Soğuk Savaş döneminin o gergin atmosferinde nükleer bir felaketin eşiğinde olduğumuzu hayal edelim. İşte tam olarak bu kabusu gerçeğe dönüştüren ’83 isimli taktiksel birinci şahıs nişancı oyununu masaya yatırıyoruz bu inceleme yazımızda. Uzun bir geliştirme sürecinin ardından nihayet karşımıza çıkan bu yapım, tarihi bir alternatif gerçeklik sunuyor. NATO ve Varşova Paktı güçlerinin tüm Avrupa genelinde kıyasıya çatıştığı bu devasa savaş alanında hayatta kalmaya çalışmak gerçekten unutulmaz bir deneyim vaat ediyor mu, bu yazının sonunda göreceğiz.
Peki, ’83 tam olarak nasıl bir oyun ve bizlere neler sunuyor derseniz hemen açıklayayım. Kırk kişilik iki devasa takımın karşı karşıya geldiği bu yapım, aslında efsanevi Rising Storm ve Red Orchestra serilerinin ruhani halefi niteliği taşıyor. Insurgency Sandstorm veya Hell Let Loose gibi yapımları sevenlerin çok tanıdık bulacağı bir yapıya sahip. Oyun kendisini erişilebilir gerçekçilik kavramıyla tanımlayarak simülasyon ile arcade arasındaki o tatlı noktayı hedefliyor.
Görsel sunum açısından Unreal Engine 5 isimli oyun motorunun gücünü arkasına alan ’83, savaşın o karanlık yüzünü fena yansıtmıyor. Çatışma alanlarındaki renk paleti ve atmosfer tasarımı insanı o dönemin içine çekmeyi başarıyor ama madalyonun diğer yüzünde ciddi optimizasyon sorunları var. Görsellik her ne kadar dönemin ruhunu yakalasa da kaplama hataları ve ani kare hızı düşüşleri oyun zevkini baltalıyor. Bu grafiksel hantallık maalesef on yıllık oyunları bile mumla aratabiliyor.
Karakter animasyonları ve hareket mekanikleri üzerine konuşmak gerekirse işlerin biraz daha karmaşıklaştığını söyleyebilirim. Oyundaki siper alma veya engellerin üzerinden atlama sistemi maalesef oldukça hantal hissettiriyor. Çatışmanın en ateşli anında hızlıca bir duvarın arkasına geçmek istediğinizde karakterinizin ağırlığı can sıkıcı olabiliyor. Serinin eski oyunlarındaki akıcılığı burada bulmak şu an için pek mümkün değil. Hareket sisteminin acilen elden geçirilmesi ve oyuncuya o beklenen özgürlüğü sunması gerekiyor.
Bir nişancı oyununun kalbi kesinlikle silah mekaniklerinde atar ve ’83 bu konuda karmaşık sinyaller veriyor. Oyunda MP5 veya M4 gibi ikonik silahları kullanmak gerçekten keyifli bir his yaratıyor. Ancak geri tepme mekaniklerinde ve mermi hissiyatında bir tutarsızlık var. Özellikle de SVD gibi keskin nişancı tüfeklerinin o ağır ve tok hissiyatı tam olarak oyuncuya yansımıyor. Silahların davranışları gerçekçi tasarlanmış olsa da vuruş hissi anlamında hala gidilecek çok yol var.
Çatışma esnasındaki baskı mekaniği oldukça sert ve cezalandırıcı bir yapıya sahip. Yakınınızdan mermiler geçtiğinde ekranın kararması ve bulanıklaşması savaşın stresini yansıtmak için tasarlanmış ama bu durum düşmanları görmeyi neredeyse imkansız hale getirerek bazen adaletsiz bir dezavantaj yaratıyor. Takım tabanlı taktiksel atıcılık oyunlarında görüş netliği hayati önem taşır. Bu yüzden baskı altındayken uygulanan ekran efektlerinin oyun dengesini bozmayacak şekilde biraz daha hafifletilmesi gerektiğini veya farklı bir yol bulunması gerektiğini düşünüyorum.
