Trenlerden ve simülasyon oyunlarından hoşlanıyorsanız, 2022 yılında yaşadınız demektir. Malum, birkaç ay önce Train Sim World 3 çıkmıştı ve oyunculara bir kere daha gerçekçi bir tren simülasyonu sunmayı hedefliyordu. Yalnız o oyunda daha çok trenlerin kullanımlarına odaklanılıyordu; kariyer modunda bile. Eğer sizler daha çok bir yönetim oyunu arıyorsanız, hiç merak etmeyin; bu sefer de karşınıza Train Life: A Railway Simulator çıkıyor. Diğer oyuna kıyasla daha az gerçekçi ve daha az doğruluğu hedefleyen bu oyun, oralardan aldığı eksilerle, oynanış tarafına yönetim elementlerini katıyor ve boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Train Life: A Railway Simulator oyununda karşınıza birkaç farklı tren ve rota çıkıyor. Konu, trenler olduğu zaman kontrol şemaları pek de değişmiyor. Yani, bir trende öğrendiğiniz kontrolleri direkt olarak diğer trenlere de kolaylıkla uygulayabiliyorsunuz; çok fazla farklılık bulunmuyor. Kontrolleri öğrendikten sonra temel oynanış da simülasyondan çok arcade gibi hissettiriyor ama yine de geliştirici ekip, simülasyon tadında tren kullanmanın tatmin edici hissini vermeye çalışıyor. Yani, yarış oyunlarının Need for Speed ürünleri gibi bir arcade yapısı yok. Sadece, trenlere yabancı olan oyunculara da hitap edilmeye çalışıldığı hissediliyor.
Train Life: A Railway Simulator, konsollarda kullanması gayet kolay ve yuvarlak bir menü de sunuyor. Bu menü üzerinden acil durum frenleri gibi birçok farklı özelliğe hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Yalnız, bu noktada trenlerin hızını kontrol etmenin biraz ilginç olduğunu söylemek istiyorum. Gerçek hayatta analog hız kontrolleri ile zemin şartları değişmediği sürece trenler, kendi hızlarını sabit tutabiliyor. Bunu, Train Sim World 3 gibi oyunlarda da görebiliyorsunuz. İncelemekte olduğum bu video oyununda ise hız ya çok yavaş, ya da çok hızlı geliyor. Bu yüzden de sürekli hız üzerinden mikro yönetim uygulanıyor.
Mikro yönetim bir yana, Train Life: A Railway Simulator, bu yapısı ile gerçeklikten biraz uzaklaşıyor; trenden ziyade otomobil seviyesinde bir araç kontrol ediyormuş gibi hissediyorsunuz. Aynı zamanda da oyunda böyle bir mikro yönetim elementi olması, kabinde otururken size manzaraya bakmak haricinde bir iş de veriyor. Tabii ki raylarda farklı hız limitleri, dikkat etmeniz gereken ışıklar ve diğer tehlikeler bulunuyor ama bunlar dikkat gerektiren mekanikler olarak sunuluyor; hız durumu sinir bozucu bir mikro yönetim elementi gibi görünüyor. Bu da beni oyundan bir tık soğuttu ne yazık ki.

Train Life: A Railway Simulator ile kariyer modunda şirketimizi kuruyoruz
Train Life: A Railway Simulator ile sunulan ana oyun modu, kariyer modu olarak görünüyor. Bu moda giriş yapıyoruz, birkaç öğretici içerik tamamlıyoruz, şirketimize isim veriyoruz ve daha sonra oyun bizi serbest bırakıyor. Serbest bırakıldıktan sonra farklı kontratlar alıp, onları tamamlamaya çalışıyoruz. Oyunda üç farklı kontrat tipi bulunuyor ve bunlar yolcu taşıma, posta taşıma ve yük taşıma olarak geçiyor. Kontratları tamamlamak için başta trenleri kendimiz kullanıyoruz ama para kazandıkça yeni trenler, vagonlar ve sürücüler alıp, arka planda kendilerinin de çalışıp, para kazanmasını sağlayabiliyoruz.
Train Life: A Railway Simulator oyununun kariyer modunda belli şehirlerde görev yapıp, onların seviyesini de atlatıyoruz. Seviye atlamamız, kontratların değerini arttırıyor ve yakıtları ucuzlaştırıyor. Ayrıca, yine kontrat aldığınız alanlarda görev tipleri farklılık gösterebiliyor. Mesela, bir kömür madeninden yolcu kontratı almıyorsunuz, kömür taşıma kontratı alıyorsunuz. Buna göre birkaç farklı kargo tipi bulunuyor oyunda. Yalnız, oyundaki her şey sizi ödüllendiriyor. Bu aslında kötü bir şey; tehlike bulunmuyor. Yani, raylardaki trafik yok denecek kadar az ve bu yüzden de oyun çok fazla ödüllendirici, tehlikesiz hissettiriyor.
Raylardaki trafik ve tehlike oranı çok az olduğu için Train Life: A Railway Simulator oyununun dünyası da ne yazık ki ölü hissettiriyor. Aynı ölü his, oyunun diğer modu olan senaryolarda da devam ediyor. Senaryolarda da farklı rotalarda ve trenlerde tamamlayabileceğiniz kontratlar mevcut. Bunlar herhangi bir kariyer moduna bağlı olarak çalışmıyor ve verilen sürelerde tamamlamanız gerekiyor. Buradaki sıkıntı da şu ki süre sınırlarının dışına çıkmak sadece tecrübe puanı kazanmanızı azaltıyor; yine hiçbir tehlike bulunmuyor. Train Sim World 3, bu noktada çok daha heyecan verici bir oyun olarak duruyor.
Train Life: A Railway Simulator oyununun, Train Sim World 3 yapıtından daha iyi yaptığı bir şey ise kaza yaşandığı zaman tüm görevi sıfırdan başlatmak zorunda olmamanız. Evet, diğer oyunda bir kaza yapmak, saatlik görevlerin tamamen sıfırdan başlamasına neden olabiliyor. Bu da çok büyük bir hata bence; bütün oyun saatleriniz çöpe atılıyor. İncelemekte olduğum bu oyunda ise kazadan sonra treninizi tekrardan raylara oturtabiliyorsunuz. Böyle olduğu zaman oyun, verdiğiniz emeği ve harcadığınız saatleri çöpe atmamış oluyor. Bir diğer yandan da aslında bu oyun, diğer oyuna kıyasla çok fazla uzun içerikler sunmuyor.

Görsellik böyle bir oyun için biraz fazla basitleştirilmiş gibi duruyor
Train Life: A Railway Simulator oyununu PlayStation 5 konsolumda deneyimledim. Oyunun yeni nesil versiyonu da mevcuttu ama görsel açıdan ne yazık ki bu yapıttan pek de memnun kalamadım. Tren modelleri her ne kadar hoş olsa bile kabinler biraz çok basit görünüyor. Daha da önemlisi, çevre detayları sanki önceki neslin başındaki oyunlara ait gibi duruyor. Aynı zamanda, doku kaplamalarının geç yüklenmesi gibi birkaç farkı görsel hata da oyun içerisinde yer alıyor. İnternet üzerinde okuduğum yorumlara göre bu oyun Xbox Series S konsolunda daha da berbat görünüyor ve Xbox Series X konsolunda da çok fazla sayıda hata var.
Train Life: A Railway Simulator, performans tarafında da belli bir başarı yakalayamıyor. Oyunun performansı kesinlikle stabil bir 60 FPS olarak sunulmuyor; daha çok 30 FPS ile 60 FPS arasında gidip, geliyor. Bu da oyunun akıcılığını ciddi anlamda bozuyor. Özellikle de yağmur filan yağdığı zaman performans daha da düşebiliyor ama en azından hem gece-gündüz döngüsü, hem de yağmur gibi dinamik hava şartları oyunu bakması daha ilgi çekici bir hale sokuyor. Bu arada, yine görselliğe döneceğim ama oyunun dünyasındaki şehirler arasında karakteristik bir fark da yok; her şey aynı görünüyor efendim.
Tahmin edebileceğiniz üzere Train Life: A Railway Simulator oyunundaki sesler ve müzikler de görsellik ve performans gibi hayal kırıklığı yaratacak seviyede. Oyunda zaten seslendirme ve müzik adına pek bir şey bulunmuyor. Trenlerin ve çevrenin ses efektleri de oldukça vasat; hiçbir şey öne çıkmıyor ve ilgi çekmiyor. Yani, oyun aslında arcade şeklinde bir hava sunuyor, bu yüzden de gerçekçi olmayan şeyleri bu kadar eleştirmek istemiyorum ama aynı zamanda oyunun adında da simülasyon rahatlıkla geçiriliyor. Ben, gerçeklikten bu kadar uzak olan bir simülasyon oyununu daha önce gördüğümü hatırlamıyorum.
Train Life: A Railway Simulator, ne yazık ki tatmin edici olmayan bir tren simülasyonu oyunu. Ben açıkçası öncelikle Train Sim World 3 oyununa bir şans vermenizi öneriyorum ama bu oyundaki kariyer modunu da görmezden gelemeyiz. En azından bu yapıttaki kariyer temelli içerikler, yapacak anlamlı şeyler sunuyor oyunculara. Önermiş olduğum diğer oyun, senaryolardan ilerisine gidemiyor. Ayrıca, incelemekte olduğum bu oyunun fiyatı da daha uygun ve ek paketleri de çok rahatsız edici seviyede değil. Bu yüzden son kararı sizlere bırakıyorum; tren simülasyonu konusunda seçebileceğiniz iki oyun var. Siz hangi tarafı seçiyorsunuz?





