Sword Art Online evreninin o bildiğimiz tanıdık sınırlarını aşmayı hedefleyen Echoes of Aincrad, nihayet bizlerle buluştu. Serinin ana kahramanı olan Kirito yerine tamamen kendi yarattığımız bir karakterin gözünden olaylara dahil olduğumuz bu yapım, anime serisinin ilk sezonundaki o meşhur ölüm oyunu arkını yeniden ele alıyor. Sanal gerçeklik dünyasında mahsur kalan ve oyunda ölmenin gerçek hayatta da ölümle sonuçlandığı binlerce oyuncunun hayatta kalma mücadelesi, bu kez daha karanlık ve taktiksel bir aksiyon ve rol yapma formülüyle karşımıza çıkıyor.

Temelde souls-like esintileri barındıran Echoes of Aincrad, oynanış yapısı itibarıyla aslında tam olarak bu türe hizmet etmiyor efendim. Karakterimizin dayanıklılık barını yönettiğimiz, düşman saldırılarından kaçınmak için yuvarlandığımız ve sisli kapıların ardındaki devasa bölüm sonu canavarları ile savaştığımız bu ilginç dünyada, souls oyunlarının o geleneksel zorluğundan ziyade daha sistematik bir yapı öne çıkıyor. Karakterimizi geliştirdiğimiz, ganimetler peşinde koştuğumuz ve yoldaşlarımızla zindanları temizlediğimiz oyun bu yönüyle .hack veya Shangri-La Frontier gibi oyun içi oyun temalı yapımlarla büyük benzerlikler gösteriyor.

Seriye yabancı olan veya Sword Art Online evrenini sadece yüzeysel olarak duymuş oyuncular için Echoes of Aincrad maalesef çok zayıf bir başlangıç sunuyor. Hikaye bizi doğrudan oyunun beta aşamasına fırlatıyor ve burada yaklaşık 3 saat süren uzun bir giriş bölümünün ardından asıl büyük kırılma anına ulaşıyoruz. Ancak sanal gerçeklik dünyasında mahsur kaldığımız o can alıcı duyuru yapıldıktan sonra, oyun adeta elini eteğini çekerek tüm açıklamaları yarıda bırakıyor. Olayların neden ve nasıl yaşandığına dair hiçbir temel bilgi sunulmadığı için kendinizi Stephen King’in Kubbe’nin Altında romanındaki gibi anlamsız bir kuşatılmışlığın ortasında buluyorsunuz.

Anlatı tarafındaki bu sığlık, Echoes of Aincrad oyununun diyaloglarında ve karakter etkileşimlerinde de kendisini hissettiriyor. Oyundaki diyaloglar o kadar mekanik ve ruhsuz yazılmış ki karakterlerin konuşmaları Dragon’s Dogma oyununun piyonlarından bile daha robotik hissettiriyor. Haritada yürürken sürekli “wolf-type enemy” gibi yapay cümleler duymak bir süre sonra can sıkıcı bir hal alıyor. Üstelik sessiz kahraman formülünün bu oyundaki kullanımı tam bir fiyasko olarak karşımıza çıkıyor; en ciddi sahnelerde bile karakterimizin sadece kafasını sallaması veya hafifçe gülümsemesi, Pinokyo’nun insana dönüşme çabasını andıran yapay bir hava yaratıyor.

Yine de bu kadar anlatı pürüzünün arasında Echoes of Aincrad dünyasının o kılıç ve dövüş odaklı düşük fantezi atmosferini gerçekten çok sevdim. Birçok rol yapma oyununun aksine sihir ve büyü sistemlerinin arka planda kalması, sadece çeliğin gücüne güvenmek zorunda olduğumuz o saf dövüş hissini çok iyi yansıtıyor. Tabii ki kafasında boynuzları olan bir boğanın üzerimize şok dalgaları fırlatması gibi bazı absürt MMO mantıkları bu havayı bozabiliyor ancak genel olarak kurgulanan o tekinsiz atmosfer oyunun en akılda kalıcı yönlerinden biri olmayı başarıyor.

Büyüleyici evren potansiyeline rağmen Echoes of Aincrad oyununun tasarımcılarının kuleyi inşa etme şekli büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Bizlere tam 100 kattan oluşan, ucu bucağı görünmeyen devasa bir sığınak vadedilmişken, oyunun tüm serüven boyunca sadece ilk 2 katı kapsayacak şekilde sınırlandırılmış olması inanılmaz can sıkıcı bir durum. İkinci kata ulaştığımızda haritalar ne kadar büyürse büyüsün, o tırmanış hissinin ve dikey yükselişin eksikliği koca bir potansiyelin daha yolun başında sönüp gitmesine neden oluyor.

Aksiyon sahnelerindeki o en temel vuruş hissiyatının zayıflığı ise Echoes of Aincrad oyununun savaş mekaniklerini baltalayan en büyük sorun olarak öne çıkıyor. Elinizdeki silahın türü ne olursa olsun, düşmana saldırdığınızda sanki havayı sallıyormuşsunuz gibi hissettiren büyük bir ağırlıksızlık hissi hakim. Darbe aldığınızda karakterinizin tepki animasyonlarının olmaması, bazen canınızın gittiğini bile fark edememenize yol açıyor. Saldırılardan gelen görsel ve işitsel geri bildirimin bu denli yetersiz olması, dövüşlerin o heyecan verici ritmini tamamen yok ediyor.

Neyse ki oyundaki yoldaş kontrol sistemi Echoes of Aincrad deneyimini tamamen çökmekten kurtaran harika bir taktiksel derinlik sunuyor. Yanımızdaki yapay zekalı ortağımızı Switch ve Free modları arasında yönetmek, savaşların kaderini doğrudan belirliyor. Serbest modda ortağımız agresif bir şekilde saldırıp düşmanın dikkatini üzerine çekerken, onun konsantrasyon gücünü korumak adına doğru zamanda Switch moduna geçip arkamızda dinlenmesini sağlamamız gerekiyor. Bu sürekli geçiş süreci, oyunu bir aksiyon oyunundan ziyade adeta her hamlesini önceden planladığımız bir sıra tabanlı RYO deneyimine dönüştürüyor.

Bu harika mekanik ne yazık ki oyunun dar zindan arenalarındaki dengesiz düşman yerleşimleri yüzünden zaman zaman kaosa kurban gidiyor. Echoes of Aincrad oyunundaki bölüm sonu canavarı savaşlarında, ana düşmanın sürekli olarak arkadan yeni küçük yaratıklar çağırması ve dar alanda sizi kuşatması dövüşleri içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Kameranın bu yoğun kalabalıkta yönünü şaşırması ve arkadan gelen isabetsiz darbeleri görememek, sistemin tüm o taktiksel derinliğini sıfırlayarak can sıkıcı bir eziyete dönüşüyor ne yazık ki.

Savaşların bu tutarsız yapısına rağmen oyundaki ganimet toplama ve karakter geliştirme döngüsü Echoes of Aincrad dünyasında geçirdiğim saatleri oldukça keyifli kılmayı başardı. Düşmanlardan düşen rastgele özellikli silahları toplamak, kasabaya döndüğümüzde istemediğimiz parçaları eriterek favori kılıcımızın temel hasarını artırmak veya özel avantajları birbirine aktarmak son derece bağımlılık yapıcı bir sisteme sahip. Doğru ekipman sinerjilerini bularak tek vuruşta devasa hasarlar çıkaran bir build tasarlamak, harcadığınız emeklerin karşılığını aldığınızı hissettiriyor.

Keşif tarafında ise Echoes of Aincrad maalesef süreyi yapay olarak uzatmak için tasarlanmış anlamsız angaryalarla dolu durumda efendim. Açık dünyada dolaşırken birkaç adım ötenizde duran bir sandığa veya dinlenme alanına ulaşabilmek için, oyunun sizi kilometrelerce uzaktaki dolambaçlı patikalara zorlaması sabrınızı ciddi anlamda sınıyor. Üstelik oyunun haritasının sürekli yanlış veya eksik göstermesi de bu yön bulma işkencesini körüklüyor. Haritada bomboş arazilerde amaçsızca koşmaktan başka hiçbir keşif hissi sunulmuyor.

Bu yön bulma karmaşası yüzünden bir süre sonra oyundaki tüm puanlarımı sadece AGI, yani çeviklik istatistiğine yatırmak zorunda kaldım. Bunun sebebi karakterimin daha güçlü olması veya dövüşlerde daha hızlı kayması değil, sadece o devasa boş haritalarda bir noktadan diğerine daha hızlı koşabilmek istememdi. Bölüm tasarımlarındaki bu sığlık, sadece labirent adı verilen zindanlardaki o labirent benzeri derin koridorlarda biraz olsun kırılıyor; keşke açık dünyanın tamamı da bu zindanlar kadar özenli hazırlansaydı.

Bilgisayar performansı tarafına geçtiğimizde ise Echoes of Aincrad modern bir yapıma yakışmayacak derecede hantal ve özensiz bir port ile karşımıza çıkıyor. Fare hareketlerinin sadece bir kontrolcü analogunu taklit etmesi gibi affedilemez teknik hataların yanında, tuş atamalarının esnek olmaması ve bazı aksiyonların aynı tuşa kilitlenmesi oynamayı zorlaştırıyor. Görsel olarak çok üst düzey bir detay sunmamasına rağmen oyunun en güçlü sistemlerde bile sürekli takılması, kare hızı düşüşleri yaşaması ve aniden masaüstüne çökmesi optimizasyonun ne kadar felaket olduğunu gösteriyor.

Bu teknik özensizlikler, oyunda build çeşitliliği teşvik edilmesine rağmen herhangi bir loadout seçeneği olmamasıyla daha da can sıkıcı bir hal alıyor ne yazık ki. Echoes of Aincrad oyununu oynarken stat puanlarınızı dilediğiniz gibi sıfırlayabiliyorsunuz ancak her seferinde puanları ve ekipmanları tek tek manuel olarak ayarlamak zorunda kalmak tam bir zaman kaybı yaratıyor. Çeviklik odaklı bir yapıdan güç odaklı bir yapıya geçmek istediğinizde karşılaştığınız bu hantal menü yönetimi, oyuncuyu denemeler yapmaktan tamamen soğutuyor.

Benzer bir hantallık envanterimizdeki kullanılabilir eşyaların yönetiminde de kendisini gösteriyor. Haritada ilerlerken bazı yolları açmak için yanınızda sürekli patlayıcılar veya yangın bombaları taşımak zorundasınız ama bu eşyaların zindanlarda hiçbir işe yaramaması nedeniyle sürekli çantanızı düzenlemek zorunda kalıyorsunuz. En can sıkan detay ise Echoes of Aincrad içinde bir görev esnasında oyunu durdurma seçeneğinin olmaması ve oyundan çıktığınızda o göreve dair tüm ilerlemenizin, topladığınız ganimetlerin silinerek sizi sadece dinlenme noktasına geri atması.

Sonuç olarak tüm bu teknik sorunları, boş haritaları ve hantal sistemleri bir araya getirdiğimizde karşımızda oldukça yarım kalmış bir yapım duruyor. Echoes of Aincrad aslında silah geliştirme ve yoldaş yönetimi gibi çekirdek mekaniklerinde ne kadar eğlenceli olabileceğini gösterse de, bu güzel özü tonlarca gereksiz dolgu içerikle ve teknik hatalarla boğmayı tercih etmiş. Ölündüğünde karakterinizin tamamen silindiği Death Game gibi fikirler ne kadar çekici görünse de, oyunun bu hantal ve adaletsiz dünyasında böyle bir riske girmek maalesef sadece bir sabır testine dönüşüyor.

Anlatı cephesinde de oyun adeta derinleşmekten kaçınıyor. Karakterinizin dünyadaki bu kriz durumunda nasıl hissettiğini, diğer insanlarla kurduğu o zorunlu bağları daha derinlemesine izlemek isterken karşınıza çıkan diyalog seçimlerinin kısıtlılığı hevesinizi kırıyor. Echoes of Aincrad içerisinde ne zaman bir yoldaşınız size içini dökse ve ciddi bir durumdan bahsetse, oyun size sadece kafanı sallama veya hafifçe gülümseme seçeneği sunuyor. Kendi karakterimizi olayların tam kalbinde hissetmek yerine, her söylenene onay veren bir figüran gibi izleyici konumunda kalıyoruz.

Bu durum rol yapma dinamikleri açısından bakıldığında, benzer anlatı derinliklerine sahip olan güncel yapımların çok gerisinde kaldığını gösteriyor. Örneğin, Metaphor: ReFantazio gibi oyunlarda sessiz bir ana karakter olsa dahi onun diyaloglara aktif katılımını ve hikayedeki ağırlığını net bir şekilde hissedebiliyorken, Echoes of Aincrad bizi sadece yoldaşların peşinden sürüklenen bir robota dönüştürüyor. Kendi kararlarınızın veya duruşunuzun hiçbir hikayesel ağırlığının olmaması, ölüm kalım savaşı veren bir karakterin inandırıcılığını tamamen zedeliyor.

Savaş alanındaki mekanik sorunlar ise tek bir düşmandan ziyade kalabalık gruplara karşı dövüşmek zorunda kaldığımızda iyice baş gösteriyor. Normal şartlarda souls-like oyunlarında olduğu gibi düşmanları tek tek üzerimize çekip alanı kontrol altında tutmamız gerekirken, Echoes of Aincrad dar arenalardaki dövüşlerde üzerimize rastgele ufak yaratık dalgaları fırlatarak bu taktiksel yapıyı tamamen bozuyor. Kameranın dar alanlarda kontrolden çıkması ve karakterin yavaş hareket etmesi, bu kaotik anları tamamen şansa dayalı birer karmaşaya dönüştürüyor.

Günün sonunda tüm bu pürüzlerine ve eksiklerine rağmen oyundaki ganimet peşinde koşma ve kılıçlarımızı güçlendirme süreci bağımlılık yapıcı bir yapı sunuyor. Eğer zorlu teknik hataları, boş haritaları ve ruhsuz diyalogları bir kenara bırakıp sadece derin karakter geliştirme ve yoldaş yönetimi üzerine kurulmuş hırslı bir JRPG deneyimi arıyorsanız, Echoes of Aincrad sizlere birkaç keyifli saat sunabilir. Ancak oyunun bir AAA yapım fiyatıyla satıldığını ve bu yüksek beklentileri karşılamaktan çok uzak olduğunu bilerek yola çıkmak en doğrusu olacaktır.

Echoes of Aincrad

6
Tür: Aksiyon, Rol Yapma, Anime, Souls-like
Platform: PC, PlayStation 5, Xbox Series S, Xbox Series X
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Silah geliştirme, perk aktarma ve derin karakter gelişimine dayalı bağımlılık yapıcı ilerleme sistemi.
  • Yoldaş yapay zekasının savaşa derinlik katan Switch ve Free modları arasındaki taktiksel yönetimi.
  • Sihirsiz, kılıç ağırlıklı düşük fantezi dünyasının sunduğu özgün atmosfer.
  • Zindanlardaki labirent tasarımlarının sunduğu başarılı derinlik hissi.

Eksiler

  • Kozmetik olmayan, ağırlık ve vuruş hissi barındırmayan hantal savaş animasyonları.
  • Evrenin kurallarını ve ölüm oyunu temasını yeni oyunculara anlatmakta tamamen yetersiz kalan sığ senaryo anlatımı.
  • Diyalogların ve sessiz ana karakterin sunduğu aşırı mekanik, ruhsuz ve Pinokyo hissi veren diyalog sistemi.
  • Açık dünyanın sunduğu aşırı boş, hantal ve sadece süreyi uzatmak için tasarlanmış anlamsız keşif yapısı.
  • Konsol emülasyonu gibi hissettiren fare kontrolleri, tuş kilitlenmeleri ve sürekli yaşanan çökmelerle bezeli felaket PC sürümü.
  • Görev esnasında oyunu durdurma seçeneğinin olmaması ve yarıda çıkıldığında tüm görev ilerlemesini ve ganimetleri tamamen silen hantal kayıt yapısı.
  • Açık dünyadaki zayıf yaratıklar ile zindanlardaki tek vuruşta öldüren patronlar arasındaki dengesiz zorluk eğrisi.

Etiketler: