The Good Life, oldukça zorlu bir geliştirme sürecinden geçti. Bu oyun orijinal olarak seneler önce duyurulmuştu ve topluluktan para yardımı almayı planlıyordu. Bu planlar ne yazık ki suya düştü, geliştirici ekip yeteri kadar para toplayamadı ve oyunun geliştirilme süreci 2017 senesinde durdu. Ekip, bir süre sonra projenin başına tekrardan geçti, oyunu tekrardan geliştirmeye başladı ve bu sırada birçok sorun yaşandı, oyunun görselliği ile oynandı, süreç yine durdu, daha da fazla şey oldu ve The Good Life, sonunda çıkışını gerçekleştirdi. Yalnız, bu kadar fazla problemden sonra hayali güzelliğe sahip olan bir oyunun çıkışını beklemek biraz zor olurdu.

Bu video oyununun içerisinde Naomi Hayward isimli bir karakterin kontrolünü ele alıyoruz. Kendisi bir gazeteci ve oldukça da büyük bir borca sahip. Karakterimiz, Morning Bell News tarafına olan borcunu ödeyebilmek adına büyük bir iş alıyor ve İngiltere’nin bir kasabasındaki sırrı çözmeye çalışıyor. Bu sırrı çözebilmek ise hiç kolay değil; oyunun içerisinde gerçek hayattan parçalar, absürt anlar, eğlenceli noktalar ve çok daha fazlası bulunsa bile The Good Life, genel anlamda pek de güzel bir hayat yaşatmıyor. Bunun sebebi ise aslında oyunun tamamı boyunca “Fetch Quest” dediğimiz arkası boş olan görevleri yapıyormuş gibi hissediyor olmamız.

The Good Life oyununda bu tip boş görevler çok sayıda yer alsa bile arada sırada ana görevlere rastlıyorsunuz. Bu görevler, oyunda bir noktaya ulaştığınız zaman açılıyor ve onları tamamlamak, hem kasabanın sırrını biraz daha ortaya çıkartmanız ile sonuçlanıyor, hem de karakterimizin borcunun bir kısmı ödeniyor. Bu tip ana görevleri, sırrın tamamı açıklanana kadar ve borcun tamamı da ödenene kadar tekrarlıyoruz. Aslında ana görevlerden sonra bu şekilde bir ilerleme hissi verilmesi ve ana görevlerin kendisinin oldukça eğlenceli ve aynı zamanda da garip olabilmesi, oyunu oynamaya devam etmeniz için en büyük sebeplerden biri.

Ana görevler çoğu zaman gerçekten tatmin edici ve absürt bir deneyim sunuyor. Bunun haricindeki görevler ise büyük bir hayal kırıklığı oluyor. Yalnız, oyunun genelindeki her şey pek de iyi bir yazıma sahip değil. Ana karakterimiz çoğu zaman olgun bir basın mensubu yerine 16 yaşındaki bir ergen gibi hissettiriyor. Ayrıca, oyunun arka planında yer alan hikaye de çoğu zaman detaylandırılmıyor. Mesela, bizim neden borcumuz var, anlamlı bir şekilde bunu hiçbir zaman öğrenemiyoruz. Böyle kritik bir bilgi ana hikayeye entegre edilebilirdi ama The Good Life, sadece şu anki zamandaki kasabanın sırlarına ve borcun ödenmesine odaklanıyor.

The Good Life

The Good Life oyununda açıklanmayan çok fazla şey var

The Good Life oyununda hikaye oldukça önemli ve bu yüzden yaşanan problemler aslında benim canımı daha çok sıkıyor. Yukarıda bahsetmiş olduğum geçmişe yönelik hikaye temelli problemlerin haricinde, oyunda ilerledikçe yaşanan ve hikayede detaylandırılan olaylar da bir süre sonra unutuluyor. Oyunun çok kritik bir noktasını açıklamamak için biraz yüzeysel gideceğim ama işin içine süper güçler giriyor. Bu süper güçler, karşımıza çıkmadan önce farklı bir şekilde anlatılıyor; karşımıza çıktıkları zaman ise anlatıldığı gibi görünmüyor; alakalı olarak daha sonra anlatılan hikayeler ise bu devamlılık temelli sorunları düşünmememiz oldukça uğraşıyor.

Hikaye tarafındaki problemler ne yazık ki oynanışa da geçiş yapıyor. The Good Life oyununun temeline bakacak olursanız, kendisi aslında bir cinayet gizemi oyunu. Yani, bu oyuna girip, kanıtlar toplayıp, gizemleri çözmeniz gerekiyor ama bu video oyununda işin içine birbirinden farklı türlere ait birbirinden farklı mekanikler giriyor. Kaynak toplama, kıyafet yapma, eşya geliştirme, aksiyon temelli oynanış anları, yemek yeme ve çok daha fazlası işi ne yazık ki karıştırıyor. Oyun, bu hali ile normal bir cinayet gizemi yerine cinayet gizemi, aksiyon, macera, hayat simülasyonu ve hayatta kalma oyununa dönüyor. Bunların hepsi aynı anda yaşanıyor ve pek de zevkli olmuyor.

The Good Life oyununun içerisinde çok fazla ve çok farklı mekaniklerin bulunması, ne yazık ki daha kötü bir hale geliyor; bunların hiçbiri, birbirini desteklemiyor. Mesela, aslında kaynak toplamak ve onlarla yeni tarifler keşfetmek; para kazanıp, yeni şeyler satın almak eğlenceli olabiliyor ama kameranız, oyundaki en önemli şey ve bu yüzden de sürekli olarak ona para harcamanız gerekiyor. Bu yüzden yeni tariflerle uğraşmak istemiyorsunuz, sürekli olarak para kazanıp, o parayı kameraya harcıyorsunuz. Bunun sebebi ise hem para kazanmanın çok zor olması, hem de kamera haricindeki her şeyin anlamsız olması.

Yani, tahmin ediyorum ki geliştirici ekip, bu oyun ile çok fazla şey yapmak istedi ve bunu aslında başardı ama bu çok fazla şeyin arkasına hem anlam eklemeyi unuttu, hem de birbirine bağlamayı unuttu. Aslında bu problem, sadece oynanış için değil, hikaye için de geçerli. Oyundaki çoğu şey, birbirinden alakasız duruyor. Bu da ne yazık ki bir video oyununun sahip olabileceği en kötü özelliklerden bir tanesi. Bu problemler yüzünden The Good Life oyununu oynarken sadece acı çekiyorsunuz; zevk almıyorsunuz, eğlence hissetmiyorsunuz. Ayrıca, hayat halihazırda çok zor ve bir video oyununa girip, hastane faturaları ile uğraşmak hiç de eğlenceli hissettirmiyor.

The Good Life

Hayat, bu video oyununda da pek güzel değil

The Good Life oyununun en iyi yönlerinden birinin görselliği olduğunu düşünebilirsiniz. Evet, farkındayım, oyunun görselliği çok yüksek kaliteli olmasa bile farklı görünüyor. Eğer bunun alt yapısı, kreatif bir sanat tasarımı ile kurulursa, güzel bir sonuç elde edilebilirdi ama durum ne yazık ki öyle değil. Oyun, ilk 1-2 saat içerisinde ilgi çekici bir şekilde görünüyor ama oyunda zaman harcadıkça, aslında görselliğin ve sanat tasarımının hiç de kaliteli olmadığını anlıyorsunuz. Doku kaplamalarında neredeyse hiçbir detay bulunmuyor, dümdüz bir renk gibi görünüyorlar. Karakterlerin tamamı ise ölü bir şekilde boşluğa bakıyor.

Performans tarafında da ne yazık ki pek bir başarı bulunmuyor. Ben bu video oyununu PlayStation 5 konsolunda deneyimledim ama zaten her şeyden önce oyunun bir yeni nesil versiyonu bulunmuyordu. Yani, oyunu yeni nesil konsolunuzda açsanız bile geriye dönük uyumluluk programı dahilinde PlayStation 4 versiyonunu oynuyorsunuz. Oyunun temel performansı ne yazık ki 30 FPS. Bu seviyede görünen bir oyunun aslında 60 FPS olmaması başlı başına bir problem ama bunun üzerine yaşanan performans problemleri de can sıkıyor; oyun zaman zaman 25 FPS civarına kadar düşebiliyor ve pek de hoş bir deneyim yaşatmıyor.

Seslendirmeler ve müzikler de The Good Life oyununda pek başarılı değil. Karakter seslendirmeleri ne yazık ki karakterlerin oyun içerisindeki modelleri gibi ölü bir his veriyor. Seslendirmelerin arkasında herhangi bir duygu bulunmuyor ve zaten her diyalog için de bir seslendirme yapılmamış durumda. Yani, bazen karakteriniz 3 cümle kurarken, ses olarak sadece bir, “Hım” duyuyorsunuz. Aynı şekilde müzikler de hayal kırıklığı yaratıyor; oyunda dinamik müzik sistemi kullanılmıyor ve arka planda çalan şarkılar çok ani ve sert bir şekilde değişip, deneyimi olumsuz etkiliyor. Genel anlamda bu oyunun sunumu da başarısız.

The Good Life, ne yazık ki başarılı bir video oyunu değil. Hatta kendisi bence ortalama altı bir oyun. Uzaktan bakınca aslında bu oyunun ilgi çekici olduğunu düşünebilirsiniz ve haklısınız da. Oyun kesinlikle öyle bir his veriyor ama oyunun kendisine adım attığınız andan itibaren aslında bunun büyük bir yalan olduğunu anlıyorsunuz. Eğer bir video oyununu üç kategoriye ayıracak olursak ve bunlara hikaye, oynanış ve sunum diyecek olursak, The Good Life isimli yapıt ne yazık ki bunların tamamında ortalama altı bir deneyim sunuyor. Keşke bu oyunu hiç görmeseydik veya geliştirilme sürecinde birkaç sene daha kalsaydı.

The Good Life
The Good Life
Olumlu
Ana görevler eğlenceli ve oyuna devam etmeniz için tek sebebiniz.
Müzik tarafında problem olsa bile parçalar gayet kaliteli.
Britanya, oldukça absürt ve hoş bir şekilde gösteriliyor.
Olumsuz
Görsel, performans, seslendirme ve müzik temelli problemler çok can sıkıcı.
Mini oyunların tamamı eğlence sunmuyor; kontroller de pek iyi değil.
Oynanış mekaniklerinin birbiriyle hiçbir alakalı yok; anlamsız.
Hikayede çok fazla anlamsızlık ve boşluk var.
4

Etiketler: