Taktiksel tahliye nişancı türünün birbirini tekrar eden kalıplarına alışmışken, Active Matter sayesinde kendimi sarmal bir zaman döngüsünün ortasında buldum. Ölüp ölüp aynı noktada dirildiğim bu kırılmış çoklu evrende temel amacım, zamanı ve mekânı büken aktif madde isimli gizemli kaynağı toplamak ve monolite ulaşarak bu döngüden bir çıkış yolu aramaktı.
Active Matter içerisindeki hikaye anlatımının uzun diyaloglar yerine terkedilmiş Sovyet laboratuvarlarına, Dali Adası’nın sanayi komplekslerine ve egzotik çevre detaylarına gizlenmiş olması dünyayı keşfetme arzumu sürekli canlı tuttu. Yaşadığım her başarısızlık sonrasında güvenli sığınağıma geri dönüp, yeni bir beden kovanı seçerek aynı kaosun içine tekrar atıldım.
Active Matter oyununun en çok çarpıcı kısmı yarattığı o sıra dışı ve ürkütücü atmosfer. Elinizde bir tüfekle ilerlerken bir anda yer çekiminin büküldüğü, duvarlarda yürüyebildiğiniz veya gökyüzünün tersine döndüğü tavan arası alanlarla karşılaşabiliyorsunuz. Etrafta dolaşan ve baktığınızda heykel gibi durup kafanızı çevirdiğinizde üzerinize koşan anomaliler, görünmez yaratıklar, elektrik yükleri ve SCP arşivlerinden fırlamış gibi duran korku unsurları her an tetikte kalmanıza neden oluyor.
Haritada sessizce ilerlerken aniden karşınıza çıkan mutasyona uğramış varlıklar ve bükülmüş mekânlar, türün klasikleri olan S.T.A.L.K.E.R. ve Escape from Tarkov oyunlarının esintilerini bilim kurgu unsurlarıyla harika bir şekilde birleştiriyor Active Matter içerisinde. Ateş etme hissi ise son derece tok, ağır ve gerçekçi bir askeri simülasyon havası taşıyor. Ekran ortasında bir nişangah bulunmuyor; hedef almak için silahın kendi fiziki gez ve arpacığını kullanmak zorundasınız.
Karakterinizin 6 farklı vücut bölgesinin ayrı hasar ve zırh profili bulunuyor. Kolunuzdan vurulduğunuzda silahı doğrultmakta zorlanıyor, bacağınız yaralandığında topallamaya başlıyorsunuz ve canınızı yenilemek için siper arkasında gerçek zamanlı bandaj animasyonları uygulamanız gerekiyor. Cephaneliğinde 70 üzeri gerçek dünya silahı barındıran oyunda eklentilerle silahların tepme ve performansını tamamen değiştirebiliyorsunuz. Düzenli cephane doldurma animasyonları, nefes tutma mekaniği ve ucuz ekipmanla sahaya indiğinizde silahın aniden tutukluk yapması gibi detaylar çatışmalardaki stresi katlıyor.
Beni en çok memnun eden özelliklerden biri de yapımcıların hem rekabetçi hem de solo oyuncuları düşünmüş olmasıydı. İster diğer oyuncularla çekiştiğiniz riskli PvPvE baskınlarına girebilir, ister sadece yapay zekaya ve yaratıklara karşı mücadele ettiğiniz izole PvE modunu seçebilirsiniz. Solo oyuncular için izole modun bilet harcamaması ve PvE modunun tek başına veya arkadaşlarla harika bir keşif deneyimi sunması türün en büyük engellerinden birini ortadan kaldırıyor. Karakterinizi kaybetme riski olmadan hızlıca silah alışkanlığı kazanmak ve çatışma pratikleri yapmak istediğinizde ise Hired Ops adındaki arena modu imdadınıza yetişiyor.
Baskınlar arasında döndüğüm sığınak adeta kişisel gelişim merkezim haline geldi. Burada ele geçirdiğim ham maddeleri Refiner ile ayrıştırıp Replicator üzerinde yeni silahlar, zırhlar ve çipler ürettim. Beden kovanı sistemi geleneksel süper güçlere sahip kahraman yetenekleri yerine pasif istatistik dengeleri sunuyor. Bir kovan daha fazla envanter kapasitesi sağlarken termal görünürlüğü azaltıyor, bir diğeri ise ağır yük taşırken stamina cezasını düşürüyor. Sığınağın duvarlarına kestiğiniz yaratıkların kafalarını kupa olarak asabilmek ve atış poligonunda yeni cephaneleri denemek ilerleme hissini oldukça güçlendiriyor. Monolit hattında ilerleyip, harmonizasyon seviyesine ulaştığınızda ise karakterinizi prestige ederek kalıcı pasif avantajlar elde edebiliyorsunuz.
Görsel açıdan Active Matter terkedilmiş ıslak beton yapıları, paslı Sovyet tesisleri ve karanlık atmosferiyle büyüleyici bir iş çıkarıyor. Kendi Dagor motorunu kullanan yapım, eski sistemlerde bile 16 GB RAM ve ortalama bir ekran kartı ile oldukça akıcı ve stabil çalışıyor. Ses tasarımı ise atmosferi pekiştiren en önemli unsurlardan biri. Sessiz anlarda arkada çalan ve Silent Hill müziklerinin yaratıcısı Akira Yamaoka imzasını da taşıyan synthwave ile karanlık ortam seslerinin harmanı kendinizi tam anlamıyla yalnız hissettiriyor.
Tabii ki yaşadığım bu deneyim her anıyla kusursuz değildi. Üst seviye ağır zırhların devreye girmesiyle birlikte gerçekçi silah simülasyonu bazen bir rol yapma oyununa dönüşebiliyor ve yüksek kalibreli bir keskin nişancı tüfeği bile kafadan vuruşta rakibi indiremeyebiliyor. Yönsel seslerin ve ayak seslerinin zaman zaman tutarsızlaşması, yaratıkların bazen sadece doğrudan üzerinize koşması ve bazı arayüz menülerinin karmaşık eşya renkleriyle kafa karıştırması aksiyonu zedeliyor.
Ayrıca, Active Matter içerisinde Replicator üzerindeki üretim zamanlayıcıları sığınakta yapay bekleme süreleri yaratıyor. Böyle bir şeye gerek var mıydı gerçekten? Seviye atlama ekranlarında daha pahalı paketleri teşvik eden ve oyuncuyu adeta uyararak üst sürümleri satın almaya zorlayan arayüz tercihleri ise genel deneyimin şıklığına gölge düşürüyor.
Tüm bu pürüzlere rağmen Active Matter, taktiksel nişancı türüne getirdiği bilim kurgu atmosferi, derin silah özelleştirmeleri ve oyuncuyu zorunlu PvP çilesine mahkûm etmeyen özgür yapısıyla son dönemde oynadığım en özgün işlerden biri olmayı başarıyor. Türün sıkı takipçileri kadar stresi az ancak atmosferi yüksek bir tahliye tecrübesi arayan her oyuncunun bu zaman döngüsüne bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.





