Ekibimize yeni yazarlar arıyoruz. Detaylı bilgi için lütfen buraya tıklayınız.

Life is Strange 2 – Bölüm 3: Wastelands incelemesi

Daniel ile Sean ikilisinin ilişkisi daha da zorlu bir sınav verirken, bir oyunu olarak ben bu sınavdan hiç zevk almıyorum.

Toplamda 5 bölümden oluşacak olan Life is Strange 2, güzel bir ilk bölüm ve ortalama bir ikinci bölüm ardından, üçüncü bölümü ile karşımıza çıktı. Wastelands isimli üçüncü bölüm, Sean ve Daniel ikilisinin hikayesini, yeni karakterlerle canlandırmayı hedefleniyor gibi görünüyor ama bu canlanma çok da iyi olmayacak iki karakter için. Gelin, bu bölümün detaylarına, inceleme yazımız ile değinelim.

İnceleme yazıma geçmeden önce belirtmem gerekiyor ki Wastelands bölümünü incelerken, oyunun sadece hikaye ile alakalı noktalarına değineceğim. Eğer temel oyun hakkındaki fikirlerimi merak ediyorsanız, ilk bölümün incelemesine göz atmanızı öneriyorum. Eğer bu bölümün hikayesi hakkında bilgi sahibi olmak istemiyorsanız da bölümü bitirdikten sonra inceleme yazıma uğramanızı önerebileceğim.

Life is Strange 2

Life is Strange 2, yavaş ama anlamlı bir şekilde başlıyor

Bahsettiğim oyunun ikinci bölümünde, bir önceki bölümün özeti, Sean tarafından anlatılan, iki kurt kardeşin hikayesi şeklinde anlatılmıştı. Üçüncü bölümde de aynısı yapıldı ve bence bu anlatım gerçekten çok güzel. Bu anlatım ardından da birkaç ay öncesine dönüyoruz. Bu sahnelerde Daniel ve Sean ikilisinin aslında zorlu bir kardeş ilişkisi yaşadığını görüyoruz.

Sean, artık bir genç olmaya hazırlanırken, ailesi yerine arkadaşlarını tercih ediyor; Daniel ise Sean’ın daha fazla kendisi ile ilgilenmesini istiyor. Aslında bu sahneler oldukça önemli; bölümün kendisinde de sürekli olarak benzer bir olay ile uğraşıyoruz.Yalnız, bu sahnelerin oldukça ilginç olduğunu söylemeliyim. Sean ve Daniel, oldukça tutarsız davranıyordu birbirlerine. İkili, bir anda iyi iken, bir diğer anda küs oluyordu ki bu bence normal değil.

Bu geçmişi gördüğümüz sahnelerden sonra da günümüze dönüyoruz. Aslında günümüzde de, ikinci bölümden birkaç ay sonrasını yaşıyoruz. Daniel ve Sean, ikinci bölümden tanıdığımız Cassidy ve Finn ile takılıyor. Tabii bölümde sadece bu iki karakter yok, ortada geniş bir karakter yelpazesinden oluşan bir topluluk var ki bence bu gayet güzeldi. Yani, karakterlerin benzersiz olduğunu söylemem ama belki biraz daha kalıcı, yeni karakterler gerekiyordu bu oyuna.

Artık Daniel ve Sean; Cassidy, Finn, Hannah, Penny, Jacob ve adını unuttuğum diğer iki karakter ile birlikte bir kampta kalıyor. Bu kamp, uyuşturucu ile ilgilenen, tabii ki illegal insanlar için işçilik yapıyor. Bu sayede de para kazanabiliyorlar. Tahmin edebileceğiniz gibi Daniel, kendisini bir hapishanede gibi hissediyor ve ergenliğinden ötürü başımızı sürekli ağrıtıyor.

Life is Strange 2

Her konu bence işlenmeye değer değildir

Video oyunlarında bugüne kadar sayısız farklı konu gördük ama bence her konu, işlenmeye değer değildir. Life is Strange 2 oyununun üçüncü bölümü de bence işlenmeye değer olmayan bir konuyu ele alıyor: Sean ve Daniel ikilisinin ergen ilişkileri. Bölüm boyunca Sean, kardeşini kendi kontrolünde tutmaya çalışıyor; Daniel ise büyüdüğünü iddia edip, güçleri ile hava atıp, güçlerindeki kontrolü kaybedip, tüm bunların üzerine ergenliği ile can sıkıyor.

Tamam, işin içinde süper güçler olabilir ama Life is Strange 2 oyununun odağında süper güçler değil, kardeşlerin ilişkisi bulunuyor. Yani, güçler değil de küçük kardeşimizin ergenliği ile ilgileniyoruz bölüm boyunca ve bence bu inanılmaz sıkıcı bir durum. Ayrıca, ben bu tip çocuklardan da genel olarak hoşlanmıyorum. Bu yüzden benim için ekstra can sıkıcı bir bölüm oldu Wastelands.

Tabii Daniel’ın bu ergen davranışlarının altında başka bir sebep yatıyor. O sebep de bizim artık sürekli kendisi yerine Cassidy ile ilgileniyor olmamız ki bence bu tamamen bir saçmalık. Yalnız bu saçmalığa inceleme yazımın devamında değinmek istiyorum. Yine de Daniel ile Sean ikilisinin ilişkisinin böylesine zorlu bir yola girmesi ilgimi çekti. Hiç yoktan iyidir herhalde.

Biraz önce, uyuşturucu ile alakalı bir iş yapıyoruz demiştik. Bu iş sayesinde 2 yeni karakter tanıyoruz. Bu iki karakterin aslında yeterince derinlik ile ilgi çekici iki insana dönüşebileceğini düşünüyorum ama bölüm finalinden sonra böyle bir şeyin olmayacağını düşünüyorum. Life is Strange 2 ile aslında sürekli yeni karakterler tanıyoruz ama bir sonraki bölüme geçtiğimiz zaman o karakterleri bir daha hiç görmüyoruz. Daha önce, bu bölümdeki karakterlerin tanıtılmasının iyi olduğunu söyledim ama bir sonraki bölümde bu karakterlerden hiçbiri dönmeyecekse, sadece bir zaman kaybı her şey.

Life is Strange 2

Life is Strange 2, elimize çok da oynanış parçası vermiyor

Genelde Telltale Games tarafından geliştirilmiş olan o hikaye temelli oyunlarda oynanış aramazdım; oyunların asıl olayı oynanış değildi. Yalnız, Life is Strange serisinin ilk sezonunda, ondan sonraki oyununda ve bu sezonun ilk bölümlerinde yeteri kadar oynanış vardı. Yalnız, bu oynanış, üçüncü bölüm ile bence iyice söndü.

Yine de bu bölümde ilgimi çeken bir mini oyun vardı. Çalıştığımız işte, adını bilmediğin bitkileri kesiyorduk ve bunu bir mini oyunla yaptık. Bir yandan arkadaşlarımız ile konuşurken, bir yandan da işle ilgilenmek bence gayet hoştu. Hatta oyun boyunca ölü gözlerim, bu bölümde biraz canlandı bile diyebilirim. En azından, tamamen sıkıcı bir sahne yaşamadık.

Tüm bunlar ardından, Daniel ile kaliteli vakit geçirebilmek için kendisinin güçlerini gösterebileceği gizli bir yere gidip, antrenman yapıyoruz. Tabii bu yaptığımız şey antrenmandan daha çok Daniel’ın kontrolden çıkıp, güçleri ile hava atar bir hale gelmesi ile sonlanıyor. Bu sahnenin sonunda Daniel, gölün dibinden, kökleri ile bir ağacı çıkarıp, ben artık küçük bir çocuk değilim diyor ama hareketleri bildiğiniz küçük bir çocuk. Muhtemelen bu sahneden etkilenmek gerekiyordu ama ben hiçbir şey hissetmedim.

Antrenman sonrasında, oyun sırasında hoşuma giden sahnelerden bir tanesini görüyoruz: Herkes kamp ateşinin etrafında toplanıp, en kötü anısını anlatıyor. Oyundaki diğer karakterleri tanımak için güzel bir yol ama bir sonraki bölümde kendilerini görmeyeceksek ki bence birkaç karakter haricinde kesinlikle kendilerini görmeyeceğiz, her şey gerçekten boşa gidiyor gibi görünüyor.

Life is Strange 2

Cıvıl cıvıl bir günün nasıl biteceğini hepimiz biliyoruz

Daniel ve Sean ikilisi için kısmen iyi, kısmen kötü biten bir günden sonra, bir sonraki gün gayet neşeli bir şekilde başlıyor. Sean, iş için geç uyanıyor, koşturuyor, işe gidiyor filan. Arkada da eğlenceli bir müzik çalıyor ama böyle başlayan bir günün nasıl biteceğini hepimiz biliyoruz artık herhalde. Ne olacağı belli olsa da ben bu gün başlangıcı sahnesini de çok beğendiğimi söyleyebilirim.

Daniel, o kadar ergen bir hal aldı ki artık ya ergenliğinden, ya da kıskançlığından ötürü işleri berbat ediyor. Eli silahlı olan patronlarımız, Daniel yüzünden çıldırıyor ve işler karışıyor. Bu sırada, Daniel’ın özel gücü de kamptan en yakın arkadaşlarımız tarafından görünüyor. Bu kişiler arasından dikkatimi en az çeken kişi Cassidy; Daniel’ın güçleri, temelde Cassidy için hiçbir şey ifade etmiyor. Tamam, Cassidy şaşırabilir ama ondan ileriye gidemez.

Bir diğer yandan, aslında bölümün başlarından sevip, sonra nefret ettiğim Finn ve inançlarına bağlı olan diğer kamp üyesi benim ilgimi çekiyor; ikisi de Daniel’ın ortaya çıkan gücü ile önemli adımlar atabilecek karakterler. Mesela Finn, Daniel’dan yararlanmak isteyebilir ve bunun için en uygun zaman da kardeşimizin ergen dönemi olabilir. İnançlı kişi ise ya kafayı yer, ya da bu durumu herkese anlatabilir.

Yaşanan olaylardan sonra kamptan ne yazık ki ayrılmak zorundayız; kamp meğerse patronlarımız tarafından kurulmuş. Ben bunu bölüm boyunca anlayamamıştım. Bu sırada Finn’in de Daniel ve Sean’a hırsızlık teklifi ettiğini söyleyebilirim; Daniel’ın süper güçleri bulunuyor. Aslında bu noktaya göre bölüm, ortalama bir seviyede seyrediyor ama benim bölüme karşı tüm ilgimi düşüren sahnelerde, bu andan sonra geliyor.

Life is Strange 2

Life is Strange 2, bizim tercihlerimize sanki önem vermiyor

Life is Strange 2 gibi video oyunları, yapılan tercihlerin hikayeye etki ettiğini söyler ama aslında o etki minimum seviyededir. Hikayede, bizim tercihlerimiz ile önemli olan hiçbir şey değişmez. Aslında ben bunu problem etmiyorum. Eğer bir video oyunu, bana geçmiş tercihlerim ile alakalı basit bir diyalog sunsa bile yeterli olur ama Wastelands bölümü sanki hiçbir şekilde, hiçbir tercihe önem vermiyor. Hatta bu bölüm, kendi kafasından tercihler oluşturuyor.

Öncelikle, Cassidy ile gölde yüzmeye gidiyoruz. Gecenin bir vakti gölde yüzmeye gidince neler olacağını az-çok tahmin etmek mümkün. Eğer Sean ve Cassidy arasında herhangi bir romantik bir şey hissetsem, bu sahne bana çok doğal gelecek ama emin olun göle giderken, bu ikili arasında romantik seçeneklerin sunulacağını düşünmedim bile; oyun böyle bir şeyin olabileceğine hiçbir zaman izin vermedi.

Sonradan öğrendim ki Finn ile de romantik bir an yaşamak mümkünmüş ama yine, neden? Oyunun hikayesinde Cassidy veya Finn ile romantik bir ilişkiye dair hiçbir noktaya değinilmezken, neden bir anda ilişkilerin seyrinin değiştiğini anlamıyorum. Belki de ben insan ilişkilerinden çok anlamadığım için bu durum bana garip gelmiş olabilir ama ben yine de geliştirilme sürecinde bazı kararsızlıkların yaşandığını düşüneceğim.

Hatta, şimdi geriye dönüp baktığım zaman, Life is Strange 2 oyununun şu an piyasada bulunan 3 oyunda da hiçbir karakter ile önemli bir ilişkiye girilmediğini görüyorum. Yani, sadece kardeşimiz olan Daniel, Sean için önemli gibi görünüyor. Ha tabii bir de Lyla var ama kendisi bu bölümde tamamen unutulmuştu. Bence bu kadar az önem, pek de iyi değil.

