Devolver Digital, oyuncular için her sene birbirinden farklı video oyunlarını piyasaya sürüyor. Şimdi de kendileri, Acid Nerve tarafından geliştirilen Death’s Door isimli bir oyun ile karşımızda. Aksiyon ve macera türündeki tekli oyunculu bir deneyim sunan bu oyun, aslında daha önce oynamış ve sevmiş olabileceğiniz Titan Souls için bir devam niteliği taşıyor. Titan Souls, Souls serisi tarzında bir deneyim sunuyordu. Oyuncuların sadece 1 adet oku ve tek vuruşluk canı bulunuyordu. Bu şartlar altında onlarca dev canavarı öldürmeniz gerekiyordu. Şimdi ise bu deneyim, biraz daha benzer olan bir mantık ile devam ediyor.

Eğer yanlış hatırlamıyorsam, Titan Souls oyunu iki buçuk boyutlu bir yapıya sahipti. Death’s Door ise tamamen üç boyutlu bir yapıda bulunuyor ve yine izometrik kamera açısı ile oynanıyor. Bu oyunda kontrol ettiğimiz karakter, bir karga ve kendisi ruh toplamak için Reaping Commission Headquarters ile çalışıyor. Bu şirket de ölümden sonraki hayat için çalışan bir yapıya sahip. İncelemekte olduğum bu oyunun daha ilk bölümünde dev gibi bir canavar ile karşı karşıya geliyoruz. Kendisi, hayatı terk etmek istemiyor ve bizlerin de onu öldürüp, ruhunu toplayıp, öbür dünyaya göndermemiz gerekiyor. Yalnız, daha büyük bir karga, ruhu çalıyor.

Bu büyük karga, bazı söylentilerden bahsediyor ve aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını filan belirtiyor. Bu bilinmezliği çözebilmemiz için üç farklı mağaradan geçip, üç farklı devin ruhunu toplamamız gerektiğini ve Death’s Door ile yüzleşmemiz gerektiğini söylüyor. Bizler bu oyunun hikayesinde ilerledikçe, Reaping Commission Headquarters hakkında daha fazla bilgi topluyoruz ve liderlerinin kim olduğunu öğreniyoruz. Reaping Commission Headquarters, The Lord of Doors tarafından yönetiliyor. Bizler, bu oyunda ilerleme sağladıkça, güvenli bölgeye, yani ruhların toplandığı ana üsse geri dönüyoruz ve yeni maceralara da oradan çıkıyoruz.

Titan Souls oyununun aksine Death’s Door yapıtının içerisinde farklı silahlar, büyüler ve diğer hasar verici ögeleri kullanabiliyoruz. Ayrıca, tahmin edebildiğiniz üzere saldırılardan hızlı bir şekilde kaçmak, etrafta hızlıca dolaşmak da büyük bir önem taşıyor. Yani, Souls serisinin hissini almaya devam ediyorsunuz. Tüm bu alanlarda, farklı devleri öldürdükten sonra sürekli olarak ana üsse dönüyoruz. Bu üs, güvenli alan olarak işliyor ve dediğimiz gibi yeni maceralara da oradan atılıyoruz. Tüm devleri öldürüp, ruhlarını topladığımız zaman ise ana kapıyı açıp, gerçekler ile karşılaşmanın zamanı geliyor tabii ki.

Death's Door

Death’s Door sayesinde tüm gerçeği öğreniyoruz

Death’s Door oyununda ilerledikçe, hikaye biraz daha ilgi çekici bir hal almayı başarıyor. En sonunda da gerçekten nelerin döndüğünü anlayabiliyorsunuz. Tabii ki hikayenin keyfini kaçırmamak için tüm detaylardan bahsetmeyeceğim ama işin içine Azrail bile giriyor. Yalnız, oyunun başından itibaren aslında son bölüm sonu canavarının kim olduğunu tahmin edebiliyorsunuz ve en sonda da onunla karşılaşıyorsunuz. Asıl düşmanı öldürdükten sonra emeği geçenler sahnesini izliyorsunuz ve ardından oyunu bitiriyorsunuz. Yalnız, bu noktada da işin içine tekrar oynanabilirlik giriyor; oyunu bir kere daha oynamanız için bir sebep veriliyor size.

Death’s Door oyununu ilk defa bitirdikten sonra gece modunu aktif edebiliyorsunuz. Gece modu aktif iken daha önce keşfetmiş olduğunuz her bölümde bulmacalar çözüp, Tablets of Knowledge isimli ögeler toplayabiliyorsunuz. Tablets of Knowledge ögelerini toplayarak, oyunun gerçek sonunu görebiliyorsunuz. Bu sonu görmek, aslında kargaların da kimliğini ortaya koyuyor. Bizler de oyunda bir kargayı kontrol ettiğimiz için aslında gösterilen gerçek son, daha da büyük bir önem taşıyor. Oyunu ikinci kere bitirdikten sonra artık ne yazık ki yeni bir şey sunulmuyor ama bu noktada da yaşadığınız güzel deneyimin yeterli olduğunu hissediyorsunuz zaten.

Death’s Door oyununun temelinde Titan Souls ile karşılaştırdığınız zaman biraz daha çeşitlik var ama buna rağmen iki oyun da benzer bir şekilde başlıyor. Mesela, bu oyundaki maceranız sadece bir kılıç ve yay-ok ikilisi ile başlıyor. Bu iki silah da aslında birbirine uyumlu bir şekilde çalışıyor. Mesela, iki silahı da kullanarak farklı kombolar oluşturabiliyorsunuz. Ayrıca, yayınız için oka sahip olmak için de aktif olarak kılıcınızı kullanmanız gerekiyor. Oyunda ilerledikçe yeni silah tiplerinin kilidini açıyorsunuz ve kısa bir süre sonra büyü kullanımı ile de tanışıyorsunuz. Yanlış hatırlamıyorsam, oyunda toplamda 5 adet silah ve 3 adet büyü tipi var.

Death’s Door, temel oynanışını çok derinleştirmiyor. Ayrıca, can sistemi de Titan Souls oyununu biraz andırıyor. O oyunda tek vuruşluk canımız vardı. Aslında bu oyunda da durum aynı ama bu sefer 4 can puanı ile deneyimimiz başlıyor. Yani, bu sefer tek vuruşta değil, dört vuruşta ölüyoruz. Canımızı yeniden kazanmak için ise oyunun dünyasında bulunan saksılara tohum dikip, onları hasat ediyoruz. Ayrıca oyunda bir kontrol noktası sistemi de kullanılıyor. Oyunun içerisinde geçtiğiniz her kapı, kontrol noktası görevi görüyor ve öldüğünüz zaman o kapılardan tekrardan başlayabiliyorsunuz. Yani, ölmek aslında tüm ilerlemenin kaybolmasını sağlamıyor.

Death's Door

Souls haricindeki markalar da kendisini belli ediyor

Death’s Door, sadece Souls serisindeki oyunlara benzemiyor; aynı zamanda bulmaca çözme yapısı, mağara sistemi ve bölüm keşfi ile The Legend of Zelda serisi de akıllara getirilebilir. Mesela, oyunda halihazırda keşfettiğiniz bölgelerde henüz ulaşamayacağınız alanlar oluyor ve gelecekte kilidini açacağınız yeni yetenekler ve/veya ekipmanlar ile oraya girebileceksiniz. Yani, aslında bir bölümü, birden fazla kez keşfetmeniz gerekebiliyor. Ben bu sistemi çok sevmiyorum ama bu oyunda çok da rahatsız olmadım. Bu arada, oyunda topladığınız ruhları para birimi olarak da kullanabiliyorsunuz ve karakterinizi bu şekilde geliştirebiliyorsunuz.

Özellikle de Titan Souls oyununu hatırladığınız zaman Death’s Door, çok daha eğlenceli ve gelişmiş bir oyun deneyimi sunuyor. Mesela, bu oyunun yapısı Souls serisine benziyor olsa bile aslında kendisini alıp, oynamaya başlamak çok daha kolay. Titan Souls ile karşılaştırdığınız zaman da aynı şeyi söyleyebilirsiniz. Yani, oyun aslında size bir şeyleri öğretmek için zaman harcıyor ve çok güzel bir şekilde de öğretiyor. Ayrıca, oyunun genel atmosferi ve yapısı da orijinal Souls serisinin biraz daha hafif ve aydınlık haline benziyor ki burada da bence güzel bir denge tutturulmuş. Oyun, bu açıdan çok güzel görünüyor.

Çok daha derine inecek olursanız, Death’s Door oyununun aslında yaşam ve ölüm arasındaki döngü hakkında yaptığı kaliteli yorumlara da rastlayabilirsiniz. Yine de oyun, kendisini çok ciddiye almıyor ve size hayat dersi vermeye çalışan bir oyun yerine, tamamen sizi eğlendirmeye odaklanıyor. Oyunun kısa oynanış süresi, aslında temel oynanış sistemlerinin basit ama kaliteli yapısını da olumlu etkiliyor. Yani, oyun tam sıkıcı olmaya başlayacak iken sonlanıyor. Böylece, basitliğin olumsuzluğunu hissetmiyorsunuz. Oyundaki tek büyük problem bence bölüm tasarımının kalitesiz yapısı ve hikayenin çok tahmin edilebilir bir yapıya sahip olması.

Özellikle de iki kişinin geliştirdiğini göz önünde bulunduracak olursak, Death’s Door gerçekten başarılı bir video oyunu. Daha önce Titan Souls oyununu oynadıysanız, Souls serisine benzer yapıtları seviyorsanız veya direkt olarak Souls serisinden hoşlanıyorsanız, bence bu oyuna da bir şans vermeniz gerekiyor. Ufak ve kısa yapısı, basit ama oldukça kaliteli temel oynanış sistemi ve çok daha fazlası bu oyunun içerisinde güzel bir uyum ile çalışıyor. Sadece bölüm tasarımı, sürekli geriye dönük keşif yapma gereksinimi ve benzer birkaç problem bu oyunu kusursuzluktan uzaklaştırıyor. Yine de türü seven oyuncular, bu oyundan oldukça zevk alacaktır.

Death's Door
Death's Door
Olumlu
Deneyimin tempolu ve affedici bir şekilde size öğretiliyor olması.
İlerledikçe çeşitlenen, basit ama kaliteli olan bir temel oynanış sunulması.
Yaşam ve ölüm arasındaki döngünün hikaye içinde güzelce anlatılması.
Atmosferi oldukça etkileyici, evreniyle de Souls serisini andıran bir yapıt.
Olumsuz
Bölüm tasarımları çok da etkileyici değil; geriye dönük keşif yapmak sıkıcı.
Birkaç nokta haricinde hikayenin erkenden çözülebilir olması; pek sürpriz yok.
Harita arayüzü olmadığı için oyunda kaybolmanız oldukça muhtemel.
8

Etiketler: