Voidtrain, hayatta kalma türüne getirdiği sürrealist ve yaratıcı bakış açısıyla dikkat çeken, oyuncuyu uçsuz bucaksız bir hiçliğin ortasında, rayların üzerinde yaşayan bir mühendis rolüne sokan ilginç bir yapım. Alışılagelmiş ıssız ada veya orman temalı hayatta kalma oyunlarının aksine, burada sabit bir zeminde değil, sürekli hareket halinde olan ve boyutlar arası yolculuk yapan bir trenin üzerindesiniz. Oyunun temel amacı, bu gizemli “Void” evreninde hayatta kalmak, kaynak toplamak ve başlangıçta basit bir drezin olan aracınızı, rayların üzerinde süzülen devasa, buharlı ve tam donanımlı bir lokomotife dönüştürmektir.

Oynanış mekanikleri açısından Voidtrain, popüler bir hayatta kalma oyunu olan Raft yapıtına oldukça benziyor; ancak buradaki temel fark, açık bir okyanusta sürüklenmek yerine belirli bir ray hattını takip ediyor olmanız. Bu lineer yapı, oyuna sürekli bir ivme ve ilerleme hissi kazandırıyor. Oyuncu olarak zamanınızın büyük bir kısmını, treniniz hareket halindeyken çevrede süzülen odun, metal ve kimyasal gibi kaynakları toplamakla geçiriyorsunuz. Trenin üzerinde yerçekimi varken, rayların dışına adım attığınız anda sıfır yerçekimi devreye giriyor ve kendinizi bir ipe bağlı olarak boşlukta yüzerken buluyorsunuz. Bu iki farklı fizik kuralı arasında geçiş yapmak, oyunun temposunu belirleyen en önemli unsurlardan biri.

Görsel atmosfer ve sanat tasarımı, oyunun en güçlü olduğu alanların başında geliyor. Voidtrain, “steampunk” estetiğini masalsı ve biraz da ürkütücü bir gerçeküstücülükle harmanlıyor. İçinde bulunduğunuz evren sadece karanlık bir boşluktan ibaret değil; renkli nebulalar, havada asılı duran kaya parçaları, tuhaf biyolüminesans canlılar ve sislerin arasından beliren gizemli yapılarla dolu. Treninizin kenarında durup, siz ilerledikçe değişen bu manzarayı izlemek bile başlı başına dinlendirici bir deneyim sunuyor. Sanat ekibi, hem tehditkar hem de büyüleyici hissettiren bir dünya yaratmayı başarmış, bu da keşif merakınızı sürekli canlı tutuyor.

Oyunun en tatmin edici yönü şüphesiz üs kurma mekaniği. Yolculuğa, elle pompalanarak çalışan, yavaş ve hantal bir araçla başlıyorsunuz. Ancak topladığınız hurdaları işleyip teknoloji ağacında ilerledikçe, treninize yeni vagonlar ekleyebiliyor, zeminleri genişletebiliyor ve duvarlar inşa edebiliyorsunuz. Bir noktadan sonra aracınız, sadece bir ulaşım aracı olmaktan çıkıp, içinde üretim tezgahlarının, depolama birimlerinin ve hatta dekoratif eşyaların bulunduğu yürüyen bir kaleye dönüşüyor. Kendi tasarladığınız ve emeğinizle geliştirdiğiniz bu metal canavarın raylar üzerinde süzülüşünü izlemek, oyuncuya muazzam bir sahiplenme duygusu veriyor.

Kaynak toplama döngüsü, oyunun hem en rahatlatıcı hem de zaman zaman en tekrara düşen kısmı olabiliyor. Çoğu zaman, elinizdeki kancalı halatla çevredeki materyalleri yakalamaya çalışıyorsunuz. Başlangıçta her şeyi manuel olarak toplamak zorunda olmak, özellikle tek başına oynayan oyuncular için biraz yorucu ve “grind” odaklı bir süreç gibi hissedilebilir. Ancak oyun, ilerleyen aşamalarda sunduğu otomasyon seçenekleriyle bu yükü hafifletmeyi başarıyor. Yine de, oyunun temposunun bazen fazla yavaşladığını ve sadece bir sonraki istasyona varmak için hammadde toplama işinin bir rutine dönüştüğünü söylemek dürüst bir eleştiri olacaktır.

Tam bu noktada, oyunun maskotları diyebileceğimiz Rofleemolar devreye giriyor. Bu sevimli, koca gözlü yaratıklar sadece etrafta dolaşan süs hayvanları değiller; onlar aslında treninizin mürettebatı. Void’in çeşitli yerlerinde kurtardığınız bu yaratıkları treninize alıp onlara çeşitli görevler atayabiliyorsunuz. Bir Rofleemo sizin için otomatik olarak kaynak toplayabilirken, bir diğeri üretim sürecine katkıda bulunabiliyor. Onların varlığı, treni sadece metal yığını olmaktan çıkarıp yaşayan bir ekosisteme dönüştürüyor. Ayrıca, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve mutluluklarını yönetmek, oyunun simülasyon tarafına keyifli bir derinlik katıyor.

Voidtrain oyununun hikaye anlatımı, türe kıyasla beklenmedik derecede kaliteli bir sunuma sahip. Hikaye, The Stanley Parable oyununu andıran, dördüncü duvarı yıkan ve oldukça hazırcevap bir anlatıcı eşliğinde ilerliyor. 1.0 sürümüyle birlikte tamamlanan hikaye, sizi gizemli bir bilim insanının izini sürmeye ve bu boyutun sırlarını çözmeye davet ediyor. Anlatıcının esprili yorumları ve yolculuğunuz hakkındaki gözlemleri, sessiz geçen uzun seyahat bölümlerine sıcaklık ve mizah katıyor. Bu ses, yalnızlığı kıran ve atmosferi zenginleştiren en önemli anlatı araçlarından biri olmuş.

Çatışma mekanikleri ve aksiyon ise oyunun belki de en çok eleştiriye açık olduğu alan. Yolculuğunuz sırasında düşman askerlerinin bulunduğu istasyonlara uğruyor veya uzaylı yaratıkların saldırısına uğruyorsunuz. Silah kullanımı ne yazık ki türün en iyi örnekleri kadar tok ve etkileyici hissettirmiyor; vuruş hissi biraz zayıf kalabiliyor. Ancak, silah özelleştirme sistemi bu eksikliği büyük ölçüde kapatıyor. Silahları parça parça (namlu, kabza, şarjör vb.) birleştirerek tamamen kendi oyun tarzınıza uygun, garip ama etkili tüfekler yaratabiliyorsunuz. Düşman yapay zekası çok parlak olmasa da, kendi tasarladığınız silahı denemek eğlenceli.

İstasyonlar ve keşif noktaları, oyunun lineer yapısında birer “durak” görevi görüyor. Treninizi geliştirmek, yeni vagonlar eklemek veya motoru güçlendirmek için mutlaka bu istasyonlara uğramanız gerekiyor. Bu alanlar, trenden inip karada (veya platformda) savaştığınız, bulmaca çözdüğünüz ve “lore” öğeleri topladığınız zindanlar gibi tasarlanmış. Ancak bir süre sonra, istasyon tasarımlarının ve karşılaşılan engellerin birbirini tekrar etmeye başladığını fark ediyorsunuz. Mekan tasarımlarındaki çeşitlilik, oyunun uzun süresi göz önüne alındığında, keşif heyecanını sonuna kadar diri tutmakta bazen yetersiz kalabiliyor.

Oyunun tek kişilik (solo) ve çok oyunculu (co-op) deneyimi arasında ciddi bir fark var. Voidtrain, kesinlikle arkadaşlarla oynanması gereken bir oyun olarak tasarlanmış. Tek başınıza oynarken trenin bakımı, yakıt ikmali, kaynak toplama ve savunma gibi işlerin hepsi omuzlarınıza biniyor ve bu durum bazen bunaltıcı olabiliyor. 4 kişiye kadar desteklenen co-op modunda ise iş bölümü yaparak (biri treni sürerken diğerinin ateş etmesi gibi) oyunun “mürettebat” fantezisini tam anlamıyla yaşayabiliyorsunuz. Geliştiriciler, son güncellemelerle solo oyuncular için zorluk ayarları getirse de, en keyifli deneyim hala bir grupla elde ediliyor.

Erken Erişim sürecinden çıkıp 1.0 sürümüne (ve sonrasındaki 1.03 güncellemesine) ulaşmasıyla birlikte oyunun teknik anlamda çok daha stabil bir hale geldiğini söyleyebilirim. İlk sürümlerdeki performans sorunları ve hataların büyük çoğunluğu giderilmiş durumda. Treniniz devasa boyutlara ulaştığında bile oyunun kare hızı (FPS) genellikle akıcılığını koruyor. Ayrıca, hikayenin 3. bölümünün eklenmesiyle yarım kalmışlık hissi ortadan kalktı ve oyunun ilerleme hızı (pacing) daha dengeli bir yapıya kavuştu. Artık karşınızda, ne yaptığını bilen ve teknik pürüzleri büyük ölçüde törpülenmiş cilalı bir yapım var.

Sonuç olarak Voidtrain, hayatta kalma türünün kalıplaşmış formüllerinden sıkılanlar için taze bir nefes niteliğinde. Mükemmel bir oyun değil; çatışma mekanikleri daha iyi olabilirdi ve istasyonlar daha fazla çeşitlilik sunabilirdi. Ancak, sunduğu “uzayda giden buharlı tren” fantezisi, harika görsel atmosferi ve tatmin edici üretim döngüsü, bu eksiklikleri görmezden gelmenizi sağlıyor. Özellikle arkadaşlarınızla birlikte oynayacak sakin, yaratıcı ve biraz da gizemli bir macera arıyorsanız, Voidtrain oyununun biletini almaya kesinlikle değer. Sizi içine çeken o rayların tıkırtısı, uzun süre kulaklarınızdan silinmeyecek.

Voidtrain incelemesi
Voidtrain
Olumlu
Sürrealist sanat tasarımı ve sürekli değişen büyüleyici manzaralar, keşif hissini canlı tutuyor.
Basit bir drezini yürüyen devasa bir kaleye dönüştürmek son derece tatmin edici bir ilerleme hissi sunuyor.
Mizahi dili ve dördüncü duvarı yıkan yorumlarıyla dış ses, yalnızlık hissini başarıyla kırıyor.
Silahları parça parça birleştirerek kişiye özel tasarımlar yapabilmek eğlenceli bir derinlik katıyor.
Sevimli Rofleemo'lar hem otomasyona yardım ediyor hem de trene canlılık kazandırıyor.
Arkadaşlarla iş bölümü yaparak oynamak, oyunun potansiyelini zirveye taşıyor.
Olumsuz
Silah kullanımı (gunplay) ve vuruş hissi, oyunun diğer mekanikleri kadar tok ve etkileyici değil.
Kaynak toplama döngüsü ve istasyon tasarımları, uzun oyun sürelerinde monotonlaşabiliyor.
Tek kişilik oyun deneyimi, co-op moduna kıyasla çok daha yorucu ve yavaş ilerliyor.
Düşmanlar taktiksel derinlikten yoksun, genellikle basit birer hedef tahtası gibi davranıyorlar.
8

Etiketler: