Hayatta kalma ve korku türü oyun dünyasında her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Adrenalin tutkunları için sislerle kaplı gizemli bir adada hayatta kalmaya çalışmak heyecan verici bir deneyim sunuyor. Bu noktada karşımıza çıkan yeni bir yapım olan bu oyun hakkında detaylı bir Project: Mist inceleme yazısı kaleme almak istedim. Oyunu bizzat oynayarak ve adanın tehlikeli sisleri arasında saatler harcayarak bu atmosferin ne kadar derin olduğunu kendi gözlerimle deneyimledim.

Oyunu ilk defa duyanlar için Project: Mist tam olarak açık dünya hayatta kalma ve korku unsurlarını harmanlayan bir yapım. Tür olarak Subnautica veya The Forest gibi oyunlara benzese de kendine has bilim kurgu dokunuşlarıyla onlardan ayrılıyor. Bu video oyunu içerisinde ıssız ve devasa yaratıklarla dolu bir adaya düşüyorsunuz. Amacınız ise kaynak toplamak ve terk edilmiş tesisleri keşfederek adanın etrafını saran o devasa duvarın gizemini çözmek.

Oynanış döngüsü son derece klasik ama bir o kadar da bağlayıcı temellere dayanıyor. Project: Mist dünyasında hayatta kalmak için sürekli hareket halinde olmalı ve çevrenizdeki her materyali değerlendirmelisiniz. Silah üretmek ve karnınızı doyurmak adadaki ilk gününüzün temel öncelikleri arasında yer alıyor. Ancak adanın derinliklerine doğru ilerledikçe sadece açlıkla değil devasa ve korkutucu mutasyona uğramış varlıklarla da yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz.

Oyunun en sevdiğim ve onu diğerlerinden ayıran en yenilikçi mekaniği kesinlikle yerçekimi silahı oldu. Project: Mist oyununu oynarken bu fizik tabanlı silah sayesinde çevrenizdeki nesneleri ve hatta düşmanları havaya kaldırıp fırlatabiliyorsunuz. Bu durum çatışmalara inanılmaz bir dinamizm katıyor. Üzerinize koşan bir canavarın kafasına koca bir varili fırlatmak veya tehlikeli bir uçurumdan karşıya geçerken eşyaları basamak olarak kullanmak gerçekten çok eğlenceli bir deneyim sunuyor.

Hayatta kalma oyunlarında genellikle sabit bir üs inşa ederiz ama bu yapım işleri tamamen değiştiriyor. Project: Mist içinde üssünüz aslında adanın etrafında dolaşan devasa bir zırhlı tren. Bu treni zamanla geliştiriyor ve içine yeni üretim istasyonları ekleyerek onu tam donanımlı bir mobil kaleye dönüştürüyorsunuz. Geceleri trenin etrafına kurduğunuz savunma sistemleriyle canavar akınlarına karşı koymak oyunun en tatmin edici anlarından birini oluşturuyor.

Oyunun atmosferinden bahsetmeden geçmek haksızlık olur. Adanın üzerini kaplayan o yoğun sis adeta kendi başına canlı bir karakter gibi hissettiriyor. Kapsamlı bir Project: Mist inceleme süreci boyunca bu sisin sadece görsel bir detay olmadığını fark ettim. Görüş mesafenizi kısıtlayan ve sesleri boğan bu hava durumu her adımınızda gerilimi zirveye taşıyor. Uzaklardan gelen mekanik sesler ve canavar kükremeleri tüylerinizi diken diken etmeye yetiyor.

Adanın ekosistemi gerçekten ürkütücü ve bir o kadar da çeşitli canlılara ev sahipliği yapıyor. Project: Mist dünyasında sadece devasa boss savaşları değil etrafta dolaşan tuhaf böcekler de dikkat çekiyor. Bu küçük yaratıkları yakalayıp pişirerek karakterinize geçici ama hayati önem taşıyan güçlendirmeler sağlayabiliyorsunuz. Fakat o devasa yaratıklarla karşılaştığınızda plan yapmak veya arkanıza bakmadan kaçmak arasında hızlı bir seçim yapmanız gerekiyor.

Bu korkutucu adayı tek başınıza keşfetmek zorunda değilsiniz. Project: Mist, dört kişiye kadar destekleyen çok oyunculu modu sayesinde arkadaşlarınızla omuz omuza çarpışmanıza olanak tanıyor. Yerçekimi silahını kullanarak arkadaşlarınızla ortaklaşa çılgın tuzaklar kurmak veya treninizi beraber savunmak oyunun eğlence katsayısını inanılmaz derecede artırıyor. Bir arkadaşınızın dev bir yaratık tarafından kovalanmasını izlemek gerilimli anları bile kahkaha dolu anılara dönüştürebiliyor.

Ne yazık ki oyunun her yönü mükemmel değil ve eleştirmem gereken çok önemli noktalar var. Project: Mist, dövüş mekanikleri konusunda şu an için büyük hayal kırıklığı yaratıyor. Baltanızı salladığınızda veya silahınızı ateşlediğinizde vuruş hissi neredeyse hiç yok. Düşmanların saldırıları gecikmeli olarak size ulaşıyor ve bu durum açık dünya bir aksiyon oyunundan ziyade sıra tabanlı hantal bir oyun oynuyormuşsunuz hissi veriyor.

Teknik sorunlar savaş anlarındaki keyfinizi ciddi anlamda baltalıyor. Project: Mist oyununu oynarken düşmanların ben onlara ateş etmeme rağmen tepki vermeden öylece durduğuna defalarca şahit oldum. Vuruş kutuları oldukça sorunlu ve hedefinizi tam on ikiden vursanız bile bazen hasar veremiyorsunuz. Bir hayatta kalma oyununda emek vererek elde ettiğiniz cephaneyi bu tarz hatalar yüzünden boşa harcamak oyuncuyu gerçekten çileden çıkartan bir duruma dönüşüyor.

Oyun dünyasında bazı oyuncuların bu yapımın başka oyunlardan kopyalanmış hazır varlıklarla yapıldığını iddia ettiğini gördüm. Hazırladığım bu Project: Mist inceleme yazısında dürüst olmam gerekirse oyunun şu anki erken erişim sürümü fazlasıyla ham hissettiriyor. Bazı bölgelerde kaplamaların eksik olması veya animasyonların yetersizliği bu iddiaları destekler nitelikte. Potansiyeli olsa da oyunun fırında biraz daha pişmeye ihtiyacı olduğu her halinden belli oluyor.

Kullanıcı arayüzü ve envanter yönetimi de elden geçirilmesi gereken kısımlar arasında yer alıyor. Project: Mist oynarken hareket halinde envanterinizi düzenleyememek çatışma ortasında büyük bir eksiye dönüşüyor. Canınızı yenilemek için durmak zorunda kalmak ölümünüze davetiye çıkarıyor. Ayrıca sağlık kiti veya yemek kullandığınızda bu eşyaların havada asılı kalması gibi görsel hatalar oyunun atmosferini ve içine çekiciliğini bir anda yerle bir edebiliyor.

Görsel kaliteye baktığımızda oyun karmaşık bir tablo çiziyor. Project: Mist, canavar tasarımları ve sisli çevre detayları konusunda gerçekten başarılı bir iş çıkarıyor. Terk edilmiş tesislerin karanlık koridorları veya yağmur altındaki ormanlar göze oldukça hoş geliyor ama biraz daha dikkatli baktığınızda, optimizasyon sorunları ve çevre detaylarındaki özensizlikler dikkatinizi dağıtıyor. Geliştirici ekibin grafik performansını artırmak için ciddi bir mesai harcaması gerektiği aşikar.

Mevcut fiyatını hak edip etmediği konusu oyuncular arasında haklı bir tartışma yaratıyor. Project: Mist, sunduğu ilginç konsept ve hareketli tren üssü gibi fikirlerle umut vaat etse de mevcut teknik sorunlar deneyimi gölgeliyor. Eğer bitmemiş oyunlara karşı sabrınız yoksa vuruş hissiyatının olmaması ve düşman yapay zekasındaki devasa eksiklikler sizi oyundan hızla soğutabilir. Bu yüzden satın almadan önce beklentilerinizi doğru ayarlamanız çok önemli.

Yine de geliştirici ekip olan Chicken Launcher, oyuncu topluluğunun geri bildirimlerini dikkate alıyor gibi görünüyor. Project: Mist için planlanan yol haritasında yeni patron savaşları ve canavarların üzerine binme gibi heyecan verici özellikler yer alıyor. Erken erişim sürecinin doğası gereği bu hataların zamanla düzeltileceğini umut ediyorum. Temel mekanikler ve hayatta kalma döngüsü o kadar bağımlılık yapıcı ki oyunun geleceği için umutlu olmamak elde değil.

Sonuç olarak, devasa yaratıklarla dolu bu gizemli ada türün sevenleri için büyük bir potansiyel taşıyor. Bu kapsamlı Project: Mist inceleme yazısını toparlamak gerekirse oyun henüz tam anlamıyla pürüzsüz bir deneyim sunmuyor ama yerçekimi silahıyla düşmanları fırlatmak ve arkadaşlarınızla zırhlı bir trende hayatta kalmaya çalışmak şimdiden eğlenceli. Eğer hataları görmezden gelebilen bir oyuncuysanız bu sisli maceraya kesinlikle bir şans vermelisiniz. Aksi halde çok büyük bir indirim beklemenizi veya direkt olarak oyunun 1.0 sürümünü beklemenizi öneriyorum.

Etiketler: