Bazı yarış oyunları size hız hissi verir. Bazıları ise lastiklerin yol tutuşuyla, aerodinamikle ve milimetrik virajlarla uğraştırır. Wreckfest 2 ise bunların hiçbirine ihtiyaç duymaz; o, yarıştan çok bir dijital öfke boşaltma odasıdır. Oyunun erken erişim versiyonu, asfaltın üstünde değil, hurda yığınlarının arasında eğlencenin peşine düşüyor. Ne yazık ki erken erişim sürecinde sunulan içerik oldukça sınırlı. Sadece dört araç ve dört pist bulunuyor.

Araçlar arasında Amerikan kaslı otomobillerin yanı sıra küçük bir Avrupa klasiği de yer alıyor. Boyaları dökülmüş, camları kırık, gövdeleri ezik… Bu arabalar, daha seçim ekranında bile dövülmeye hazır duruyor. Özelleştirme şimdilik sadece boya değişimiyle sınırlı, zırh eklemek ya da motor parçalarını ayarlamak gibi sistemler henüz aktif değil ama mesele zaten ince ayar değil. Wreckfest 2 içerisinde mesele hayatta kalmak. Her arabanın bir can barı var. Yarışlar, bitiş çizgisine ulaşmaktan çok arabanızın kaç tur boyunca ayakta kalabileceğiyle ilgili.

Araç içi parçaların tek tek hasar alması, oyunun en keyifli özelliklerinden biri. Bir virajda süspansiyon gider, sonrasında direksiyon kilitlenir, motoru kaybedersiniz, en sonunda da bir tekerleğiniz kopar ama hâlâ devam edersiniz; bu oyunda kazanmak kadar dağılmak da eğlenceli. Yıkım mekaniği mükemmele yakın. Sadece görsellik anlamında değil, fiziksel hissiyatıyla da. Çarpışma anlarında parçalar savruluyor, gövde bükülüyor, lastikler kopuyor.

Özellikle de “Testing Grounds” haritası, fizik motorunun delicesine sergilendiği bir lunapark gibi. Devasa rampalar, araba fırlatma topları, dev bir pachinko makinesi, basketbol potasına “smaç” yapabileceğiniz yollar… Ciddiyet aramayan ama kaotik eğlenceyi seven herkes için burası bir cennet. Diğer haritalar da detaylı. Özellikle Savolax Sandpit, asfalt ve toprak zeminlerin karışımıyla sürüş dinamiklerini çeşitlendiriyor. Klasik figür-8 pisti ise tam bir ölüm tuzağı. Kavşakta araçların çarpıştığı anlarda olan biteni takip etmek neredeyse imkânsız.

Sürüş hissiyatı genelde arcade tarzında, yani çok gerçekçilik arayanlar burada bulamayacak ama arabayı kontrol etmenin zorluğu, kargaşayla birleşince oynanışı eğlenceli kılıyor. Yapay zekâ ise agresif. Sizi geçmektense çarpmayı tercih eden rakipler, sürekli olarak pozisyon kaybetmenize neden olabiliyor. Özellikle yüksek hasar ayarında yarıştığınızda, ilk turda kopan tekerleklerle boğuşmak oldukça yaygın bir durum. Bu yapay zekânın acımasızlığı, çok oyunculu bir moda olan ihtiyacı da artırıyor; gerçek oyuncularla oynamak, oyunun kaotik doğasına çok daha uygun.

Yine de içerik açısından ciddi eksiklikler var. Dört araba, dört pist ve sınırlı oyun modu, birkaç saatlik eğlenceden sonra kendini tekrar ettirmeye başlıyor. Özellikle bir kariyer modu, araç geliştirme sistemi ya da başarı odaklı ilerleyiş olmayışı, oyun döngüsünü sığlaştırıyor. Şu an sadece eğlenmek için oynanabilecek, ilerleme hissi yaratmayan bir yapıda Wreckfest 2.

Bununla birlikte, fizik motorunun gücü ve görsel detaylar, Wreckfest 2 oyununu izlemeyi bile keyifli kılmayı başarabiliyor. Araçların deformasyon kalitesi dikkat çekici. Yeniden izleme moduyla yarışları baştan izlemek ve çarpışma anlarını tekrar tekrar görmek oldukça eğlenceli. Özellikle birinci şahıs kamera açısından takla atmak ya da baş aşağı giderken etraftan geçen arabaları izlemek, oyun deneyimini unutulmaz kılıyor. Bu noktada oyunu tebrik etmek lazım.

Müzik eksikliği ise hissediliyor. Özellikle böylesine yüksek tempolu bir oyunda arka planda çalan enerjik parçalar eksikliği belirgin kılıyor. Motor sesleri ve metal çarpışma efektleri başarılı olsa da, atmosferi tamamlayacak bir soundtrack’e ihtiyaç var Wreckfest 2 içerisinde. Geliştirici ekip bu konuda güncellemelerle içerik eklemeyi planlıyor.

Oynanıştaki puan sistemi ise ilginç. Rakipleri döndürmek, bariyere sokmak ya da takla attırmak gibi aksiyonlara puan veriliyor. Bu sayede “yarışı kazanma” baskısı olmadan, sadece kaos yaratarak da eğlenebiliyorsunuz. Yine de bu sistemin daha fazla anlam kazanabilmesi için ödüllendirme mekanizmasının derinleştirilmesi gerekiyor.

Wreckfest 2 oyununun en güçlü yanı, oynayanı güldürebilmesi. Arabalarınız parçalanırken ekranın köşesinde beliren uyarılar (“Radyatör sızıntısı”, “Vites kutusu arızalı”, “Tekerlek koptu”) o kadar absürt ki ciddiye almak zor. İşin aslı, oyun da bunu beklemiyor. Burada gerçekçilik değil, karmaşık eğlence ön planda. Her çarpışma bir şaka gibi. Her yarış bir absürtlükler silsilesi.

Şu anda Wreckfest 2, potansiyel vadeden ama henüz dolmamış bir kap gibi. Gövdesi sağlam, fiziği muazzam ama içi boş. İlk oyunun erken erişim süreci gibi bu oyunda da zamanla içeriklerin ekleneceği söyleniyor. İki ay içinde iki yeni araç ve iki yeni pist gelecek ama bugünkü hâliyle, bu fiyata bu içeriği herkese önermek kolay değil.

Özetle, Wreckfest 2 isimli bu erken erişim oyunu şu an için sınırlı ama etkili bir eğlence sunuyor. Eğer kırık dökük arabalarla dolu bir pistte, hiçbir kural olmadan birkaç saatlik kaotik bir kaçış arıyorsanız, bu oyun sizi tatmin eder ama uzun vadeli bir deneyim arıyorsanız, şimdilik direksiyona oturmadan önce biraz beklemek daha mantıklı olabilir.

Etiketler:

,