Çok uzun zamandır benim gözümde arcade-simülasyon çizgisindeki en kusursuz yarış serisi Forza Horizon, ikinci sırada ise her zaman The Crew vardı. Playground Games, formülün ne kadar cilalı olduğunu Forza Horizon 3 yapıtından beri ana akıma yavaş yavaş kabul ettirdi; Ubisoft ise benzer bir saygıyı oyuncu kitlesinden bir türlü göremedi. Günümüzde bile birçok oyuncu The Crew Motorfest deneyimine, sırf arkasında Ubisoft var diye önyargıyla yaklaşıyor. Ancak işte o küçümsenen oyun, 4. yılına girdiği şu günlerde Forza Horizon 6 oyununa tarihi bir ders veriyor.
Aslında kendimin de problemin bir parçası olduğunu itiraf etmeliyim. Sadece Forza Horizon oynayabilmek için Xbox One X ve Xbox Series X almış biriyim. Forza Horizon o kadar parıltılı ve kaliteli hissettiriyordu ki, serinin devasa eksikliklerini görmezden gelmeme sebep oldu. Bunların en başında da çıkış sonrası desteğin aşırı tembel, risksiz ve tekrara dayalı olması geliyordu.
İlk çıktığında bir Forza Horizon kopyası olduğu gerekçesiyle The Crew Motorfest oyununu fazlasıyla hafife almıştım ama Ivory Tower beni yıllar içerisinde defalarca yanılttı. Belki festival şablonu tanıdıktı ama üzerine inşa ettikleri canlı servis modeli bambaşka bir sevgiyle büyüdü. Kumandalı arabalardan jetlere, NASCAR ve Red Bull etkinliklerinden sürekli genişleyen Hawaii adalarına kadar neredeyse her sezon oyunculara taze bir deneyim sunuldu.
Bu sırada Forza Horizon 6, serisinin son 5-6 yıldır (belki daha da uzun) uyguladığı güvenli ve tembel canlı servis modelini Japonya yollarına da birebir kopyalamaktan çekinmedi. Yıllardır hayali kurulan Japonya teması, bunu tarihin en ikonik yarış oyunu yapabilirdi ancak geliştiriciler hiçbir şeyi anlamlı bir şekilde değiştirmeye cesaret edemedi. Her hafta aynı kopyala-yapıştır ödüller için aynı yarışları yapmaya devam ettik ve sonunda olaylar patlak verdi.
İki oyunun canlı servis felsefesi arasındaki uçurum özellikle son güncellemelerle trajikomik bir hal aldı. Forza Horizon 6, önceki oyunlarda zaten var olan ama lansmanda kesilen arabaları “yeni sezon içeriği” diye ısıtıp önümüze koyarken; haritaya da sınırlı süreliğine bir 7-Eleven mağazası kondurmakla yetindi. Üstelik bu tür dünya değişiklikleri geçici olarak kalıyor. Buna karşılık The Crew Motorfest, ilk günden bu yana The Crew 2 içerisindeki garajınızı aktarmanıza izin veriyor; üstelik dördüncü yılında oyuna toplam 200 kilometrelik asfalt ve arazi içeren devasa Kaua’i adasını tamamen ücretsiz ekliyor. Ücretli tarafta gelen 10 dolarlık Tomb Raider lisanslı Ni’ihau genişlemesi bile Forza Horizon oyununun fahiş ek paketlerine kıyasla çok daha dürüst bir fiyatlandırmaya sahip.
Japonya temasına duyduğum açlık yüzünden Forza Horizon 6 duyurulduğunda The Crew Motorfest oyununu bir kenara bırakmış, heyecanla beklemeye koyulmuştum. Çıktığında da gözümdeki pembe gözlükler yüzünden tembellikleri fark etmem birkaç haftamı aldı. Ancak ikinci ayın içeriği açıklandığında artık mızrak çuvala sığmıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam Temmuz 2026 döneminin sonunda Forza Horizon 6 oyununu bırakıp, The Crew Motorfest cephesine taşındım ve o günden beri de çok mutluyum. Forza Horizon serisinin geldiği hale ise sadece üzülüyorum.
Bu arada, Playground Games birkaç gün önce yapılan eleştirilerin farkında olduğunu ve bazı açıklamalar yapacaklarını duyurdu ama ben Forza Horizon 6 tarafından büyük bir adım beklemiyorum. Muhtemelen stüdyo kendi içinde en büyük değişiklikleri Forza Horizon 7 için planlayacaktır ve saklayacaktır. O oyuna da zaten önümüzde daha yıllar, yıllar ve yıllar var.
Şimdiden söyleyebilirim: Yıl sonundaki “2026 yılında oynadığım en iyi oyunlar” listemin zirvesinde The Crew Motorfest, hayal kırıklığı hanesinde ise kesinlikle Forza Horizon 6 yer alacak. Yıllar boyunca sadece tek bir seri için konsol almış sadık bir oyuncu olarak, Playground Games ekibinin bu kibirli tembelliği karşısında bir daha aynı sevgi ve merakla Horizon festivaline adım atacağımı sanmıyorum. Zirve el değiştirdi; artık en iyi yarış serisi benim için tartışmasız olarak The Crew.





