2025 yılında on binlerce farklı oyun çıktı ve ben bunların arasından yüzlercesini oynadım. Sonucunda ise yılı kapatmadan önce bu yıl oynadığım ve en sevdiğim oyunları listelemek istedim. Yalnız, geçen yıllarda çıkan oyunlardan da bu sene çok oynadığım olduğu için farklı bir başlık altında onlardan da bahsettim ve daha sonra da kalbimi kıran, bana hayal kırıklığı yaşatan oyunlara yer verdim. Aynı şeyi geçen yıllarda da yapmıştım zaten. Girişi daha fazla uzatmayayım; 25 oyunluk bu listemi hemen sizlere sunayım:

En Sevdiğim Oyunlar

2025 yılında çıkan ve seve seve oynadığım oyunlar.

10 – Skate.

Gerçek dünyada kaykay ve benzeri şeylerle hiç aram yoktur ama oyunlarını oynamayı ve doğal olarak da Skate serisini hep sevmişimdir. Bu serinin tekrar, ücretsiz bir video oyunu olarak geri dönmesi beni çok memnun etmiş olsa da oyundan tam olarak istediğimi alamadım. Oynanış filan gayet iyi fakat içerikler yeteri kadar ilgi çekici gelmedi ve ilerleme hissi çok zayıf hissettirdi. Yine de kendisini severek oynadım ve listemde yer edinmesini istedim.

9 – Silent Hill f

Korku oyunlardan pek haz almam ama arada sırada mutlaka bir tanesini oynamayı denerim. Daha önce bunu Resident Evil Village ile yapmıştım. Şimdi, Silent Hill f oyununa bir şans verdim. Hiç de pişman olmadım. Bulmaca temelini çok sevmemiş olsam da bence seri için güçlü bir oyundu; New Game Plus ile sunulan hikaye yenilikleri ve ilerleme hissi ise benzersizdi.

8 – The Outer Worlds 2

The Outer Worlds 2, bu yıl severek oynadığım bir rol yapma oyunu oldu. Oyun bence hikaye açısından çok güzel başladı ve çok güzel bitti ama orta anları ne yazık ki bence aşırı durgundu. İlgi çekici çok fazla şey yaşanmadı. Oynanış tarafında da yetenek puanlarının filan sınırlandırılmış olması karakterimin her zaman yetersiz hissettirmesine yol açtı. Bunlara rağmen oyundan memnun kaldım; bahsettiğim sıkıntılar olmasa daha da yükseğe çıkabilirdi bu yapıt.

7 – Train Sim World 6

TIR, gemi, tren, uçak ve aklınıza gelebilecek diğer tüm ağır araçları kullanmayı seviyorum. Train Sim World serisine de aşinayım ama normalde bu seriyi 10-20 saat oynayıp, bırakırdım. Bu sene ne oldu bilmiyorum ama Train Sim World 6 oyununu 120 saat oynadım (ve oynamaya devam ediyorum) ve sayısız ek paket aldım. Bu sene aşırı sardı oyun. Eğer konsollardaki grafikleri daha iyi olsa ve/veya performansı daha stabil olsa, listede çok daha yükseklere de koyabilirdim.

6 – Citizen Sleeper 2: Starward Vector

Zar atarak oynadığınız ufak bir rol yapma oyunu olan Citizen Sleeper, beni kesinlikle etkilemişti. Devam oyunu olan Citizen Sleeper 2: Starward Vector de kesinlikle üzmedi. İlk oyunda kaçtıktan sonra aynı androidi kontrol etmeye devam ediyoruz ve olabildiğince karanlık bu hikayede hayatta kalmaya çalışıyoruz… İlgi çekici karakterlerle birlikte sunulan çok güzel ve bir o kadar da üzücü bir hikaye sundu bu oyun. Kendisi kesinlikle bu listede olmayı hak ediyor bence.

5 – Assassin’s Creed Shadows

Assassin’s Creed Shadows oyununa biraz temkinli bir şekilde yaklaşmıştım. Evet, Ubisoft sonunda oyuncuları dinledi ve Japonya’da geçen bir Assassin’s Creed oyunu yaptı ama sanki yine de istek pek karşılanmış gibi olmadı. Ben yine de bu oyuna bir şans verdim ve bundan hiç pişman olmadım. İki ana karakterin de hikayesi beni yeteri kadar etkiledi ve bir süredir de Ubisoft şirketinin klasik açık dünya oyunlarını oynamadığım için içerikler hemen sıkmadı. Yine de Assassin’s Creed serisinin köklü bir değişime ihtiyacı olduğunu düşünüyorum; bu ARYO yapısı pek seriye uymuyor.

4 – Anno 117: Pax Romana

Anno 1800 ile bu seriyle tanıştım ve bu durumdan hiç pişman değilim. Anno, kısa sürede benim en sevdiğim strateji ve şehir inşa etme oyunlarından biri haline geldi ve bu yüzden Anno 117: Pax Romana için de oldukça heyecanlıydım. Oyun kesinlikle bu heyecanımı karşılamayı başardı. Kendisini belki bu listedeki diğer oyunlar kadar fazla oynayamadım ama oynadığım kadarıyla şahane bir deneyim sundu. Gelecekte daha fazla ek paket ve içerik ile Anno 117: Pax Romana, çok daha iyi bir noktada duracak. Keşke konsollardaki görselliği de zamanla iyileştirebilseler.

3 – Lost Records: Bloom & Rage

Lost Records: Bloom & Rage, aslında bu yıl en merakla beklediğim oyunlardan bir tanesiydi. Life is Strange ile benzer bir havada, bu dört arkadaşın macerasını çok merak etmiştim. Oyun, iki bölüme ayrılıyor ve bence ilk bölüm olan Bloom, mevzuları ilgi çekici bir hale getirmek için çok fazla zaman harcıyor. Hikaye ilgi çekici olduğu zaman ise bölüm bitiyor ve tüm merakı ile Rage olan ikinci bölüm başlıyor. Eğer ilk bölüm, ikinci bölüm gibi merak uyandırıcı olsaydı, bu oyun listemde daha da yukarıda olabilirdi rahatlıkla. Bu evrende yapılabilecek bir başka oyun için sabırsızlanıyorum.

2 – Death Stranding 2: On the Beach

Death Stranding, ilk oyunuyla da çok tartışılan bir seri olmuştu. İkinci oyunda da bu değişmedi – oyun çok tartışıldı ama bana soracak olursanız, Death Stranding 2: On the Beach, bu sene piyasaya sürülen en iyi oyunlardan bir tanesi. Hikayesi ilk oyundaki kadar çılgın değil, biraz daha kafaya yatabilecek şekilde. Oynanış tarafında ise ilk oyunun bütün eksiklikleri kapatılmış. Evet, yenilik açısından biraz zayıf ama ben yine de bu oyunda geçirdiğim 80 saatten keyif aldım. Belki platin kupa elde etmek için geçirdiğim son birkaç saat biraz sıkmıştı ama o kadarı da normal açıkçası.

1 – Ghost of Yōtei

Bu sene oynadığım en iyi oyun kesinlikle Ghost of Yōtei idi. Aslında, inceleme yazımda da söylediğim gibi bu oyuna karşı beklentilerim çok yüksek değildi en başta. Özellikle de ana karakterin değişmesini beklemiyordum ama oyun beni ilk 5-10 dakikasında kendisine bağlamayı başardı ve 50 saatlik maceram boyunca da hiçbir zaman sıkmadı. Yeri geldi sırıttım, yeri geldi ağladım. Hatta oyunun sonlarına doğru karşıma çıkan ve bir önceki oyuna gönderme yapılan yerde her an tüylerim diken dikendi. Umuyorum ki 2026 yılında bu oyun için güzel bir ek paket görebiliriz.

Bahsetmeden Geçemeyeceğim Oyunlar

Çıkış yılı fark etmeksizin 2025 içerisinde seve seve oynadığım oyunlar.

10 – Fortnite

Fortnite Festival sayesinde 2 yıl önce bu oyuna giriş yaptım ve o zamandan beri de kendisini binlerce saat oynadım. Fortnite benim şu anda en çok oynadığım oyun ama buna rağmen onuncu sırada. Bunun en büyük sebebi, 2025 yılında Festival moduna verilen desteğin çok kesilmiş olması. Oyuna ne istediğim müzikler, ne istediğim sanatçılar, ne de istediğim içerikler geldi… Fortnite Festival, TikTok ile ünlü olan vasat müzikleri getirmeye devam ederse, kendisine veda etmem gerekecek. Böyle bir ritim oyununun kesinlikle rock ve metal tarzı müziklere ihtiyacı var.

9 – The Crew Motorfest

The Crew Motorfest, 2024 yılının sonlarına doğru PlayStation 5 Pro için destek vermeye başlamıştı ve ben de bu yüzden geri dönmüştüm. 2025 içerisinde kendisini gerçekten severek oynadım ama listenin bir sonraki oyunu için bıraktım. Eğer o oyun olmasaydı, oynamaya devam ederdim ve hatta The Crew Motorfest, çok daha yüksek bir sırada olurdu. Ubisoft, bu oyun ile gerçekten güzel bir iş başardı ve umuyorum ki The Crew serisinin devam oyununu da yakında görebiliriz.

8 – Forza Horizon 5

Forza Horizon serisi bence bütün arcade ve arcade-sim tipi yarış oyunlarını rahatlıkla sollayabilecek bir seviyede. Ben, Forza Horizon 5 oyununu Xbox konsolumda yüzlerce saat, sezonlar boyunca oynadım ve içerikleri %100 olarak bitirdim. Bunu ayrıca belirtmek istedim; bu tip canlı servis oyunlarında genelde %100’e gitmeyi sevmem, çok imkansız gelir gözüme ama bu oyun o kadar kaliteliydi ki oyundaki en ufak şeyi dahi yapmak, bitirmek istedim. Şimdi ise oyun, 2025 yılında PlayStation konsollarına geldi ki bu benim en büyük hayallerimden biriydi. Tek problem, ilerlemenin sıfırdan başlaması… Xbox üzerindeki ilerlemeyi bırakıp, sıfırdan başlamak zor geldi ve kendisi çok oynayamadım bu yüzden. The Crew Motorfest oyununu da boşuna bırakmış oldum… Yine de Forza Horizon gibi bir serinin PlayStation ile buluşmasına aşırı mutluyum.

7 – Indiana Jones and the Great Circle

Xbox konsollarından PlayStation konsollarına gelen bir diğer oyun ise Indiana Jones and the Great Circle idi. 2025 yılında ben hem bu oyunun temelini, hem de ek paketini PlayStation 5 Pro konsolumda oynadım ve aksiyon-macera türünün tam olarak bu oyun olduğunu düşünür hale geldim. Umuyorum ki gelecekte çok daha derin bir devam oyunu görebiliriz.

6 – Sid Meier’s Civilization VII

Sid Meier’s Civilization VII, sıkıntılı bir çıkış gerçekleştirmiş olsa da Ramazan döneminde benim aç ve susuz rahatlıkla saatleri geçirmemi sağladı. Evet, oyunun çok temel problemleri var ve bunlar ne yazık ki güncellemeler ile düzeltilebilecek seviyede şeyler değil. Buna rağmen ben Sid Meier’s Civilization VII ile sunulan deneyimden keyif almaya çalıştım ve 30-50 saatliğine de olsa bunu başardım. Biliyorum, 30-50 saat bir Sid Meier’s Civilization oyunu için az ama dediğim gibi oyunun temeli sıkıntılı zaten. Ben de sadece Ramazan döneminde oynadım açıkçası.

5 – EA Sports FC 26

FIFA veya yeni adıyla EA Sports FC senesini senelerdir oynuyorum ve geçen yılın oyunundan sonra EA Sports FC 26, daha çok severek oynadığım bir oyun oldu. Bu sene genel olarak teknik direktör kariyeri moduna odaklandım ve açıkçası yaşadığım 50-60 saatlik deneyimden memnun kaldım. Otantik oynanış mekanikleri filan gayet güzeldi; sıkıldığımda ise rekabetçi bir oynanış için birkaç saat Ultimate Team modunu denedim ama artık o mod için yaşlandığımı hissediyorum.

4 – American Truck Simulator

2025 yılında da yüzlerce saat oynayıp, yeni ek paketi (eyaleti) deneyerek çok güzel bir American Truck Simulator deneyimi yaşadım. Yalnız, bu oyunu ve bir sonraki sırada yer alan Euro Truck Simulator 2 oyununu bu yıl benim için yeniden canlandıran şey Snowy Moon’un yaptığı ışıklandırma ve keskinleştirme modu oldu. Bu mod ile sanki bambaşka bir oyun oynuyor gibi hissediyorum ve bu iki oyun da benim için o moda çok şey borçlu. Açıkçası, oyunun standart görselliğinden sıkılmaya başlamıştım ve bahsettiğim mod da aylık 1 USD olan fiyatı ile tam zamanında geldi.

3 – Euro Truck Simulator 2

American Truck Simulator için söylediğim her şey Euro Truck Simulator 2 için de geçerli. Yalnız, bu oyunu bir sıra yukarıda tutmak istedim; öbür oyun için çıkan ek paketlere kıyasla bu oyunun Nordic Horizons genişlemesi beni ciddi anlamda büyüledi. Evet, bir oyuna 3, bir oyuna 1 paket çıktı ama Euro Truck Simulator 2, o tek bir paketle bence herkesin beklentisini karşıladı. Ben normalde her yeri keşfettikten sonra başka şeylere yöneliyorum ama şu anda Nordic Horizon ile eklenen yerleri tekrar ve tekrar keşfetmek için işler almaya devam ediyorum. Tek kelimeyle şahane.

2 – Pro Wrestling Sim

2021 yılında çıkan Pro Wrestling Sim meğerse benim hayalimde olan oyunmuş da haberim yokmuş. Aslında ben bu tip oyunların varlığından çok uzun zamandır haberdarım ama denediklerim ya çok basit, ya da çok derin oluyordu. Orta yolunu ise tamamen tesadüfen, bu yıl Pro Wrestling Sim ile buldum. Hatta bu oyun yüzünden normalde her sene severek oynadığım WWE 2K serisinin yüzüne bile bakamadım. Birkaç ay içerisinde neredeyse 300 saat oynadığım Pro Wrestling Sim, benim için sınırsız bir ömre sahip. Dileğim oyunun kendisini geliştirmeye devam etmesi ve modern gerçek dünya modlarının yapılmaya devam etmesi. İlk kayıt dosyamda 2 yıl boyunca tüm şovları oynayarak WWE’yi yönetmiştim. Aynı uzunlukta bir macera daha yaşamayı çok istiyorum.

1 – Microsoft Flight Simulator 2024

Hatırlayacak olursanız Microsoft Flight Simulator 2024, geçen yılın yazısında kalbimi kıran birinci sıradaki oyundu. Şimdi ise seve seve oynadığım oyunların başını çekiyor. Bunun sebebi, oyuna PlayStation 5 Pro üzerinde yeni çıkışı ile tekrar vermiş olmam ve geliştirici ekibin ciddi anlamda düzeltmeler ve iyileştirmeler yapmış olmasıydı. Hem bu oyun için yazdığım inceleme yazısında, hem de geçen yılın “en çok sevdiğim oyunlar” yazısında yazdığım hataların büyük bir kısmı düzeltilmiş. Bunun karşılığında grafik kalitesini kaybetmişiz ama olsun. Ben gerçekten göklerde olmayı seviyorum ve şu anda bunu bana sadece Microsoft Flight Simulator 2024 verebiliyor. Hatasız ve minimum problemli bir şekilde bu oyunu ana konsolumda binlerce saat oynayacağımı biliyorum.

Kalbimi Kıran Oyunlar

2025 yılında çıkan ve kendisini oynatmayan oyunlar.

5 – Where Winds Meet

Bu yıl kalbimi kırıp, beni çok üzen pek de oyun olmadı ama Where Winds Meet kesinlikle onlardan bir tanesi. Bu oyunu internetten gördüğüm kadarıyla bir sonraki büyük maceram olarak algılamıştım ama oyun konsollarda gerçekten oynanmıyor, çok ucuz hissettiriyor ve mikro ödemeleri de ülkemizde aşırı pahalı. Böylece olunca basit ama etkili bir hayal kırıklığına uğradım.

4 – WWE 2K25

WWE 2K25, beni üzen bir başka oyun oldu. Bunun bir kısmı Pro Wrestling Sim oyununa bağlanmış olmam ama ne yapayım? Yıllardır bu seriden doğru düzgün bir yönetim modu bekliyor oyuncular ve geliştiriciler de bir türlü veremiyor. Onun yerine çevrim içi oyun modlarına ve mikro ödemelere filan odaklanıyor. Bu gidişle ben WWE 2K26 oyunundan da pek zevk alacağımı sanmıyorum.

3 – InZOI

The Sims serisinden sıkılmış ve artık büyük bir yenilik bekleyen birisi olarak InZOI için çok heyecanlanmıştım ama oyunu oynamaya başladığım anda o heyecan gitti. Türün bu yeni üyesi, içerisinde en ufak bir ruh dahi bulundurmuyor ve The Sims serisinin sahip olduğu cazibenin de yakınından geçemiyor. Oyun, 2026 yılında konsollar için çıkacak. O zaman ben de tekrar bir şans vereceğim; umarım The Sims için bir alternatif olabilir InZOI.

2 – Frostpunk 2

Frostpunk 2, kötü bir oyun değil ama aynı zamanda bir devam oyunu gibi de hissettirmiyor. Ben açıkçası daha fazla Frostpunk istemiştim bu oyundan ama kendisi daha farklı bir odak noktası ile daha farklı bir deneyim sunmayı tercih etti. Mikro yönetim yerine makro yönetime odaklanmayı tercih eden Frostpunk 2, bu yüzden beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.

1 – Call of Duty: Black Ops 7

Bu yıl beni en çok üzen oyun ise Call of Duty: Black Ops 7 oldu. Ben gerçekten böyle bir rezillik nasıl yapılabilir, hala anlamış değilim. Anlayan varsa bana söylesin.