Tomb Raider serisinin modern yeniden yapım üçlemesinin orta ayağı olan Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration, ilk çıkışından yıllar sonra nihayet Nintendo Switch 2 kullanıcılarıyla buluşuyor. Temelde yarı açık dünya haritalarına sahip, gizlilik, üretim ve keşif elementleriyle harmanlanmış klasik bir aksiyon ve macera oyunu olan bu yapım, Lara Croft’un deneyimsiz bir hayatta kalandan acımasız bir avcıya dönüşümünü konu alıyor. Uncharted gibi serileri sevenlerin oldukça tanıdık bulacağı bu formül, sinematik aksiyon sahnelerini ve çevresel bulmacaları bir araya getirerek oyuncuya dolu dolu bir deneyim sunuyor.
Oyun içerisindeki hikayemiz 2013 yılındaki ilk oyunun sarsıcı olaylarından bir yıl sonrasında başlıyor ve travmalarını atlatmaya çalışan Lara’nın, babasının yarım bıraktığı bir araştırmanın peşinden gitmesini anlatıyor. Ölümsüzlük bahşettiğine inanılan İlahi Kaynak adındaki kadim bir eseri bulmak için Suriye çöllerinden Sibirya’nın dondurucu dağlarına uzanan Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration oyununun senaryosu, klişe ama kesinlikle sürükleyici bir yapı sunuyor. Trinity adındaki acımasız bir örgüte karşı verdiğimiz bu yarışta, hikayenin gidişatını çok önceden tahmin edebilseniz bile yaşanan sinematik anlar ilginizi canlı tutmayı başarıyor.
Oynanış döngüsü ilk oyunun üzerine devrimsel yenilikler koymak yerine var olan formülü çok daha rafine bir hale getiriyor. Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration boyunca kamp ateşlerinde dinleniyor, etraftan topladığımız mantar, odun ve hayvan postu gibi kaynaklarla silahlarımızı geliştiriyor ve yeni yetenekler açıyoruz. Haritadaki bazı özel hayvanların sadece belirli hava koşullarında veya bölgelerde ortaya çıkması, basit üretim sistemine keyifli bir avcılık ve takip mekaniği ekleyerek dünyayı daha canlı hissettiriyor.
Keşif hissiyatını zirveye taşıyan unsurlar ise şüphesiz ki ana haritanın köşelerine gizlenmiş olan isteğe bağlı meydan okuma mezarları oluyor. Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration içindeki bu mezarlar, ana hikayedeki bulmacalara kıyasla çok daha çok katmanlı, zekice tasarlanmış ve tatmin edici çevresel zorluklar sunuyor. Su seviyelerini ayarlayarak veya maden arabalarını kapılara çarptırarak çözdüğümüz bu devasa odaların sonunda, sadece basit tecrübe puanları değil, Lara’ya kalıcı yeni pasif özellikler kazandıran kadim kitaplar elde ediyoruz.
Oyunun savaş mekanikleri, gizlilik odaklı yaklaşımlarda son derece pürüzsüz çalışırken iş açık çatışmalara geldiğinde maalesef yaşını fazlasıyla hissettiriyor. Çalıların arasına saklanıp, zehirli oklar fırlatmak veya şişelerle düşmanların dikkatini dağıtmak oldukça keyifliyken, Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration içindeki ateşli silahların vuruş hissi zayıf ve hantal kalıyor. Özellikle oyunun sonlarına doğru karşımıza çıkan ağır zırhlı Trinity askerleriyle zorunlu olarak girdiğimiz çatışmalar, eski nesil siper alma mekanikleri nedeniyle zaman zaman eziyete dönüşebiliyor.
Bu hantallığı Nintendo Switch 2 platformunda daha da belirginleştiren şey ise nişan alma kontrollerindeki sertlik ve hissedilir gecikmeler oluyor. Aspyr ekibinin geliştirdiği bu Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration portunda, jiroskop ile nişan alma desteğinin sadece menülerde eşya incelerken kullanılabiliyor olması büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Oyunun en yoğun çatışma anlarında okumuzu veya tüfeğimizi hareket sensörüyle yönlendirememek, zaten hantal olan çatışma dinamiklerini özellikle analog çubuklarla oynarken çok daha zorlayıcı ve isabetsiz kılıyor.
Savaş alanının dışına çıktığımızda ise oyunun o tatlı metroidvania elementleri devreye giriyor ve sizi sürekli eski bölgelere yeni içerikler için geri dönmeye teşvik ediyor. Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration oyununun haritalarında gezinirken ilk başta açamadığınız kapıları veya ulaşamadığınız yüksek çıkıntıları, sonradan elde ettiğiniz halatlı oklar veya patlayıcılar sayesinde kolayca geçebiliyorsunuz. Bu sayede yarı açık dünya olan Sibirya haritası, keşfedilecek tonlarca gizem barındıran ve asla sıkıcılaşmayan büyük bir oyun alanına dönüşüyor.
Haritada gezinirken Lara’nın dil becerilerini geliştirmek, benim en sevdiğim keşif detaylarından biri oldu. Etrafta bulduğumuz eski Rusça, Yunanca veya Moğolca parşömenleri okuyarak Lara’nın bu dillerdeki ustalığını artırıyoruz ve seviyemiz yeterince yükseldiğinde haritadaki devasa monolitleri deşifre edebiliyoruz. Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration içindeki bu dil öğrenme sistemi, hem Lara’nın bir akademisyen ve arkeolog olduğu gerçeğini oynanışa harika yediriyor hem de oyuncuyu hikayenin geçmişiyle bağ kurmaya zorluyor.
Oyunun bu sürümü adında barındırdığı gibi yıllar içinde çıkmış tüm ek paketleri de bünyesinde barındırarak muazzam bir içerik paketi sunuyor. Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration sayesinde Rus folklorunu işleyen Baba Yaga hikayesine, zombilerle dolu malikane savunması Lara’s Nightmare moduna ve tamamen hayatta kalma odaklı eşli Endurance moduna anında erişebiliyoruz. Ayrıca, otuzdan fazla özel kıyafet, silahlar ve nostaljik orijinal PlayStation dönemi Lara görünümleri de bu 20 GB boyutundaki paketin değerini fazlasıyla artırıyor.
Teknik açıdan baktığımızda ise oyunun Nintendo Switch 2 portu görsel olarak on yıl öncesinin dokularını taşısa da hala göze oldukça hoş görünmeyi başarıyor. Karla kaplı Sibirya dağları, donmuş şelaleler ve Sovyet döneminden kalma terk edilmiş madenler Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration içinde muazzam bir atmosfer yaratıyor. Ağaçlarda ve bazı düşman modellerinde düşük çözünürlüklü dokular göze çarpsa da kamera açıları ve çevre tasarımı oyunun yaşını gizliyor.
Ancak performans tarafında bu taşınabilir sürümün beklenen sıçramayı yapamaması gerçekten üzücü bir durum. Yeni nesil donanımın gücüne rağmen Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration saniyede otuz kare hızına kilitlenmiş durumda ve büyük bölgelere geçiş yaparken anlık takılmalar yaşatabiliyor. İlk oyunun Nintendo Switch 2 portunun saniyede altmış kare hızında çalıştığı düşünüldüğünde, bu oyunun NVIDIA DLSS veya benzeri bir modern ölçeklendirme teknolojisi kullanmadan eski standartlarda takılıp kalması oyunun potansiyelini kısıtlıyor.
Sonuç olarak Rise of the Tomb Raider: 20 Year Celebration, serinin bu modern üçlemesindeki en derli toplu ve içerik açısından en zengin oyunu olmayı sürdürüyor. Jiroskop eksikliği ve kilitli otuz kare kare hızı gibi teknik hayal kırıklıkları barındırsa da sunduğu muazzam içerik paketi ve uygun fiyatıyla el konsolunda oynanacak harika bir macera vaat ediyor. Eğer bu oyunu daha önce güçlü platformlarda altmış kare hızında oynamadıysanız, Sibirya’nın dondurucu soğuğunda gizem peşinde koşmak için Nintendo Switch 2 sürümü harika bir bahane sunuyor.





