Daha açılış sahnesinde Hotel Galactic, beni adeta eski bir VHS kaydının içine çekti. Anime tarzı sinematik anlar, yükselen müzikler, dramatik anlatım ve rüya günlüğünden fırlamış gibi görünen el boyaması bir evren… Hepsi bu nostaljik etkiyi tamamladı diyebilirim. Giriş sahnesi genel havayı çok güzel kuruyor ama altyazılarla sesin tam senkronize olmaması ufak bir sorun olabilir. Bu küçük detayın düzeltilmesi bile atmosferi daha da güçlendirebilir.
Bu ön inceleme, Hotel Galactic oyununun erken erişimdeki hali baz alınarak hazırlandı ve her yıldız yolculuğunda olduğu gibi bu oyunda da birkaç engebeli nokta var. Yine de şunu net söyleyeyim: Burada o kadar çok emek ve sevgi var ki projeye hayran kalmamak mümkün değil. Ressam işi görselleri, duygulu karakterleri ve sizi tabloya bakar gibi hissettiren sade yönetim mekanikleriyle oyun, türün alışılmış kalıplarının dışına çıkan, gizemli ve huzurlu bir deneyim sunuyor.
Hikâye, neden burada olduğunuzu ve görevinizin ne olduğunu anlatan etkileyici bir girişle başlıyor. Aslında bu dünyanın içinde fiziksel olarak değilsiniz. Daha çok bir gözetmen gibi yukarıdan yönlendiriyor, inşa ediyor, yardım ediyorsunuz. Bu yönüyle bana The Elder Scrolls: Castles yapıtını anımsattı; oradasınız ama zeminle birebir temas kurmuyorsunuz. Yine de oyun, sizin varlığınızı ciddiye alıyor. Elinizde bir çalışan listesi ve yeniden ayağa kaldırmanız gereken bir otel var.
Hikâye, oynanışa yedirilmiş şekilde ilerliyor. Eskiden çok sevilen bu oteli yeniden inşa ederken, ekip arkadaşlarınızla olan diyaloglar ve şık ara sahneler sayesinde yavaş yavaş geçmişi öğrenmeye başlıyorsunuz. Ana irtibat noktanız Gustav’ın geçmişi ise sadece parçalar halinde ortaya çıkıyor ama oldukça ilgi çekici. Imoshima Adası çevresinde uzaya yayılan o gizemli karanlık da cabası. Zaman zaman uğrayan Silver’ın ticaret gemisi, Mogumo ve Gulliver’in personel gemisi ve tatlı mı tatlı Pouncy Paw’un misafir gemisi sayesinde oyun dünyası güzel bir ritim yakalıyor.

Bu arada, Tukyuk ve Sparn’dan bahsetmeden geçemem. Bu iki karakter daha ilk dakikalarda kalbimi çaldı. Hem alaycı hem de aşırı sevimliler. Hotel Galactic içerisindeki tüm karakterlerin sesi gerçek kişiler tarafından canlandırılmış ve seslendirmelerde ciddi bir duygu yoğunluğu var, robotik replikler ya da ruhsuz performanslar kesinlikle yok. Cosy sim türünde bu seviyede özen çok nadir. Oyun, rahatlatıcı bir yönetim deneyimi sunuyor ve bu kısmı oldukça iyi kotarmış. Çalışanlarınıza ağaç kesme, taş toplama ya da eşya üretme gibi görevler veriyorsunuz.
Mikro yönetim gerekmiyor; bir işi atadığınızda, çalışanlarınız onu kendi başına hallediyor. Yeni oda eklemek de oldukça pratik: Oda türünü seçip, nereye koyacağınızı belirliyorsunuz, gerisini ekip hallediyor. Sanki zihninizden geçen bir hayali, otomatik olarak kuran büyülü bir oyuncak evle oynuyormuşsunuz gibi. Elder Scrolls: Castles oynadıysanız, bu tarza hemen ısınırsınız. Ancak öğretici bölümde işler biraz karışabiliyor. İlk görev olan “WORK, WORK!” tam olarak ne yapmanız gerektiğini net açıklamıyor. Ben de hafif bir panikle her şeye tıklamaya başladım, sonunda çözümü buldum. Bu kırıcı bir sorun değil ama erken erişim oyunlarında ilk saatlerde rehberlik önemli.
Ayrıca bazı karakterlerle konuşurken kamera açısı öyle garip değişiyor ki, sanki gözlerim fırlatılıyormuş gibi hissettim. Kameranın kontrolü de iyileştirmeye ihtiyaç duyuyor. Şu an ya çok uzakta olup detayları göremiyorsunuz, ya da Gustav’ın nefesini ekrandan hissedecek kadar yakında kalıyorsunuz. Kaydırmalı, daha pürüzsüz bir yakınlaştırma sistemi oyunu çok daha akıcı hale getirirdi. Tıpkı diğer erken erişim oyunlarında olduğu gibi, Hotel Galactic içerisinde de bazı hatalar mevcut. Bunların çoğu küçük ama bazıları bazı oyuncular için ciddi sıkıntılar yaratabiliyor.
Ben mesela bir meteor yağmurundan sonra sonsuz geceye sıkıştım. Çözüm olarak kaydımı yükleyip hızlıca öğle saatine sardım (güneş geri geldi ve misafirler uyanmaya başladı) ama bu tür hataları erken erişim doğası olarak bilmeyenler için kafa karıştırıcı olabilir. Yemek hazırlama sürecinde de ufak ama sürekli bir bug var: Misafir yemek salonunu terk ederse, hazırlama ikonu ekranda takılı kalıyor, oyunu yeniden başlatınca kayboluyor. Kötü değil ama can sıkıcı. Ayrıca mutfak sisteminin biraz daha derinleşmesini isterdim. Şu anda özel yemek hazırlarken sadece tek bir malzeme önemli gibi görünüyor ve bu da ortadaki dev kazan göz önüne alındığında yetersiz hissettiriyor.

İşte erken erişimin amacı da bu. Geliştirici ekip, oyunun tam sürümünün 2026 yılının son çeyreğinde çıkacağını açıkça belirtti ve düzenli iletişimle şeffaflık sağlıyor. Eğer bitmiş bir oyun beklentisiyle erken erişime girerseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Gelişim sürecine katkı sunmayı seviyorsanız, Hotel Galactic keşfedilecek çok şey sunuyor. Topluluğun tereddüt etmesinin bir diğer sebebi ise Ancient Forge ekibinin geçmişi. Firma çeşitli oyunlar yayınladı ama hepsini aynı seviyede desteklemedi.
Blockbuster Inc., çıkıştan kısa bir süre sonra kaderine terk edildi. Ancak burada geliştirici Super Sly Fox, yayıncı ise Ancient Forge idi. Unreal Engine isimli oyun motorunu kullandıkları için ekip oyuna destek veremediğini açıkça ifade etti. Stüdyonun kendi geliştirdiği Glorious Companions ise tam 6 yıl sonra 1.0 sürümüne ulaştı. Bu oyun, küçük ve bağımsız bir ekip tarafından yürütülen, bütçesiz bir yan projeydi. Tamamlandı ama yeni güncellemeler beklenmemeli.
Öte yandan The Tenants, 2023 yılından bu yana güncelleme almadı. Ek paketleri ise hâlâ hatalı ve sık sık indirime giriyor. Ancient Forge, oyunun yayın haklarını geri almayı planladığını ve şu anda kontrolün yayıncıda olduğunu belirtti. Tüm bu aksaklıklara rağmen The Tenants bitmiş bir oyun olarak kabul ediliyor ve konsollara da geldi. Hotel Galactic ise yıllar sonra stüdyonun tamamen kendi geliştirdiği ilk büyük proje. Tüm ekip bu oyuna odaklanmış durumda. Bu konularla ilgili detaylı açıklamalarına Steam üzerindeki tartışma sayfasından ulaşabilirsiniz.
Peki, bu ekibe güvenebilir miyiz? Bence evet ama beklentilerin doğru ayarlanması gerekiyor. Bu bir Kickstarter projesi. Yani, erken erişimde oyunu alan herkes, eksik bir yapımı bilerek satın alıyor. Tam sürüm çıkışına bir yıldan fazla var ama şu ana kadar ekip aktif, şeffaf ve topluluğa karşı ilgili. Steam üzerindeki güncellemeleri ve Discord platformundaki hızlı yanıtları kesinlikle buna kanıt. Ben kısa süre önce Animal Shelter 2 oynadım (incelemesi yakında gelecek) ve duvardan geçen eşyalarla yaşamayı başardıysam, yeni çıkan oyunlarda bu tür sorunlara alışığım demektir.

Endişeler yerinde, evet ve bir erken erişim oyunu için 18 USD olan fiyat etiketi bir tık yüksek görünebilir. Bana soracak olursanız, bu oyunun şu anki hali için verilebilecek olan maksimum ücret 10 USD. Hotel Galactic gibi bağımsız oyunlar, geliştirici ekiple doğrudan iletişim kurabileceğiniz ve net yol haritaları sunan şeffaf projeler olabiliyor ama her erken erişim oyununda olduğu gibi, sorunlarla uğraşmak istemiyorsanız biraz beklemek en sağlıklısı. Steam üzerinde de satın alma butonunun hemen üzerinde de bu tavsiye ediliyor.
Hotel Galactic oyununun en büyük gücü ses ve görsel atmosferinde saklı. Bu alanda gerçekten parlıyor. El boyaması manzaralar ve masalsı ses tasarımı, her detayı sevgiyle işlenmiş gibi. Kendinizi fırça darbeleriyle çizilmiş bir rüyada yürüyormuş gibi hissediyorsunuz, arada müzik kutuları ve büyülü taşlar da eşlik ediyor. Müziğin arkasındaki isim Zofia Dormaradzka. Kendisi daha önce Timberborn ve Railbound oyunlarında da görev almıştı ve burada da harikalar yaratmış.
Bu bir “arkada çalsın” müziği değil, gerçekten durup dinlemek isteyeceğiniz bir şey. Yumuşak, büyüleyici ve derin bir nostalji taşıyor. Sanki yıldızların altında durup evren tarafından fark edilmek gibi bir hissi var. Son zamanlarda hiçbir oyunda YouTube Music platformuna geçme ihtiyacı duymadım, bunda da müzik sayesinde. Tüm karakterler de seslendirilmiş ve hepsi birbirinden farklı. Rastgele ünlem sesleri ya da sıradan replikler yok. Karakterlerin kendine has kişilikleri var ve yazı efektleri sohbetleri akılda kalıcı ve eğlenceli kılıyor.
Görsel olarak Hotel Galactic, en iyi “boyama kitabı gibi görünen 2.5 boyutlu bir masal” diye tanımlanabilir. Renkler sıcak ve yumuşak, su boyası benzeri dokularla bezenmiş. Zaman zaman Studio Ghibli tarafından yapılan animasyonları, bazen Spiritfarer ya da Children of Morta oyunlarını anımsatıyor ama daha havalı ve büyülü bir dokunuşla. Uçan binalar, ışıldayan hayvanlar, sihirli kazanlar… Hatta mobilyalar bile sevgiyle abartılmış gibi.

Hem masalsı hem de oyuncak ev hissi veren bir yapısı var Hotel Galactic oyununun. Odaları yandan kesilmiş maketler gibi görebiliyor, her bir mekanın kendine has bir ışığı olduğunu rahatlıkla fark edebiliyorsunuz. Ortamlar ne kadar sıcak ve sevimliyse, yıldızlar arasında gizlenen karanlık ipuçları da o kadar merak uyandırıyor. Bunları, inceleme yazıma eklediğim görsellerden de görebilirsiniz.
Hotel Galactic, gönülden gelen bir oyun. Kendisinin bazı pürüzleri olsa da görsel tarzı, animasyon kalitesi ve yaratıcı yapısı onu özel kılıyor. Konsept zekice, oynanış oturduğunda gerçekten akıyor. Misafir isteklerini yönetmek, oteli büyütmek ve minik düzeneklerle uğraşmak insana huzur veriyor. Eğlenceli bir oynanış döngüsü yaratılıyor eğer hatalara çok denk gelmezseniz.
Bu hatalar, kayıt yüklemeleri ve öğreticinin belirsizlikleri erken saatlerde ritminizi bozabilir. Biraz sabır ve keşif isteği gerekiyor. Yine de bu oyunda içten bir sıcaklık var. Eğer sıra dışı, atmosferik yönetim simülasyonlarını seviyorsanız ve ilerlemeyi yavaş ama tatmin edici şekilde yaşamak hoşunuza gidiyorsa, Hotel Galactic sizi mutlu edebilir.
Yine de bu video oyunu her oyuncuya göre bir tatil değil, özellikle daha net yönlendirme veya daha cilalı bir deneyim arayanlar için. Bu bir erken erişim oyunu olduğu için ön inceleme yazımda puan vermeyeceğim ama kendisi net bir şekilde henüz tamamlanmamış ama büyüleyici bir kaçamak. Geliştirici sürece katkı sunmak isteyen oyuncular için ise gerçekten görülmeye değer bir yer.





