oyun. Bu yüzden, ben bu oyunun Destiny 2 ile aynı seviyeye çıkabileceğini düşünmüyorum açıkçası.

Daha da acı olan şey, söylentilere göre ortada Destiny 3 için hiçbir planın olmaması. Bence bu da yeterince yanlış bir karar. Marathon oyununun aksine, Destiny serisinin benzerini piyasada bulmak öyle kolay değil. Hatırlayacak olursanız yıllar boyunca “Destiny-killer” oyunlar gördük ama hiçbiri bu seriyi öldüremedi. Onun yerine direkt Bungie yönetimi ve belki de dolaylı yollardan Sony Interactive Entertainment öldürdü. Yine de umuyorum ki oyuncuların Destiny 2 için gelen final güncellemeye yaptığı yoğun ilgiden ötürü Destiny 3 stüdyo içinde bir kere daha konuşulur…

Etiketler:

,