Life is Strange: Reunion, açıkçası benim korktuğum bir oyun olmuştu. Yani, serinin geçmişine bakıyorum ve bence her şey Life Is Strange: Double Exposure oyununa kadar güzel gidiyordu. Evet, bir Max ve Chloe gibi değildi ama geliştirici ekip olan Deck Nine, yeni karakterler ile benzer bir başarı yakalamak için çabalıyordu. Bence buna Life Is Strange: True Colors ile ulaşılmıştı da. Fakat bu sadece benim fikrim; Deck Nine ve Square Enix daha çok rakamlara bakmayı tercih ediyor ve orada da her zaman Max ve Chloe ikilisi başarıyı getiriyor gibi görünüyor. Bu yüzden Life Is Strange: Double Exposure ile Max geri döndü. Life is Strange: Reunion da Chloe için aynı şekilde kullanıldı.
Life is Strange serisi benim için inanılmaz özel bir yere sahip ve belki de bu yüzden Life Is Strange: Double Exposure ile sunulan deneyim çok hoşuma gitmişti. Deneyimden kastım tabii ki hikaye ve Max karakterinin geri dönmesi. Çoğunluk ise genel olarak bu oyundan memnun değildi ama yapacak bir şey yoktu; belli ki bir devam oyunu çoktan planlanmıştı ve onu görecektik – bu zaten oyunun finalinden sonra da belli olmuştu. Normalde sevinmem gerekirdi ama belki son oyuna gelen tepkilerden etkilendim, belki de Max ve Chloe ikilisini tekrar görecek olmak beni korkuttu – Deck Nine ve Square Enix ikilisine güvenmiyordum; Life is Strange: Reunion için heyecanlı değildim.
Life is Strange, ilk oyunlarında Max ve Chloe için güzel bir final hazırlamıştı. Daha sonraki oyunlarda da güzel göndermeler yapılmıştı. Bunlar bence yeterliydi. Şimdi, Chloe karakterinin tamamen geri geliyor olması, Max ile tekrar birlikte maceralara atılacak olması birçok şeyi tehlikeye atan türde. Yıllar boyunca anlatılan hikayeler, kurulan teoriler, hissedilen duygular ve çok daha fazlası, eğer Life is Strange: Reunion oyununda anlatılan hikaye belli bir beklentiyi karşılayamazsa çöp olacaktı. Ben de bundan korkuyordum zaten. Deck Nine ve Square Enix ise böyle bir oyuna yaklaşılabilecek en iyi yolu seçti ve bizlere tam bir fan servisi sundu.
Life is Strange: Reunion tamamen hikaye odaklı bir oyun. Bu yüzden inceleme yazımda hikaye hakkında çok detaylı konuşmayacağım ve olabildiğince spoiler vermeyeceğim ama yine de birkaç eleştiri yapmam gerekiyor. Öbür türlü bu inceleme yazısını yazmanın bir anlamı yok… Daha önce yayımlanan tanıtım videolarından filan da görebildiğiniz üzere Max, büyük bir yangın ile karşı karşıya. Aslında bu bir nevi hortum olayı gibi. En azından onun seviyesinde. Yangın daha çok zaman çizelgesinde değişmez bir olay, hortum ise etkiye verilen tepki ama olay büyüklüğü açısından benzerler. Max ise bir kere daha sevdiği insanları kurtarmak için kahraman olmanın peşinde.
Life is Strange: Reunion içerisindeki amacımız, 2-3 gün boyunca hem Max, hem de Chloe olarak elimizden geldiğince araştırma yapmak, yangını kimin çıkartacağını öğrenmek ve onu durdurmak. Oyun bu noktada akıllıca hareket ediyor; toplanabilecek deliller, sorulacak doğru sorular, alınacak doğru cevaplar bulunuyor. Max ile oynarken geri dönen zamanı geri alma yeteneğini kullanarak bu bilgilere ulaşıyoruz. Chloe ise “backtalk” yeteneği ile geri dönüyor. Oynanış açısından Max sıkça yeteneğini kullanırken, Chloe bence çok az backtalk yapıyor. Açıkçası, 1-2 kere daha bu özelliği kullanmak isterdim ve hikaye de bence gayet elverişli bir yapıdaydı.
Belki de Max artık güçlerini çok iyi anladığı için veya bu bir fan servisi oyunu olduğu için ama Life is Strange: Reunion, Max ve Chloe ikilisine bayağı güçlü bir “plot armor” veriyor. İkili, orijinal oyunlara kıyasla çok daha güçlü ve dokunulmaz hissettiriyor. Bu şahsen benim oyun deneyimimi etkilemedi. Daha en baştan bunun bir fan servisi deneyimi olduğunu fark ettim ve beynim bir anda ondan zevk alabilecek bir vitese geçirdi kendisini. Life Is Strange: Double Exposure da biraz böyleydi zaten ama bu yeni oyun ile aynı seviyede değildi kesinlikle. Öyle ki ben bu oyunda en iyi sona, kimseyi öldürmeden, gayet rahat bir şekilde ulaşmayı başardım ki normalde bunu pek beceremem.
Yalnız, ana karakterlerimizin dokunulmaz olması bana sadece oyun bittikten sonra gelen bir histi. Life is Strange: Reunion oyununu oynarken, Max ve Chloe ikilisinin tekrar bir araya gelmesine odaklanmıştım. Bu ikilinin tekrar birleşmesi üzerinde yapılabilecek çok fazla yanlış vardı ve geliştirici ekip, bu yanlışların hiçbirini yapmıyor bence. Max, gerçekten olgun ama eskiden tanıdığımız o kız olmaya devam ediyor. Aynı şey Chloe için de geçerli ve bu iki profil tekrar karşılaşınca, kendinizi tekrardan orijinal Life is Strange günlerinde gibi hissediyorsunuz. O sevdiğiniz karakterler şimdi çok daha derin kişilik özelliklerine sahip ve çok daha ilgi çekici.
Life is Strange: Reunion; gayet akıllı bir şekilde hem nostalji servisi yapıyor, hem de fan servisi yapıyor. Eğer ki orijinal, sürükleyici ve yenilikçi bir macera bekliyorsanız, ne yazık ki Max ve Chloe ikilisinin geri dönüşünden hiç memnun kalmayacaksınız ama bu ikiliyi son bir kere daha görmek istiyorsanız, o eski güzel günleri hatırlayıp, ikilinin nasıl tekrardan birlikte hareket edebileceğini keşfetmek istiyorsanız, Life is Strange: Reunion işte o zaman kendisini parlatıyor. Açıkçası, bu oyunun hikayesi hakkındaki tek problemim, Chloe yüzünden diğer tüm yan karakterlerin tamamen geri plana atılmış olması. Oyun tamamen Max ve Chloe hakkında.
Life is Strange: Reunion, oynanış açısından Life Is Strange: Double Exposure ile pek farklı değil. Çoğunlukla aynı mekanları ziyaret ediyorsunuz ve serinin klasikleşmiş oynanış formülünü uyguluyorsunuz. Etrafa bakıyorsunuz, insanlarla konuşuyorsunuz, ufak bulmacalar çözüyorsunuz, koleksiyonluk fotoğraflar çekip, çizimler yapıyorsunuz ve hikayeyi devam ettiriyorsunuz. Açıkçası, Life is Strange: Reunion gibi bir oyunun bundan daha fazlasına ihtiyacı yok ama bence oynanış biraz daha zor olabilirdi. Daha doğrusu, oyuncular biraz daha ikilemde bırakılabilirdi. Bu tip oyunlar için önemli olan en iyi şey gri noktaların bulunması ama bu oyunda her şey ya siyah, ya da beyaz.
Bunu, Life is Strange: Reunion oyununu bitirdikten sonraki istatistik sayfasında da görebilirsiniz. Oyunda, önemli sayılan sanırım 15-20 civarı olay ve seçim var – bunların sadece birkaç tanesinde istatistikler dengeli. Çoğu seçim ve çoğu olayda oyuncuların %90’lık kısmı doğru olan yolu tercih etmiş. Bu zaten normal, oyunculara doğru ve yanlışı gösterirseniz, doğru olan seçilir. Oyunun problemi, doğru ve yanlışı çok belli etmesi. Bunu belki oyunun yine nostalji ürünü ve fan servisi olması ile açıklayabilirsiniz ama ben büyük seçimlerde filan daha fazla zorlanmayı beklerdim, karakter ilişkilerinin biraz daha kompleks olmasını isterdim.
Bu konuyla alakalı olarak, Life is Strange: Reunion aşırı çizgisel bir deneyim sunuyor. Şöyle örnek vereyim, zamanı geri sarma yeteneğimiz geri geldi ama onu ne zaman, nasıl kullanacağımıza her zaman oyun karar veriyor. Tabii ki serbest bir şekilde de tuşa basıp, yeteneği aktif edebilirsiniz ama hikayeyi etkileyen herhangi bir şey yaşanmıyor. Sadece, Chloe ile olan büyük seçimlerden iki tanesinde zamanı geriye sarma özelliğinin arkasına birkaç güzel detay saklanmış, o kadar. Spoiler olmaması için söylemiyorum ne olduğunu. Ayrıca, oyunda bolca önemli ulaşılabilirlik ayarı da bulunuyor. Zor oynanış bölümlerini otomatik olarak geçme gibi şeyler bile mevcut.
Life is Strange: Reunion ayrıca yüz animasyonları üzerinde oldukça çalışmış gibi geldi bana. Yıllar sonra bile bahsediyoruz ama aynı L.A. Noire oyunundaki gibi yalan söyleyenlerin yalan söylediğini gerçekten yüz ifadelerinden anlayabilmek mümkün. Yalanlar, üzüntüler, sevinçler, hayal kırıklılıkları ve çok daha fazlası karakterlerin yüzlerinden okunabiliyor. Görsel kalitede de kesinlikle bir yükseliş vardı Life Is Strange: Double Exposure oyununa kıyasla ama tabii ki bunlar çok büyük şeyler değil. Sonuçta iki oyun arasında iki yıl var ve tahmin ediyorum ki bunun çok büyük bir kısmında hikayeye önem verildi. Oynanış ve teknik kısımların biraz daha arka planda kalmış olduğu çok açık.
Çok açık; Life is Strange: Reunion içerisinde hata üstüne hata yaşamak mümkün. Bazen gölgeler piksel piksel oluyor, bazen etraf bir anda bulanıklaşıyor, hatta bazen ışıklandırma sistemi tamamen bozuluyor ve gece sahnesini sanki aydınlık ayarı 100 üzerinden 200’e çekilmiş gibi görüyorsunuz. Animasyonlar her zaman kusursuz görünmüyor ve sahneler arası geçişlerde de zar zor dikim yapıldığını fark edebiliyorsunuz. Yani, sizin yaptığınız özel seçim sahnesiyle, herkesin izleyeceği genel bitiş sahnesi arasında gerçekten büyük bir fark olabiliyor oyuncu performansları ve teknik detaylar üzerinde. Yanlış hatırlamıyorsam bir önceki oyun bu kadar problemli değildi.
Bu arada, Life is Strange: Reunion oyununu PlayStation 5 Pro konsolumda, 4K/SDR destekli, eski ve giriş seviyesi bir televizyonda deneyimledim. Oyunda, 30 FPS olan kalite modu ve 60 FPS olan performans modu vardı. Ben açıkçası bu oyunda 60 FPS gerekli olmadığı için sürekli kalite modunda oynadım. Elde ettiğim görsellik de bahsettiğim problemler haricinde gayet güzeldi. Karakterler ve özellikle de çevre detayları aşırı güzel. Problem yaşamadığı zaman göze hitap etmeyi biliyor Life is Strange: Reunion. Oyun kulağa da hitap edebiliyor ama müziklerin çok öne çıkmasını sağlayacak sahne çok azdı. Daughter geri dönmüş bu oyun için ama onların parçaları yeteri kadar duyamadım.
Eğer ki Life is Strange: Reunion, gerçekten Max ve Chloe için bir son olacaksa, en doğru seçimler yapılmış. Böyle bir oyunun nostalji ürünü ve fan servisi olması gerekiyordu ve bu yapılmış. Benim korkum, Square Enix tarafının olumlu eleştirileri görüp, daha fazla Max ve Chloe isteyecek olması – bunu söylüyorum çünkü Life is Strange: Reunion, orijinal oyunlardan sonra gelen en yüksek puanlara sahip. Eğer bu oyunun üstüne ana karakter olarak Max veya Chloe gelecek olursa, bu sefer oynadığımız bu oyunun kendisi boşa çıkacak. Eğer ki seri devam edecekse, bu ikilinin alabileceği en büyük rol, usta pozisyonunda bir yardımcı karakteri olmalı bence.
Max ve Chloe halihazırda güzel bir finale sahipti. Risk alındı, bir güzel final daha verildi. Tamam ama bunu üçüncü kere denemenin bence kimseye faydası olmayacak. Life is Strange: Reunion oyununu da bu ikiliyi seven herkese öneririm ama dediğim gibi bu oyunun bir nostalji tuzağı ve fan servisi olduğunu unutmayın, ona göre giriş yapın. Bu oyun, kaliteli diyaloglar yazılmış veya sürükleyici bir hikayeye sahip diye sevilmiyor, Max ve Chloe tekrar bir araya geldi diye seviliyor. Bunu unutmayın, beklentilerinizi ona göre ayarlayın ve Life is Strange serisinin en tatlı ve en nostaljik 8-10 saatini yaşamaya hazır olun Life is Strange: Reunion ile.





