Saros, oyun dünyasında aksiyonun sınırlarını zorlayan, muazzam bir üçüncü şahıs nişancı deneyimi sunuyor. Housemarque stüdyosunun geliştirdiği ve PlayStation 5 için özel olarak piyasaya sürülen bu oyun, temelinde bir roguelite olarak çalışıyor efendim. Türü ilk defa duyanlar için açıklamak gerekirse, her öldüğünüzde en başa döndüğünüz ancak kazandığınız yeteneklerle yavaş yavaş güçlendiğiniz bir döngüden bahsediyoruz. Önceki başyapıtları olan Returnal oyununun ruhani bir devamı niteliğinde olan bu macera, çok daha erişilebilir ve akıcı bir yapı vadediyor.

Oyunun nasıl oynandığını anlamak için kendinizi bir mermi cehenneminin tam ortasında hayal etmeniz gerekiyor. Düşmanların üzerinize fırlattığı rengarenk ve ölümcül enerji toplarından sıyrılırken bir yandan da onlara hasar vermeye çalışıyorsunuz. Baş karakterimiz olan Arjun Devraj ile Carcosa adındaki acımasız bir uzaylı gezegenine iniş yapıyoruz. Karakterimiz her öldüğünde bir tür uzaylı maddesinin içinde yeniden şekillenerek hayata dönüyor. Ölüm burada bir son değil, düşmanlarınızı daha iyi tanımanız ve savaşa daha güçlü dönmeniz için bir basamak görevi görüyor.

Carcosa gezegeni kesinlikle sıradan bir mekan değil ve sürekli değişen yapısıyla oyuncuyu her seferinde şaşırtmayı başarıyor. Gezegende düzenli olarak gerçekleşen güneş tutulmaları, sadece gökyüzünü karartmakla kalmıyor, aynı zamanda çevredeki coğrafyayı ve karşınıza çıkan yaratıkları da dönüştürüyor. Biyomekanik sanat tasarımı ile kozmik korku unsurlarının harika birleşimi sayesinde atmosfer sizi tamamen içine çekiyor. Her yeni döngüde farklı biyomlar keşfetmek ve bu tekinsiz dünyanın sırlarını çözmeye çalışmak insanda büyük bir merak uyandırıyor.

Aksiyon ve çatışma mekanikleri bu stüdyonun her zaman en güçlü kası olmuştur ve Saros bu geleneği zirveye taşıyor. Hareket sistemi o kadar pürüzsüz ve tepkisel ki, savaşın en kaotik anlarında bile kontrolün tamamen sizde olduğunu hissediyorsunuz. Üzerinize akın eden devasa yaratıklar ve alev topları arasında zıplamak, kaçınmak ve karşı saldırıya geçmek bir süre sonra adeta ritmik bir dansa dönüşüyor. Ekranda kopan onca kıyamete rağmen her şeyin bu kadar okunabilir ve sezgisel olması gerçekten muazzam bir tasarım başarısı.

Oynanışı en çok zenginleştiren yeniliklerin başında şüphesiz karakterimizin sahip olduğu özel kalkan sistemi geliyor. Gelen saldırılardan sadece kaçmak yerine bu kalkanı kullanarak düşman mermilerini emebiliyor ve bu enerjiyi yıkıcı bir saldırıya dönüştürebiliyorsunuz. Bu mekanik, savaşın akışını tamamen değiştirerek daha agresif ve taktiksel oynamanıza olanak tanıyor. Kalkanınızı doğru anlarda devreye soktuğunuzda hissettiğiniz o güç patlaması, çatışmalara inanılmaz bir tatmin duygusu katıyor ve yeteneklerinizi sonuna kadar zorlamanızı sağlıyor.

Önceki oyunlarda oyuncuları en çok yoran konulardan biri olan affetmez yapı, burada yerini kalıcı ve adil bir ilerleme sistemine bırakmış durumda. Gezegende keşfettiğiniz kaynakları kullanarak zırhınızı geliştirebiliyor, maksimum canınızı artırabiliyor ve kalıcı hasar güçlendirmeleri elde edebiliyorsunuz. Saros sizi cezalandırmak yerine her denemenizde ödüllendirmeye odaklanan bir felsefe benimsiyor. Başarısız bir koşunun ardından bile elde ettiğiniz bu ufak kazanımlar, pes etmeden tekrar deneme isteğinizi canlı tutmayı başarıyor Saros içerisinde.

