Helldivers 2 ile çok güzel bir başarı yakalamış olan Arrowhead Game Studios ekibinin çok güzel bir sözü var: Herkes için yapılan bir oyun, hiç kimse için yapılmış bir oyundur. Ben açıkçası bu lafa çok fazla inanmıyordum; piyasada aksini kanıtlayabilecek dolu büyük oyun var ama geçen hafta oynamaya başladığım Marvel’s Wolverine, gerçekten cuk diye oturuyor bu durumun içerisine. En baştan söyleyeyim, oyun kesinlikle kötü veya başarısız değil. Sadece, tanıtım videolarında gösterilen oyun ile karşımıza çıkan final ürün aynı kitlelere hitap etmiyor.

Marvel’s Wolverine, Insomniac Games tarafından geliştirildi ve bu stüdyonun birbirinden eğlenceli oyunları vardı. Aslında belki de bu oyunlar bir işaret veriyordu. Marvel’s Spider-Man ve Ratchet & Clank serisi herkese hitap edebilecek, biraz daha az yetişkin oyunu olan ürünler. Yanlış anlamayın, bunlara çocuk oyunu demek istemiyorum. Öyle olsalar bile ben 30 yaşımda bu oyunlardan aşırı zevk aldım ve PlayStation 4/5 dönemindeki tüm Marvel’s Spider-Man ve Ratchet & Clank oyunları bence yılın oyunu seviyesindeki yapıtlardı ama durumun bu sefer farklı olması lazımdı.

Örümcek Adam hiçbir zaman karanlık ve yetişkin bir süper kahraman olmadı bence. Tabii ki o tarz temalar işlendi ama Wolverine gibi karakterlerin yanında Örümcek Adam biraz daha yumuşak kalıyor. Marvel’s Wolverine oyununun problemi ise her şeyin bir Marvel’s Spider-Man oyunu gibi tasarlanması. Tamam, oyunda kan ve uzuv kopması gibi olaylar var. Bunlar yetişkin elementleri ama Insomniac Games, herkese hitap edebilecek oyun yapma konusunda o kadar ustalaşmış ki Marvel’s Wolverine bile içindeki şiddete rağmen yumuşatılmış bir deneyim hissi veriyor.

Tanıtım videolarında gördüğümüz Marvel’s Wolverine; ayakları yere basan, ciddi ve ağır bir yetişkin hikayesi anlatacak gibi duruyordu. Haliyle oynanış da ona uygun olacaktı. Belki biraz God of War tarzı görebilirdik ama onun yerine Örümcek Adam gibi bir noktadan öbürüne zıplıyoruz ve sürekli olarak aşırı destekli bir şekilde koku takip ediyoruz. İnternette eminim ki bunun tartışmalarını görmüşsünüzdür. Bu tabii ki Wolverine ve kokudan takip olayının bir şekilde işlenmesi gerekiyor ama çizgisel bölümlerde bu takibi yapmak gerçekten çok ezici hissettiriyor.

Marvel’s Wolverine, Marvel’s Spider-Man gibi açık dünya tarzı bir oyun değil; daha çok The Last of Us tarzında, çizgisel bölümlerde ilerliyoruz. Bu konuda bir problemim yok. Tam tersine, bu tip çizgisel oyunları oynamayı özlemişim ama böylesine basit bölüm tasarımı sunan bir yapıt, attığınız her adımda sizin elinizden tutmaya çalıştığı zaman rahatsız olmamak mümkün değil. Ayak izleri, koku izleri, sözlü yönlendirmeler, kamera yönlendirmeleri ve çok daha fazlası gerçekten oyundaki tatmin ediciliği alıp götürüyor. Sanki oyunu başkası oynuyor da siz izliyormuşsunuz gibi oluyor.

Eğer bölüm tasarımları daha karışık olsaydı veya zorlu içerikler sunulsaydı, Marvel’s Wolverine oyununun bir diğer kısmının bu kadar destekli olmasını kabul edebilirdim ama güya zorlu meydan okumalar bile tek seferde en yüksek puanla tamamlanabiliyor. Bunu söylerken kendimin de aşırı yetenekli bir oyuncu olmadığımı belirtmem lazım. Bazı oyunları bitirmek için en kolay seviyeye filan çektiğim oluyor. Ona rağmen Marvel’s Wolverine oyununu önerilen zorluk seviyesinde çok rahat oynuyorum. Özellikle de bölüm sonu canavarı savaşları hiçbir zorluk sunmuyor.

Şöyle söyleyeyim, Marvel’s Wolverine içerisinde normal bir düşmana her oyun seansımda 1-2 kere ölürüm. Ölürüm derken, “Game Over” ekranını görmüyorum, Wolverine abimiz yere düşüyor ve siz de kare tuşuna abanarak geri ayağa kaldırıyorsunuz. İşte bu olay veya direkt ölme, hiçbir bölüm sonu canavarı savaşında yaşanmadı. Bu savaşlarda düşmanlarınız sürekli aynı hareketi yapıyor ve birincisinde öğrenmezseniz, ikincisinde kesinlikle öğreniyorsunuz. Yani, sadece çizgisel bölüm keşfi ve hedefler değil, savaş/dövüş mekanikleri de ekstra destekli duruyor.

Bunların tamamı en başta dediğim gibi Marvel’s Wolverine oyununun gerçekten Wolverine severler için değil, genel olarak süper kahraman severler ve hatta uzaktan uzağa ilgi duyanlar için yapılmış olması. Yani, bu karakteri hiç bilmeyen birisi bile bu oyunu satın alır, oynar ve eğlenir. Oyun, herkese hitap etme konusunda güzel bir iş çıkartıyor ama işte bu yüzden spesifik olarak kimseye hitap etmiyor. Eğer kahramanınız Wolverine değil de Spider-Man olsaydı çok farklı konuşurdum ama bana soracak olursanız, bu kahramanın hak ettiği oyun, böylesine herkesleştirilmiş bir oyun değil.

Bahsetmek istediğim bir diğer problem ise Marvel’s Wolverine içerisindeki dövüş anlarının birbirini çok tekrar etmesi. Oyunda farklı düşman tipleri var, farklı hareketler de var ki yeni yetenekler filan açtıkça dövüş kütüphanemiz daha da zenginleşiyor ama buna rağmen her şey birbirini çok fazla tekrar ediyormuş gibi hissettiriyor. Bunun bence en büyük sebeplerinden biri animasyon sayısının az olması ve tek bir aksiyon için fazla alternatif animasyonun olmaması. Bu yüzden, 5-10 saniyelik bir oynanış döngüsünde sürekli aynı tuşlara basıp, aynı şeyi yapıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Ayrıca, Marvel’s Wolverine oyununun kamerası da size pek yardımcı olmuyor. Az sayıda düşmanla savaşırken problem yok ama düşman sayısı arttıkça, odağınız artık daha fazla düşmanda, yeteneklerinizde ve canınızda oluyor. Diğer birçok oyun bu noktada kamera asisti sunuyor ama Marvel’s Wolverine içerisinde böyle bir şey yok. Kamera sürekli olarak manüel kontrol gerektiriyor ve bir noktadan sonra ipin ucu kaçıyor; kamera açısının dışında kalan düşmanlardan hasar almanız kaçınılmaz oluyor. Kendimi ilk defa analog tutuyor gibi hissettim gerçekten.

Marvel’s Wolverine oyununun savaş ve dövüş mekanikleri herhangi bir ağırlıktan uzak. Daha zorlu seviyelerde bile taktiksel bir zorluk sunmuyor ve pek akmıyor. Bölüm sonu canavarı savaşları da aynı problemlerden mustarip. Aynı, Marvel’s Spider-Man serisinde olduğu gibi yeni hareketlerin ve aktif yeteneklerin kilidini açabiliyoruz. Bunların arasında pasif yetenekler de bulunuyor. Bir de viski şişeleri toplayarak ve meydan okuma görevlerini tamamlayarak elde ettiğimiz bir ilerleme sisteminde daha farklı pasif yeteneklerin kilidini açabiliyoruz. Bunlar ilerleme hissini güzel veriyor.

Marvel’s Spider-Man serisinde olduğu gibi Wolverine için farklı kostümler de var. Ben açıkçası bu özelliği Örümcek Adam için çok seviyordum ve Marvel’s Wolverine içerisinde de sistem güzelce oturtulmuş. Oyunun bölümlerinde bulduğunuz kutulardan materyal elde ediyorsunuz ve onunla yeni kostümlerin kilidini açıyorsunuz. Bazı kostümler özel pençelerle geliyor. Set olarak veya başka parçalarla birleştirerek onları da kullanabiliyorsunuz. Her göreve farklı bir kostümle gitmek benim için eğlenceliydi. İşin kozmetik yanı sıkıntısız yani. Her şey gayet güzel.

Marvel’s Wolverine oyununun hikaye kısmı kesinlikle çok daha iyi ama yine de problemlerden uzak değil. Önce problemden bahsedeyim: Ben şahsen anlatılan hikayeden pek bir duygu kapamadım ki normalde en ufak bir şeyde bile duygulanırım. Yani, belki hatırlayan vardır, eski FIFA oyunlarında Yolculuk modu vardı, Alex Hunter filan. İşte o üç oyunluk hikayede bile benim duygulandığım olmuştu ama Marvel’s Wolverine bana hiçbir şey veremedi bu konuda. Belki de bunun en büyük sebeplerinden biri, karakterlerin ve genel hikayenin çok tahmin edilebilir olması.

Yine kendim hakkında bilgi vereyim: Ben film ve dizi izlemem. Süper kahramanlarla da aram yoktur; çok “mainstream” olanları bilirim. Yine de süper kahraman oyunlarını filan severek oynarım, “hater” olmaya çalışmıyorum. İşte konudan bu kadar uzak biri olmama rağmen hikayedeki ana karakterlerimizin ana teması ne olacak, ne yaşayacaklar, “plot twist” ne olacak, hepsini daha ilk birkaç saatten gördüm. Bu arada, oyunu çözmeye filan da çalışmadım yani. Marvel’s Wolverine, amaçlarını saklamak için hiçbir şey yapmıyor. Herkes dümdüz bir yazı gibi okunuyor.

Yine de hikayenin sinematik anlatımına bayıldım. Karakter performansları şahane, seslendirmeler daha da başarılı. Özellikle övmem gereken şey, Marvel’s Wolverine oyununun temposu. Ben normalde bir oyuna girip, kendimi kaptırıp, saatlerce oynamam. Bu çok nadirdir benim için ve inanın, Marvel’s Wolverine, bana bunu yaşattı. Oyunun başına oturdum ve oyun öyle bir akıyor ki ben 1 saat geçti zannediyorum, bir baktım 3 saat geçmiş. 1 görev yaptım sanıyorum, 3-4 görev yapmışım. Tempo ve akıcılık, bölümler ve hikaye üzerinde gerçekten şahane bir seviyede.

Bu arada, Marvel’s Wolverine oyununun sunduğu ulaşılabilirlik ayarları da yeteri seviyede. Aslında bu konuda yorum yapabilecek birisi değilim; herhangi bir ulaşılabilirlik ayarına ihtiyaç duymuyorum ama kesinlikle birkaç tanesi deneyimi daha iyi kılıyor. Sadece, günümüzün diğer oyunlarına kıyasla bu cümleyi kurabiliyorum. Eminim ki o ayarları kullanmayı ihtiyaç bilen insanlar benden çok daha iyi yorumlayacaktır. Yine de bu geliştirici ekibin normalden daha kötü bir ayar seti sunacağını sanmıyorum geçmiş işlerine ve çalıştığı insanlara bakarak.

Marvel’s Wolverine hakkındaki inceleme yazımı bitirmeden önce oyunun sunum elementlerine de değinmek istiyorum. Her şeyden önce görsellik geliyor. Bu oyunu ben PlayStation 5 Pro konsolumda, LG C6 (55 inç) ile HDR olarak performans modunda deneyimledim. Aldığım görsellik ise kusursuzdu. Oyunun atmosferi oldukça güçlü ve bölümler de şahane görünüyor. Bu hem sinematik anlar, hem de oynanış anları için geçerli. Çoğu zaman Logan ile sokaklarda yavaş yavaş yürüyüp, görselliğin tadını çıkartıyordum açıkçası.

Performans da aynı görsellik gibi kusursuz. Marvel’s Wolverine size iki seçenek sunuyor; bunlardan biri oyunu 30 FPS, diğeri ise 60 FPS oynamanızı sağlıyor. Ben tabii ki performans modunu tercih ettim; böyle bir oyunu 30 FPS olarak oynamak bence pek mantıklı değil. Seçimimden de zaten memnun kaldım; performans tarafında hiçbir kusur görmedim. Hatta oyun içinde karşıma sadece ufak tefek hatalar çıktı. Oyunu bozacak, kontrol noktasına geri döndürecek tarzda bir problem görmedim. Yükleme süreleri ise artık bu konsolda standart oldu, aşırı kısa.

Seslendirme performanslarından daha önce bahsetmiştim. Onun haricinde ses efektleri ve müzikler de Marvel’s Wolverine içerisinde gayet başarılı. Sadece müzik tarafında akılda kalıcı pek bir parça yok ama oyunu oynarken atmosferi güçlendirmeye yetiyorlar. Bu yüzden pek bir şey diyemeyeceğim; her oyun bizim aklımızda yer edinecek, melodilerini mırıldandıracak parçalar bulundurmak zorunda değil – atmosferi, aksiyonu, hikayeyi desteklese yeterli benim için. Özetle, sunum tarafında Marvel’s Wolverine oyununa bir kusur bulabilmek mümkün değil.

Durumu özetlemek gerekirse, Marvel’s Wolverine kesinlikle kötü bir oyun değil. Özellikle de sosyal medyada eleştirildiği kadar kötü bir oyun değil. Benim bu incelemeyi yazdığım sürede geliştirici ekip, özellikle koku takibindeki görsel yardımcının görünürlüğünü azalttı bile. Hatta gelecekte bunu tamamen kapatma da olacak. Bunlara rağmen bence oyun, Wolverine gibi bir karakter için fazla yumuşak ve oyuncuya fazla yardım ediyor ama yine de bu ekibin geçmiş oyunlarını sevdiyseniz ve/veya süper kahraman temalı oyunlardan zevk alıyorsanız, Marvel’s Wolverine size uygun olabilir.

Marvel's Wolverine

7
Tür: Aksiyon, Macera
Platform: PlayStation 5
Yapımcı: Insomniac Games
Yayıncı: Sony Interactive Entertainment
Çıkış: 15 Eylül 2026
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Hikayesi fazla tahmin edilebilir olsa da gayet kaliteli ve eğlenceli.
  • Karakterler gayet ilgi çekici ve seslendirme performansları şahane.
  • Tutturulan tempo muhteşem; zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
  • Aktif ve pasif yetenekler üzerinden verilen ilerleme hissi hoş.
  • Wolverine için sunulan birbirinden farklı ve güzel kostümler var.

Eksiler

  • Wolverine gibi bir karakter için fazla yumuşak bir deneyim.
  • Oyuncuya yardım etme konusunda fazla abartılı seçimler var.
  • Normal düşmanlara kıyasla bölüm sonu canavarı savaşları basit.
  • Hikayesi güzel olsa da fazla tahmin edilebilir bir halde sunuluyor.
  • Çok animasyon olmadığı için dövüşürken sürekli aynı şeyi yapıyormuşsunuz gibi hissettiriyor.