Halo ve Destiny serisinin arkasındaki ekip olan Bungie, günümüzün popüler oyun türlerinden biri için Marathon markasını tekrardan canlandırdı. Bu marka aslında 1994, 1995 ve 1996 yıllarında arka arkaya çıkan üç oyundan oluşuyordu. Oyunların türü de FPS idi. Bungie daha sonra Halo, ondan sonra da Destiny ile çok uzun zamanlar geçirdi. Halo trenini kaçırmış olsam da Destiny serisine binlerce saatimi gömmüş biri olarak Marathon için birazcık heyecanlıydım. Birazcık dedim; bu yeni oyun, eskisi gibi klasik bir FPS değil, kurtarma nişancı oyunu (extraction shooter) olacaktı.
Extraction shooter türünü ben bir türlü sevemedim. PvP elementlerinden genel olarak zaten hoşlanmıyorum ve kurtarma nişancı türünün sunduğu o oyun risk de beni fazla geriyor. Ayrıca, bu türde genel olarak sanki boşa oyun oynayıp, boşa ganimet topluyormuş gibi hissediyorum. Emeklerim sanki hiçbir zaman bir nihayete kavuşmuyor. Buna rağmen zamanında ARC Raiders ve Tom Clancy’s Rainbow Six Extraction oyunlarını severek oynadım. İşin içinde Bungie ve benim Destiny geçmişim olunca da Marathon oyununa bir şans verip, hakkında konuşmak istedim.
Marathon oyununda ziyaret ettiğimiz gezegen Tau Ceti IV ve onun farklı bölgeleri. Oyun tabii ki Destiny gibi açık dünya/bölüm tarzı değil; Halo gibi de ilerleyen/çizgisel bir deneyim de sunmuyor. Menüden gitmek istediğimiz bölgeyi seçiyoruz ve oraya benliğimiz aktarılıyor. İşte o gezegende Runner olarak geçiyoruz. Karşımızda ise hem robotları ile bölgeleri koruyan UESC, hem tehlikeli çevresel elementler, hem de diğer Runner’lar var. Oyun boyunca alacağımız yeni kontratlar ve oyun dünyasında bulunan bazı ögeler ile ilerletilen bir hikaye var ama daha çok lore tarzında sunuluyor.
Daha doğrusu, Marathon oyununun tabii ki bir başlangıç hikayesi var ve ilgi çekici sayılır da ama daha sonra bu hikayenin ilerletilmesi lore üzerinden işliyor. Bu hikaye de UESC Marathon isimli, içinde 30 bin kişi bulunduran dev bir koloni gemisinin bir anda ortadan kaybolması ve daha sonra tamamen ölü bir şekilde Tau Ceti IV etrafında kendisini göstermesini ele alıyor. Yalnız, bir Runner olarak bizim amacımız gemiye ne olduğunu çözmek değil, dediğim gibi o işin lore tarafı; bizim amacımız o gemiye ulaşmak ve birbirinden nadir ganimetler toplayıp, ünlü olmak.
Marathon yapıtının temel oynanış ögelerinden bahsetmeden önce sizi o oynanışa götürecek olan menülerden ve sistemlerden bahsetmek istiyorum. Oyunda aslında içinde gezebileceğiniz öyle çok bir şey yok; ana duraklarınız Loadout ve Factions kısımları olacak. Loadout, kendi içinde karakter özelleştirme, karakter seçme, ekipmanlarınız, deponuz ve mağaza olarak ayrılıyor. Karakter özelleştirme kesinlikle fena değil. Oyunda şu anda 6 farklı özelleştirilebilir Shell (karakter) bulunuyor. Bunları özelleştirmek istediğinizde, tek parça olarak görünümlerini değiştiriyorsunuz.
Marathon içerisinde gerçekten çok güzel görünen birkaç opsiyon var. Onun geri kalanı, aynı modelin birden fazla rengi. Eğer bunlar ucuza satın alınabiliyor olsa problem yapmazdım ama her birinin alakalı meydan okuma görevleri var; bunların bazıları zor, bazıları kolay. Zaten benzersiz olan görünümler de genellikle ödül bileti ve mağaza kaynaklı oluyor. Yani, görsel tasarım olarak benzersiz görünümler güzel ama modelleri kopyalayıp, farklı renkleri bu şekilde ödül olarak oltanın ucuna koymak benim hoşuma gitmedi. Hoşuma gitmeyen bir diğer şey ise bu para sevdalısı hareketin bir benzerinin de silahlar üzerinde yaşanıyor olması.
Aslında karakter görünümleri için söylediğim her şey silah görünümleri için de geçerli ama bunun üzerine oyun, silah aksesuarlarını kullanılabilecek malzemeler olarak sunmuş. Yani, bir silah aksesuarı aldığınız zaman, o sizin envanterinizde kalıcı olarak yer almıyor. Bir tane aksesuar aldıysanız, onu bir tane silaha koyabiliyorsunuz sadece. Aynı olay, Destiny serisindeki Shader ögeleri üzerinde de yaşanmıştı ve Bungie, zamanında dersini alıp, gerekli düzenlemeleri yapmıştı. Öyle görünüyor ki bu ders unutulmuş. Ayrıca, bu durum, başka bir sıkıntıya da yol açıyor.
Marathon içerisinde şu anda aktif tek bir ödül bileti var ve bu bilet, benim bugüne kadar gördüğüm en kötü savaş/sezon/ödül bileti. Tartışmaya kapalı. Eğer ki bu ödül biletini almazsanız, zaten uyduruk birkaç silah görünümü ve bolca silah/profil aksesuarı alıyorsunuz. Yalnız, silah aksesuarları dediğim gibi tek kullanımlık olduğu için Bungie, süper yüksek zekalı bir adım atmış ve aynı ödülleri birden fazla kez farklı yerlere koymuş. Evet, ödül biletinde aynı ödülü 1’den fazla kez alıyorsunuz. Kopya ödüller tek bir alan kaplamıyor bilette. Gerçekten şaka gibi.
Marathon oyunundaki bu şaka devam ediyor. 6 sayfalık bu ödül biletinde sadece 1 adet karakter görünümü var. O da zaten ücretli ve en sonda açılıyor. Savaş biletinin ücreti 1.000 LUX. O da 10 USD veya PlayStation Store üzerinde 440 TL ediyor. 100 LUX da bonus olarak hesabınızda kalıyor. Yalnız, bir başka rezillik de oyun ilk çıktığı günlerde yaşandı. Oyun mağazasında satılan karakter görünümlerinin en ucuzu 1.120 LUX. Yalnız, siz tek seferde 1.100 LUX alabiliyorsunuz. Fiyatı tamamlayabilmek için bunun üzerine bir de 5 USD harcayıp, 500 LUX almanız gerekiyordu. Bu aşırı rezil bir para harcatma stratejisi ve Bungie, 10 USD değerindeki paketin 1.120 LUX olarak güncelleneceğinin haberini çoktan verdi. Ben bu satırları yazarken güncelleme henüz gelmedi.
Bir anda ödül biletinden, mağazaya atladım ama Bungie gerçekten Destiny serisinde yaşanan problemlerden hiçbir ders almamış gibi görünüyor ve bu beni üzüyor. En azından ödül biletleri süresiz bir şekilde oyunda kalacak. Yani, bitirmek için hiçbir şekilde acele etmenize gerek yok. Zaten şu anda oyunun ilk ödül biletinde açıkçası albenisi olan bir şey de yok. Evet, son ödül olan karakter görünümü güzel ama bu tip biletlerin avantajlı olması gerekiyor. Bugüne kadar oynadığım her bir video oyununda biletler daha bol ama daha basit görünen ödüller sunar. Buna karakter görünümleri dahildir. Mikro ödeme mağazası ise pahalıdır ama daha ilgi çekici ödüller sunar. Ne diyeceğimi bilemiyorum açıkçası. Bungie ekibinden böyle bir şey asla beklemezdim.
Bu arada, ödül biletinden bu kadar bahsetmişken, bu biletteki ödülleri almak için SILK isimli bir başka birimi kullanmanız gerekiyor ve Bungie, bu birimleri gelecek ödül biletleri için biriktirmeyin diye sınır da koymuş. Hesabınızda aynı anda en fazla 140 SILK bulundurabiliyorsunuz. Bir ödülün fiyatı da 20-30 civarında seyrediyor. Buna gerçekten gerek var mıydı? Oyunu oynayan bir kişi, mevcut ödül biletini sevmezse, SILK birimini biriktirir, sevdiği biletteki ödülleri alırdı. Şimdi aynı şeyi yapacak olursanız, aktif olarak sürekli bu değerli SILK birimini çöpe atıyor olacaksınız. Bu da hiç iyi hissettirmeyecek. Bungie ekibinin avcı olup, her köşede oyuncuları bir av gibi avlamaya çalışması benim gerçekten Marathon içerisinde canımı sıkan en büyük şey oldu.
Neyse, inceleme yazımın bu kısmını bitirmeden önce SILK birimini nasıl elde edeceğimizden de bahsedeyim. Marathon içerisinde düşman öldürerek ve kontrat tamamlayarak, başarılı kaçışlar gerçekleştirerek sezon seviyenizi arttırabilirsiniz ve bu size 10 SILK kazandırır. Sezon seviyesini arttırmanın en hızlı yolu ise savaş alanında aktif olmanız ve kontratlar tamamlamanız. Oyunun, oyuncuyu bu şekilde savaşa itmesi de Marathon oyununu aslında oldukça saldırgan ve agresif bir hale sokuyor. ARC Raiders oyununda görüyordum, bütün bir sunucu toplanıp, birlikte oynuyordu. Aynı manzaraları bu oyunda görmek pek mümkün olmayacak herhalde. İşin içinde sesli iletişim olduğu için tabii ki bağlar kurulabilir ama ARC Raiders, daha PvE dostu gibi duruyor.
Ödül bileti konusuna dalmadan önce Marathon oyununun menülerindeydik. Sırada da Loadout var. Bu ekran, savaş alanına indiğinizde yanınızda götüreceğiniz eşyaları listeliyor. Deponuzdan, üstünüze ve sırt çantanıza silah, silah parçaları, ekipmanlar, kalkanlar, çekirdekler ve implantlar alabiliyorsunuz. Bunların tamamı aktif ve pasif özellikler sunabiliyor. Mesela, basit bir bacak implantı, UESC tarafından verilecek yakın dövüş ve patlayıcı hasarını azaltıyor. Sırt çantanızın boyutunu da yükseltebiliyorsunuz; onlar da aynı şekilde pasif özelliklere sahip olabiliyor.
Marathon bir kurtarma nişancı oyunu ve Loadout kısmında yanınıza aldığınız her şeyi öldüğünüz zaman kaybedersiniz. Güvende olan tek şey, deponuzdaki ganimetler ve onları da iniş yaptıktan sonra savaş alanına getirebilmeniz mümkün değil. Eğer her şeyinizi kaybederseniz, deponuzda da bir şey kalmazsa, ücretsiz başlangıç kitleri var. Bunlar size basit bir silah ve can/kalkan modülleri veriyor. Böylece sıfırdan tekrar başlayıp, deponuzu doldurabilirsiniz. Başlangıç kitleri kullanırken, yanınıza depodan bir şey alamıyorsunuz ama alanda yeni ganimet toplayabiliyorsunuz tabii ki.
Topladığınız her şeyi güvenle geri döndükten sonra satabilirsiniz ki zaten bazı ganimetler otomatik olarak satılıyor, onlar hakkında bir şey yapamazsınız. Armory kısmında da o kazandığınız parayı yeni silahlar, yeni başlangıç kitleri, yeni malzemeler ve daha fazlasını almak için kullanabilirsiniz. Oyunda size kontrat veren farklı gruplar var, kendileri hakkında daha sonra konuşacağım – işte her grubun kendisine ait mağazası bulunuyor. Eğer yanlış hatırlamıyorsam, mağazada satılan şeyler de günlük bazda güncelleniyor. Şimdi de sırada savaş alanına inmek var.
Marathon oyununda şu anda tek bir gezegen ve üç farklı bölge var. Daha önce de söylediğim üzere gezegenimiz Tau Ceti IV ve bölgeleri de Perimeter, Dire Marsh ve Outpost. Oyunun en başında birkaç kereliğine Perimeter (Beginner) bölgesi de mevcut. Orası, aynı Perimeter ama içindeki gerçek oyuncu sayısı daha az. Ayrıca, Perimeter, yapay zeka ve çevre etmenlerinin en kolay olduğu bölge. Dire Mash biraz daha zor ve Outpost da şu anda mevcut olan en zoru. Tabii ki Perimeter için kolay dedim ama aslında Marathon oyununun yapay zekası oldukça acımasız.
Marathon içerisindeki mevcut içerik yoğunluğu bence normal. Bungie de zaten yeni içerikleri ve sezonları açıkladı bile. 2026 yılı içerisinde oyuna, oyun sonu seviyesinde olan Cryo Archive bölgesi, Dire Marsh bölgesinin gece ve daha zorlu bir varyantı olan Night Marsh bölgesi, yeni silahlar, yeni etkinlikler, yeni bir Runner tipi, yeni düşmanlar ve yeni sistemler gelecek. Destiny serisinin aksine, Marathon için gelecek olan her içerik ücretsiz olacak; ücretli bir ek paket veya genişleme paketi görmeyeceğiz. Ayrıca, bence yeni gezegenler ve onların bölgeleri de 2027/2028 için yolda.
Marathon oyununun her sezonu üç ay sürece ve her yeni sezon başlangıcında bütün oyundaki ilerlemeler silinecek. Evet, yanlış duymadınız; oyun geneline her sezon başında wipe atılacak. Ben bu oyun mekaniğinden hiçbir şekilde hoşlanmıyorum ve ARC Raiders oyununun bu mekaniği sunma şekline de bu yüzden hayran kalmıştım. Karakter sıfırlama tamamen opsiyonel idi. Marathon içerisinde bu durum mevcut değil ve her üç ayda bir ilerlemeniz tamamen sıfırlanacak; sadece elde ettiğiniz kozmetik eşyalar filan sizde kalacak. Özetle, Loadout ve Vault sekmeleri sıfırlanacak.
Peki, Marathon, tüm bu dertleri çekmeye değer mi? Türü seviyorsanız, kesinlikle evet ama türü sevmiyorsanız veya ortadaysanız, ARC Raiders gibi çok daha yeni oyunculara sıcak davranan örnekler mevcut. Bungie, Halo ve Destiny ile kendi türlerinin en iyileri olmayı başaran oyunlar piyasaya sürdü. Bu kalitenin en büyük kaynağı da oynanış idi. Bence hala Destiny 2 oyunundan daha güzel, daha akıcı ve daha tatmin edici benzer türde bir FPS deneyimi yok. Marathon da bu deneyimden ve yetenekten en iyi şekilde yararlanıyor.
Marathon, aşırı eğlenceli ve tatmin edici bir oynanış hissine sahip. Oyun dünyasında yavaş veya hızlı, sesli veya sessiz hareket etmek gayet akıcı. Silahlarla ateş etmek, PvE veya PvP tipinde çatışmalara girmek, düşmanlarınızı yenmek inanılmaz tatmin edici. Silah kullanımı şahane. Ben de zaten Bungie ekibinden daha aşağısını beklemiyordum. Oyundaki her karakterin kendisine ait pasif ve aktif yetenekleri var. Mesela, bir karakter kalkan çıkartabiliyor (Destiny evreninden Titan gibi), bir diğer karakter ise düşman arayan minik robotlar fırlatıp, etrafını sinyallerle tarayabiliyor.
Yukarıda bahsetmiş olduğum şey kendinize ait oynanış tarzına ait bir karakteri ve silahı kolayca bulabileceğiniz anlamına geliyor. Karakterinizi ve silahınızı kafanızda netledikten sonra biraz daha oynayıp, biraz daha ölüp, artık zayıf ve güçlü yönleri görmeye başlıyorsunuz. Onları da ek ekipmanlarla, ek kalkanlarla, çekirdeklerle ve implantlarla doldurmaya başlıyorsunuz. Yani, adım adım size hitap eden bir karakter oluşturuyorsunuz. Evet, ölürseniz muhtemelen sıfırdan başlamanız gerekecek ama artık deneyimli bir oyuncu olarak o başlangıcı alacaksınız.
Marathon oyunundaki her bir seans, 25 dakika ile sınırlı. Bu süre sınırı içerisinde haritaya iniyorsunuz, ganimetleri topluyorsunuz, düşmanları öldürüyorsunuz ve kaçıyorsunuz. Daha önce de dediğim üzere PvE tipi düşmanlar gerçekten zorlu ve çoğu zaman onları da birer gerçek oyuncu gibi tehdit olarak görmeniz gerekiyor. Önünüze gelene saldırırsanız, o robotlar hızlıca can, kalkan ve mermi kaynaklarınızı bitirebilir. Eğer oyunda biraz yönlendirme istiyorsanız da bir şirketten (Faction) kontrat alıp, onu tamamlamak için çalışabilirsiniz ki bunlar çok güzel ödüller veriyor.
Şirketler ayrıca kendilerine ait ilerleme sistemlerine de sahip. Marathon içerisinde aynı anda sadece tek bir kontrat aktif olabiliyor ve onu tamamladığınız taktirde kontratın ait olduğu şirket için tecrübe puanı kazanıyorsunuz. Bu puan da şirkete seviye atlatıyor. Ayrıca, her şirket farklı yollardan ek tecrübe puanı da kazanıyor. Mesela, CYAC şirketi, TAD aktivasyonlarından ve Intercept etkinliklerine katılmanızdan ek puan alıyor. Bu puanları toplayıp, seviye atladığınızda ise hem şirketin temasına sahip ödül kutuları alıyorsunuz, hem de yine o şirkete ait pasif yeteneklerin kilidini açabiliyorsunuz.
Yine örnek vermek gerekirse, CYAC şirketindeki pasif yeteneklerden bir tanesi, deponuzu genişletiyor; bir diğeri ise ganimet toplama hızınızı yükseltiyor – şirket seviyesi atladığı zaman da ek mermi, implantlar, silahlar, gelişmiş sırt çantaları ve daha fazlası verilebiliyor. Oyun içerisinde daha zorlu bölgelere geçtikçe, çözülmesi gereken sırlar, bulmacalar ve hatta daha zorlu düşmanlar da göreceksiniz. Tüm bu zorluğun üstesinden gelmek için oyunu 3 kişilik gruplara kadar oynayabiliyorsunuz. Eğer isterseniz tek başınıza da oynayabilirsiniz. Bu durumda oyun sizi herkesin tek olduğu sunuculara atıyor. 3 kişilik ve 2 kişilik gruplar ise tek bir sunucuyu paylaşıyor.
Marathon hakkındaki bu inceleme yazımı bitirmeden önce oyunun sunum elementlerine de değinmek istiyorum. Bu oyunu PlayStation 5 Pro konsolumda, 4K/SDR bir televizyonda deneyimledim. Elde ettiğim görsellik ise şahaneydi. Atmosfer kesinlikle Destiny benzeri bir hale sahip ama sanat tasarımı daha farklı bir yolu takip ettiği için benzerlik hissi çok yoğun değil. Oyunun genel görselliği, kullanıcı arayüzü ve benzeri ögeleri şahane bir şekilde stilize edilmiş. Bungie zaten Halo ve Destiny serilerine zamanında şahane bir kimlik aşılamıştı görsel ögeler ile. Marathon için de aynısının geçerli olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.
Teknik tarafta da herhangi bir problem ile karşılaşmadım. Marathon oyununu oynadığım süre boyunca karşıma en ufak bir oyun hatası çıkmadı. Ayrıca, kara hızı da gayet stabildi. Bazı oyuncular özellikle oyun sırasında etrafta ganimet görmenin biraz zor olduğunu söylüyor aşırı stilize edilmiş elementlerden dolayı ama ben buna katılmıyorum. Benim kendi deneyimimde etraftaki ganimetleri tespit edebilmek gayet kolaydı. Tabii bunun için 2-3 koşu tamamlamanız gerekiyor. Oyunun çok farklı bir görsel stili var ve buna daha ilk dakikadan alışmayı beklemeyin. Olumsuz yorum yapanlar da zaten tahmin ediyorum ki daha birinci veya ikinci koşularındayken bu düşüncelere sahip oldular.
Sesler ve müzikler ise Marathon içerisinde kesinlikle övülmeyi hak ediyor. Daha doğrusu, müzikler fena değil ama sesler aşırı üst düzey bir seviyede. Oyunun dünyası, atmosfer ve çevre sesleri sayesinde inanılmaz gergin bir havaya sahip ama aynı zamanda da düşmanların nereden, nasıl geldiğini veya hangi tip olduğunu kolaylıkla anlayabiliyorsunuz. Tipten kastım da yapay zeka ile gerçek oyuncu arasında tabii. Karakter tipleri arasında ses farkı var mı, eminin değilim ama Bungie, ses tasarımı konusunda şahane bir iş çıkartmış. Sanat tasarımı ile birlikte bu ses tasarımı da kesinlikle ama kesinlikle ayakta alkışlanmayı hak ediyor benim gözümde.
Durumu özetlemek gerekirse Marathon, şahane bir video oyunu olmaya hazır ve bunu türün bir fanı olmayarak söylüyorum. Buna karşılık, oyun oldukça niş olan yapısını koruyor. Yani, eğer bu türü “hardcore” bir şekilde sevmeyecek bir yapınız varsa, oyun asla size zevk vermeyecektir. Bu tip durumlarda türün diğer örneklerine göz atmanızı öneriyorum. Bungie, çok uzun süren ve herkese hitap etmeye çalışan Destiny macerasından sonra gerçekten ciddi bir adım atıp, Marathon ile çok spesifik bir oyuncu kitlesini hedeflemiş. Eğer bahsettiğim sıkıntılar da düzelirse, bu oyunun önünde herhangi bir engel kalmıyor. Türün severleri, bu yapıttan çok büyük bir zevk alacaktır.





