Zombi kıyameti ve simülasyon türünü harmanlayan The Walking Trade, son dönemde karşılaştığım en ilginç bağımsız yapımlardan biri. Etrafınızda yürüyen ölüler varken bir dükkan işletmek fikri, ilk duyduğumda bana oldukça absürt gelmişti ama oyuna bir kez giriş yaptığınızda, o düşük poligonlu grafiklerin ardında yatan derinliği hemen fark ediyorsunuz. Kendi dükkanınızı yönetmek ve hayatta kalmak The Walking Trade sayesinde hiç bu kadar kaotik olmamıştı.

Bu yapımı en iyi özetleyen tanım, tam olarak bir kıyamet sonrası mağaza yönetimi simülasyonu olması. Rise of Gun veya SurrounDead gibi hayatta kalma temalı yapımları seven oyuncular, The Walking Trade dünyasına çok hızlı uyum sağlayacaktır. Oyunda harabeye dönmüş karanlık bir dükkanı temizleyerek işe başlıyor, raflar diziyor ve müşterilerinize pil veya çivili beysbol sopası gibi hayati eşyalar satarak zorlu dünyada ayakta kalmaya çalışıyorsunuz.

Oyuna başlar başlamaz sizi aslında çok iyi bildiğiniz tanıdık bir simülasyon döngüsü karşılıyor. İlk birkaç oyun gününüzü sadece içerideki devasa çöpleri temizleyerek ve darmadağın etrafı düzenleyerek geçiriyorsunuz. Bu başlangıçta monoton gibi görünen zorlu temizlik süreci, türün hayranları için inanılmaz derecede tatmin edici bir his yaratıyor. Dükkanınızın o ilk temiz halini görmek ve ilk raflarınızı özenle yerleştirmek, kıyametin ortasında bile size garip bir huzur veriyor.

İşler yavaş yavaş büyümeye başladığında The Walking Trade gerçek yüzünü göstermeye başlıyor. Artık sadece dükkanın içinde duran sıradan bir tezgahtar değilsiniz. Çöp toplayıcılar, temizlikçiler ve hatta dükkanınızı korumak için silahlı muhafızlar işe alabiliyorsunuz. Kazandığınız piller ile işinizi daha da büyütmek, yeni eşyalar üretmek ve dükkanınızı bir hayatta kalma kalesine dönüştürmek tamamen sizin elinizde. Aldığınız her karar dükkanınızın nihai kaderini doğrudan etkiliyor.

Tabii ki dışarıda kopan acımasız bir kıyamet var ve huysuz müşterileriniz ilgilenmeniz gereken tek dert değil. Dükkanınız düzenli olarak tehlikeli zombi sürülerinin akınına uğruyor. Silahlarınızı kuşanıp barikatlarınızı kurarak bu et yiyen canavarlara karşı dükkanınızı ve mallarınızı ölümüne savunmak zorundasınız. Rafları düzeltirken bir anda elinize pompalı tüfek alıp kapıya koşmak, oyunun o eşsiz ve kaotik atmosferini çok başarılı bir şekilde oyuncuya yansıtıyor.

Arka odadaki üretim masasını kullanarak topladığınız basit hurdaları değerli silahlara veya dükkan geliştirmelerine dönüştürebilirsiniz. Depoda eşyaları yönetmek ve yeni şeyler üretmek oyunun tartışmasız en keyifli yanlarından biri. Fizik tabanlı envanter sistemi sayesinde eşyaları raflara dizerken veya kutuları sağa sola fırlatırken çok eğleniyorsunuz. Ancak bu üretim süreci bazen ciddi bir sabır testine dönüşebiliyor ve The Walking Trade içerisinde saatlerinizi sadece doğru malzemeyi aramakla harcayabiliyorsunuz. Bu da biraz can sıkabiliyor.

Malzeme bulmak için dışarıdaki tehlikeli dünyaya gönderdiğiniz çalışanlar bazen size büyük hayal kırıklıkları yaşatabiliyor. Yeni bir oda açmak veya daha iyi eşyalar araştırmak istediğinizde oyundaki o meşhur kaynak toplama yükü doğrudan omuzlarınıza biniyor. Çalışanlarınızın saatler süren maceralarından sonra ellerinde sadece birkaç işe yaramaz teneke kutu ile dönmesi gerçekten can sıkıcı olabiliyor. Oyun, burada oyuncuyu zaman zaman gereğinden fazla zorlayan bir yapıya sahip.

Oyunun küçük bir ekip tarafından geliştirilen bağımsız bir yapım olduğunu göz önüne aldığımızda bazı teknik aksaklıkları makul karşılamak gerekiyor. Ancak çalışanların yapay zekası şu an için oyunun net bir şekilde en zayıf noktası. Uzun menzilli silah verdiğiniz korumaların zombilerle aralarına mesafe koymak yerine doğrudan sürünün içine dalması tam bir komedi. Temizlikçilerin eşyaları tuhaf yerlere bırakması gibi garip hatalar genel deneyiminizi maalesef zedeliyor.

Tüm bu teknik kusurlarına rağmen oyunda sunulan ahlaki özgürlük hissi gerçekten muazzam. İstediğiniz gibi dürüst ve yardımsever bir dükkan sahibi olabilir veya tamamen fırsatçı ve acımasız bir tüccara dönüşebilirsiniz. Zor durumdaki insanlara yüksek fiyatlardan eşya satmak veya rakip yerleşim yerlerini sabote etmek tamamen sizin kendi kişisel seçiminize kalmış. The Walking Trade oyuncuyu tek bir yola zorlamayarak hikayeyi kendi tarzınızda şekillendirmenize olanak tanıyor.

Oyunun o yüksek bağımlılık yapan tehlikeli ve gizli formülünü kesinlikle es geçmemem gerekiyor. Dükkanı yönetmenin ve içerideki düzeni sağlamanın verdiği o tatmin duygusu sizi kolayca ekran başına kilitliyor. Sadece bir ürün daha satayım veya şu boş rafı da hemen doldurayım derken gerçek hayattaki saatlerin nasıl akıp gittiğini fark etmiyorsunuz bile. Yaşadığınız bu zaman kaybı hissi aslında bir simülasyon oyununun ne kadar başarılı olduğunun en büyük kanıtıdır.

Geliştirici ekibin oyuna olan samimi bağlılığı ve topluluğun sesini dikkatlice dinlemesi gelecek için büyük umut vadediyor. Piyasaya çıkışından bu yana düzenli yayınlanan güncellemeler sayesinde birçok kritik hata hızla çözüldü ve gerekli oyun içi dengelemeler yapıldı. Oyundaki yapay zeka hataları veya nesne konumlandırma sorunları düzeltildikçe yapımın gerçek potansiyeli çok daha belirgin hale gelecektir. Bu hızlı güncellemeler devam ettiği sürece The Walking Trade çok kolaylıkla kendi türünün parlayan yıldızı olabilir efendim.

Sonuç olarak elinizde henüz pürüzleri tam giderilmemiş ama inanılmaz derecede eğlenceli bir elmas duruyor. Zombi kıyametini çok daha farklı bir perspektiften yaşamak ve kendi vahşi ticaret imparatorluğunuzu kurmak istiyorsanız bu oyun kesinlikle tam size göre. Fiyatını sonuna kadar hak eden bu yapım sizi uzun saatler boyunca oyalayacak yeterli derinliğe sahip. Eksiklikleri bariz olsa da The Walking Trade kesinlikle bir şans verilmeyi ve desteklenmeyi hak eden unutulmaz bir macera.

The Walking Trade

8

Artılar

  • Dükkanı temizlemek, rafları dizmek ve işleri yavaş yavaş büyütmek oldukça huzur verici ve eğlenceli.
  • Müşterilerle ilgilenirken bir anda dükkanı zombi sürülerine karşı savunmak, oyuna harika bir kaos ve dinamizm katıyor.
  • Oyuncuyu tek bir yola zorlamayarak, dürüst bir tüccar veya acımasız bir fırsatçı olma şansı sunuyor.
  • Envanter yönetimi ve raflara eşya dizme mekanikleri, fizik motorunun da etkisiyle oldukça keyifli bir hal alıyor.
  • “Sadece bir raf daha doldurayım” derken saatlerin nasıl geçtiğini unutturan güçlü bir oyun döngüsüne sahip.
  • Oyuncu geri bildirimlerini dikkate alan ve hataları hızla çözen aktif bir güncelleme süreci var.

Eksiler

  • Özellikle silahlı korumaların zombilerin arasına dalması veya temizlikçilerin tuhaf davranışları oyun deneyimini baltalıyor.
  • Dışarıya gönderilen çöp toplayıcıların uzun süre sonra işe yaramaz birkaç eşyayla dönmesi büyük bir hayal kırıklığı yaratabiliyor.
  • İstenen eşyaları veya yükseltmeleri yapmak için gereken malzemeleri bulmak bazen ciddi bir sabır testine dönüşüyor.
  • Ufak tefek hatalar ve eşyaların yanlış yerlere bırakılması gibi nesne konumlandırma sorunları göze çarpıyor.

Etiketler: