Günümüzde her oyunun inanılmaz karışık yapılara, derin oynanış elementlerine ve yüzlerce saatlik içeriğe sahip olması gerekiyor. En azından oyuncuların büyük bir kısmı bu şekilde düşünüyor ve video oyunlarının aynı müzik, film, kitap ve benzeri kategoriler gibi bir sanat dalı olduğunu unutuyor. Kısa, oynanışa çok önem vermeyen, bize öyle veya böyle bir hikaye anlatmak isteyen oyunlar ise herhangi bir sebepten ötürü kötüleniyor. Bugün ele aldığım Mixtape de o deneyimlerden biri ama gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu oyun, bu yıl oynadığım en iyi yapıtlardan biri.

Bir oyun isterse oynanış kısmını tamamen otomatiğe bağlasın, hatta tuşlara benim yerime bassın. Böyle durumlarda belli ki geliştirici ekibin amacı bambaşka bir yerde ve ben de o yeri bulup, ona odaklanmayı tercih ederim. Yani, elimdeki oyunu önceden alıştığım kalıplardan bir tanesine zorla sokmaya çalışmak yerine, bana sunulan şeyi yargılamadan bir bakarım ne anlatmaya çalışıyor. Bunu yaptığıma 20-25 yıldır asla pişman olmadım ve Mixtape de yapmaya devam edecek olmamın en büyük nedenlerinden biri olarak hayatımda yer alacak gibi görünüyor.

Beethoven & Dinosaur tarafından geliştirilen ve Annapurna Interactive tarafından piyasaya sürülen Mixtape, 1990’larda geçen ama 1980’lerin büyüme ve olgunlaşma filmleri havasına sahip olan bir video oyunu. Karşımızda; Stacey, Slater ve Cass karakterlerinden oluşan bir üçlü var. Oyun boyunca bu üç karakterin bir günlük macerasına ve geçmişteki anılarına tanıklık ediyoruz, kendilerini tanıyoruz ve arkadaşlık ilişkilerini görüyoruz. Tüm bunları bize Stacey, bir belgesel sunarmış gibi anlatıyor ve yaşanan olaylara uygun en iyi müzikleri de bulup, dinletiyor.

Mixtape, hikaye odaklı bir macera oyunu olduğu için hikayeden detaylıca bahsetmeyeceğim tabii ki ama bence hem sunulan hikaye, hem de karakterlerin performansları gayet güzeldi. Oyunun temposu, 1-2 çok kısa bölümün haricinde kusursuz bir hızda işliyor. Öyle ki oyunu tek oturuşta bile bitirebilirsiniz. Yazılan diyaloglar çoğu zaman “cringe” değil ve hikayeye sizi bağlıyor. Karakterlerin seslendirme performansları da oldukça başarılı. Sadece, ana karakterimiz olan Stacy, oyunun bir kısmı boyunca aşırı bencil duruyor ama eğer bu onun karakteriyse, ne diyebilirim ki?

Stacey, Slater ve Cass, kendilerine ait problemleri olan üç arkadaş ve aslında onların yaşında olan arkadaşların çok sık yaşadığı bir problem ile karşı karşıyalar. Dediğim gibi çok detay vermeyeceğim ama bu problem çok güzel bir şekilde ele alınıyor ve dünyayı o gençlerin gözünden çok daha büyülü bir şekilde görmek inanılmazdı. Ayrıca, yaşanan bu problem belki çoğu kişi için önemsiz olacaktır ama onlar için önemliydi ve oyun bunu başarılı bir şekilde bana aktarmayı da başardı. Sonuçta, Mixtape, Stacey karakterinin bakış açısından bir hikaye sunuyor.

Mixtape oyununun aslında odak noktası, sizin bu hikayeye tanıklık etmeniz. Bu sırada sıkılmamanız için de ufak tefek oynanış ögeleri sunuluyor. Bir bölümde kaykay ile kayıyorsunuz, bir bölümde havai fişek patlatıyorsunuz, bir bölümde de kafa sallayarak ritim tutuyorsunuz… Biz, bu oyunda, bu üç arkadaşın geçirdiği bir günü, onların gözünden büyülü ve müzikal bir şekilde görüyoruz ve oynanış anları da aslında elinizdeki kontrolcünün boş kalmaması için yapılmış gibi duruyor. Bu kesinlikle kötü bir yorum değil. Zaten ben böyle bir oyundan derin bir oynanış beklemiyordum.

Bazı bölümlerde mini oyunlar oynuyorsunuz, bazı bölümlerde ise ufak alanları keşfediyorsunuz. Eğer başarımlar/kupalar ilginizi çekiyorsa, her bölümde alabileceğiniz bir öge mevcut. Bazen, havai fişeklerin hiçbirini kaçırmadan patlatmanız gerekiyor, bazen de koltuk taşımayı 30 saniyede bitirmeniz gerekiyor. PlayStation üzerinden örnek vermek gerekirse, platin kupa almak için ikinci kere oynamaya kesinlikle değer bence. Yalnız, istediğiniz bölüme özgürce dönebiliyor musunuz, bilmiyorum. Bölüm seçme var ama bir bölümü seçmek, ondan sonraki kısımları siliyor olabilir.

Mixtape oyununun sunduğu her mini oyun bence kaliteli ve inanılmaz akıcı bir oynanışa sahipti. Kapı boyarken, anahtar ararken, kaykay ile kayarken, kamerayla etrafı çekerken veya diğer herhangi bir şeyi yaparken oyun gerçekten yağ gibi akan bir oynanış sundu bana. Bu oynanış anlarında devrim niteliğinde bir şey yoktu ama aynı zamanda olumsuz konuşabileceğim bir noktası da yok. Ayrıca, etkileşime geçtiğimiz eşyaların ikonunun değişmesi, bölümü ilerletecek eşyanın farklı bir renkte gösterilmesi filan da yaşam kalitesi konusunda çok iyi düşünülmüş, akıllıca hareketler.

Mixtape oyununun PlayStation 5 Pro konsolumda, 55 inçlik 4K/SDR bir televizyonda deneyimledim ve aldığım görsellikten kesinlikle ama kesinlikle memnun kaldım. Oyun, çevre tasarımında gerçekçiliği hedeflerken, karakterler çok daha çizgi filmsi bir havaya sahip ve “stop-motion” benzeri bir şekilde hareket ediyorlar. Bu, çevre ile karakterler arasında inanılmaz güzel bir kontrast yaratıyor. Ben açıkçası pek stop-motion fanı değilim ama Mixtape kesinlikle ama kesinlikle beni rahatsız etmedi, tam tersine hoşuma gitti ve benzeri oyunları da denemem için beni ilhamlandırdı.

Çok tatlı ve yumuşak görünen bu oyunun menülerini de ayrıca övmek istiyorum. Aslında menülerde çok bir şeyler yok. Sadece bir bölüm seçme kısmı ve birkaç tane ayar var ama bunların sunum şekli ve menü tasarımları oyunun temasına cuk diye oturmuş. Ruhsuz, basit bir iş yapılmamış. Bu tasarımı kim yaptıysa, %100 eminim ki işine ve temaya aşık birisi. Oyunun genel olarak bütün sunum elementleri bunu hissettiriyor aslında. Görsellik, arayüz, menüler, performans, sesler, müzikler, her şeyin çok büyük bir sevgi ile yapılığını hissediyorsunuz. Oyuna çok emek verildiği ortada.

Performans da övgüyü hak ediyor. Mixtape, PlayStation 5 Pro konsolumda en ufak bir hata veya kare hızı düşüşü yaşatmadı. Oyunun optimizasyonu kesinlikle güçlü; kısa ve kısıtlı bir deneyim olsa bile başka oyunların teknik sıkıntı yaşatabileceği seviyede birkaç bölüm vardı ama bu oyunun geliştiricileri gayet sağlam bir temele sahip. Sunum dahilinde, seslendirmelerin ve müziklerin de kusursuz olduğunu söyleyebilirim. Teması gereği oyunun her müziği lisanslı ve kendi zamanlarının neredeyse ikonik seviyedeki parçaları. Seslendirmeler de daha önce söylediğim gibi kaliteli.

Mixtape, 2026 yılında oynadığım en iyi oyunlardan bir tanesi ve kolay kolay da hikayeyi ve karakterleri unutabileceğimi sanmıyorum. Müzikal yanı, belgesel tadındaki elementleri, yağ gibi akan hikayesi ve oynanış anları, kusursuz performansı ve çok daha fazla olumlu elementi ile Mixtape hakkında söyleyebileceğim olumsuz hiçbir şey yok. Eğer ki Life is Strange serisi ve Lost Records: Bloom & Rage oyunu gibi deneyimlerden hoşlandıysanız veya sürekli aynı şeyleri oynamaktan sıkıldıysanız ve farklı bir şeyler arıyorsanız, bu oyunu sakın ama sakın kaçırmayın.

Mixtape

10
Tür: Macera, Müzikal
Platform: PC, PlayStation 5, Xbox Series S, Xbox Series X, Nintendo Switch 2
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Seçilen lisanslı müzikler şahane; tam yerlerine oturmuş.
  • Anlatılan hikaye biraz ağır bir nostalji tuzağı ama şahane bir şekilde çalışıyor.
  • Aralara serpiştirilen mini oynanış anları gayet eğlenceli ve her defasında farklı deneyimler sunuyor.
  • Görsel kalite çok yüksek, sanat tasarımı taktire şayan ve karakterler için stop-motion benzeri bir tarzın kullanılması kreatif.
  • Performans inanılmaz akıcı ve en ufak bir hata dahi karşıma çıkmadı.

Eksiler

  • Ana karakterin aşırı bencil halleri oyunun genel temasına ve anlatmak istediği şeylere ters düşüyor.

Etiketler: