Straight4 Studios ve Ian Bell’in uzun zamandır beklenen, simülasyon dünyasını kökünden sarsması hedeflenen yeni oyunu Project Motor Racing, 25 Kasım 2025 itibarıyla nihayet direksiyon setlerimize ve oyun kumandalarımıza konuk oldu. Yıllardır süren bekleyişin, GTR2 ve Project CARS serisinin ruhani devamı olacağı iddialarının ve Ian Bell’in o kendine has iddialı pazarlama sürecinin ardından karşımızda duran yapım, ne yazık ki vaat edilen “nihai simülasyon” tablosundan ziyade, potansiyeli yüksek ancak teknik sorunlarla boğuşan yaralı bir yarışçıyı andırıyor. GIANTS Software tarafından piyasaya sürülen, Farming Simulator serisinden tanıdığımız GIANTS Engine 10 motoru üzerine inşa edilen oyun, simülasyon yarışçılığına getirdiği yenilikçi kariyer bakış açısıyla dikkat çekerken, teknik taraftaki pürüzleriyle oyuncuları ikiye bölmüş durumda.

Oyunun ne olduğuna ve konumlandırmasına değinmek gerekirse; Project Motor Racing, “simcade” ile safkan simülasyon arasında bir çizgide, ancak ibresi kesinlikle simülasyona daha dönük bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Assetto Corsa Competizione yapıtının ciddiyeti ile eski Project CARS oyunlarının kariyer odaklı yapısını harmanlamayı hedefleyen oyun, oyuncuyu sadece bir sürücü olarak değil, kariyerini ve bütçesini yöneten bir yarış takımı sahibi olarak da konumlandırıyor. Piyasada, iRacing veya Le Mans Ultimate gibi deneyimlerin olduğu bir dönemde çıkış yapan bu oyun, özellikle tek kişilik senaryo modu ve konsollara da tam mod desteği getirmesiyle rakiplerinden ayrışmaya çalışıyor. Ancak bu ayrışma çabası, oyunun teknik altyapısının henüz bu yükü tam olarak kaldıramadığını da acı bir şekilde yüzümüze çarpıyor.

İncelemeye oyunun en güçlü kası olan kariyer modundan başlamak en doğrusu olacaktır; Straight4 Studios burada gerçekten dersine iyi çalışmış. Diğer simülasyonlarda gördüğümüz “yarış kazan, bir üst lige çık” mantığının ötesine geçilmiş. Oyuna başlarken seçtiğiniz bütçe (örneğin 100.000 kredi ile amatörce başlamak veya 2 milyon kredi ile profesyonel giriş yapmak) tüm deneyiminizi değiştiriyor. Sponsorluk anlaşmaları sadece aracınızın üzerine yapıştırdığınız bir çıkartmadan ibaret değil; bazı sponsorlar sadece kazanırsanız ödeme yaparken, bazıları düzenli maaş veriyor ancak araç hasarlarını karşılamıyor. Bu durum, pistteki sürüş tarzınızı doğrudan etkiliyor; agresif bir atak yapıp aracı duvara vurursanız, tamir masrafı yüzünden bir sonraki yarışa katılamama riskiniz var. Bu derinlik, oyunu sadece bir sürüş deneyimi olmaktan çıkarıp, stratejik menajerlik katmanına taşıyor.

Araç yelpazesi konusunda oyun, nicelikten ziyade niteliğe odaklanan bir “az ama öz” felsefesi benimsemiş gibi görünüyor. Lansman itibarıyla yaklaşık 70 araçlık bir garajımız var ve bu liste, simülasyon severlerin ağzını sulandıracak klasikleri içeriyor. Modern GT3 ve LMDh canavarlarının yanı sıra, 90’ların unutulmaz GT1 araçları (Lotus Elise GT1, Panoz LMP-1 gibi) ve Group 5 döneminin vahşi makineleri oyunda yer alıyor. Özellikle de Mazda 787B gibi efsanevi bir rotary motorlu canavarı sürmek, ses tasarımıyla birleştiğinde tüyler ürpertici bir deneyim sunuyor. Araçların modellemeleri, kokpit detayları ve materyal kalitesi, özellikle showroom ekranında veya fotoğraf modunda incelendiğinde, sektör standartlarını yakalıyor ve hatta bazı noktalarda aşıyor.

Pistlere çıktığımızda işin rengi biraz değişiyor ve oyun motorunun yarış oyunları için henüz tam olarak optimize edilmediğini hissetmeye başlıyorsunuz. Pist listesi sayıca tatmin edici olsa da (yaklaşık 18 lokasyon, 27 düzen), görsel sunumda ciddi tutarsızlıklar var. Pist zeminindeki detaylar, özellikle çimler ki bunlar bence simülasyon dünyasının en iyi çimleri ve yağmur efektleri harika görünürken, pist çevresindeki yapılar ve arka plan detayları bazen bir PlayStation 3 oyunundan fırlamış gibi duruyor. Işıklandırma sistemi günün belirli saatlerinde çok düz ve cansız kalıyor, bu da oyunun fotorealistik olma iddiasını zedeliyor. Özellikle tekrarları izlerken araçların hareketindeki doğallık ve çevre ile etkileşimi, beklediğimiz o yeni nesil ciladan yoksun.

Sürüş fiziği ve direksiyon geri bildirimi konusu ise oyunun en tartışmalı ve belki de en can alıcı noktası. Geliştirici ekibin kendi geliştirdiği Hadron isimli fizik motoru, bazı araçlarda inanılmaz bir tatmin hissi veriyor. Örneğin, 1989 Roush Mercury Cougar XR-7 ile Nürburgring Nordschleife’de turlarken, aracın ağırlığını, lastiklerin yolla olan mücadelesini ve süspansiyonun çalışmasını iliklerinizde hissediyorsunuz. Direksiyondan gelen geri bildirimler, kerblerin üzerinden geçerken veya araç önden kaymaya başladığında size gereken bilgiyi net bir şekilde iletiyor. Bu anlarda Project Motor Racing, en iyi sürüş deneyimlerinden birini sunduğunu ve potansiyelini gösteriyor.

Madalyonun diğer yüzünde ise bu fiziklerin tutarsızlığı yatıyor. Bazı modern GT araçları ve özellikle hafif spor otomobiller, sınırları zorladığınızda öngörülemez tepkiler verebiliyor. Arka tarafın kopması o kadar ani ve keskin gerçekleşiyor ki, bunu kurtarmak (counter-steer) bir yetenekten ziyade şansa dönüşüyor. Gamepad ile oynayan oyuncular için durum daha da vahim; oyunun varsayılan kontrolcü ayarları aşırı hassas ve titrek bir yapıya sahip. Hassas bir viraj dönüşü yapmak isterken aracın burnunun aniden içeri dalması veya en ufak bir düzeltmede dengenin tamamen bozulması, oyunun kontrolcü optimizasyonunun henüz tamamlanmadığını gösteriyor.

Yapay zeka konusunda da benzer bir karışık torba durumu söz konusu. Yarışlarda rakipleriniz bazen Gran Turismo 4 döneminden kalma bir tren vagonu gibi arka arkaya, hiç risk almadan ve çizgi bozmadan gidiyorlar. Bazen ise, özellikle zorluk seviyesini artırdığınızda, sizi pistte yok sayan, frenleme bölgelerinde arkadan çarpan veya viraj içinde size yer bırakmayan birer “katile” dönüşüyorlar. Yapay zekanın durumsal farkındalığının eksikliği, özellikle kalabalık start anlarında ve ilk viraj kaotikliğinde sinir bozucu kazalara yol açabiliyor. Bu durum, kariyer modunun o güzel ekonomik yapısını da baltalıyor; yapay zeka hatası yüzünden yaptığınız kazanın faturasını bütçenizden ödemek zorunda kalmak hiç adil hissettirmiyor.

Ses tasarımı, Project Motor Racing oyununun tartışmasız en başarılı olduğu alanlardan biri ve Stephen Baysted’in müzikleriyle yine harikalar yarattığını söyleyebilirim. Motor sesleri, egzoz patlamaları ve şanzıman dişlilerinin o metalik klank sesi, kulaklık takıp oynadığınızda sizi kokpitin içine hapsediyor. Sadece motor sesleri değil, çakıl havuzuna girdiğinizde taşların davlumbaza çarpma sesi veya lastiklerin asfalttaki o ince sürtünme tonları, atmosferi güçlendiren detaylar. Menü müzikleri bile, eski Project CARS oyunlarını hatırlatan o epik ve dramatik tonuyla, sizi önemli bir yarışa hazırlanıyormuşsunuz moduna sokmayı başarıyor.

Teknik performans tarafında ise işler, özellikle PC platformunda biraz sarpa sarıyor. GIANTS Engine, Farming Simulator gibi daha durağan bir oyun için mükemmel olabilir ancak 300 km/s hızla giden 30 aracı aynı anda işlemek konusunda zorlanıyor. Yüksek sayıda yapay zeka aracı ile yarışırken ciddi kare hızı düşüşleri ve takılmalar yaşanabiliyor. Konsollarda durum biraz daha stabil ve 60 FPS hedeflenmiş olsa da, özellikle yoğun yağmurlu yarışlarda veya gece sürüşlerinde performans dalgalanmaları gözlemleniyor. Bu optimizasyon sorunları, oyunun akıcılığını bozuyor ve simülasyonun gerektirdiği o hassas sürüş konsantrasyonunu dağıtıyor.

Hasar modellemesi ve çarpışma fizikleri de ne yazık ki 2025 yılı standartlarının gerisinde kalmış durumda. Araçlar birbirine çarptığında çıkan sesler tok bir metal çarpışmasından ziyade, mutfak tezgahına vurulan tahta kaşık sesini andırıyor. Görsel hasar mevcut olsa da, bazen aracınızın tamponu rakibin içinden geçebiliyor (clipping) veya çok hafif bir sürtme sonucunda aracınızın aerodinamiği açıklanamaz şekilde bozulabiliyor. Hasarın mekanik etkisi kariyer modu için kritik olduğundan, bu çarpışma algılamasındaki hatalar oyunun gerçekçilik iddiasına gölge düşürüyor.

Modlama desteği, Project Motor Racing oyununun en büyük kurtarıcısı ve uzun vadeli yaşam kaynağı olabilir. Oyunun, PC platformunun yanı sıra konsollarda da mod desteği sunması (Farming Simulator serisinin altyapısı sayesinde), simülasyon dünyasında devrim niteliğinde bir adım. Oyuncuların şimdiden kendi araç kaplamalarını, ince ayarlarını ve hatta pist düzenlemelerini paylaşmaya başlaması, topluluğun oyunu sahiplendiğini gösteriyor. Eğer geliştirici ekip temel sorunları çözerse, içerik eksikliği veya pist çeşitliliği gibi sorunlar topluluk tarafından üretilen modlarla zamanla tamamen ortadan kalkabilir.

Oyunun kullanıcı arayüzü ve menü tasarımları, işlevsel ancak ruhsuz. Menüler arasında gezinmek bazen gereksiz derecede karmaşık olabiliyor ve aradığınız ayarı bulmak için alt menülerde kaybolabiliyorsunuz. Ayrıca, yarış hafta sonu kurallarını veya şampiyona detaylarını gösteren ekranların bilgilendirme açısından yetersiz kaldığı anlar oluyor. Örneğin, bir şampiyonaya girmeden önce kaç tur atacağınızı veya pit stop zorunluluğu olup olmadığını net bir şekilde görememek, strateji kurmanızı zorlaştırıyor. Yine de, pist üstü göstergeler sade ve özelleştirilebilir yapısıyla sürüş esnasında dikkatinizi dağıtmıyor Project Motor Racing içerisinde.

Pist limitleri ve ceza sistemi de şu an için oldukça acımasız ve yer yer mantıksız çalışıyor. Pistin dışına taştığınızda aldığınız cezalar standart olsa da, kaza yapıp spin atarak kum havuzuna saplandığınızda oyunun size bir de “pist limitlerini ihlal ettin” diyerek zaman cezası kesmesi, “düşene bir tekme de oyunun atması” gibi hissettiriyor. Çimlerin üzerinden sekip tekrar piste dönerken avantaj sağlamamış olmanıza rağmen bunun üzerine ceza yemeniz, saç yoldurabiliyor. Bu sistemin acilen bir güncellemeyle daha adil ve mantıklı bir hale getirilmesi gerekiyor.

Neyse ki, geliştirici ekip olan Straight4 Studios ve Ian Bell, lansman sonrası gelen bu eleştirilerin farkında. Steam üzerinde paylaşılan son yol haritası ve geliştirici güncellemeleri, ekibin fizik tutarsızlıkları, yapay zeka davranışları ve performans sorunları üzerinde aktif olarak çalıştığını doğruluyor. Kısa vadeli planlarda, özellikle kontrolcü desteğinin iyileştirilmesi ve çok oyunculu sunucu istikrarının sağlanması gibi hayati düzeltmeler yer alıyor. Oyunun çıkışının bir “erken erişim” tadında olduğu inkar edilemez bir gerçek olsa da, stüdyonun geçmişi ve GTR mirası, bu sorunların zamanla aşılabileceğine dair bir umut ışığı yakıyor.

Project Motor Racing, şu anki haliyle olmuş bir oyun değil, olmakta olan bir proje. Harika bir kariyer modu konsepti, müthiş ses tasarımı ve potansiyelli bir fizik motoru; teknik aksaklıklar, zayıf yapay zeka ve grafiksel tutarsızlıkların gölgesinde kalıyor. Eğer sabırlı bir simülasyon tutkunuysanız ve modlama topluluğunun gücüne inanıyorsanız, bu oyunda keyif alacak çok şey bulabilirsiniz. Ancak cilalanmış, bitmiş ve sorunsuz bir deneyim arıyorsanız, Ian Bell ve ekibinin vadettikleri o büyük güncellemeleri yayınlamasını beklemek daha doğru bir tercih olacaktır. Bu oyun, finiş çizgisine henüz ulaşmadı ama yarıştan kopmuş da değil; sadece iyi bir pit stop stratejisine ihtiyacı var.

Project Motor Racing incelemesi
Project Motor Racing
Olumlu
Stratejik derinlik sunan, bütçe ve sponsor yönetimini merkeze alan yenilikçi kariyer modu.
Motor, şanzıman ve çevre sesleriyle atmosferi mükemmel yansıtan üst düzey ses tasarımı.
Sadece PC değil, konsol oyuncularına da sunulan geniş kapsamlı mod desteği.
Nicelikten çok niteliğe odaklanan, detay seviyesi yüksek klasik ve modern araç yelpazesi.
Bazı araç kombinasyonlarında Hadron motorunun sunduğu tatmin edici ve gerçekçi direksiyon hissi.
Olumsuz
Kalabalık gridlerde ve değişken hava koşullarında yaşanan ciddi performans düşüşleri.
Yarış çizgisini körü körüne takip eden veya oyuncuya karşı aşırı agresifleşen dengesiz yapay zeka.
Görsel kalitedeki tutarsızlıklar; pist yüzeyi harika görünürken çevre detaylarının ve ışıklandırmanın sönük kalması.
Özellikle kontrolcü ile oynayanlar için varsayılan ayarların aşırı hassas ve zorlayıcı olması.
Çarpışma fiziklerinin ve hasar modellemesinin görsel ve mekanik olarak çağın gerisinde hissettirmesi.
Pist limitleri ve ceza sisteminin mantıksız çalışarak haksız zaman cezaları kesmesi.
4