Birkaç gün önce KITE Games ve THQ Nordic, oyuncuların karşısına yepyeni bir strateji oyunu ile karşımıza çıktı. Orta çağda yer alan ve rol yapma elementleri ile de dikkat çekebilecek olan bu oyunun adı The Valiant ve kendisi ile Theoderich von Akenburg isimli eski bir haçlı askerinin kontrolünü ele alıyoruz. Karakterimiz, senelerce savaşmamış ve günlük hayatından memnun bir insan iken bela kapıya dayanınca, savaşa geri dönmekten başka bir şansımız kalmıyor ne yazık ki. Çok büyük bir kötülüğü engellemek adına Avrupa ve Ortadoğu içerisinde büyük bir maceraya atılan Theoderich von Akenburg, bu macerasında yalnız da kalmıyor.

The Valiant oyunundaki maceramız boyunca ana karakterimiz ile sayısız savaşa katılıyoruz, ganimetler kazanıyoruz ve yepyeni karakterlerle tanışıp, onlara kadromuzda yer veriyoruz. Tabii bu sırada tecrübe puanı kazanıp, seviye atlamayı da unutmamak gerekiyor; unutmayın, karşımızda sadece bir strateji değil, aynı zamanda bir rol yapma oyunu da bulunuyor. Bu yapıtın içerisinde hem kendinizle, hem de tanışacağınız benzersiz yardımcı karakterlerle katıldığınız savaşlar gerçek zamanlı bir şekilde işliyor ve takımları temel alıyor. Yani, kişileri değil de takımları yönetiyorsunuz. Bu yönetimde birçok mikro sistem de bulunuyor.

The Valiant oyununda hikayeyi deneyimleyebileceğiniz bir senaryo modu haricinde, arkadaşlarınızla birlikte oynayabileceğiniz bir işbirlikçi oyun modu ve diğer oyuncularla rekabet edebileceğiniz bir çok oyunculu oyun modu bulunuyor. Tüm bunlar, pek de tekrar oynanabilir olmayan senaryo modu tamamlandıktan sonra, oyuna biraz da olsa can ekliyor. Aslında ,oyunun da bu cana ihtiyacı var; senaryo modunda anlatılan hikaye pek de orijinal değil ve çoğu zaman sıkıcı hissettirebiliyor. Aslında hikayenin sunum tarzı görsel açıdan güzel ama oyun içerisinde anlatılma sistemi de pek ilgi çekici değil.

The Valiant oyunundaki hikaye, sinematik anlarda daha çok mürekkeple çizilmiş gibi bir his veren statik sahnelerle anlatılıyor. Oynanış anlarında ise karakterler arasında geçen diyaloglarla hikaye hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Bu diyaloglar da görev sırasında yaşanıyor. Tabii ki böyle bir strateji ve rol yapma oyununda, hikayeden ziyade oynanışın ön plana çıkması gerekiyor. Strateji tarzında bir oynanış temeli mevcut olduğu için bu temel eğer sağlam bir şekilde atılmazsa, hikayenin ne kadar kaliteli olduğu pek de bir anlam ifade etmiyor. Peki, bu video oyununda nasıl bir oynanış sunuluyor?

The Valiant

The Valiant, stratejik oynanışı ile dikkat çekiyor

The Valiant oyunundaki temel stratejik oynanış aslında üç önemli noktaya ayrılıyor: Doğru pozisyon alma, doğru zamanda hareket etme ve saldırılarınızın doğruluğu. Gerçek zamanlı savaş anlarında mikro yönetim tarafında kontrol etmeniz gereken tam yeterli sayıda element mevcut ve bu elementler oldukça derinleşebiliyor da. Bu sayede oyunun her oyun modunda ulaşılabilecek oldukça yüksek bir yetenek tavanı bulunuyor. Bu da rekabeti arttırıyor. Oyundaki her ünite/asker grubu, görsel açıdan birbirinden kolayca ayırt edilebiliyor ve oynanış tarafında da bolca farklı stratejik imkan ve yetenek sunuluyor.

Kahraman askerleri, elde edilebilecek farklı ganimetler, yetenek ağaçları ve kullanabileceğiniz ekipmanlar, The Valiant oyunundaki taktiksel oynanışı daha da bambaşka bir seviyeye taşıyor. Kahraman askerler, nadiren kullanılabiliyorlar ve kendileri savaşta size gerçekten yardımcı olabiliyor. Yalnız, sıkıntı şu ki tüm bu taktikleri, savaş başladıktan sonra yapmanız gerekiyor. Yani, bir göreve girmeden önce, o görevde karşınıza neler çıkacağını göremiyorsunuz. Bu da göreve uygun askerleri ve ekipmanları seçmenizi engelliyor; her göreve kör bir şekilde girip, elinizde bulunan askerlerle en iyi sonucu elde etmeye çalışıyorsunuz.

Ekipmanlar, ganimetler ve yetenek ağaçları sayesinde askerlerinizi farklı yönlere doğru eğebiliyorsunuz. Mesela, tek bir asker ünitesinin belli bir strateji üzerinde daha güçlü olduğunu kolaylıkla sağlayabiliyorsunuz bu sistemler sayesinde. Yalnız, bununla uğraşmak zorunda da değilsiniz. Eğer dilerseniz, yetenekleri ve ganimetleri daha genel bir şekilde kullanıp, askerlerinizi her duruma kısmen uygun bir hale de getirebilmek mümkün. Oyunda ayrıca savaş alanlarına kule dikme ve tuzak kurma gibi sistemler de bulunuyor ama bu sistemlerin kendisi çok kötü bir şekilde çalışıyor; inanılmaz eksik hissettiriyor.

The Valiant, en azından görev kısmında eksik durmuyor. Oyunun her görevi farklı bir deneyim sunmayı başarıyor. Deneyim aynı olsa bile çevre detayları değiştiği için kendinizi bambaşka bir içerikteymiş gibi hissediyorsunuz. Ayrıca oyunda bölüm sonu karşılaşmaları da mevcut ki bu tip görevlerde yeteneğiniz ve strateji kurma beceriniz oldukça iyi bir şekilde test ediliyor. Ayrıca, görevleri bitirdikten sonra yine o görevler için bazı meydan okuma içeriklerinin de kilidini açıyorsunuz ki buralarda hikaye değişmese bile en azından bir kere daha görevi oynamak için bir sebebiniz oluyor efendim.

The Valiant

Her noktada başka bir sıkıntı bulunuyor

The Valiant, oynanış tarafında bolca olumlu nokta bulunduruyor ama aynı zamanda olumsuz noktalara da sahip. Sunum kategorisi için de aynı şey geçerli. Görsellik kesinlikle fena değil; karakter tasarımları, çevre detayları ve oyunun genel anlamda sunduğu atmosfer oldukça başarılı. Yalnız, sunumun öteki kategorilerinde ne yazık ki yer yer vasat şeyler görüyoruz. Mesela, ses ve hikaye anlatımı sunum tarafında biraz başarısız. Yani, sinematik sahnede kullanılan seslendirme performansları çoğu zaman oynanış anındaki seslendirmeler ile aynı seviyede olmuyor; enerji ciddi anlamda değişiyor iki sahne arasında.

Oyunun içerisinde gördüğünüz animasyonlar da ne yazık ki biraz başarısız. Ayrıca, harita tasarımda da bazı sıkıntılar mevcut. Mesela, çevrede gördüğünüz bazı detaylar sadece dekorasyon amaçlı kullanılıyor ama siper almak için kullanılan detaylara oldukça benziyor. Hatta zaman zaman bunları ayırt edebilmek bile mümkün olmuyor. Seslerde de belli bir tatsızlık mevcut. Yani, silah sesleri ve diğer atmosferik sesler tabii ki ortalama bir seviyede ama duyduğunuz çoğu şey, müzikler de dahil olmak üzere biraz kalitesiz hissettiriyor. Hatta bazı sesler kendisini çok fazla tekrar ediyor ve biraz rahatsız edici bir deneyim oluşturuyor.

The Valiant oyununda daha önce de söylediğim gibi bir çok oyunculu mod bulunuyor ama oyun, çıktığı günden itibaren bu mod tamamen ölü. Ne yazık ki çok oyunculu içeriklerde oyuncu bulabilmek mümkün değil ve eğer olur da şansınız yaver giderse, bir oyuncu bulursanız, çok büyük bir ihtimalle savaş sırasında iki oyuncudan birinin bağlantısı kopuyor. Yani, sunucularda da belli başlı sıkıntılar mevcut. Durum böyle olunca da 15 saatlik bir video oyununa 300 TL vermek pek mantıklı gelmiyor; özellikle de oyunların bir tık daha ucuz olduğu PC platformunda. Belki tekrar oynanabilirlik ve/veya çok oyunculu mod aktif olsaydı, durum daha farklı olabilirdi.

Durumu özetlemek gerekirse The Valiant, biraz basit ve sıkıntılı hissettiren bir strateji deneyimi sunuyor. Oyunun her noktasında ilginizi çekebilecek olumlu bir element varken, aynı elementler ne yazık ki can sıkıcı problemler taşıyor üzerinde. Bu yüzden de oyundan net olarak zevk almak mümkün olmuyor. Eğer bu oyunun teması hoşunuza gittiyse, %50 gibi bir indirim beklemenizi öneriyorum; o sırada oyundaki hataları düzelten güncellemeler de yayımlanacaktır. Onun haricindeki oyuncular bence bu yapıttan uzak durmalı; piyasada çok daha kaliteli strateji ve rol yapma oyunları mevcut; vaktinizi onlara ayırmanızı öneriyorum.

The Valiant
The Valiant
Olumlu
Diyalogların yazımı oldukça başarılı.
Hikaye biraz basit olsa bile anlatım tarzı hoş.
Görsel kalite en yüksek ayarlarda güzel görünüyor.
Her görevin farklı yapıda olması ayrı bir eğlence katıyor.
Olumsuz
Oyunun her noktasında irili ufaklı problemler var.
Çok oyunculu modu tamamen ölü bir durumda.
Ses tasarımı ciddi anlamda problemli bir yapıda.
Tekrar oynanabilirlik yapısı yok denecek kadar az.
6

Etiketler: