Tales of Seikyu, tanıdık ama farklı bir dünya inşa etmeye çalışıyor. İlk bakışta bir Stardew Valley ya da Harvest Moon klonu gibi görünse de, oyunun sunduğu “yokai” temalı anlatısı ve doğaüstü atmosferi sayesinde bu önyargı hızla dağılıyor. ACE Entertainment tarafından geliştirilen ve şu an için erken erişimde olan oyun, mitolojik Japon ögelerini barındıran bir çiftlik simülasyonunu modern sistemlerle birleştiriyor. Her şey “Fox Clan” adlı gizemli bir ailenin son üyeleri olan siz ve kız kardeşiniz Kon’un, atalarının topraklarına gelişiyle başlıyor.

Seikyu kasabası, yalnızca sevimli karakterleriyle değil, yaşayan bir dünya hissi uyandırmasıyla da dikkat çekiyor. Oyundaki karakterlerin kendilerine ait rutinleri var, bu da onları sırf ticaret ya da görev için orada duran figüranlar olmaktan çıkarıyor. Dünya, oyuncunun etrafında dönmeyen bir yapıya sahip ve bu durum, çoğu çiftlik simülasyonunun başaramadığı bir yapıya işaret ediyor. Üstelik Seikyu kasabası yalnızca insan benzeri canlılarla dolu değil; bazıları doğrudan hayvan formunda olan, bazıları insan gibi davranan veya nesneye benzeyen sayısız yokai ile dolup taşıyor.

Tales of Seikyu şu an yalnızca ilk bölümünü içeriyor, yani anlatı henüz yüzeyde geziniyor. Ancak sunulan anlatı yapısı merak uyandırıcı. Ailenizin izini sürmek, kaybolan yokai soyunun sırlarını çözmek ve bölgedeki tapınaklardaki efsaneleri araştırmak, oyuna bir tür gizem katmanı ekliyor. Henüz hikâyenin ana omurgası tam anlamıyla devreye girmemiş olsa da, halihazırda sunulan diyaloglar ve görevler oyuncuya iyi bir motivasyon sağlıyor.

Tales of Seikyu oyununun çiftçilik yönü klasik anlamda bildiğimiz tüm sistemleri içeriyor: Mevsimlere göre mahsuller, günlük sulama, üretim istasyonları, balıkçılık, madencilik, pişirme ve elbette o meşhur “sat ve uyu” kutusu. Ancak fark yaratan şey, karakterinizin doğaüstü dönüşüm yetenekleri. Oyunda ilerledikçe bir domuz, bir slime ya da bir tilkiye dönüşebiliyor; bu da sadece savaşta değil, tarımda da çeşitli avantajlar sağlıyor. Slime formu ile tarlayı sulamak gibi detaylar, türde görmeye alışkın olmadığımız, yaratıcı fikirlerin birer yansıması.

Tales of Seikyu içinde ilerledikçe açılan “Fox Temple” adındaki bir zindan, sadece dövüş değil, kaynak toplama ve bulmaca çözme gibi unsurları da içeriyor. Bu zindan, 40 odadan oluşan bir yapı ve her odada ya düşmanları alt ediyor ya da basit bulmacaları çözüp ilerliyorsunuz. Dövüş sistemi oldukça sade; tek tuşla saldırıyor, silahları madenden elde ettiğiniz malzemelerle geliştiriyorsunuz. Bu basit temel yapıya rağmen, düşman tiplerinin çeşitliliği ve iki ana bölüm sonu canavarı savaşı oyuna tatmin edici bir aksiyon katmanı sağlıyor.

İlişki sistemi ise biraz daha geleneksel. Kasabalılarla konuşarak, onlara hediyeler vererek ya da görev panosundaki isteklerini yerine getirerek aranızdaki bağı güçlendiriyorsunuz. Ancak karakterlerin çoğu, siz onlara bir şey vermedikçe pek tepki vermiyor. Diyaloglar çoğunlukla tek satırlık ve tekrara düşebiliyor. Bu noktada oyun, potansiyel barındıran ama henüz yeterince gelişmemiş bir romantizm sistemi sunuyor diyebiliriz.

Görsel anlamda Tales of Seikyu oldukça etkileyici. Karakter portreleri detaylı ve duyguları yansıtmada başarılı. Ortamlar yer yer boş ya da düz hissettirse de genel sanat yönetimi atmosferi destekliyor. Özellikle de Carp Festival gibi etkinliklerdeki görsellik ve mini oyunlar, oyunun teknik kalitesini yukarı çekiyor. Bu festival, şu ana kadar türde gördüğümüz en eğlenceli ve iyi hazırlanmış etkinliklerden biri olabilir. İçinde hem bir yumurta avı hem de müzik ritmine dayalı bir uçuş mini oyunu bulunuyor. Bunlar gayet güzel eğlenceler sağlıyor.

Müzik ve ses tasarımı ise bu tür oyunlar için oldukça etkili. Her bölge kendine özgü melodilere sahip ve Japon geleneksel enstrümanları ile elektronik altyapılar başarılı bir şekilde harmanlanmış. Ancak bazı ses efektleri – özellikle karakterlerin çıkardığı inlemeye benzer sesler – zaman zaman rahatsız edici olabiliyor. Yine de bu durum, genel işitsel deneyimi çok fazla zedelemiyor.

Bununla birlikte erken erişim sürümüne özgü teknik problemler mevcut. Özellikle mağazalarda alışveriş yaparken kayıt alıp yeniden yükleme zorunluluğu büyük bir problem. Bazı durumlarda karakter haritanın altına düşebiliyor, düşmanlar duvarın içinde doğabiliyor ve görevler tıkanabiliyor. Karakterin belli konuşmalardan sonra kayarak hareket etmesi gibi komik ama teknik açıdan sorunlu durumlar da yaşanabiliyor. Tales of Seikyu genel olarak istikrarlı çalışıyor ancak optimizasyon hala geliştirilmeye açık. Kesinlikle iyileştirilebilecek detaylar mevcut.

Erken erişimin bir diğer sınırlaması da içerik miktarında görülüyor. Oyunda ilkbahar mevsimi dışında içerik henüz sunulmamış, dolayısıyla oyuncuların erişebileceği festival sayısı da oldukça az. Aynı zamanda haritada bazı bölgeler şu an erişime kapalı ve açıklamaya göre tam sürümle birlikte açılması planlanıyor. Bu durum, oyunun ileriki saatlerinde içerik tekrarına sebep olabiliyor. Kontroller tarafında da hem klavye-fare hem de kontrolcü desteği mevcut. Ancak kontrolcüdeki tuş eşlemeleri zaman zaman iki işlemi aynı anda yapmanıza neden olabiliyor.

Arayüz sade ve kullanışlı olsa da, erişilebilirlik ayarları çok sınırlı. Ayrıca oyun şu an sadece dört dilde (İngilizce, Almanca, Çince ve Japonca) mevcut. Genel olarak da Tales of Seikyu, çiftlik simülasyonlarına taze bir soluk getirmek isteyen, ancak şimdilik bu hedefinin sadece bir kısmına ulaşabilmiş bir yapım. Görsel tasarımı, karakter çeşitliliği, ve yokai temalı dönüşüm sistemiyle özgünleşmeye çalışan oyun, hâlihazırda oynanabilir ve keyifli olsa da potansiyeline ulaşmış değil.

Ancak bu potansiyele ulaşabilmek için gereken temelin sağlam atıldığını da açıkça görebiliyoruz. Eğer türü seviyorsanız ve “geliştikçe güzelleşen” oyunları erken safhalarında deneyimlemeyi seven bir oyuncuysanız, Tales of Seikyu sizi pişman etmeyecektir. Sunduğu dünya, karakterler ve mekanikler, her şeye rağmen sizi içine çekmeyi başarıyor ve erken erişimin asıl amacı olan “geliştirme sürecine tanıklık etmek” için bundan daha uygun bir örnek bulmak da zor olabilir.

Etiketler: