Dynasty Warriors veya Sengoku Basara gibi klasikler sayesinde “1 kişiye karşı 1000 kişi” formülünün yaşattığı o devasa aksiyon hissine yıllardır aşinayız. Bloodroots oyununun geliştiricisi olan Paper Cult tarafından Erken Erişim olarak yayımlanan Tears of Metal, bu tanıdık musou formülünü klan yetenekleri ve rastgele harita döngüleriyle buluşturan son derece dinamik bir hack-and-slash oyunu olarak karşımıza çıkıyor. El çizimi mürekkep ve grafik roman tarzındaki görsel estetiğiyle hemen farkını ortaya koyan bu yapım, binlerce düşmanın üzerine gözü kapalı atıldığımız yüksek tempolu bir intikam serüveni vadediyor.

Hikaye bizi hayali bir alternatif İskoçya atmosferine ve Ejderha Taşı adındaki mistik güçlerin peşine düşen açgözlü işgalcilerin ortasına götürüyor. Vatanlarını geri almak için ant içmiş İskoç taburlarını komuta ettiğimiz Tears of Metal boyunca, işgalci orduları püskürtmek ve adamızı temizlemek için çetin savaşlara giriyoruz. Senaryo çok derin bir anlatı sunmasa da haritada karşılaştığımız dost birliklerin ve ordu komutanlarının arkasındaki küçük hikaye detayları, girdiğimiz bu amansız kan davasını görsel olarak çok daha anlamlı ve sarmalayıcı kılmayı başarıyor.

Savaş mekanikleri temel olarak hafif ve ağır saldırılara, savuşturma hamlelerine ve özel yeteneklere dayanıyor. Düşman sürülerini kılıçtan geçirdikçe dolan güç göstergesini tek bir tuşla birliklerimize emir vermek veya yıkıcı nihai saldırılar düzenlemek için kullanabiliyoruz. Tears of Metal oyununun mücadelelerinde sadece rastgele tuşlara basarak ilerlemek mümkün olmuyor; kapışmanın ortasındaki şövalye kaptanlar dikkatsiz davrandığınızda sizi anında üsse geri gönderebiliyor. Dolayısıyla kalabalık grupların arasına dalarken hamlelerimizi doğru zamanlamak ve taktiksel olarak hareket etmek hayati önem taşıyor.

Erken Erişim sürümünde beş kahramandan üç tanesi kullanıma sunulmuş ve her birinin kendine has dövüş stili bulunuyor. Kılıcıyla hızlı savuşturmalar yapan efsanevi William Wallace veya yumruklarıyla adalet dağıtan kadın savaşçı Brienne gibi karakterleri kontrol edebiliyoruz. Tears of Metal oyununun bu kadrosundaki kahraman çeşitliliği, her yeni denemede farklı bir dövüş tarzını tecrübesini edinmemize olanak tanıyor. Çift baltasıyla düşmanları biçen kurt adam görünümlü üçüncü kahraman ise kadrodaki zenginliği artıran oldukça karizmatik bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Harita üzerinde ilerlerken tamamladığımız her alan, oyunun Tehdit Seviyesi göstergesini kademeli olarak yükseltiyor. Seviye arttıkça sonraki bölgelerde okçu kuleleri, daha güçlü elit düşmanlar beliriyor ve her bölümün sonundaki ana patron belirgin şekilde güçleniyor. Tears of Metal oyununun haritalarında hızlıca ilerlemek ile daha fazla güçlenmek için risk almak arasında sürekli bir denge kurmamız gerekiyor. Kazandığımız her yeni alan hedeflerimizi büyütürken, final savaşının zorluk derecesini de doğrudan etkilediği için taktiksel planlama yapmayı zorunlu kılıyor.

Bölüm sonlarında kazandığımız klan amblemleri, tıpkı Hades oyunundaki tanrı lütufları gibi karakterimize yıldırım düşürme, zehir yayma veya ışık huzmesi fırlatma gibi yetenekler kazandırıyor. Fakat bu güçlendirme kütüphanesinin mevcut sürümde dar tutulması sebebiyle tüm denemeler bir süre sonra birbirine benzemeye başlıyor. Tears of Metal içerisindeki bu çeşitlilik eksikliği, harika işleyen savaş döngüsüne rağmen tekrar oynanabilirlik hissini biraz baltalıyor. Geliştiricilerin güncelleme takvimiyle bu amblem çeşitliliğini artırması ilerleyen süreçte şart gibi duruyor.

Ordumuzu güçlendirmek için haritalardan heykeller topluyor, tüccardan eşyalar satın alıyor ve yan görevlerle yeni yoldaşlar kazanıyoruz. Ancak geliştirme malzemelerinin ve can yenileme noktalarının aşırı kıt olması ilerleyişi epey zorlaştırıyor. Tears of Metal içinde can yenilemek için kalp simgeli bölgelere gittiğinizde bile dinlenmek yerine 3 veya 4 yeni düşman dalgasını temizlemek zorunda kalıyorsunuz. Zaten ucu ucuna hayatta kaldığınız anlarda dinlenmek yerine tekrar savaşa zorlanmak, oyundaki kaynak yönetimini zaman zaman oldukça sinir bozucu kılabiliyor.

Gelişim ağacı uzun vadeli bir grind mantığına dayandığı için ordunuzu ve ekipmanlarınızı tam anlamıyla güçlendirmek epey zaman alıyor. Komutanlarınıza eklediğiniz kalıcı unvanlar, savaştan topladığımız geçici muskalar ve üssümüzdeki geliştirmeler yavaş ilerlediği için başlarda bir duvara çarpmış gibi hissedebiliyorsunuz. Buna rağmen Tears of Metal, takıldığınız zorlu patronları ve bölge liderlerini en sonunda yerle bir ettiğinizde o gecikmeli ama tatlı tatmin hissini yaşatmayı başarıyor. Sabırlı oyuncular için bu uzun gelişim süreci harika bir motivasyon kaynağına dönüşüyor.

Çizgi roman tarzındaki canlı görselliği, şiddet dozajı yüksek kan efektleri ve Orta Çağ mimarisini yansıtan bölge tasarımları harika bir estetik sunuyor. Kan görmekten rahatsız olanlar için grafik menüsünde şiddeti kapatma seçeneğinin sunulması da ince bir detay olmuş. Ancak Tears of Metal içerisinde Şampiyon adındaki elit düşmanlar belirdiğinde ekrandaki ışığın aniden kararması görüşü ciddi şekilde zorlaştırıyor. Zaten siyah ve kırmızı tonlara sahip olan bu düşmanların karanlık efektlerle iyice belirsizleşmesi, savaş anında hedefleri seçmeyi maalesef oldukça güçleştiriyor.

İşitsel tarafta ise savaşa giren askerlerin bağrışmaları, kılıçların birbirine vururken çıkardığı çelik sesleri ve ordunun moralle yükselen çığlıkları atmosferi mükemmel destekliyor. Özellikle üs alanında dinlendiğimiz anlarda arkada çalan Kelt tulumu müzikleri kulakların pasını silen harika bir melodiye sahip. Tears of Metal oyununun kaliteli ses tasarımı sayesinde kendinizi gerçekten İskoç dağlarında bir orduyu yönetiyormuş gibi hissediyorsunuz. Çatışma anlarındaki o gürültülü savaş sesleri ile üssteki melodilerin uyumu atmosferi her an canlı tutmayı başarıyor.

Oyunun en keyifli ve sürükleyici yönlerinden biri de 4 kişiye kadar destek sunan çevrimiçi işbirlikçi modu olarak öne çıkıyor. Arkadaşlarınızla birlikte düşman ordularının üzerine çullanmak, haritadaki tehdit seviyesi risklerini tartışmak ve klan yeteneklerini bölüşmek maceranın eğlence dozajını katlayarak artırıyor. Tek başınıza oynarken hissettiğiniz o yavaş gelişim baskısı, çok oyunculu seanslarda yerini katıksız bir aksiyon komedisine bırakıyor. Şüphesiz Tears of Metal, arkadaş gruplarıyla omuz omuza savaşıldığında çok daha unutulmaz anlar yaşatıyor.

Şu anki Erken Erişim sürümünde 3 farklı bölüm, 3 kahraman ve yaklaşık 10 ile 20 saatlik doyurucu bir içerik paketi sunuluyor. Paper Cult ekibinin 4 ile 12 ay arasında tutmayı planladığı bu süreç boyunca oyuna yeni kahramanlar, klanlar ve köy geliştirme sistemleri eklenecek. Erken Erişim aşamasında olmasına rağmen oldukça cilalı duran Tears of Metal, koleksiyon sayfalarındaki bazı geçici metinler dışında teknik açıdan gayet stabil bir performans çiziyor. Güncellemelerle içerik çeşitliliği arttıkça oyunun potansiyeli çok daha yukarılara çıkacaktır.

Özetlemek gerekirse, musou türünün kalabalık savaş ruhunu roguelite mekanikleriyle birleştiren son derece başarılı ve akıcı bir aksiyon yapımıyla karşı karşıyayız. Klan amblemlerinin kısıtlılığı ve can kaynaklarının zorluğu zaman zaman yorsa da, görselliği ve dövüş dinamikleriyle kendisini saatlerce oynatmayı başarıyor. Eğer arkadaşlarınızla birlikte devasa orduları biçeceğiniz tempolu ve şık bir hack-and-slash arıyorsanız, Tears of Metal, şans vermeniz gereken taze yapımlardan biridir.

Etiketler: