Minecraft oyununun birçok oyuncu için önemli bir problemi var: Oyuna gelen güncellemelerin çok büyük bir çoğunluğu etkisiz ve güncellemelerin kendisi de zaten çok nadir geliyor. Yani, oyun çok yavaş ve etkisiz bir şekilde kendisini geliştiriyor. Ben açıkçası bu düşünceye çok katılmıyorum. Minecraft bence Minecraft ve ona gelen güncellemeler de gayet Minecraft tipi güncellemeler. Her oyun kendisini sonsuza dek geliştirmek zorunda değil. Yani, özetle, ben yapılan işi kabul edeli seneler oldu. Microsoft ve Mojang Studios da zaten rakipleri pek de olmadığı için senelerce rahat davrandılar ama bu durum, Hytale ile değişecek gibi görünüyor.

Hytale, bahsetmeye değer bir geçmişe sahip; oyun aslında 2015 senesinde Hypixel isimli bir Minecraft sunucusunun ekibi tarafından geliştirilmeye başlandı. Hatta, League of Legends ve Valorant oyunlarından bildiğiniz Riot Games de projeye katıldı. İşler o kadar büyüdü ki 2020 senesinde Hypixel Studios, Riot Games tarafından satın alındı ama aynı şirket tarafından Haziran 2025 içerisinde de oyun iptal edildi. Peki, nasıl oluyor da Hytale şu an çıkmış olabiliyor? Bunun sebebi, oyunun asıl yaratıcısı olan Simon Collins-Laflamme. Kendisi, oyunu Riot Games cephesinden geri satın aldı ve Kasım 2025 içerisinde projeyi yeniden başlattı.

Sonucunda ise Hytale, bu son olaydan birkaç ay sonra, bir erken erişim oyunu olarak piyasaya sürüldü. Minecraft oyununun topluluğu bu yapıtı çok uzun bir süredir bekliyordu ve normal oyunculardan tutun da YouTube/Twitch platformlarındaki içerik üreticileri bile anında oyuna bir şans verdi. Yani, kanalında sadece ama sadece yıllardır Minecraft içeriği yapan insanlar bile artık bu oyundaydı. Peki, ortada bu kadar fazla heyecan varken, Hytale böyle bir durumun altından kalkabiliyor mu? İşte bu sorunun cevabını da ön inceleme yazımda vermeye çalışacağım. Fakat ondan önce oyunun satın alım opsiyonlarından da bahsedeyim.

Hytale için şu anda üç farklı sürüm satılıyor: Standard, Supporter ve Cursebreaker. Bu sürümlerin fiyatları ise aynı sırada 12,46 USD, 21,81 USD ve 43,62 USD. Ben açıkçası direkt olarak Cursebreaker sürümünü aldım. Minecraft oyununu bir ömür oynadım; muhtemelen Hytale için de aynısı geçerli olacak. Bu yüzden, almışken de en yüksek sürümü olsun dedim. Sürümler arasındaki farklar şu anda sadece kozmetik olarak görünüyor ama gelecekte bu durum değişebilir; oyuna yeni içerikler eklendikçe sürümlere de yeni avantajlar eklenecek gibi “…and more to come” ibaresi kullanılıyor oyunun satış sayfasında. Bakalım onlar neler olacak?

Hytale, temelinde gayet Minecraft benzeri olan bir video oyunu. Karakterinizi özelleştirip, dünyanızı oluşturuyorsunuz ve aynı Minecraft içerisinde olduğu gibi rastgele bir dünyada kendinizi buluyorsunuz. Tabii ki oyunda elle yapılmış alanlar da var. Mesela, bir yapının içinde doğuyorsunuz ve o hep aynı ama kapıyı açtığınız zaman gördüğünüz dünya her zaman farklı. Ayrıca, Minecraft oyununun aksine yüksek fantezi temalı bir dünyanın içerisindeyiz artık. Sanat tasarımı tarzı ise aynı, yani voksel temelli. Tüm bunlar birleşince, bahsettiğim o kapıyı açtığınız anda senelerce geriye gidiyorsunuz ve Minecraft oyununu ilk defa oynadığınız o güne geri dönüyorsunuz…

Eğer ki daha önce Minecraft oyununu sıfırdan, yeniden keşfetmek istediyseniz, Hytale bunu gerçekten başarıyor ve o bitmek bilmeyen keşif hissini size anında aşılıyor. Kesilecek ağaçlar, beslenecek hayvanlar, keşfedilecek mağaralar, öldürülecek düşmanlar ve sonsuz gizemler sizi bekliyor. Mesela ben, doğduğum yerin yakınında bir kamp buldum. İçinde tabii ki birkaç iskelet tipi düşman vardı. Onları yaptığım kılıcımla öldürdüm ve kampı kendi üssüm yaptım zamanla. Meşaleler ile etrafı aydınlattım, çalışma masalarını yerleştirdim filan. Bu sırada da Minecraft oyununa karşılık bazı yenilikler gerçekten çok ilgimi çekti ve benzer şeyleri keşfetmek için can attım.

Örnek vermek gerekirse, Hytale içerisinde bir ağacı keserken, kestiğiniz odun bloğunun üstü otomatik olarak düşüyor. Gerçekçi yani. Bunu tabii ki Minecraft içerisinde de yapabiliyorsunuz ama modsuz olmaz. Aynı şey, elinizde meşale tutarken etrafın dinamik olarak aydınlanması için de geçerli. Hatta, oyunda bir değil, iki blok zıplayabiliyoruz ve hatta üçüncü bloğu da tırmanarak geçebiliyoruz. Silahlarda ufak tefek yetenekler de var. Hatta, mini bölüm sonu canavarları filan da var. Mağaralar gerçekten mağara gibi; kemikler filan var. Örümcekler… Bunları sadece ilk 5-10 dakikada filan keşfettim ve kendileri oyunu saatlerce oynamama imkan sunacak şeyler.

Dikkatimi çeken bir diğer şey ise düşmanların ve dostların yapay zekaları oldu. Mesela, kampımın ikinci gecesinde bir domuz ailesi geldi ve onlara saldırmayacağımı anlayınca beklediler ve gece olduğunda kamp ateşimin yanında uyudular. Gerçekten uyudular; animasyonları filan vardı. Karşıma çıkan düşman bir iskelet ise sürekli arkama geçip, arkamdan vurmaya çalışıyordu ve saldırılarına karşı blok yapamamam için fake atıyordu. Bunları bizim Minecraft oyununda görmemizin en ufak bir ihtimali bile yok bence. Yalnız, her şey olumlu da değil. Mesela, oyunda 5-10 tane farklı çalışma masası var, her biri farklı bir şeye hitap ediyor. Bunu abartı buldum – çöp eşya sayısı da fazla.

Hytale oyununun en büyük avantajı, geliştirici ekibin Minecraft oyununun onlarca yıllık topluluk geçmişi deneyiminden yararlanıyor olması. Minecraft çıktığı zaman, hatta çok uzun bir süre boyunca topluluğun yaratıcılarına pek de önem vermemişti. Hatta oyun genel olarak topluluğu da pek dinlemiyor. Hytale ise bilinçli olarak bunun tam tersini yapıyor. Oyun, daha çıktığı günden itibaren şahane bir mod desteğine sahip ve geliştirici ekip, sunucu ve mod tarafında oyunculara daha da fazla imkan sunmak için ilk günden beri çalışıyor. Oyuncuların da genel olarak dinlendiği, oyuna gelen birinci güncelleme ile gösterildi. Günümüzde oyuncular ve yaratıcılar çok önemli.

Oyunun kendisi de tabii ki ondan daha da önemli. Hytale eğer boş bir oyun olsaydı, bu kadar ilgi görüyor olmazdı. Oyunun içinde birbirinden farklı biyomlar var ve her bir biyom tamamen kendisine ait bir ekosisteme sahip. Ayrıca oyunda keşfedilecek bolca eşya, hayvan, düşman ve bölüm sonu canavarı var. Zayıf olsa bile bir hikayesi ve koleksiyon sistemi bile mevcut. Daha da önemlisi, oyunda bir kılıçtan çok daha fazla silah türü var ki bu da farklı oyun tarzlarının kapısını anında açıyor. Tek el ve çift el silahlar, yaylar filan derken işler derinleşiyor.

