God of War: Sons of Sparta, efsanevi savaş tanrısı Kratos ve kardeşi Deimos’un gençlik yıllarına odaklanan yepyeni bir macera olarak karşımıza çıkıyor. PlayStation 5 ve PlayStation 5 Pro için piyasaya sürülen bu yapım, serinin alışılmış devasa üç boyutlu aksiyonunu bir kenara bırakıp, bizi Agoge eğitimindeki iki gencin zorlu yolculuğuna götürüyor. Oyunu ilk kez duyanlar için belirtmeliyim ki bu bildiğimiz klasik formattan çok farklı ve nostaljik bir yapıya sahip.

God of War: Sons of Sparta oyununun türünden bahsetmek gerekirse, karşımızda safkan bir iki boyutlu aksiyon-platform ve Metroidvania oyunu duruyor. Hollow Knight veya klasik Castlevania oyunlarına aşinaysanız, buradaki keşif ve harita açma dinamiklerini hemen kavrayacaksınız. Yeni yetenekler kazandıkça daha önce gidemediğiniz yollara sapıyor ve gizli bölgeleri keşfediyorsunuz. Mega Cat Studios tarafından geliştirilen ve Sony Interactive Entertainment tarafından piyasaya sürülen bu yapım, Yunan mitolojisini iki boyutlu piksellerle harmanlayan cesur bir deneme olmuş.

God of War: Sons of Sparta oyununu oynamaya başladığımda beni en çok heyecanlandıran detay, hikayenin Kratos’un o bildiğimiz öfke dolu günlerinden çok öncesinde geçmesiydi. Henüz Spartalı bir asker adayıyken kardeşine duyduğu bağlılık ve hatta şaşırtıcı bir şekilde sahip olduğu mizah anlayışı beni çok etkiledi. Yıllar sonra TC Carson tarafından seslendirilen bu genç Kratos, karakterin insani yönlerini ve geçmişteki masumiyetini çok güzel yansıtıyor bence.

Deimos ile olan diyaloglar God of War: Sons of Sparta oyununun anlatım gücünü gerçekten yukarı taşıyor. Kardeşler arasındaki o tatlı atışmalar ve görev bilinci, hikayenin karanlık tonunu biraz olsun yumuşatıyor. Klasik oyunlarda Kratos her zaman sessiz ve sadece intikam peşinde koşan bir figürken, burada kardeşiyle dertleşen ve zaman zaman espri yapan birini görmek çok tazeleyici. Bu dinamik, yavaş açılan hikayeyi sonuna kadar merakla takip etmenizi sağlıyor.

Görsel sunum tarafına geçtiğimizde, oyunun sahte piksel sanat tarzı ile elle çizilmiş arka planları harika bir uyum yakalıyor. Sisli bataklıklardan, Daedalus atölyesine kadar uzanan mekanlar ekranda gerçekten muazzam duruyor. PlayStation 5 Pro donanımının sınırlarını zorlamayan bir oyun olsa da, sanat yönetimi sayesinde her yeni bölgeye girdiğinizde manzarayı izlemekten keyif alıyorsunuz. Düşük çözünürlüklü nostaljik hava, modern aydınlatma teknolojileriyle çok güzel desteklenmiş.

Performans anlamında oyun neredeyse kusursuz bir deneyim sunuyor. Ekranda onlarca düşman varken veya devasa görsel efektler patlarken bile en ufak bir kare hızı düşüşü yaşamadım. Yükleme sürelerinin anında gerçekleşmesi, özellikle zorlu düşmanlarda öldükten sonra hemen savaşa dönmenizi sağlıyor. Bu akıcılık, iki boyutlu bir aksiyon oyununda tempoyu korumak adına gerçekten çok kritik bir detay ve geliştirici ekip bunu mükemmel başarmış.

God of War: Sons of Sparta oyununun savaş sistemi, serinin köklerinden uzaklaşarak daha farklı ama tutarlı bir yol izliyor. Kratos bu kez Kaos Kılıçları yerine basit bir mızrak ve kalkan ile savaşıyor. Standart saldırılar ile ruh enerjisi tüketen özel yetenekler arasında güzel bir denge kurulmuş. Mızrağınızla düşmanları dürterken ve kalkanınızla darbeleri savuştururken, kendinizi gerçekten eğitim alan genç bir Spartalı gibi hissediyorsunuz.

Savaşları renklendiren asıl unsur ise Olympos tanrılarından aldığımız sihirli lütuflar oluyor. Uzaktan saldıran düşmanları indirmek veya kalkanlı rakiplerin savunmasını kırmak için bu büyüleri stratejik olarak kullanmak zorundasınız. Özellikle düşmanları oldukları yere çivileyen yeşil alev gibi büyüler, kalabalık savaşlarda hayat kurtarıyor. Büyüleri kullanırken sadece düğmelere basıp geçmek yerine, hangi gücün hangi düşmana etkili olduğunu öğrenmek büyük bir keyif veriyor.

God of War: Sons of Sparta içerisinde savaş sisteminin eksik hissettirdiği anlar da ne yazık ki var. Mızrak saldırıları bir süre sonra tekdüze bir hal alıyor ve serinin o ikonik vahşet hissinden çok uzak kalıyor. Düşmanları sadece dürtmek ve sersemletmek, eski oyunlardaki o akıcı ve acımasız komboların yerini tutamıyor. Savaş seçenekleri teoride geniş görünse de, pratikte en işe yarayan birkaç hamleyi sürekli tekrar ederken buluyorsunuz kendinizi.

Savunma mekanikleri ise oyunun zorluk eğrisini belirleyen en önemli faktör. Kaçınma ve savuşturma hareketlerini zamanında yapmak zorundasınız çünkü düşmanlar gruplar halinde ve acımasızca saldırıyor. Özellikle oyunun son üçte birlik bölümünde, düşman saldırı desenlerini ezberlemek ve reflekslerinizi konuşturmak şart oluyor. Savuşturma yapmak tatmin edici olsa da, tek bir hatada can barınızın yarısını kaybetmek bazen can sıkıcı olabiliyor.

Oynanış kısmında beni en çok rahatsız eden detay kontrol şeması oldu. İki boyutlu hızlı bir platform oyununda yön tuşları yerine sadece analog çubuğun kullanılması başlangıçta çok garip hissettiriyor. Yılların alışkanlığı ile yön tuşlarına basmak istiyorsunuz ama oyun buna izin vermiyor. Karakterin hareketi bazen çok kaskatı hissettiriyor ve hassas platform atlayışlarında analog çubuk yüzünden gereksiz yere boşluğa düşebiliyorsunuz God of War: Sons of Sparta içerisinde.

Metroidvania yapısı beklentileri karşılıyor ama bu türe yeni bir soluk getirmiyor. İlerledikçe yeni özellikler kazanıyor ve Sparta kanalizasyonları gibi daha önce geçemediğiniz engelleri aşmaya başlıyorsunuz. Bölümler kendi içinde güzel tasarlanmış ama türün zirvesindeki yapımlarla kıyaslandığında keşif hissi biraz sığ kalıyor. Çoğu zaman yeni bir güç bulduğunuzda, onu sadece belirli renklerle işaretlenmiş tek bir kapıyı açmak için kullanıyorsunuz.

Ayrıca hikayenin temposu başlarda fazlasıyla yavaş ilerliyor. Kayıp bir yoldaşı bulma amacıyla yola çıkan kardeşlerin macerası, uzun bir süre boyunca sıradan bir yürüyüş simülasyonu gibi hissettiriyor. İlginç karakterlerle tanışmadan önce çok uzun mesafeler kat etmeniz ve pek de yaratıcı olmayan engelleri aşmanız gerekiyor. God of War: Sons of Sparta ancak güçlü patron savaşlarına ulaştığında gerçek potansiyelini gösteriyor ve o destansı anları yaşatabiliyor.

Beni mutlu eden yeniliklerden biri de oyuna sonradan eklenen eşli oyun modu oldu. Deimos ile omuz omuza savaşmak, özellikle kalabalık düşman gruplarına karşı harika bir taktiksel derinlik sunuyor. Bir oyuncu kalkanla savunma yaparken diğeri arkadan büyü fırlattığında oyunun o tekdüze hissettiren yapısı bir anda ortadan kalkıyor. Arkadaşınızla birlikte oynadığınızda bu sıradan yolculuk çok daha eğlenceli bir maceraya dönüşüyor efendim.

Ekipman ve yetenek ağacı sistemleri de karakter gelişimi açısından güzel bir esneklik sunuyor. Topladığınız kaynaklarla mızrağınızın ucunu değiştirebiliyor veya ruh enerjinizin kapasitesini artırabiliyorsunuz. Oyunu kendi oyun tarzınıza göre şekillendirmek, ister agresif ister savunma ağırlıklı bir taktik belirlemek sizin elinizde. Her ne kadar yeteneklerin hepsi oynanışta devasa farklar yaratmasa da, karakterinizin adım adım güçlendiğini hissetmek güzel bir motivasyon kaynağı oluyor.

Sonuç olarak God of War: Sons of Sparta, devasa bir bütçeyle yapılmış kusursuz bir başyapıt değil. Türünün sınırlarını zorlamıyor ve bazı kontrol sorunlarıyla oyuncuyu zaman zaman yoruyor. Ancak otuz dolarlık (1.300 TL) fiyat etiketini göz önüne aldığımızda, Kratos hayranları için nostaljik ve farklı bir deneyim sunduğu kesin. Eğer türü seviyorsanız ve Kratos’un geçmişine güzel yazılmış bir kardeşlik hikayesiyle tanık olmak istiyorsanız, Sparta’ya dönmek için harika bir bahaneniz var.

God of War: Sons of Sparta

6

Artılar

  • Kratos ve Deimos arasındaki güçlü kardeşlik bağı ve eğlenceli diyaloglar.
  • Genç Kratos’un insani yönünü ve mizah anlayışını başarıyla yansıtan seslendirme.
  • Elle çizilmiş arka planlarla harmanlanan göz alıcı sahte piksel sanat tasarımı.
  • Savaşlara stratejik bir derinlik katan ve kullanımı keyifli olan Olympos büyüleri.

Eksiler

  • Bir süre sonra tekrara düşen ve serinin alıştığımız vahşetinden uzak kalan temel mızrak saldırıları.
  • Sadece analog çubukla oynamaya zorlayan ve platform atlayışlarını kaskatı hissettiren kontrol şeması.
  • Türün büyük yapımlarıyla kıyaslandığında oldukça sığ kalan Metroidvania keşif elementleri.
  • Oyunun başlarında temposu çok düşük olan ve yürüme simülasyonunu andıran ilerleyiş.
  • Savunma ve savuşturma anlarında yapılan tek bir hatayı bile ağır cezalandıran affetmez zorluk yapısı.