Harita tasarımı ve çevresel etkileşimler oyunun en çok parladığı alanlardan biri olmayı başarıyor. Fjord haritasındaki aydınlatma değişiklikleri ve stratejik noktalar savaşın seyrini sürekli değiştiriyor. Dahası, araçların çitleri veya kum torbalarını parçalayarak yeni ilerleme yolları açması taktiksel derinliği artırıyor. Yıkılabilirlik öğeleri sayesinde siper aldığınız bir duvarın her an başınıza yıkılabileceği korkusu, o savaş alanındaki dinamizmi sürekli canlı tutuyor.
Birçok askeri simülasyon oyununun aksine ’83, oyuncunun zamanına saygı duyan bir tempoya sahip. Ortalama otuz kırk dakika süren maçlar boyunca aksiyona girmek için dakikalarca yürümeniz gerekmiyor. Öldüğünüzde savaş alanına geri dönmeniz sadece bir iki dakikanızı alıyor. Bu hızlı yeniden doğma sistemi oyunun o gerçekçi yapısını bozmadan akıcılığı sağlamayı başarmış ama yine de her ölümün takımınız için büyük bir kayıp olduğunu unutmamak ve dikkatli ilerlemek gerekiyor.
Takım çalışması bu yapımın temel taşı niteliğinde ve tek tabanca takılmak isteyenleri anında cezalandırıyor. Kırk kişilik koca bir ordunun parçası olarak takım arkadaşlarınızla sürekli iletişim halinde kalmanız şart. Görev odaklı ilerleyiş yapısı sayesinde herkesin bir rolü var ve bireysel yeteneklerden ziyade kolektif zeka maçı kazandırıyor. Dar boğazlarda yaşanan o şiddetli çatışmaları ancak manga liderinizin yönlendirmeleri ve takımın ortak aklı sayesinde aşabiliyorsunuz. Birlikte hareket etmeyen ekiplerin bu savaş alanında hayatta kalma şansı maalesef pek bulunmuyor.
Oyunun ses tasarımı ise beklentilerin biraz altında kalarak atmosferi zedeleyebiliyor. Çatışma anındaki silah sesleri fena olmasa da genel işitsel çeşitlilik oldukça yetersiz kalmış. Özellikle arka planda çalan müziklerin ve ortam seslerinin sürekli kendini tekrar etmesi bir süre sonra kulağı yormaya başlıyor. Askerlerin bağırışları veya araç motorlarının gürültüsü savaşı hissettirmek için daha dolgun olmalıydı. Ses mühendisliğinin oyunun o karanlık temasına yakışır şekilde acilen geliştirilmesi elzem görünüyor. ’83, kendisini bu konuda mutlaka geliştirmeli.
Erken erişim aşamasında bir oyun incelediğimi unutmadan objektif bir değerlendirme yapmak zorundayım: Yedi yıllık çalkantılı bir geliştirme sürecinin ardından oyunun hala oldukça ham hissettirmesi elbette üzücü. Eski serilerin mirasını devralmak büyük bir sorumluluk gerektirir ve yapımcı ekibin temelleri oturtmak için zamana ihtiyacı olduğu aşikar. Şu anki haliyle pek çok eksiği bulunsa da yapımın temel dinamikleri ve vadedilen potansiyel gelecekteki güncellemeler adına gerçekten heyecan verici görünüyor. Zaten erken erişim etiketi de bu yüzden var.
Sonuç olarak ’83, türe gönül veren oyuncular için kesinlikle radar altına alınması gereken bir yapım. Eğer ki Rising Storm serisinin o eski güzel günlerini özlüyorsanız ve sabırlı bir oyuncuysanız bu yapıma bir şans verebilirsiniz. Ancak kusursuz ve tamamen cilalanmış bir deneyim arıyorsanız biraz daha beklemenizi tavsiye ederim. Geliştirici ekibin oyunculardan gelen geri bildirimleri dikkate alarak bu potansiyel harikasını çok daha iyi yerlere taşıyacağına inancım tam.





