Rol yapma oyunlarının kökenine inmek, her şeyin başlangıç noktasına dönmek ister miydiniz? The Elder Scrolls V: Skyrim, The Witcher 3: Wild Hunt gibi yapımlardan sonra en başa dönmeye hiç gerek yok diye yanıt verebilirsiniz. Veyahut sorduğum sorunun yanıtını; Evet, en başa, saf bir rol yapma oyununun nasıl olacağını içerisinde bulunduğum yılda görmek istiyorum, şeklinde de verebilirsin. Bu yanıtların her ikisini de olumlu karşılayanlar ve günümüzün koşullarında eskinin izlerini aramak isteyenler varsa, lafı daha fazla uzatmadan onları The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyununun inceleme yazısına geçebiliriz.

The Bard's Tale IV: Director's Cut

The Bard’s Tale IV: Director’s Cut ile geçmişle günümüz arasında bağ kurmak mümkün

Pek çok okurumuzun The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyunundan önce bu serideki ilk üç video oyununu hatırlamadığını tahmin edebiliyorum. Nasıl bu kadar emin olabilirsin diye soranlar olursa, ilk üç oyunun 1980’li yıllarda çıktığını ve bu dönemde bilgisayarların günümüzdeki kadar yaygın olmadığı yanıtını verebilirim. Tabii ki işin meraklıları, fantastik hayallerin görüntüye dönüştüğü bu ilk yapımları hatırlayabilirler ama asıl konumuz o değil. Yalnızca köklü bir serinin yeniden hayat buluşunu anlatmaya başladığımı hatırlatmak istedim.

Aslına bakarsanız, The Bard’s Tale IV: Director’s Cut için de serinin 4. oyunudur diyemeyiz çünkü incelediğim oyun bir düzenlenmiş video oyunu sürümü. Bir başka deyişle The Bard’s Tale IV: Barrows Deep oyununun farklı içerikler barındıran, hatalarından arındırılmış bu sürümünü incelediğimi belirtip, nasıl bir yapıyla karşı karşıya olduğumuzu anlatarak devam edeyim. Karşımızda, tabiri yerindeyse katıksız bir rol yapma oyunu duruyor. The Bard’s Tale IV: Director’s Cut; bolca diyalog içeren, karakter oluşturma ve geliştirme seçeneklerine sahip olan ve kendine has bir dövüş sistemi barındıran bir video oyunu.

The Elder Scrolls V: Skyrim oyununu pek çoğumuz biliyoruzdur. İşte bu oyunun biraz daha dar bir alanda geçtiğini, bulmacalarla doldurulduğunu ve sıra tabanlı bir dövüş sistemine sahip olduğunu düşünün. Eğer hayal etmeye başladıysanız, muhtemelen The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyuna yakın bir sonuca varabilirsiniz. Tabii ki bir inceleme yazısında sizleri hayallerinizle baş başa bırakmayacağım ve dilim döndüğünce karşımızdaki yapımı anlatmayı sürdüreceğim.

En baştan anlatmak gerekirse, bu yapımda öncelikle birinci kişi kamera açısıyla yol aldığımızı söyleyeyim. Fantastik bir şehirde, bize verilen görevi yerine getirmek üzere yolumuzu tayin ederken, bir rol yapma oyununda olması gereken tüm unsurları deneyimleyebiliyoruz. Eşya topluyor, karakterimizi güçlendiriyor, karşılaştıklarımız kişilerle iletişim kuruyor ve karakterimizi geliştirmek adına hamleler yapıyoruz. Karakterimizi geliştirmek bizlere savaşlarda avantaj kazandırıyor çünkü oyunun pek çok alanında savaşmaya mecbur kalıyoruz.

The Bard's Tale IV: Director's Cut

Kart oyunlarıyla, rol yapma oyununun ilginç bir karışımı var karşımızda

The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyununun dövüş mekaniklerinden özellikle bahsetmek istiyorum. Eğer bu dövüş mekanikleri olmasaydı, bu yapımı yukarıda saydığım aksiyon ve rol yapma oyunlarıyla doğrudan karşılaştırmam gerekebilirdi. Yalnız, kart oyunlarının üç boyutlu halini çağrıştıran dövüş sistemi sayesinde, incelemekte olduğum yapımın video oyunları arasında farklı bir yere konulması gerektiğini düşünüyorum. Yine lafı daha fazla uzatmadan, anlatmak istediğim kısma geçeyim isterseniz.

Hemen üst kısımda da dile getirdiğim gibi bu yapımın her yerinde, birinci kişi kamerasıyla hareket ederken, dövüş alanına geldiğimizde bir nevi kart oyununun içerisinde buluyoruz kendimizi. Yalnızca elimizde kartlar yerine elde ettiğimiz ve seçebildiğimiz yeteneklerimiz karakterimiz bulunuyor. Sıra tabanlı bir savaşın içerisine girerken, taktiksel anlamda mantıklı hareket etmemiz gerekiyor. Karakterimizin gücünü, yeteneklerini, savunma taktiklerini ve daha pek çok özelliğini bu savaş sisteminde kullanıyoruz.

Savaş alanının karelerle bölündüğünü ve bizim ve düşmanın bu kareleri kullanarak sıralandığını unutmadan söyleyeyim. Hamle sayımızın sınırlı olduğu savaşlarda; atak yapabilir, defansif hamleler deneyebilir, yer değiştirebilir, büyü kullanabiliriz. Ekranın en alt kısmında görebildiğimiz yetenekler, bizi savaş meydanından zaferle çıkartacak hamleler için bekliyorlar. Kendi tarzımıza ve düşmanın hamlelerine göre yer değişiklikleriyle, doğru savunma hareketleriyle savaşları kazanmamız gerekiyor. Aksi takdirde oyun bizi bir önceki kayıt noktasına postalıyor.

Belirtiğim gibi kart oyunlarına aşinalığınız varsa, kolayca alışabileceğiniz bir savaş mekaniği sunuyor The Bard’s Tale IV: Director’s Cut isimli bu yapım. Oyunda ilerledikçe, savaşta yapabildiğiniz hamleler değişiyor. Aynı zamanda düşmanlara karşı kullanılabilen, onlara özel olarak karşı çıkılan hamlelerimiz de bulunuyor. Açıkçası bu sistem benim bir hayli hoşuma gitti. Eğer rol yapma oyunlarını seviyorsanız ve bu oyunları oynarken fazla aksiyonla yorulmak istemiyorsanız, bu sakin ilerleyiş sizin de hoşunuza gidecektir. 

The Bard's Tale IV: Director's Cut

Savaşlar sonrasında üç boyutlu dünyaya dönüyoruz

Aslında bu oyunun savaş mekaniklerini çok daha uzun bir biçimde anlatsam iyi olurdu ama bu kez bu bir inceleme yazısından çok rehber yazısına dönüşecek ve bazı okurlarımızın gereksiz yere vaktinin alınmasına yol açacak. Ben, eğer izin verirseniz hızlı bir biçimde bu yapımın diğer yönlerine dair deneyimlerimi anlatma yolunu tercih ediyor ve devam ediyorum. İçerisinde dolaşabildiğimiz farklı boyutlarda açık dünyalar bulunuyor The Bard’s Tale IV: Director’s Cut isimli bu oyunda. Rol yapma unsurlarının pek çoğunu da bu bölgelerde geçiriyoruz.

Savaş konusundan çıkmadan tam çıkmadan, geçtiğimiz bölgelerde karşılaştığımız düşmanların hepsiyle savaşa girme zorunluluğunda olmadığımızı belirtmek istiyorum. Düşmanlara baktığımızda, üzerlerinde bizim onları yenebilme ihtimalimizi gösteren renkleri görüyoruz. Yeşil kolay, kırmızı zor anlamını taşıyor. Gözümüz keserse mücadeleye girebilir ya da güçlendikten sonra bu bölgeye dönüş yapabiliriz. Bahsettiğim durumun geniş ve alternatifi olan yollar için geçerli olduğunu söyleyeyim. Bazen, düşmanı yenmeden yolumuza devam etmemiz engelleniyor.

İlerleyişimizi engelleyen unsurlardan bir tanesinin de oyundaki bulmacalar olduğunu söylemeliyim. Savaş mekanikleri ve rol yapma unsurları barındırmasa, The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyununu bir bulmaca oyunu olarak lanse edebilirdim. Eğlenceli, birbirini takip etmeyen, birkaç farklı türde bulmacaya, bu yapımda sıklıkla rastlanacağını söyleyeyim. Mekaniklerine alıştığınızda, blok itmek, dişli çark sistemiyle sonuca ulaşmak gibi şahsen benim eğlendiğim bulmacalar, oyunun dört bir tarafında yer alıyor.

Ayrıca, oyunun dünyasında karşılaşacağımız, bazı yol bulma ve gizem çözme görevlerinin yer aldığını da belirtmek isterim. Ana karakterimiz dışında, o sırada yanımızda olan diğer yan karakterlerin yeteneklerini kullanabildiğimiz durumlar bulunuyor. Öte yandan yine oyundaki dünyalar vasıtasıyla satın alma noktalarına ulaşıyor ve alışveriş yapabiliyoruz. Haliyle görevlerimizi de yine açık dünyalarda dolaşırken elde ediyoruz. Kısaca, oyunun açık dünyasında, günümüzdeki rol yapma oyunlarında gördüğümüz pek çok detayın ve fazlasının bulunduğunu belirteyim ve biraz da karakter geliştirme seçeneklerinden bahsedeyim.

The Bard's Tale IV: Director's Cut

The Bard’s Tale IV: Director’s Cut ile 4 farklı sınıftan birini seçiyoruz

Oyunun farklı olan özelliklerini anlattıktan sonra biraz da klasik rol yapma oyunlarının temel taşı konumundaki karakter oluşturma ve geliştirme seçeneklerine geçmek istiyorum. Oyunun başında bizlere 4 adet karakter sınıfı seçme şansı veriliyor. Bu sınıflar, oyundaki orijinal isimleriyle; Bard, Practitioner, Fighter, Rogue olarak karşımıza çıkıyor. Her bir sınıfın kendine özgü yetenekleri ve odak noktaları bulunuyor. Ayrıca sınıf seçimiyle dövüş sistemine etki ederken, karakterimizin görüntüsünü, oyunun diliyle kültürünü seçebiliyoruz.

Bu seçimle, karakterimize bir yetenek sunuluyor ve sonrasında isim ve ses tonu seçme seçeneklerine bakıyoruz. Son olarak da eldeki yeteneklerimizi işleyebileceğimiz yetenek ağacımızla karşılaşıyoruz. Yetenek ağacı, henüz karakter oluştururken karşımıza çıkıyor ve oynanış süresince bizimle beraber oluyor. Yetenek ağacında geliştirebileceğimiz seçeneklerin 4 farklı yola ayrıldığını söyleyeyim. Aldığımız yetenek puanlarını bahsettiğim 4 yoldan; saldırı, savunma, zihin gücü ve üretim seçenekleri üzerinden kullanabiliyoruz.        

Karakter seçimi ve alınan yetenekler, dövüş sistemi başta olmak üzere oyunumuzu doğrudan etkiliyorlar. Burada atak yeteneklerini seçince, saldırıya dair güçlerin geliştiğini tahmin edebilirsiniz ama savunma yeteneklerinde farklı unsurlar bulunuyor. Mesela, savunma yetenekleri arasında deri kıyafet seçeneğini geliştirmediysek, oyunda ele geçirdiğimiz deri zırhları kullanamıyoruz. Benzer şekilde diğer özelliklerin de bilindik rol yapma oyunlarından farklı bir tarzda uygulayabiliyoruz.

Seçtiğimiz sınıfa göre eşyaların satıldığı alanlar bulunuyor. Sınırlara göre karşılaşacağımız satıcılarla alışveriş işlemi gerçekleştirebiliriz. Yine diğer pek çok unsuru savaşlardan kazanabildiğimiz gibi yoldaki sandıklardan ve yan karakterler vasıtasıyla elde etme imkanına sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Sınırsız bir açık dünya oyunu olmamasına rağmen, The Bard’s Tale IV: Director’s Cut pek çok rol yapma oyununda sunulanları kendi yorumuyla bizlere sunuyor. Bu durumun beni ziyadesiyle memnun ettiğini, farklılıkların oyunun temeline iyi yedirildiğini söyleyerek devam edeyim.

The Bard's Tale IV: Director's Cut

Muhteşem ve dinlendirici müzikler, grafiklerin önüne geçiyor

Son yıllarda müziklerini duyduğum anda etkilendiğim çok az oyun bulunuyor ve bunlardan bir tanesi The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oldu. Çoğu İskoç müzisyen Ged Grimes tarafından yapılan müzikler için bu yapımın en sevdiğim noktası diyebilirim. Normalde bu kısma oyunun grafiklerinden başlardım ama bu yapımın dinlendirici ve dokunaklı müziklerinden bahsetmeden diğer özelliklere geçmek istemedim. Ayrıca, oynanış sırasındaki seslerin de gayet başarılı olduklarını söyleyebilirim. Her bir alanda, gayet tok seslerle karşılaşıyoruz.

The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyununun grafiklerini, müzikler kadar yoğun bir biçimde övemeyeceğim. Açık dünyadaki tasarımların gayet başarılı olduğunu ifade edebilirim ama grafikler, zamanın biraz gerisinde duruyor. Serinin 4. oyununun ana sürümüne göre pek çok hatadan barındırılmasına rağmen grafiksel hataların hala mevcut olduğunu da söylemeden geçmeyeyim. Bu hatalardan bir tanesi de kaplamaların geç yüklenmesi olarak bir kenara yazılmalı.

Ayrıca, oyunun pek çok yanında hala hatalar bulunuyor. Örnek olarak bir keresinde grafiklerin içerisine girdiğimi ve boşlukta hareket ettiğimi söyleyebilirim. Duvardan geçerek yeniden asıl oyun dünyasına geçmek istesem de başaramadım ve kayıt noktasını yeniden yüklemek zorunda kaldım. Bir de mekanlarda dolaşırken eğilme ve zıplama gibi hareketler yapmamamıza rağmen yapıların arasında sıkışma ve çıkamama gibi durumların da sıklıkla yaşandığını söyleyebilirim.

Performans açısından hala bazı eksiklikler bulunuyor. Hem birinci kişi kamerasından dolaşırken hem de savaş anlarında yer yer FPS düşüşlerinin olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Öte yandan, savaş mekanikleri sırasındaki animasyonlardan memnun kaldığımı da yeri gelmişken belirtmek isterim. Belirttiğim gibi ana oyuna oranla sorunlarından büyük ölçüde arınmış fakat tam olarak harika bir performans sunamayan bir yapım The Bard’s Tale IV: Director’s Cut.

The Bard's Tale IV: Director's Cut

The Bard’s Tale IV: Director’s Cut, günümüzdeki yapımlara göre farklı bir sunum

Şöyle dinlendirici bir müzik eşliğinde, gerçek rol yapma oyunu farklı bir dövüş sistemiyle tatmak isteyenler için, The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyununu denemelerini önerebilirim. Karakter geliştirme kısımları, neredeyse herkesle diyaloğa girebilme imkanları, ilerledikçe bu ilerlemelerin dövüş sistemindeki taktiği etkileyebilmesi, bana gayet güzel ve eğlenceli geldi. Farklı bir rol yapma oyunu deneyimi yaşamak isteyenlere, sürekli tetikte durup aksiyondan boğulmaktan kaçınanlara bu oyunu tavsiye edebilirim.

Tüm bunlarla birlikte, elimizdeki yapımın yalnızca bir rol yapma oyunu sayılamayacağını inceleme yazısı boyunca belirttim. Kart oyunlarını andıran savaş sisteminin stratejik hamlelerini oldukça beğendiğimi yinelemek isterim. Atak yapmak, yer değiştirmek, bir savunma hamlesiyle düşmanın vuruşunu püskürtmek gibi pek çok hamlemizi masaya yatırabildiğimiz bu dövüş sistemini deneyimlemenizi öneririm. Bazı hatalarını göz ardı edebilirseniz, onlarca saatinizi hapsedecek bir yapım olarak The Bard’s Tale IV: Director’s Cut oyununu karşınızda bulabilirsiniz.

The Bard's Tale IV: Director's Cut
The Bard's Tale IV: Director's Cut, muhteşem müzikleri, etkileyici atmosferi ve nostalji içeren yapısıyla günümüzdeki benzerlerinden farklı bir rol yapma oyunu deneyimi sunuyor. Kart oyunlarını andıran savaş sistemiyle, oyunun geneline yayılan bulmacalarıyla, bir rol yapma oyunundan çok daha fazlasını da bu yapımda bulabilirsiniz. Tabii ki karakter oluşturma, geliştirme ve oyundaki karakterlerle diyalog kurma unsurlarının da ziyadesiyle verildiği bu yapım, belki mükemmel değil ama kesinlikle deneyimlenmeyi hak ediyor.
Olumlu
Günümüzdeki rol yapma oyunlarından çok farklı bir tarz sunması.
Farklı tarzını sunarken, bulmaca ve çeşitli yetenekleri başarıyla sergilemesi.
Kart oyunlarını andıran, taktiksel dövüş sistemini barındırması.
Muhteşem, etkileyici ve dinlendirici oyun müzikleri.
Olumsuz
Teknik hataların bazılarını hala barındırıyor.
Bazı performans sorunları tekrar ediyor.
Birinci kişi açısında hareket ederken, bazı noktalarda sıkışma durumları yaşanıyor.
Teknolojik anlamda zamanın biraz gerisinde hissettiriyor.
7.8