Life is Strange 2

Şimdi işin daha da can sıkıcı kısımlarına değinelim

Cassidy ve Sean arasında geçen tutarsızlığı bir kenara bırakalım. Şimdi Daniel ile Sean arasındaki bir tutarsızlığa değinelim. Şimdi, oyunun sonlarına doğru, Sean ile Cassidy gölde yüzüyor iken Daniel, Finn ile daha önce reddettiğimiz hırsızlığı yapmaya gidiyor. Neden? Çünkü Daniel bizi aramış ama bulamamış, Cassidy ile çok fazla zaman geçirdiğim için onun, beni değiştirdiğini düşünmüş.

Şimdi, eğer bu doğru olsaydı tamam diyecektim ama ne ikinci bölümde, ne de bu bölümde Cassidy ile göl harici hiçbir zaman geçirmedik. Belki oyunun bize göstermediği dönemlerde kendisi ile ve arkadaşlarıyla çok zaman geçirmiş olabiliriz ama eğer bu bana anlatılmazsa, ben nereden bilebilirim? 10-15 dakika Cassidy ile gölde yüzdük diye küçük kardeşin bizi kıskanması ve o kızın, bizi değiştirdiğini düşünmesi ne kadar mantıklı?

Bunun haricinde, ben zaten Daniel’ı bu şekilde yetiştirmedim ki ilk ve ikinci bölümde. Ben, gerçek hayatta da sigaradan, alkolden veya diğer tüm maddelerden nefret eden bir insanım. Bu oyunda da Sean’ın kötü bir alışkanlığı olmaması için elimden geleni yaptım ama bir bölümde Daniel, uyuşturucu kullanmaya yelteniyor ve bunun bir şaka olduğunu söylüyor sonrasında da.

Bundan daha da önemlisi, iki bölümde de hiçbir şekilde hırsızlık yapmamış olan Sean ve Daniel, bu bölümde bir anda değişiyor. Daha doğrusu, sadece Daniel değişiyor ve hırsızlık için Finn’e kendisi gidiyor. Yahu, ilk ve ikinci bölümde benim attığım adımlar Daniel’ı etkilemiyor muydu? Hani, şimdi nerede o etkiler? Bu bölümde görmüş olduğum Daniel, sanki başka birisinin kayıt dosyasındaki bir karakter gibiydi. Bu, benim yetiştirdiğim Daniel değil.

Life is Strange 2

Life is Strange 2: Wastelands, finalde ilgi çekici olmayı başarıyor

Life is Strange 2 oyununun üçüncü bölümü, genelde sıkıcıydı. Bölümün başında ve ortasında yer yer güzel anlar vardı ama o kadar. Yine de asıl olay, final sahnesinde başladı. Daniel ile Finn’in hırsızlığını durdurmak için Sean ve Cassidy, peşlerinden gidiyor ve patronlara yakalanıyor bu dörtlü. Sonrasında ise oldukça gergin dakikalar başlıyor.

Benim finalimde Finn öldü, Daniel ise kıskançlığından ötürü hem Sean’a, hem Cassidy’ye hem de patrona zarar verdi. Şimdi, oyun bu noktada Daniel’ı oldukça havalı göstermeye çalışıyor ama benim gözümde Daniel’ın sadece baş belası bir ergen olduğu gerçeği değişmiyor; yaşanan bu olayların ardında havalı bir sebep yok. Daniel, kardeşini ve arkadaşlarını kurtarmak için güçlerini kullanmıyor. Daniel, sadece bir ergen olduğu için böyle davranıyor.

Benim en çok ilgimi çeken, en çok heyecanlandıran şey ise oyunun finalinin de finalinde yaşanıyor. Anladığıma göre Daniel, patronun kasasındaki paraları aldı ve tek başına kaçtı. Biz ise sol gözümüzden yaralandık. Evet, Daniel bizi bıraktı ve öyle gitti. Hatta dördüncü bölümün kısa tanıtımında da Sean, tek başına bir yolda, Meksika’ya veya Meksika’da yürüyor gibi görünüyor.

İşte bu benim ilgimi çekti, sonunda Life is Strange 2, vitesi yükseltebildi. Aslında bunu en çok The Walking Dead: The Final Season için istemiştim. İstediğim de AJ’in yavaş yavaş delirmesi, içindeki psikopatı çıkartması ve sezonun ana düşmanı olmasıydı. Clementine ile AJ arasında böylece ilginç sahneler görebilirdik ve şimdi de aynı şeyi Daniel ve Sean için istiyorum. Açıkçası, benim için bu oyunu kurtaracak tek şey de muhtemelen bu olacaktır.

Life is Strange 2

Daniel, eğer bu sezondaki baş belası olmayacaksa işimiz zor

Life is Strange 2, iki kardeşin hikayesini anlatıyor. Açıkçası, bu sebepten ötürü de Daniel ile Sean ikilisinin arasının açılacağını sanmıyorum. Evet, Daniel gitti ama belki dördüncü bölümün içerisinde tekrar bulacak birbirini bu ikili. Fakat ben Daniel’ın kendi egosunun içerisinde kaybolmasını, güçlerini kötüye kullanan bir kişiye dönüşmesini tercih ederim; bu bölümden sonra ben kendisinden bunu görmek istiyorum.

Tabii Sean bu konuda ne yapabilir, hiçbir fikrim yok ama oyunun gidebileceği başka bir yön göremiyorum ben. Tamam, Daniel ile Sean, başarılı bir şekilde kaçabilir Meksika’ya ama bu ne ifade ediyor? Benim için hiçbir şey ifade etmez öyle bir final. Ayrıca, zaten Daniel eğer bundan sonra sezonun kötü kahramanı olmayacaksa bence çoğu şey gereksiz; bu bölümle verilmek istenen his, aslında bölümün sadece ilk 10 dakikası ile rahatlıkla verilebiliyordu. İlk 10 dakikadan sonraki her şey, özellikle de final tamamen Daniel’ı karanlık tarafa itmeye yarıyor.

Tüm bunların haricinde, bölüm boyunca Lyla’ya hiçbir şekilde yer verilmemesine çok üzüldüm. Tamam, ondan cümle içinde 1-2 kere bahsettik ama Lyla gibi bir karakter, daha fazlasını hak ediyordu. Ayrıca bölüm boyunca çok fazla önemli seçimin yer aldığını, buna bağlı olarak çok fazla da final sonucunun olduğunu söyleyebilirim. Ben, tüm finalleri kendi gözümle görmedim ama istatistik sahnesi aracılığı ile başka başka sahnelerin olduğu da görünüyor ve bence bu gayet güzel bir şey.

Sadece finali ile beni net olarak canlandıran Life is Strange 2: Wastelands, açıkçası bu kadar beklediğime değmedi. Özellikle de The Walking Dead: The Final Season – Take Us Back bölümünden sonra bu bölüm, inanılmaz güçsüz kaldı. Sean, Daniel ve Cassidy karakterlerinin tutarsızlığı da inanılmaz berbattı. Ayrıca, incelememi bitirmeden önce söylemek isterim ki dördüncü bölümde, artık diğer bölümlerden bazı karakterlerin geri dönmesi gerekiyor. Yoksa, sürekli yeni karakter tanıtıp, kendilerini unutarak, bu tip video oyunlarının başarısız olduğunu çok gördük.

Life is Strange 2, bana soracak olursanız, bugüne kadarki en kötü bölümü ile karşımızda. Bence, bu bölümün sadece finali etkiliydi ve geriye kalan her şey sadece birer oyalama noktasıydı. Karakterlerdeki tutarsızlık, seçimlerin en küçük bir hikaye parçasına bile etki etmemiş olduğunu hissetmek ve çok daha fazla şey, beni gerçekten üzdü. Bu tip video oyunlarını severim ama Life is Strange 2: Wastelands, benim bugüne kadar deneyimlediğim en kötü bölümlerden bir tanesiydi.
Olumlu
İlgi çekici final.
Eğlenceli, küçük bir mini oyun vardı.
Cassidy'nin derinlik kazanması.
Olumsuz
Karakterlerdeki inanılmaz tutarsızlık.
Geçmiş tercihlerin boşa gittiği hissi.
Lyla ve başka karakterlerin eksikliği.
5.7
Kurucu

Yorumlar

avatar
  Abone Ol  
Bildir