Oyun dünyasında roguelike türünün artık doygunluğa ulaştığını düşünebilirsiniz, ancak Shape of Dreams, bu kalabalık türün içinde kendine has mekanikleri ve büyüleyici atmosferiyle parlamayı başaran nadir yapımlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.MOBA türü oyunlardan aşina olduğumuz kontrol şemasını, ARPG ve roguelike elementleriyle harmanlayan yapım, oyuncuları rüyalar aleminin derinliklerinde, The Rapids adı verilen kaotik bir yolculuğa çıkarıyor. Oyunda temel amacımız, farklı yeteneklere sahip karakterlerden birini seçerek, prosedürel olarak oluşturulan haritalarda ilerlemek, anıları düzenleyerek güçlenmek ve rüyaların efendisine meydan okumak. İlk bakışta Hades veya League of Legends karışımı gibi hissettirse de, oyunun sunduğu özgürlük hissi onu basit bir kopyadan çok daha fazlası yapıyor benim gözümde.

Oyunun oynanış döngüsü, türün diğer örneklerine kıyasla oldukça akıcı ve stratejik bir derinliğe sahip; oyuncular sadece düşmanları yok etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi yetenek setlerini de anlık olarak inşa ediyorlar. İzometrik bir bakış açısından kontrol ettiğimiz karakterimizle, odalar arasında geçiş yaparak ilerliyor ve her odada karşılaştığımız düşman dalgalarını temizlemeye çalışıyoruz ama Shape of Dreams oyununu özel kılan şey, sadece reflekslere dayalı bir aksiyon sunması değil, aynı zamanda harita üzerinde yaptığınız seçimlerin hayati önem taşıması. Slay the Spire benzeri bir harita sisteminde ilerlerken, hangi yolu seçeceğiniz ve hangi ödülün peşinden gideceğiniz, oyunun sonunu görüp göremeyeceğinizi doğrudan etkiliyor.

Görsel tasarım açısından oyun, rüya temasını sonuna kadar destekleyen, sulu boya ve pastel tonların hakim olduğu büyüleyici bir sanat tarzına sahip. Karakter tasarımları ve çevre detayları, sanki hareketli bir tablonun içindeymişsiniz hissi uyandırıyor; özellikle yetenek efektlerinin ekranda yarattığı renk cümbüşü, kaotik savaş anlarında bile gözü yormayan estetik bir şölen sunuyor. Her ne kadar bazı bölgelerde grafikler biraz flu veya gauzy (tül gibi) görünse de, bu durum rüya atmosferinin bir parçası olarak kabul edilebilir. Sekiz farklı biyomun her biri görsel olarak birbirinden ayrışıyor ve oyuncuyu sürekli yeni bir şeyler keşfetme hissine sürüklüyor.

Savaş mekaniklerinin kalbinde Anılar adı verilen ve aslında büyü veya özel saldırı işlevi gören yetenekler yatıyor. Standart bir saldırı tuşuna basmak yerine, omuz tuşlarına veya klavyedeki kısa yollara atadığınız bu anılarla kendi kombolarınızı oluşturuyorsunuz. Ateş toplarından iyileştirme ışınlarına, alan etkili patlamalardan savunma kalkanlarına kadar 100’den fazla farklı anı bulunuyor. Bu çeşitlilik, her koşunun (run) birbirinden tamamen farklı hissettirmesini sağlıyor. Bir turda uzaktan hasar veren bir büyücü gibi oynarken, diğer turda tamamen yakın dövüşe odaklanan ve düşmanın içine dalan bir savaşçıya dönüşebiliyorsunuz.

Anıları daha da derinleştiren ve oyunun stratejik katmanını artıran unsur ise bu yeteneklere takılabilen Mücevherler veya eklentiler sistemi. Bulduğunuz bir yeteneği sadece ham haliyle kullanmak zorunda değilsiniz; ona eklediğiniz modifikasyonlarla işleyişini değiştirebilirsiniz. Örneğin, sıradan bir hasar büyüsüne iyileştirme özelliği ekleyerek hem saldırıp hem canınızı yenileyebilir veya bekleme süresini düşüren bir taşla o yeteneği makineli tüfek hızında kullanabilirsiniz. Bu sistem, oyuncuya karakter inşası yapma konusunda özgürlük tanıyor ve deneme-yanılma yoluyla en çılgın kombinasyonları keşfetmek büyük bir tatmin duygusu yaratıyor.

Harita üzerinde ilerleyiş ise sadece bir odadan diğerine geçmekten ibaret değil; oyunun Avcı mekaniği, oyuncunun üzerinde sürekli bir baskı unsuru oluşturuyor. Haritada yaptığınız her iki hamleden sonra, sizi takip eden acımasız bir avcı beliriyor ve bu durum sizi sürekli hareket etmeye, rotanızı dikkatli planlamaya zorluyor. Eğer bir bölgeye geri dönmek veya ekstra kaynak toplamak için dolambaçlı bir yol izlerseniz, bu avcılarla karşılaşma ve muhtemelen turu kaybetme riskiyle yüzleşiyorsunuz. Bu mekanik, roguelike türündeki “risk-ödül” dengesini mükemmel bir şekilde koruyor ve oyuncuyu rehavete kapılmaktan kurtarıyor.

Karakter çeşitliliği konusunda da oyun oldukça cömert; toplamda açılabilir sekiz farklı Gezgin bulunuyor ve her biri oyuna başlarken farklı bir deneyim sunuyor. Pompalı tüfeğiyle uzaktan düşmanları avlayan kertenkele Lacerta’dan, kalkanıyla tank görevi gören Mist’e, ya da League of Legends oyunundaki Yasuo’yu andıran ninja tarzı hareketleriyle Shell’e kadar her karakterin kendine has bir oyun stili var. Başlangıçta sadece birkaç karakter açık olsa da, oyun içinde ilerledikçe ve görevleri tamamladıkça diğerlerini açmak, oyuncuyu sürekli oynamaya teşvik eden önemli bir motivasyon kaynağı haline geliyor. En azından durum benim için öyleydi.

Kalıcı ilerleme unsurları, öldüğünüzde bile zamanınızın boşa gitmediğini hissettirecek şekilde tasarlanmış. Topladığınız Yıldız Tozu para birimiyle karakterinizin yetenek ağacında kalıcı geliştirmeler yapabiliyorsunuz. Ayrıca Deja Vu sistemi sayesinde, bir önceki turda çok sevdiğiniz bir yeteneği veya eşyayı, belli bir bedel karşılığında bir sonraki tura taşıma şansınız var. Bu özellik, şans faktörünü bir nebze olsun azaltarak, oyuncunun istediği oyun tarzına daha hızlı ulaşmasına olanak tanıyor ve roguelike türünün bazen can sıkıcı olabilen rastgeleliğini dengeliyor.

Shape of Dreams, tek başına keyifli bir deneyim sunsa da, asıl potansiyelini kesinlikle co-op modunda ortaya koyuyor. Dört oyuncuya kadar destek veren bu modda, arkadaşlarınızla kuracağınız sinerjiler oyunu bambaşka bir seviyeye taşıyor. Bir oyuncu tank rolünü üstlenip düşmanları üzerine çekerken, diğerinin arkadan destek vermesi veya alan etkili büyülerle kalabalığı temizlemesi, kaotik ama bir o kadar da eğlenceli anlar yaşatıyor. Tek kişilik modda bazen dengesiz hissettirebilen zorluk seviyesi, takım oyunuyla birlikte çok daha yönetilebilir ve keyifli bir hale bürünüyor.

Elbette oyunun eleştirilmesi gereken bazı teknik ve tasarımsal pürüzleri de yok değil; özellikle kullanıcı arayüzü ve menüler zaman zaman kafa karıştırıcı olabiliyor. Yetenek ağacının takımyıldızı şeklindeki tasarımı görsel olarak hoş olsa da, içinde gezinmek, özellikle kontrolcü kullanan oyuncular için bazen bir işkenceye dönüşebiliyor. Ayrıca, Steam Deck gibi daha küçük ekranlı cihazlarda, metinlerin okunamayacak kadar küçük olması ve bazı arayüz elemanlarının üst üste binmesi gibi problemler, taşınabilir cihaz deneyimini bir miktar baltalıyor.

Bir diğer eleştiri noktası ise, oyunun hikaye sunumunun ve düşman çeşitliliğinin, özellikle ilk saatlerde biraz sığ kalabilmesi. Hikaye, The Rapids ve First Dreamer gibi kavramlar üzerinden anlatılsa da, çoğu zaman oynanışın gölgesinde kalıyor ve oyuncuyu içine çeken derin bir anlatı sunmaktan ziyade, sadece bir arka plan süsü olarak varlığını sürdürüyor. Ayrıca, oyunun başlarında karşılaştığınız düşman tiplerinin sınırlı olması, üst üste birkaç tur attığınızda hafif bir tekrar hissine yol açabiliyor, ancak ilerleyen biyomlarda bu durum biraz daha çeşitleniyor.

Sonuç olarak Shape of Dreams, bağımsız oyun sahnesinde dikkat çeken, derinlikli mekanikleri ve bağımlılık yapıcı oynanış döngüsüyle övgüyü hak eden bir yapım. Hem tek başınıza saatlerce build denemeleri yapabileceğiniz, hem de arkadaşlarınızla kaosun tadını çıkarabileceğiniz sağlam bir aksiyon roguelike arıyorsanız, bu rüya alemine dalmak için daha fazla beklemenize gerek yok. Ufak tefek teknik aksaklıklarına ve hikaye tarafındaki eksikliklerine rağmen, sunduğu eğlence ve tekrar oynanabilirlik değeri, onu türün meraklıları için denenmesi gereken bir oyun haline getiriyor.

Shape of Dreams

9

Artılar

  • MOBA kontrolleri ile aksiyon roguelike yapısının başarılı ve akıcı birleşimi.
  • Anılar ve Mücevherler ile sunulan sınırsız yetenek kombinasyonu ve build özgürlüğü.
  • Haritada sizi takip eden Avcı mekaniğinin yarattığı risk-ödül dengesi.
  • Deja Vu ile sevilen yeteneklerin sonraki tura taşınabilmesi ve şans faktörünün dengelenmesi.
  • Sulu boya ve pastel tonların hakim olduğu, göze hitap eden sanat tasarımı.

Eksiler

  • Kullanıcı arayüzünün karmaşıklığı ve menülerin zaman zaman kafa karıştırıcı olması.
  • Kontrolcü ile özellikle yetenek ağacında gezinmenin zorluğu ve mobil cihazlarda metinlerin küçük kalması.
  • Hikaye sunumunun derinlikten yoksun olması ve oynanışın gölgesinde kalması.
  • Oyunun ilk saatlerinde düşman çeşitliliğinin azlığından kaynaklanan hafif tekrar hissi.

Etiketler: