Monopoly markasını sanıyorum ki bilmeyen yoktur. Bu masa oyunu markasını bugüne kadar birçok kişi hem gerçek dünyada, hem de sanal dünyada oynadı. Konu sanal dünya olunca markaya ait oyunları genellikle Ubisoft şirketinden gördük. Şimdi de kendileri, Monopoly Madness oyunu ile karşımıza çıktı. Bu oyunun amacı, aslında hepimizin bildiği Monopoly deneyimini daha önce hiç görülmediği bir şekilde sunmak. Biliyorsunuz, orijinal deneyim biraz yavaş ve stratejik bir şekilde ilerleyebiliyordu. Ubisoft şirketinin yeni oyununda ise turlar çok daha hızlı ve kaotik bir şekilde ilerliyor. Deneyim, aksiyona biraz daha yaklaşıyor.
Zengin olma yarışının yaşandığı Monopoly Madness oyununda sokaklarda diğer oyuncularla yarışıyoruz, kaynaklar topluyoruz, bu kaynaklarla arsalar alıyoruz, binalar yapıyoruz ve onları geliştiriyoruz. Tabii bu sırada rakiplerinizi de boş bırakmamanız gerekiyor; onlara tuzaklar kurmanız ve onların tuzaklarından da kaçmanız gerekiyor. Yalnız, Mr. Monopoly şu anda tatilde olduğu için yarışmacıları kurallara zorlayan hiç kimse yok ve bu yüzden de bir buldozere binip, binaları yıkabiliyorsunuz; rakiplerinizin evlerine hasarlar verebiliyorsunuz. Adından da anlayabileceğiniz gibi bu oyunda adeta bir çılgınlık yaşanıyor.
Monopoly Madness oyununun içerisinde deneyimleyebileceğiniz 4 adet harita bulunuyor. Bu haritalardan bir tanesi, markanın ikonik hale gelmiş olan şehri. İkinci harita ise aynı şehrin gece versiyonu. Üçüncü harita, sahilde yer alan bir kasaba ve dördüncü harita da Cozy Falls isimli oldukça tatlı bir alan. Bu haritaların tamamı farklı şekillere sokulabiliyor ve karşınıza toplamda 20 adet arena çıkmış oluyor. Tüm bu haritalarda en fazla 5 farklı rakibe karşı savaşabiliyorsunuz. Turlar daha önce de dediğimiz gibi kısa sürüyor ve oyun, gerçek zamanlı oynanıyor; yani sıra tabanlı bir sistem sunulmuyor oyunculara.
Monopoly Madness oyununda sizler etrafta koşuşturup, kaynak toplayıp, yeni arsalar satın alırken, topluluk sandıklarına denk gelebiliyorsunuz. Masa oyununda olduğu gibi bu oyunda da topluluk sandıkları, rastgele bir kart olarak seçiliyor ve bunların içerisinden buldozerler filan çıkabiliyor. Oynanışı anlık olarak değiştirebilecek tek şey, topluluk sandıkları da değil; oyunda aynı zamanda rastgele olaylar gerçekleşebiliyor ve sizlerin de bunlara ayak uydurabilmeniz gerekiyor. Yani, zaman zaman sadece oyunculara karşı değil, oyuna karşı da bir savaş vermeniz gerekebiliyor. Tüm bunlar gerçekleşirken de Monopoly markasının ruhu ne yazık ki kayboluyor.

Monopoly Madness, tanıdık görünüyor ama aynı hissi sunmuyor
Monopoly Madness oyununun içerisinde markanın ikonik şehri yer alıyor, bazı tanıdık oyun mekanikleri bulunuyor ve tüm bunların üzerine hem yeni, hem de geçmişten geri gelen 20 adet oynanabilir karakter sunuluyor. Birçok şey tanıdık olmasına rağmen oynanış o kadar farklı ki bu oyunu oynarken, Monopoly markasına ait bir deneyim yaşadığınızı hissedemiyorsunuz ve bence bu oyunun en büyük problemi de bu. Yani, Monopoly öyle bir hale geldi ki markasının adı, kendisine ait bir oyun türü oldu. Bu yeni video oyunu ise o türü ne yazık ki tamamen es geçiyor. Bu yüzden de bir Monopoly oyunu değil de herhangi bir oyun oynuyormuş gibi hissedebiliyorsunuz.
Monopoly Madness oyununun kendisi, aslında bir öğretici bölüm ile başlıyor. Bu bölümde kendi karakterimiz ile tanışıyoruz ve öncelikle kaynak toplamayı öğreniyoruz. DualSense üzerinde X butonuna basılı tutarak, karakterimiz kaynakları içine çekebiliyor. Bu kaynakların arasında paralar da bulunuyor. Daha sonra, yuttuğunuz bu paraları kullanarak, bir sonraki blokta arsa satın almayı öğreniyoruz. Oyundaki bina ve arsa satışları sürekli olarak açık arttırma tarzı ile yapılıyor. Açık arttırmalar, oyunun belirlediği zamanlarda başlıyor ve teklif vermek için de yuttuğunuz paraları tek tek tükürmeniz gerekiyor.
Eğer bir bina veya arsa, açık arttırma sırasında satılamazsa, yani hiçbir teklif almazsa, açık arttırma bittikten sonra resmi satış başlıyor. Bu satışta da binanın veya arsanın istediği parayı veren ilk oyuncu, kendisine sahip oluyor. Oyun, sıra tabanlı değil de gerçek zamanlı olarak ilerlediği için her şeyi genel anlamda ilk gelen alıyor. Binaları alabilmek için de yuvarlak butonuna basılı tutmanız gerekiyor. Aynı şekilde düşmanlarınızı kısa mesafeli bir şekilde itebiliyorsunuz ve daha sonra da binaları yükseltmeyi öğreniyoruz. Binaları yükseltmek için kaynak toplamanız gerekiyor; kaynakları da şehrin içinde bulabiliyorsunuz.
Monopoly Madness oyununun içerisinde enerji ve su gibi farklı kaynaklar bulunuyor ve binaları yükseltmek için de iki kaynak gerekebiliyor. Yeteri kadar yükseltme yaptığınız zaman ise evleriniz, otellere dönüşüyor. Daha sonra, oyundaki topluluk sandıklarını ve içlerinden çıkan özellikleri kullanmayı öğreniyoruz. Burada da evlere zarar verebilecek, rakiplerimize zarar verebilecek veya bizim işimize yarayabilecek birkaç farklı özellik ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bu arada, klasik bir Monopoly deneyimde olduğu gibi bu oyunda da binaları set olarak satın almak, oyunculara bonus tanımlıyor. Bu da sizin galip gelmenizi kolaylaştırıyor.

Bu çılgınlık için kendinizi şimdiden hazırlayın
Sunum tarafına geldiğimiz zaman ise Monopoly Madness, aslında gayet güzel görünebiliyor. Özellikle oyunu büyük bir ekranda oynadığınız zaman detayları daha iyi görebiliyorsunuz. Görsel efektler de görselliği güzel bir şekilde yumuşatıyor. Evlerin modelleri, onları yükselttikçe modelin de değişmesi, karakter modelleri, bunların üzerine gelen görsel efektler ve çok daha fazlası oldukça güzel görünüyor. Haritaların tamamının farklı hissettirmesi de cabası. Yani, aynı şehrin gece ve gündüz versiyonları bile farklı hissetmeyi başarıyor. Peki, bu görselliğin üzerine gelen performans ne haldedir dersiniz?
Monopoly Madness, PlayStation 5 konsolunda 60 FPS oynanabiliyor ve ekrandaki efekt sayısı çok yükseldiği zaman bile oyun, 60 FPS değerini korumayı başarıyor. Zaten böyle bir seviyedeki bir video oyununda da performans problemi görmeyi beklemiyordum. Yani, PlayStation 5 gibi donanımlar bu oyunu kaldıramayacak seviyede değil. Oyunda optimizasyon problemi olmadığı için de performans kusursuz bir şekilde işliyor. Aynı zamanda oyunun yükleme zamanlarının oldukça kısa olduğunu da belirtebilirim. Sadece, DualSense üzerindeki teknolojilerin çok etkili bir şekilde kullanılmamış olması beni hayal kırıklığına uğrattı.
Ses ve müzik tarafında ise bahsedebilecek çok fazla bir şey bulunmuyor. Yani, oyunda gayet standart bir kalitede ses efektleri bulunuyor. Mr. Monopoly tarafından yapılan seslendirmeler de idare eder bir seviyede. Müzikler ise yok denecek kadar kendisini fark ettirmiyor. Açıkçası, Monopoly Madness oyununda da öyle çok benzersiz müzikler ve ses efektleri görmeyi beklemiyordum. Sunumu genel olarak ele aldığımız zaman ise aslında görselliğin ve performansın, sunumu kurtardığını söyleyebilirim. Evet, ses ve müzik kategorilerinin iyileştirilmeye ihtiyacı var ama onlar olmadan da oyundan zevk alabiliyorsunuz.
Her şeyi özetlemek gerekirse, Monopoly Madness bence ortalama üstü kalitede bir oyun. Her şeyden önce bu oyunun, klasik bir Monopoly deneyimini sunmuyor olması büyük bir eksiklik. Yani, tabii ki oynanış tarafında zaman zaman yenilikçi olmak gerekiyor ama Ubisoft, bence bu oyunda çok yenilikçi olmaya çalışmış ve Monopoly markasının ruhunu kaybetmiş. Yine de sırf ruhu kaybolmuş diye oyunu yerin dibine sokmak istemiyorum. Eğer arkadaşlarınız ile birlikte oynayacak bir parti oyunu arıyorsanız, indirim dönemlerinde bu oyunu satın alıp, bence eğlenebilirsiniz. Özellikle de oyunun kaotik yapısı, arkadaşlarla çok eğlenceli olabilecek bir potansiyele sahip.