Daha sonra da Hytale oyununun kötü yüzü ile karşılaşıyorsunuz. Oyun ile olan balayınız bittiği zaman aslında bazı şeylerin sıkıntılı olduğunu fark edebilirsiniz. Mesela, oyunda bir ilerleme hissi yok. Oyundaki birçok gelişmiş yetenek ve sistem, doğduğunuz andan itibaren size veriliyor. Bu sizi hem boğuyor, hem de uzun vadede herhangi bir ilerleme hissi almanızı engelliyor. En azından, iki blok zıplama bir ayak zırhına, tırmanma da bir kol zırhına özellik olabilirdi. Silahlarda nihai yetenekler de var; bence onlar da zamanla kilidi açılabilir bir şey olabilir. Daha ilk andan itibaren oyundaki en uyduruk kılıç ile nihai yetenek atmak çok garip geliyor.

Eğer bahsettiğim bu şeyler uygulanmış olsa belki Hytale, şimdiki kadar kolay da durmayabilirdi. Yanlış anlamayın, oyuna ilk girdiğinizde her şey sizi korkutuyor ama demir ekipmanlara geçtiğiniz zaman oyun bir anda kolaylaşıyor ki bunun üzerinde daha birkaç nadirlikte daha setler var. Biraz alakalı olarak, oyunda keşif yapmak da gereksiz hissettiriyor. Yine, oyunun ilk birkaç saatini atlatıp, neyin ne olduğunu anladıktan sonra aslında bu güzel dünyayı keşfetmek için pek de bir sebebinizin olmadığını fark ediyorsunuz. Oyunun dünyasında yerleştirilen her şey çok küçük ve çok rastgele hissettiriyor. Keşif, ödüllendirici ama keşif hissinin kendisi pek yok.

Hytale içerisindeki en büyük problemlerden bir tanesi de daha önce bahsetmiş olduğum çöp eşyaların yoğunluğu. Daha doğrusu, eşyalar çok değil de küçük envantere kıyasla çok fazla ufak tefek eşya var. Bu yüzden de envanteriniz anında doluyor. Benim daha ilk saatim bitmeden dört kutu ve bir envanter dolusu eşyam vardı. Ayrıca, eşyaların açıklamaları çoğu zaman devamlılık taşımıyor. Mesela, XY eşyasının açıklamasında ne işe yaradığı yazıyor ama aynı gruptaki XZ eşyasının açıklaması tamamen bambaşka, en ufak bir bilgi verilmiyor, boş cümleler sadece.

Tabii bahsetmiş olduğum tüm bu problemlerin kolaylıkla düzeltilebileceğini tahmin ettiğimi de söylemek istiyorum. Hytale, sıkıntılı bir geliştirilme ve piyasaya sürülme sürecine sahip oldu ve aynı zamanda da oyun daha yeni çıktı. Erken erişim sürecindeyiz ve bu tip problemlerin zamanla çözüleceğini düşünüyorum. İyi yanlara geri döndüğümüz zaman ise düşman tipi bolluğunu ve performansın Minecraft oyunundan bile daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Görsellik de aynı zamanda rakibinden çok daha güzel; oyunun atmosferi daha ağır duruyor ve özellikle mağaralar gerçekten korkutucu olabiliyor. Oyunun yüksek fantezi teması da bu görsellikle güzelce veriliyor.

Hytale, birçok özelliği ile Minecraft oyununun gelişmiş versiyonu gibi hissettiriyor ama konu içerik olduğu zaman tabii ki rakibi kadar zengin değil. Ayrıca, oyun için henüz bir yol haritası da yayımlanmadı ama gelecekte hikaye temelli macera modunun, yeni bir dünya oluşturma modelinin, mini oyunların ve daha fazla yaratıcı desteğinin geleceğini biliyoruz. Bu yüzden de özellikle oyunun pahalı olan sürümlerini biraz sonra önerebileceğimi sanmıyorum ama standart sürüm için belirlenen fiyatının hakkını her şeye rağmen verebiliyor Hytale.

Eğer daha farklı bir Minecraft deneyimi istiyorsanız veya Minecraft oyununu ilk defa keşfettiğiniz günlere geri dönmek istiyorsanız, Hytale oyununun en ucuz versiyonunu satın alıp, kendisine bir şans verebilirsiniz. Bundan pişman olacağınızı sanmıyorum ama aynı zamanda daha pahalı olan sürümleri de öneremiyorum; onlara vereceğiniz paranın hakkını çıkartabilecek kadar içerik bulunmuyor Hytale içerisinde. Ayrıca, kısa vadede de bu durum değişecek gibi durmuyor. Geliştirici ekip şu anda yaşam kalitesi iyileştirmelerine odaklanmış gibi görünüyor efendim.

Etiketler: