Arcade tipi yarış oyunları dendiğinde akla gelen o efsanevi Crazy Taxi serisinin ruhunu yaşatmaya çalışan yapımların sayısı çok az. Taxi Chaos 2, tam da bu boşluğu doldurmak amacıyla, 2021 yılında çıkan ilk oyunun üzerine koyarak karşımıza çıkıyor. İlk oyunun New Yellow City haritasından sonra, bu kez bizi San Valeda adında, San Francisco esintileri taşıyan, güneşli ve çok daha dikey bir mimariye sahip bir şehir karşılıyor. Oyunun temel amacı yine aynı: Müşteriyi al, trafik kurallarını hiçe sayarak en kısa sürede hedefe ulaştır ve bahşişleri topla. Ancak bu sefer işin içine, şehri ele geçirmiş yapay zeka kontrollü düşman taksiler ve daha derin bir hikaye modu eklenmiş durumda.

Oyunun yapısı, türe aşina olanlar için oldukça tanıdık gelecektir; ancak Taxi Chaos 2, sadece bir müşteri taşıma simülasyonu olmanın ötesine geçmeye çalışıyor. Geliştirici ekip olan Focuspoint Studios, ilk oyundaki düzlemsel harita yapısını tamamen değiştirerek, binaların üzerinden atlayabildiğiniz, rampaları kullanarak kestirmeler oluşturabildiğiniz çok katmanlı bir dünya tasarlamış. Crazy Taxi markasının o saf arcade keyfini modern grafikler ve yeni mekaniklerle harmanlamayı hedefleyen yapım, özellikle kısa süreli eğlence arayan oyuncular için potansiyel bir vaha gibi görünüyor. Yine de bu vahanın serap mı yoksa gerçek mi olduğu, direksiyonun başına geçtiğinizde hissettiğiniz sürüş dinamiklerinde gizli.

Hikaye tarafında, emekliliğin tadını çıkarmaya çalışan eski dostumuz Vinny’nin maceralarına tanık oluyoruz. Vinny, San Valeda’nın o huzurlu atmosferinde kafa dinlemeyi planlarken, eski ortağı Cleo’nun başı belaya giriyor. Cleo’nun geliştirdiği ve taksicilik sektörünü modernize etmesi beklenen yapay zeka, kontrolden çıkarak TaxiBot adı verilen agresif bir orduya dönüşmüş durumda. Bu noktada Vinny olarak direksiyona geçip, hem şehri bu metal yığınlarından temizlememiz hem de insan müşterileri güvenle (veya en azından tek parça halinde) gidecekleri yere ulaştırmamız gerekiyor. Hikaye modu, arcade yapısına bir amaç katsa da, Oscar’lık bir senaryo beklememek gerek; her şey sizi yola çıkarmak için bir bahane sonuç olarak.

San Valeda şehri, oyunun en güçlü yanlarından biri olarak öne çıkıyor ve ilk oyundaki o cansız şehir hissiyatını büyük ölçüde yok ediyor. Harita tasarımı, sadece yatayda değil dikeyde de genişlediği için keşfetme hissi bu sefer çok daha kuvvetli. Binaların çatıları, gizli tüneller ve havada asılı duran platformlar, oyuncuyu sürekli olarak yeni rotalar bulmaya teşvik ediyor. Şehrin görselliği oldukça canlı, renk paleti göz alıcı ve özellikle günün farklı saatlerinde değişen ışıklandırmalarla atmosferik bir sürüş deneyimi sunuyor. Ancak, kullanıcı arayüzünün bu güzel manzarayı bazen gereksiz oklar ve sayaçlarla boğduğunu da belirtmem gerek.

Sürüş mekaniklerine geldiğimizde, Taxi Chaos 2 maalesef selefinin bazı “kaygan” hastalıklarını taşımaya devam ediyor. Aracın kontrolü, tok bir araba hissinden ziyade, buz pistinde kayan bir hokey diskini andırıyor. Bu durum, virajları drift yaparak dönmeye çalışırken bazen kontrolü tamamen kaybetmenize ve sinir bozucu kazalar yapmanıza neden olabiliyor. Arcade oyunlarda gerçekçilik aranmaz, evet, ancak aracın ağırlığını hissetmek önemlidir; burada ise araçlar bazen fazla hafif hissettiriyor. Yine de alıştıktan sonra, bu “yüzermişçesine” sürüş stili, oyunun kaotik yapısına garip bir şekilde uyum sağlıyor ve yüksek hızlarda akrobasi yapmayı kolaylaştırıyor.

Oyunun en büyük yeniliklerinden biri ve belki de en eğlenceli mekaniği, geliştirilmiş zıplama özelliği. İlk oyunda da var olan bu özellik, Taxi Chaos 2 içerisinde artık hayati bir önem taşıyor. Sıkışık trafikte beklemek yerine tek tuşla öndeki araçların üzerinden atlamak veya bir binanın çatısına sıçrayarak yolu yarıya indirmek inanılmaz tatmin edici. Bu zıplama mekaniği, oyuna neredeyse bir platform oyunu havası katmış. Özellikle hikaye modunda ilerledikçe açılan “boost” özelliği ile zıplamayı kombo haline getirdiğinizde, şehrin üzerinde süzülen bir rokete dönüşüyorsunuz ki bu anlar oyunun zirve yaptığı noktalar.

Ancak her şey güllük gülistanlık değil; TaxiBot’lar oyunun en tartışmalı eklentisi olabilir. Şehirde dolaşırken karşınıza çıkan bu düşman taksiler, sizi yoldan çıkarmak için sürekli üzerinize sürüyor ve bazen işi taciz boyutuna vardırıyorlar. Arcade bir yarış oyununda biraz rekabet iyidir ancak TaxiBot’ların yapay zekası bazen o kadar agresifleşiyor ki, müşteri yetiştirme telaşı bir kenara bırakıp sadece hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Bu durum, oyunun akıcılığını zaman zaman baltalıyor ve saf sürüş zevki arayan oyuncular için bir süre sonra yorucu bir hale gelebiliyor.

Teknik açıdan bakıldığında, oyunun yeni nesil konsollarda ve güçlü bilgisayarlarda hedeflenen 60 kare saniye değerini genelde tutturduğunu görüyoruz. Bu akıcılık, reflekslerin konuştuğu bir oyunda olmazsa olmazdır ve Taxi Chaos 2 bu konuda sınıfı geçiyor. Buna rağmen, fizik motorunda hala cilalanması gereken pürüzler mevcut. Aracınızın bazen geometrik şekillerin içine girmesi veya bir duvara çarptığınızda kameranın saçmalayarak açısını kaybetmesi gibi teknik aksaklıklar, oyun zevkini sekteye uğratabiliyor. Bu tarz hatalar, oyunun bütçesinin bir AAA yapımdan ziyade, tutkulu ama sınırlı imkanlara sahip bir stüdyodan çıktığını hissettiriyor.

Ses tasarımı ve müzikler konusunda ise oyunun maalesef sınıfta kaldığı noktalar var. Crazy Taxi efsanesini efsane yapan şeylerden biri The Offspring ve Bad Religion gibi grupların lisanslı parçalarıydı. Taxi Chaos 2 içerisinde ise jenerik rock ve tekno müzikler dönüp duruyor. Kötü değiller ama akılda kalıcı da değiller; bir süre sonra kendi müzik listenizi açma ihtiyacı hissediyorsunuz. Ayrıca seslendirmeler, özellikle de yolcuların replikleri inanılmaz derecede tekrar ediyor. Aynı yolcunun aynı espriyi onuncu kez yapması, “Lütfen şu arabayı sessiz sür Vinny.” dedirtecek cinsten.

İlerleme sistemi, oyuncuyu ekranda tutmak için yeterli havucu sunuyor. Görevleri tamamladıkça kazandığınız paralarla taksinizi geliştirebiliyor, yeni parçalar açabiliyor veya kozmetik değişiklikler yapabiliyorsunuz. Ancak bu geliştirmelerin sürüş hissiyatına etkisi bazen çok yüzeysel kalıyor. Arcade modu ise, hikayeyi bitirdikten sonra skor tablolarında üst sıralara tırmanmak isteyen rekabetçi oyuncular için sonsuz bir döngü sunuyor. Eğer sadece 10 dakika oynayıp çıkacağım deyip saatlerce başında kalanlardansanız, bu mod tam size göre.

Karşılaştırma yapmak gerekirse, Taxi Chaos 2 kesinlikle ilk oyundan çok daha iyi, çok daha dolu ve çok daha eğlenceli bir yapım. Geliştiriciler, ilk oyuna gelen eleştirileri dikkate almış ve ortaya daha “oyun gibi bir oyun” koymuşlar. San Valeda’nın dikey mimarisi ve zıplama mekaniğinin entegrasyonu, seriye kendi kimliğini kazandırma yolunda atılmış büyük bir adım. Yine de, ilham aldığı orijinal serinin o eski büyüsünü tam anlamıyla yakalayabildiğini söylemek zor. Orijinal oyunun o keskin, hatasız ve cool havası yerine, burada daha gevşek ve bazen de hantal bir eğlence var.

Sonuç olarak Taxi Chaos 2, mükemmel bir oyun olmasa da, türün açlığını çekenler için keyifli bir atıştırmalık. Eğer beklentinizi devrimsel bir yarış deneyimi yerine, stres atabileceğiniz, renkli ve kaotik bir eğlenceye ayarlarsanız, Vinny ile San Valeda sokaklarında geçireceğiniz saatlerden pişman olmazsınız. Ancak 60 dolarlık büyük yapımların kalitesini ve cilasını bekliyorsanız, fren yapmanızda fayda var. Taxi Chaos 2, kusurlarıyla birlikte sevilebilecek, nostalji damarlarınıza basan ama kendi modern sorunlarıyla da boğuşan samimi bir arcade denemesi.

Taxi Chaos 2

5

Artılar

  • San Valeda’nın dikey mimarisi ve çok katmanlı harita tasarımı, ilk oyunun düz yapısını unutturarak güçlü bir keşif hissi sunuyor.
  • Zıplama ve boost kullanımı, oyuna bir platform derinliği katarak trafiği dert olmaktan çıkarıp eğlenceye dönüştürüyor.
  • Görsel atmosfer oldukça canlı; renk paleti ve ışıklandırmalar arcade ruhunu başarıyla yansıtıyor.
  • Oyun, özellikle yeni nesil sistemlerde 60 FPS hedefini tutturarak türün gerektirdiği akıcılığı sağlıyor.
  • Kısa süreli oyun seansları ve skor tablosu rekabeti seven oyuncular için “Arcade Modu” yüksek tekrar oynanabilirlik vaat ediyor.

Eksiler

  • Sürüş fiziği hala tam oturmamış; araçlar asfalttan ziyade buz pistinde gidiyormuş gibi “kaygan” ve ağırlıksız hissettiriyor.
  • Ses tasarımı zayıf; müzikler Crazy Taxi efsanesinin enerjisinden uzak ve yolcu replikleri dayanılmayacak derecede sık tekrara düşüyor.
  • TaxiBot’ların yapay zekası dengesiz; rekabet yaratmak yerine oyuncuyu sürekli çarparak durdurmaya odaklanmaları oyunun akışını bozabiliyor.
  • Çarpışma anlarında kameranın sapıtması ve aracın nesnelerin içine girmesi gibi teknik cilalama eksiklikleri göze çarpıyor.
  • Araç modifikasyon sistemi derinlikten yoksun, yapılan geliştirmeler sürüş dinamiklerinde hissedilir bir fark yaratmıyor.

Etiketler: