Son yıllarda oyun dünyasında pek çok farklı deneme gördük ama MOUSE: P.I. For Hire gerçekten kendine has bir deneyim sunmaya çalışan nadir yapımlardan biri olarak öne çıkıyor. Fumi Games tarafından geliştirilen bu oyunu ilk duyduğumdan beri büyük bir merakla bekliyordum. Piyasaya sürüldükten hemen sonra oyuna daldım ve yaklaşık on iki saatlik bir serüvenin ardından düşüncelerimi toparlama fırsatı buldum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki beklentilerimin çoğunu karşılayan ama bazı noktalarda beni düşündüren bir macera oldu kendisi.
Peki, bu oyunu ilk defa duyanlar için nasıl özetleyebiliriz derseniz hemen açıklayayım. MOUSE: P.I. For Hire özünde klasik bir birinci şahıs nişancı oyunu. Türün meraklılarının çok sevdiği hızlı ve aksiyon dolu bir oynanışa sahip. Görsel tarzı tamamen Cuphead gibi eski dönem çizgi filmlerini andırıyor ama oynanış hissi olarak DOOM gibi klasik nişancı yapımlarından ilham alıyor.
Oyunun içerisinde Jack Pepper adında eski toprak bir özel dedektifi canlandırıyoruz ve karanlık sokaklar ile yozlaşmış karakterlerle dolu tehlikeli bir şehirde birbirinden ilginç davaları çözmeye çalışıyoruz. Hikaye tamamen otuzlu yılların o klasik polisiyelerinden fırlamış gibi hissettiriyor. Dedektiflik ofisimizden çıkıp şehrin suçla dolu mahallelerine adım attığımız andan itibaren atmosferin o ağır ama bir yandan da eğlenceli havası bizi hızla içine çekiyor.
Oyunun en çok öne çıkan ve herkesi büyüleyen kısmı kesinlikle eşsiz görsel tarzı. MOUSE: P.I. For Hire tamamen siyah beyaz ve el çizimi detaylarla süslenmiş büyük bir sanat harikası. Karakterler ve düşmanlar üç boyutlu bir dünyada iki boyutlu olarak tasarlanmış. Bu teknik harika bir şekilde uygulanmış ve oyun boyunca kendimi nostaljik bir animasyon filminin başrolünde gibi hissetmemi sonuna kadar sağladı. Oyunun bence en çok ilgi çekecek yönü de bu olacaktır.
MOUSE: P.I. For Hire içerisinde görsel şölen sadece duran karelerde değil, hareket halindeyken de muazzam bir akıcılık sunuyor. Düşmanların vurulma tepkileri veya karakterimizin silahını yeniden doldurma detayları inanılmaz derecede tatmin edici. Silahların elinizde sürekli kıpır kıpır bir şekilde durması o eski tarzı kusursuz bir biçimde yansıtıyor. Bazen sırf bu ince detayları izlemek için bile çatışmayı bırakıp etrafıma uzun uzun bakma ihtiyacı hissettim.
Müzikler ve ses tasarımı ise bu harika görsel yapıyı destekleyen en güçlü unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Arka planda çalan caz müzikleri ve büyük orkestra tınıları o dönemin ruhunu tam anlamıyla yaşatıyor. Çatışmaya girdiğinizde hızlanan ve temponuza ayak uyduran melodiler sayesinde her bir silahlı mücadele adeta ölümcül bir dansa dönüşüyor. Kulaklıklarımı takıp bu harika ritimlere kendimi kaptırmadan kesinlikle edemedim.
Oynanış kısmında ise temel olarak akıcılık ve yüksek hız her zaman ön planda tutulmuş. Klasik bir nişancı oyunundan bekleyeceğiniz üzere çeşitli silahlarla kalabalık düşman ordularının arasına korkusuzca dalıyorsunuz. MOUSE: P.I. For Hire bu noktada oyuncuya çift zıplama ve duvarda koşma gibi yetenekler vererek çatışmaları çok daha dinamik bir hale getiriyor. Özellikle de makineli tüfeği elime alıp, rastgele bir şekilde ateş etmek bile son derece keyifliydi.
Bölüm tasarımları kesinlikle tek düze dar koridorlardan oluşmuyor ve oyuncuyu etrafı özgürce keşfetmeye teşvik ediyor. Haritalar oldukça geniş bir dikey yapıya sahip ve bolca gizli odayla dolu. Bu gizli bölgelerde yeni silah geliştirmeleri ve eski gazeteler gibi toplanabilir eşyalar bulmak mümkün. Çatışmalardan arta kalan zamanlarda haritanın gizli köşelerini araştırmak MOUSE: P.I. For Hire oyununun o hızlı temposuna çok güzel ve dinlendirici bir mola verdiriyor.
Keşif yaparken karşılaştığınız bazı küçük ve tatlı mekanikler de MOUSE: P.I. For Hire yapıtının genel mizahi yapısını çok güzel destekliyor. Mesela kilitli kasaları açmak için karakterimizin kendi fare kuyruğunu bir maymuncuk gibi kullanması beni en çok güldüren detaylardan biri oldu. Bu tarz yaratıcı ve eğlenceli dokunuşlar oyunun sadece sıradan bir nişancı oyunu olmaktan çıkıp kendine has güçlü bir karakter kazanmasına inanılmaz büyük bir katkı sağlıyor.
Ana hikaye dışında vakit geçirebileceğiniz oldukça keyifli ve beklenmedik sürprizler de var. Etrafta bulduğunuz kartlarla oynayabileceğiniz özel ve eğlenceli bir masaüstü beyzbol mini oyunu bulunuyor. Başlarda pek önemsememiş olsam da zamanla bu ufak oyuna bağımlı hale geldim ve görev aralarında sürekli oynamaya başladım. Geliştiricilerin bu tarz küçük ama oyalayıcı eklentilerle oyun dünyasını zenginleştirmesi gerçekten çok takdire şayan bir hareket.
Tabii ki her şey tamamen kusursuz değil ve bazı noktalarda MOUSE: P.I. For Hire oyununun potansiyelini tam kullanamadığını hissettim. MOUSE: P.I. For Hire bir dedektiflik hikayesi anlatmaya çalışsa da aksiyon dozu o kadar yüksek ki bu iki farklı tema bazen birbiriyle sertçe çatışıyor. Bir ipucunu inceleyip, davayı çözmeye çalışırken aniden onlarca düşmanın üzerinize saldırması o ağır ve gizemli havayı ne yazık ki biraz zedeliyor. Dedektiflik kısmı çok ağır basmıyor.
Beni en çok rahatsız eden sorunlardan biri de bazı silahların vuruş hissiyatındaki zayıflıktı. Özellikle pompalı tüfek gibi ağır hasar vermesini beklediğiniz bir silahın adeta oyuncak bir tabanca gibi cılız ses çıkarması büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Görsel olarak çok şiddetli ve etkili görünen kanlı bir saldırının işitsel olarak bu kadar arka planda kalması çatışma hissiyatını çok olumsuz etkiliyor.
Bir diğer can sıkıcı nokta ise oyunun içindeki diyalog sisteminin temel işleyiş biçimi. MOUSE: P.I. For Hire içerisindeki tüm karakterler harika bir şekilde seslendirilmiş olsa da her bir diyalog satırını tek tek tıklayarak ilerletmek zorunda kalmak bir süre sonra gerçekten yorucu oluyor. Saatler süren uzun bir macera boyunca bu sürekli tıklama zorunluluğu oyunun akıcılığını baltalıyor ve keşke bu sistemi daha otomatik yapsalardı dedirtiyor. Bu biraz fazla klasik olmuş.
Oyunun genel zorluk seviyesi ve ilerleme temposu da zaman zaman ciddi anlamda dengesizleşebiliyor. Normal zorlukta oynarken etrafta o kadar çok can yenileme eşyası buluyorsunuz ki hayatta kalmak gereğinden fazla kolaylaşıyor. Ancak son bölümlere doğru aniden ortaya çıkan ve hiç mantıklı hissettirmeyen zorluk sıçramaları oyuncuyu epey hazırlıksız yakalıyor. Bu ani değişimler oyunun akışını bozuyor ve yer yer sinir bozucu olabiliyor.
Bütün bu olumsuz eleştirilerime rağmen oyunun dünyasındaki absürt ve tatlı detaylar beni her zaman tebessüm ettirmeyi başardı. Ayakkabı giyen örümcekler veya neşeyle dans eden sümüklü böcekler gibi tuhaf tasarımlar oyunun o mizahi tarafını sürekli canlı tutuyor. Eğlenceli kelime şakaları ve eski çizgi filmlere yapılan zekice göndermeler bu karanlık siyah beyaz dünyayı inanılmaz derecede renkli ve yaşanabilir bir yer haline getiriyor.
Sonuç olarak MOUSE: P.I. For Hire bazı tematik karmaşalar ve ufak oynanış pürüzleri barındırsa da kesinlikle deneyimlenmesi gereken çok yaratıcı bir eser. Geliştirici ekip, eski dönem çizgi filmlerinin saf cazibesini modern nişancı mekanikleriyle birleştirerek ortaya son derece cesur bir iş çıkarmış. Eğer farklı bir görsel tarz arıyor ve hareketli caz müzikleri eşliğinde mermi yağdırmak istiyorsanız MOUSE: P.I. For Hire oyununa en azından bir indirim döneminde kesinlikle şans vermelisiniz.