Saros oyununun zorluk seviyesi konusunda sunduğu esneklik de kesinlikle takdiri hak ediyor. Geliştirici ekip, isteyen oyuncuların zorlayıcı mekanikleri hafifletmesine olanak tanıyan çeşitli güçlendirme seçeneklerini oyuna çok doğal bir şekilde entegre etmiş. Bu sayede, mermi cehennemi türüne aşina olmayan oyuncular bile bu görkemli dünyayı keşfetme fırsatı bulabiliyor. Saf zorluk arayan deneyimli oyuncular ise tüm destekleri kapatarak yeteneklerinin sınırlarını test edebilir ve istedikleri o acımasız deneyimi yaşayabilirler Saros ile.

Hikaye anlatımında ise baş karakterimiz Arjun Devraj karakterinin içsel yolculuğu ve yaşadığı psikolojik çöküş büyük bir yer tutuyor. Karaktere hayat veren seslendirme performansı o kadar inandırıcı ve derinlikli ki, ardı ardına yaşanan ölümlerin getirdiği yorgunluğu adeta siz de hissediyorsunuz. Karakterin sesindeki o gerçekçi hayal kırıklığı ve tükenmişlik hissi, asla ucuz bir drama dönüşmüyor. Saf oynanış mekaniklerinin tek başına veremeyeceği o duygusal ağırlığı, bu başarılı oyuncu performansı kusursuz bir şekilde sırtlıyor.

Hikayenin başlangıcındaki gizem unsurları, kayıp araştırma mürettebatını arama çabamızla birleştiğinde oldukça sürükleyici bir tempo yaratıyor. Çevrede hayatta kalan diğer ekip üyeleriyle iletişim kurabilmek, Carcosa gezegeninin o boğucu yalnızlığını bir nebze olsun kırarak umut verici bir atmosfer sunuyor. Mürettebatın yavaş yavaş nasıl bir deliliğe sürüklendiğini keşfetmek ve bu uzaylı tarikatının ardındaki gerçekleri araştırmak, oyuncuyu ana göreve sıkı sıkıya bağlıyor. Bilimkurgu soslu bu gizem, oyunun ilk yarısında merak duygunuzu sürekli zirvede tutuyor.

Yine de dürüst olmak gerekirse, hikaye ilerledikçe bu güçlü bilimkurgu odaklı anlatım yavaş yavaş etkisini kaybederek fazla kişisel bir hal alıyor. Karakterin kendi içsel şeytanlarına gereğinden fazla odaklanılması, gezegenin ve mürettebatın o ilgi çekici gizemini ikinci plana itiyor. İsteğe bağlı olarak dinleyebileceğiniz bazı diyalogların arka arkaya duyulduğunda doğal olmayan bir şekilde sunulması da hikaye akışına zarar veriyor. Anlatımın ikinci yarıda fazlasıyla muğlaklaşması, oyunun o mükemmel oynanışının yanında ne yazık ki biraz sönük kalıyor.

Görsellik açısından değerlendirdiğimizde ise karşımızda donanımının gücünü sonuna kadar kullanan bir görsel şölen duruyor. Tetiğe her bastığınızda ekranda patlayan kıvılcımlar, havada uçuşan toz bulutları ve silahların yaydığı o sıvı ısı dalgaları göz kamaştırıyor. Renkli mermilerin karanlık atmosferle girdiği zıtlık, bir kaleydoskopun içinden havai fişek gösterisi izlemeye benziyor. Etrafınızdaki dünya nefes alıyor ve her bir savaş alanı bir sanat eserine dönüşüyor.

Silahların görsel tasarımları ve vuruş hisleri harika olsa da, uzun süreli oyun seanslarında silah çeşitliliğinin biraz yetersiz kalabildiğini belirtmek zorundayım. Her yeni silah çatışmalara farklı bir dinamik katsa da, bir süre sonra cephaneliğinize daha çılgın ve yaratıcı eklemeler yapılmasını arzuluyorsunuz. Onlarca saat süren bir döngünün içinde kaybolduğunuzda, elinizdeki seçeneklerin sınırlarını çabuk fark etmek küçük bir hayal kırıklığı yaratabiliyor. Yine de mevcut silahların verdiği o saf güç hissi, bu eksiği büyük ölçüde kapatmayı başarıyor.

Müzik ve ses tasarımı da çevrenizdeki tehlike seviyesini size hissettirme konusunda başarılı bir iş çıkarıyor. Sakin ve sessiz keşif bölümlerinde arka planda yankılanan ürpertici yaylılar ve org sesleri, atmosferin tekinsizliğini ruhunuza işliyor. Savaş başladığında ise devreye giren sert perküsyonlar ve bozuk gitar rifleri, nabzınızı anında hızlandırıyor. Müzikler sadece bir arka plan süsü olmakla kalmıyor, etrafınızdaki kaosun ve hayatta kalma mücadelenizin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

Saros isimli bu video oyununun en akılda kalıcı anları kesinlikle o devasa ve ürkütücü bölüm sonu canavarlarıyla yüzleştiğiniz epik savaşlarda yaşanıyor. Bu karşılaşmalar, o ana kadar öğrendiğiniz tüm sıyrılma, kalkan kullanma ve saldırma yeteneklerinizi en zorlu sınavlardan geçiriyor. Saros sizden çok şey talep ediyor ve bazen parmaklarınız ağrıyana kadar ekranda sağa sola atlamanız gerekiyor ama tüm bunlar olurken yakaladığınız o ilkel akış hali, en imkansız görünen düşman saldırılarını bile ustalıkla savuşturmanızı sağlıyor.

Ana hikayeyi tamamladıktan sonra oyunun sizi tekrar tekrar içine çekecek bir yapısı olsa da, oyun sonu içeriklerinin biraz zayıf kaldığını söylemeliyim. Temel oynanış döngüsü ne kadar bağımlılık yapıcı olursa olsun, hikaye sonrası sunulan görevler veya zorluklar bir süre sonra kendini tekrar etmeye başlıyor. Ana oyunun o muazzam temposu ve keşif duygusu, jenerik aktıktan sonra yerini biraz daha amaçsız bir koşuşturmacaya bırakıyor. Geliştiricilerin gelecekteki güncellemelerle bu oyun sonu eksikliğini gidermesi harika bir adım olacaktır diye düşünüyorum.

Sonuç olarak değerlendirdiğimizde Saros, stüdyonun geçmiş deneyimlerini alıp pürüzlerini zımparalayarak çok daha özgüvenli bir şekilde sunduğu nadide bir yapım. Hem türün sadık hayranlarını hem de bu tarz oyunlara yeni adım atacakları kucaklayan yapısıyla yılın en güçlü oyunlarından biri olmayı hak ediyor. Parmaklarınız yorulsa da, hikayedeki bazı ufak tefek tökezlemelere rağmen o son bir tur daha deme hissinden kendinizi alamayacaksınız. Bu büyüleyici, acımasız ama bir o kadar da ödüllendirici maceraya kesinlikle şans vermelisiniz.

Saros

9
Tür: Aksiyon, Nişancı, Roguelite, Üçüncü Şahıs
Platform: PlayStation 5, PlayStation 5 Pro
Mod: Tek Oyunculu

Artılar

  • Mermi cehennemi türünü üçüncü şahıs bakış açısıyla harmanlayan, son derece akıcı ve tepkisel savaş mekanikleri.
  • Düşman saldırılarından sadece kaçmayı değil, onları emerek karşı saldırıya geçmeyi sağlayan taktiksel derinlik.
  • Ölümü bir ceza olmaktan çıkarıp, oyuncuyu her döngüde kalıcı güçlendirmelerle ödüllendiren erişilebilir yapı.
  • Yeni nesil donanımın gücünü yansıtan parçacık efektleri ve güneş tutulmalarıyla sürekli değişen Carcosa gezegeninin biyomekanik tasarımı.
  • Baş karakter Arjun Devraj'ın psikolojik çöküşünü mükemmel yansıtan seslendirme ile kaosun ritmini belirleyen harika müzikler.
  • Oyuncunun tüm yeteneklerini sınayan, görsel ve mekanik açıdan tatmin edici bölüm sonu canavarı karşılaşmaları.
  • Mermi cehennemine aşina olmayanlar için sunulan ve oyuna çok doğal yedirilmiş erişilebilirlik ayarları.

Eksiler

  • Başlangıçtaki güçlü bilimkurgu gizeminin, oyunun ikinci yarısında yerini fazla kişisel ve muğlak bir anlatıma bırakması.
  • Oynanış süresi uzadıkça, cephanelikteki mevcut silahların sayısının ve yaratıcılığının bir noktadan sonra yetersiz hissettirmesi.
  • Ana hikaye tamamlandıktan sonra sunulan görevlerin ve döngünün çabuk tekrar etmesi, amaçsızlaşması.
  • İsteğe bağlı olarak dinlenen bazı hikaye diyaloglarının arka arkaya geldiğinde oyunun doğal akışını bozması.

Etiketler: