Oyun dünyasında bazı formüller vardır ki doğru uygulandığında oyuncuyu ekran başına kilitlemeyi başarır. Papers, Please ile hayatımıza giren o gergin bürokrasi simülasyonu türü, Brigada Games tarafından geliştirilen ve Devolver Digital etiketiyle yayımlanan Quarantine Zone: The Last Check ile bambaşka bir boyuta taşınıyor. Bu oyun, sadece evrak damgaladığınız bir memuriyet simülasyonu değil; aynı zamanda zombi kıyametinin ortasında insanlığın son kalesini savunduğunuz, vicdanınızla mantığınız arasında sıkışıp kaldığınız bir hayatta kalma mücadelesi.

Quarantine Zone: The Last Check, temelinde oldukça basit bir önermeye sahip: Siz, yıkılmakta olan bir şehrin giriş kapısındaki son kontrol noktasında görevli bir askersiniz. Göreviniz, kapıya gelen sivilleri kontrol etmek, enfekte olup olmadıklarını anlamak ve içeri girip girmeyeceklerine karar vermek. Ancak işler kağıt üzerinde göründüğü kadar kolay değil; zira dışarıdaki dünya zombilerle dolu ve bir anlık dikkatsizliğiniz, tüm güvenli bölgenin çöküşüne neden olabilir. Oyun, klasik “sınır kontrolü” mekaniklerini üç boyutlu bir dünyaya taşıyarak türe taze bir soluk getiriyor.

Oyunun ana döngüsü, kontrol noktanıza gelen mültecileri incelemek üzerine kurulu. İlk başlarda elinizde sadece gözleriniz ve basit bir termometre var. Karşınızdaki kişinin cildinde ısırık izi var mı? Gözleri sararmış mı? Vücut ısısı normalin üzerinde mi? Bu soruların cevabını ararken hissettiğiniz gerilim gerçekten takdire şayan. Oyun size sürekli olarak “Acaba?” sorusunu sordurtmayı başarıyor ve verdiğiniz her karar, omuzlarınızda bir yük haline geliyor. Yanlış bir kişiyi içeri almak felaketle sonuçlanırken, sağlıklı birini “likide etmek” vicdanınızı sızlatıyor.

İlerledikçe, envanterinize eklenen yeni medikal aletlerle oyunun derinliği de artıyor. Başlangıçtaki basit kontroller, yerini stetoskopla ciğer dinlemeye, UV ışıklarıyla gizli döküntüleri aramaya ve hatta X-Ray cihazıyla iç organları taramaya bırakıyor. Özellikle refleks çekici ile insanların dizlerine vurup tepki verip vermediklerini kontrol etmek, Quarantine Zone: The Last Check oyununun o karanlık atmosferi içinde garip bir tatmin duygusu yaratıyor. Her yeni araç, dedektiflik yeteneklerinizi bir üst seviyeye taşısa da, zaman her zaman aleyhinize işliyor.

Sadece insanları kontrol etmekle kalmıyor, aynı zamanda kontrol noktasının genel işleyişinden de sorumlu oluyorsunuz. Quarantine Zone: The Last Check, sadece bir bulmaca oyunu değil, aynı zamanda hafif bir üs yönetimi simülasyonu. Elektrik jeneratörünü çalışır durumda tutmak, erzak stoklarını yönetmek ve savunma sistemlerini güçlendirmek zorundasınız. Bu yönetim katmanı, oyunun temposunu değiştirerek sadece masa başında oturmanızı engelliyor ve sizi kampın içinde hareket etmeye zorluyor ama bu kısım, oyunun en çok eleştiri aldığı noktalardan biri olabilir.

Kaynak toplama ve bazı “amelelik” işleri, zaman zaman ana odak olan inceleme mekaniğinin önüne geçebiliyor. Kutuları oradan oraya taşımak veya basit tamir işleriyle uğraşmak, Quarantine Zone: The Last Check oyununun o klostrofobik ve gergin atmosferinden sizi biraz koparabiliyor. Yine de bu angarya işler, kıyamet sonrası dünyanın o “yıpratıcı” hissini vermek için bilinçli bir tercih gibi duruyor; sevip sevmemek tamamen oyuncunun sabrına kalmış.

Oyunun en dikkat çekici yanlarından biri de laboratuvar mekanikleri. Şüpheli bulduğunuz ancak tam tanı koyamadığınız kişileri karantinaya alabiliyor veya daha karanlık bir yola saparak onları “bilim adına” feda edebiliyorsunuz. Laboratuvarda yapılan otopsi benzeri mini oyunlar ve cerrahi işlemler, virüs hakkında daha fazla bilgi edinmenizi sağlıyor. Bu bilgi, gelecekteki kontrollerde daha isabetli kararlar vermenize yardımcı oluyor ancak bu sürecin ahlaki ağırlığı oyuncunun midesine oturabiliyor.

Elbette bir zombi oyunundan bahsettiğimiz için aksiyon da kaçınılmaz. Kontrol noktanız zaman zaman zombi sürülerinin saldırısına uğruyor. Bu anlarda oyun, bürokratik bir simülasyondan çıkıp kule savunma ve FPS kırması bir yapıya bürünüyor. Silahınızı çekip kapıyı zorlayan enfekteleri temizlemek veya savunma dronlarını yönetmek, oyunun temposunu yükseltiyor. Vuruş hissi bir Call of Duty olmasa da, üzerine gelen bir tehdidi durdurmanın verdiği panik hissi oldukça iyi yansıtılmış.

Quarantine Zone: The Last Check, görsel ve teknik açıdan “Euro-Jank” olarak tabir edilen, hafif cilasız ama ruhu olan bir yapıya sahip. Karakter modellemeleri ve animasyonlar bazen kaba durabiliyor, nesneler birbirinin içine geçebiliyor ama Devolver Digital ekibinin muhtemelen maddi dokunuşu, seslendirmelerde ve genel sunumda kendini belli ediyor. Quarantine Zone: The Last Check yapıtının o yağmurlu, gri ve umutsuz atmosferi, teknik kusurları görmezden gelmenizi sağlayacak kadar güçlü bir sanat yönetimine sahip.

Oyunun belki de en büyük teknik eksikliği, gün ortasında kayıt alma sisteminin olmaması. Bir oyun günü bazen uzun sürebiliyor ve eğer son anda bir hata yaparsanız veya oyundan çıkmanız gerekirse, tüm günü baştan oynamak zorunda kalıyorsunuz. Bu durum, özellikle zorlu geçen ve ince eleyip sık dokuduğunuz bir günün ardından oldukça sinir bozucu olabiliyor. Geliştiricilerin bu konuda bir güncelleme yapması, oyuncu konforu açısından şart görünüyor.

Hikaye anlatımı ise diyaloglar ve çevresel detaylar üzerinden ilerliyor. Gelen mültecilerin anlattığı hikayeler, dış dünyadaki kaosun boyutlarını gözler önüne seriyor. Bazen bir anne çocuğunu kurtarmak için yalvarırken, bazen de zengin bir iş adamı size rüşvet teklif edebiliyor. Bu ahlaki ikilemler, oyunun “rol yapma” kısmını güçlendiriyor. Sadece kuralları uygulayan bir robot musunuz, yoksa inisiyatif alan bir insan mı? Bu sorunun cevabı tamamen size bırakılmış.

Zombileri besleme mekaniği ise oyunun en karanlık ve “biz ne yapıyoruz?” dedirten özelliklerinden biri. Yakaladığınız veya etkisiz hale getirdiğiniz zombileri kafeslerde tutup, onları “imha edilen” diğer cesetlerle besleyebiliyorsunuz. Bu sistem, hem kaynak yönetimine katkı sağlıyor hem de oyunun o grotesk mizah anlayışını ortaya koyuyor. Zombiyi canlı tutmak ve ondan faydalanmak, insanlığın hayatta kalmak için ne kadar alçalabileceğini gösteren ilginç bir metafor.

Oyunun üç boyutlu yapısı, Papers, Please deneyiminin iki boyutlu düzleminden ayrıştığı en büyük nokta. Masanızdan kalkıp, mültecinin etrafında dolaşabilmek, ona farklı açılardan bakabilmek ve kampın içinde fiziksel olarak var olmak, sürükleyici yapıyı ciddi oranda artırıyor. Bu derinlik, oyunun sadece bir klon olmaktan çıkıp kendi kimliğini bulmasını sağlamış. Ancak bu üç boyutlu dünya, bazen kontrollerin hantallaşmasına ve kameranın saçmalamasına da zemin hazırlayabiliyor.

Oyunun zorluk dengesi de zaman zaman dalgalanabiliyor. İlk günlerde her şey sakin ilerlerken, bir anda patlak veren olaylar ve artan mülteci sayısı, sizi kaosa sürükleyebiliyor. Özellikle kırmızı alarm durumlarında, hem kapıdaki kalabalığı yönetmek hem de içeri sızmaya çalışanları durdurmak, ciddi bir el-göz koordinasyonu ve hızlı karar verme yeteneği gerektiriyor. Bu kaos anları, Quarantine Zone: The Last Check oyununun en keyifli ama aynı zamanda en yorucu kısımları.

Eğer daha önce bu tarz bürokrasi simülasyonlarını sevdiyseniz, Quarantine Zone: The Last Check kesinlikle radarınızda olmalı. Hatalarına, bazen can sıkan angarya işlerine ve teknik pürüzlerine rağmen, oyunun merkezindeki “inceleme ve karar verme” döngüsü inanılmaz derecede bağımlılık yapıcı. Bir mülteciyi daha kontrol etmek, bir gün daha hayatta kalmak için sürekli “devam et” tuşuna basarken buluyorsunuz kendinizi.

Sonuç olarak, Quarantine Zone: The Last Check, mükemmel olmasa da türün meraklıları için kaçırılmayacak bir deneyim sunuyor. PC için Xbox Game Pass kütüphanesine de eklenmiş olması, denemek isteyenler için büyük bir avantaj. Zombi kıyametinde tetiği çeken kişi değil, kimin yaşayacağına karar veren kişi olmak istiyorsanız, Quarantine Zone: The Last Check içerisinde damganızı hazırlayın ve gişedeki yerinizi alın; vardiya başlıyor.

Quarantine Zone: The Last Check

6

Artılar

  • Klasik “sınır kontrolü” formülüne 3. şahıs bakış açısı ve üç boyutlu derinlik katarak türe taze bir soluk getirmesi.
  • Termometreden X-Ray cihazına kadar uzanan geniş ekipman yelpazesinin yarattığı tatmin edici dedektiflik hissi.
  • Oyuncuyu sadece kurallarla değil, vicdanıyla da baş başa bırakan etkileyici ahlaki ikilemler.
  • Laboratuvar ve otopsi mekanikleriyle virüsü araştırma imkanı sunarak oynanış derinliğini artırması.
  • Başarılı seslendirmeler ve atmosferi güçlendiren sanat yönetimi.

Eksiler

  • Gün ortasında kayıt alma imkanının olmaması, hata yapıldığında tüm günün tekrar edilmesine neden oluyor.
  • Kutu taşıma ve basit tamirat gibi “angarya” işler, oyunun gergin temposunu ve odak noktasını bazen bozabiliyor.
  • Karakter animasyonlarında ve nesne etkileşimlerinde görülen teknik cilasızlıklar (Euro-jank hissi).
  • Çatışma ve silah kullanma mekaniklerinin, oyunun geri kalanına kıyasla hantal ve zayıf kalması.
  • Kamera açılarının dar alanlarda veya yoğun anlarda bazen sorun yaratabilmesi.