Annapurna Interactive tarafından yayımlanan ve Marumitta Games tarafından geliştirilen D-topia, sevimli görselliğinin arkasında oldukça düşündürücü ve yer yer karanlık temalar barındıran macera türünde bir bulmaca oyunu. Oyunda her şeyin yapay zeka tarafından kusursuzca planlandığı yapay bir dünyada uyanıyor ve bu düzenin içindeki insanlara yardım etmeye çalışıyoruz. Bu yapım, sunduğu sakin oynanış tarzı ve hikaye anlatımıyla türün diğer özgün örneklerini andırıyor.

Dünya gezegeninin yaşanmaz hale gelmesinin ardından insanlık, Dr. Chloro tarafından başlatılan Ütopya projesi kapsamında yapay zekanın yönettiği sahte dünyalara yerleştirilmiştir. Bizim de içinde bulunduğumuz D-topia, sakinlerin tüm temel ihtiyaçlarının, işlerinin ve hatta günlük yemeklerinin bir yapay zeka sistemi tarafından kontrol edildiği bu tesislerden sadece biri ama insanların duyguları ve karmaşık doğası, makinelerin robotik düzenine her zaman uyum sağlayamıyor.

Oyuna yeni atanmış bir kolaylaştırıcı, yani bir tesis teknisyeni olan Shiro isimli genç bir karakteri kontrol ederek başlıyoruz. Görevimiz ise D-topia içindeki sistemlerin düzgün çalışmasını sağlamak ve buradaki vatandaşların günlük sorunlarını çözmektir. Günlerimiz, sabah uyanıp kişisel temizliğimizi yapmak, hazır kahvaltımızı yemek ve ardından fabrikadaki mesaimize gitmek gibi oldukça katı ve tekrarlayan bir rutin etrafında şekilleniyor.

Bu yapay ütopyanın iki farklı yüzü bulunuyor ve bir kolaylaştırıcı olarak bu iki dünya arasında geçiş yapabiliyoruz. D-topia sakinlerinin yaşadığı normal taraf tamamen yapay bulutlar, hologramlar ve sahte renklerle süslenmişken, arka plandaki gerçek dünya olan Block Side ise karanlık ve mekanik bir yapıya sahip. Bu iki boyutu değiştirerek dünyadaki çeşitli teknik sorunları çözebiliyoruz ancak bu mekaniğin oyunda biraz geri planda kaldığını belirtmeliyim.

Günün kalanında karşılaştığımız insanların bu yapay düzende ne kadar yıprandığını görüyoruz. Sakinlerin tamamı optimizasyon sistem entegrasyonu denilen implantları taşımak zorunda bırakılıyor. Örneğin, D-topia içindeki sakinlerden Muri, ileride birine yedek organ olmak için üretilen bir klon olduğunu neşeyle anlatarak bizi ürpertiyor. Bir diğer karakter olan Tot ise beynindeki çip yüzünden anksiyetesini bastırmak için aşırı yemeyle mücadele ediyor.

Bunun dışında yapay yağmurlar ve sesler yüzünden sağlık sorunları yaşayan bir genç kızla ya da hastalığına çare bulunması için yıllarca dondurulan ancak şimdiki zamana ayak uyduramayan bir adamla tanışıyoruz. Ayrıca, D-topia sokaklarında başıboş gezen ve yapay zeka tarafından uyutulması planlanan mavi huysuz bir kedinin kaderini belirleme şansımız da oluyor. Karakterlerle girdiğimiz etkileşimler oyunun dünyasını çok daha derin hale getiriyor.

Evrende sadece burası değil, uyumsuzların gönderildiği Z-Topia, G-Topia ya da A-Topia gibi farklı yapay şehirler de bulunuyor. Tüm bu detayları öğrenirken kritik kararlar vermemiz gerektiğinde, Shiro karakterinin zihninde Beyin Toplantısı adı verilen akış şemasına benzer sisteme giriyoruz. Burada, D-topia sakinlerinin hayatını doğrudan etkileyecek ve hikayenin gidişatını değiştirecek seçimler yapıyoruz. Oyun bu noktalarda oldukça etkileyici olabiliyor.

Oyunun oynanış temelini oluşturan bulmacalar ise genellikle sayılara dayalı mantık yürütme üzerine kurulmuş. Karşımıza çıkan bulmaca türleri arasında numaralandırılmış blokları ışınlayıcılar ve engeller aracılığıyla doğru yerlere taşımak veya çizgiler çizerek hedeflenen sayıya ulaşmak gibi mekanikler yer alıyor. D-topia içindeki fabrikada her gün bu tarz sayı oyunlarını çözerek mesaimizi tamamlamak ve her adıma göre değeri artan kareleri doldurmak durumundayız.

Fabrikadaki performansımıza ve bulmacaları çözme hızımıza göre her günün sonunda bir ücret alıyoruz. İstersek mesaiye kalıp daha fazla bulmaca çözerek kazancımızı artırabiliyor ve bu parayı kendimiz veya kedimiz için yiyecek almakta ya da evimizi süslemekte kullanabiliyoruz. Ancak D-topia içindeki dairemiz için aldığımız dekorasyon eşyalarının yerleri otomatik olarak belirleniyor ve bize manuel bir özelleştirme fırsatı sunulmuyor. Benim için problem değil ama sevmeyeni olacaktır.

Görsel açıdan minimalist ve son derece temiz bir tarz benimseyen D-topia, insanı içine çeken sakin havasıyla biraz Wall-E hissi uyandırıyor. Karakter tasarımları hafifçe Pokemon dünyasını anımsatsa da, bu sade estetik dünyanın steril yapısını çok iyi yansıtıyor. Oyuna eşlik eden teknoloji esintili melodiler ve sakin enstrümantal tınılar içeren müzikler de atmosferi tamamlamayı başarıyor.

Aldığımız kararlar doğrultusunda D-topia oyununun ilgi çekici sakinleri bize hediyeler veriyor, telefonumuzdan mesaj atarak teşekkür ediyor ve toplamda üç farklı sondan birine ulaşıyoruz. Eğer insanlara kaba davranırsak ya da onları tamamen görmezden gelirsek şehirden atılmalarına bile sebep olabiliyoruz. Hikayedeki önemli seçim noktalarını tekrar deneyebilmemiz için oyunda bir bölüm seçme ekranının bulunması da oyuncu dostu bir detay olmuş.

Teknik açıdan sorunsuz çalışan ve hatalardan arınmış olan D-topia, maalesef bazı ciddi tempo sorunlarına sahip. Oyundaki telefon mesajlaşmalarının geçilememesi ve yavaş ilerlemesi bir süre sonra sıkıcı olmaya başlıyor. Ayrıca haritanın küçük olması ve sürekli aynı yerleri ziyaret etmek keşif hissini baltalıyor. Günlük rutinin tekrara binmesi de oyunu sıkıcı bir ev işine dönüştürüyor.

Sonuç olarak D-topia, devasa bütçeli ve kusursuz bir yapım olmasa da kasvetli bir günde içilen sıcak domates çorbası gibi kendi halinde bir huzur sunmayı başarıyor efendim. Birkaç saat içinde tamamlayabileceğiniz bu mütevazı macera, cebinizi de yormayacak bir fiyat etiketiyle geliyor, ben bu satırları yazdığım sırada Steam üzerinde 9 USD civarında. Eğer büyük beklentiler içine girmeden, sakin ve hafif karanlık bir hikaye eşliğinde bulmaca çözmek isterseniz bu oyuna şans verebilirsiniz.

D-topia

8
Tür: Macera, Bulmaca
Platform: PC, PlayStation 5, Xbox Series S, Xbox Series X, Nintendo Switch, Nintendo Switch 2
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Kararların insanların kaderini belirlemesi ve farklı sonlara kapı açması.
  • Karakterlerin her birinin derin hikayelere ve farklı kişiliklere sahip olması.
  • Sayılara dayalı mantık bulmacalarının keyifli kafa yorma seansları yaşatması.
  • Bölüm seçme ekranı sayesinde sonları görmek için oyunu baştan oynama zorunluluğunun olmaması.
  • Minimalist görsel tasarımın günün saatlerine göre harika renk paletleri sunması.
  • Tekno esintili müziklerin ve sakin enstrümantal tonların atmosfere çok yakışması.
  • Kedimizin kumunu temizlemesi gibi ince detaylar için özel diyaloglar yazılmış olması.
  • Fabrikadaki bulmacaları hızlı çözünce fazla para kazanma ve bunu harcayabilme sistemi.
  • Teknik olarak son derece akıcı çalışması ve hiçbir hatayla karşılaşılmaması.
  • Hikayenin gidişatını etkileyen Beyin Toplantısı mekaniği ve sunduğu özgürlükler.

Eksiler

  • Karakterler arasında sesli diyalogların bulunmaması.
  • Blok Tarafı isimli alternatif boyut mekaniğinin neredeyse hiç kullanılmaması ve işlevsiz kalması.
  • Katı günlük rutinin bir süre sonra aşırı tekrara binmesi ve sıkıcı hissettirmesi.

Etiketler: