Animal Crossing ile benzerlik gösteren oyunlar senelerdir hayatımızda ama ben kendilerine sadece Animal Crossing: New Horizons ardından ilgi göstermeye başladım. Alakalı olarak en son oynadığım oyun da Disney Dreamlight Valley idi ama kendisi Xbox Series X konsolunda 30 FPS olduğu için pek sabrım dayanmadı ve 1-2 hafta içerisinde onu da bıraktım. Benzer bir oyun ararken de konsollar için çıkışını yeni gerçekleştirmiş olan Hokko Life ile karşılaştım; PlayStation 5 için bir inceleme kodu elde ettim, oynadım ve şimdi de incelemesi ile karşınıza çıkıyorum. Bakalım bu oyun, içimde oluşan boşluğu doldurabilecek seviyede mi?
Hokko Life, anında Animal Crossing ve Stardew Valley benzeri havası ile dikkatinizi çekecektir. Buna ek olarak, incelemekte olduğum bu oyunun tamamen iyiliğe odaklandığını belirtmekte fayda var. Yani, Animal Crossing: New Horizons oyununda olduğu gibi kendinizi bitmek bilmeyen bir borcun içinde hissetmiyorsunuz. Bu oyun, gerçekten şehir hayatından sıkılıp, şans eseri dünyanın en yardım sever ve iyi topluluğu ile karşılaşıp, o topluluğa yerleşip, yaşamanızı konu alıyor. Bunu, oyunun her anında rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. Zaten bu topluluğa yerleşmeme gibi bir şansınız da yok, oyunu silmezseniz tabii ki.
Hokko Life oyunundaki topluluk, tamamen insanlaştırılmış hayvanlardan oluşuyor ve her geçen gün daha fazla karakter ile tanışıp, onların oyuna sunduğu yeni özellikleri deneyimliyorsunuz. Benim aslında ilk problemim de burada ortaya çıkıyor. Ben ne yazık ki çevremdeki insanlar aslında hayvanken, oyunun dünyasında kendimi kaybedemiyorum. Hayattan bir parça diye de tabir edilen bu oyun türünde de o hayatın içine giremiyor olmak büyük bir problem. Ben açıkçası Stardew Valley gibi insan olan insanları görmeyi tercih ederdim. Aslında bu da oyunu bırakmış olmamdaki en büyük nedenlerden bir tanesi.
Hokko Life oyununu daha incelemeye bile başlamadan, bırakma konusuna gelmeyelim isterseniz. Topluluktaki karakterlerle tanıştıktan sonra, yaşam alanları için çalışmaya başlıyorsunuz. İşte, yeni alanlara ulaşmak için köprüler kuruyorsunuz ve büyük bir fırtınadan çıkmış olan köy meydanını süslüyorsunuz veya hem kendi, hem de diğer karakterlerin evlerini özelleştiriyorsunuz. Tüm bunları yapabilmek için de materyaller toplamanız gerekiyor. Ayrıca, topladığınız materyaller ile oluşturduğunuz eşyaları da oldukça detaylı bir şekilde özelleştirebiliyorsunuz. Mesela, yaptığınız yataktaki yastıklar bile özelleştirilebiliyor.

Hokko Life, zaman isteyen bir oyun
Hokko Life, içerisinde birinci sezonunu bile daha bitirmeden aslında kendisini tekrar etmeye başlayabiliyor ama bu aslında biraz da sizin elinizde olan bir şey. Karşımızda tamamen rahatlatıcı bir deneyim olduğu için bir günde oyundaki her şeyi deneyimlerseniz de aynı hissediyorsunuz, olabildiğince az ilerleme kaydederek oyunu deneyimleyince de aynı şeyi hissediyorsunuz. Yani, gerçekten kendinizi şehirden uzak bir toplulukta buluyorsunuz. Ayrıca bu oyunun biraz fazla yüzeysel ve basit bir şekilde başladığını da söylemek istiyorum bir uyarı olarak. Eğer oyuna birkaç şans verirseniz, günler geçtikçe her şey daha çok açıyor kendisini.
Hokko Life, en başlarında sadece çevrede dolaşıp, odun topladığınız bir oyun gibi duruyor. Oyun, herhangi bir albenisini birkaç saat boyunca göstermiyor ama buna sabır gösterip, oynamaya devam ederseniz, size sunulan deneyimin aslında hem derin, hem de çok rahatlatıcı olduğunu görebiliyorsunuz. Oyunda bolca farklı yapacak şey bulunuyor; hiçbir şey olmasa bile daha önce bahsetmiş olduğum derin özelleştirme ögelerini test edebilirsiniz. Hatta yaptığınız şeyleri oyunun sunucusunda da paylaşabiliyorsunuz ve diğer paylaşılan şeyleri de kendi oyununuza indirebiliyorsunuz. Bu da bence oldukça büyük bir özellik.
Hokko Life oyununda ilerleme kaydettikçe yeni karaların kilidini açıyorsunuz, yeni mağaralara giriş yapıyorsunuz ve sezonlar geçtikçe de yeni etkinlikler karşınıza çıkabiliyor. Yani, bu oyunu sevip, sevmediğinizi anlayabilmek için kendisine uzun bir zaman vermeniz gerekiyor. Bu oyun, fetih edilmesi gereken bir deneyimden ziyade, aynı gerçek hayatta yaptığınız gibi istediğiniz şekilde yaşamanızı gerektiren bir oyun. Tabii ki bunları görmeden önce de oyundan sıkılıp, kendisini bırakabilmeniz çok mümkün. Daha önce de söylediğim gibi karakterler pek ilgi çekici değil ve oyun ciddi anlamda hem yavaş, hem de sıkıcı bir şekilde başlıyor.
Eğer olur da Hokko Life oyununa bir şans vermek isterseniz, yepyeni bir köyü oldukça detaylı bir şekilde oluşturmak haricinde bolca balık tutma aktiviteleri, toplanacak bolca maden, tanışılacak sayısız karakter, sezonluk etkinlikler ve daha fazlası sizleri bekliyor olacak. Tabii ki tüm bunları sabırla bekleseniz bile oyun, bir Animal Crossing, Disney Dreamlight Valley, Stardew Valley, Harvest Moon ve Rune Factory gibi oyunlara kıyasla oldukça eksik hissettirebiliyor. Malum, saydığım oyunların bütçesi ile bu yapıtın bütçesi aynı değil. Bu oyun, çap olarak çok daha küçük ve konu detaylar olduğu zaman fazla eksikliğe sahip.

Yeni nesil desteğinin eksikliği hissediliyor
Daha önce de söylemiş olduğum gibi Hokko Life oyununu PlayStation 5 konsolumda inceledim ama oyunda ne yazık ki yeni nesil konsol desteği yer almıyor. Yani, geriye dönük uyumluluk programı dahilinde oyunun PlayStation 4 versiyonu oynatılıyor. Durum böyle olunca da görsellik açısından oyun, PC tarafındaki kadar net görünmüyor. Zaten, inceleme yazıma eklemiş olduğum görseller de oyunun bilgisayar sürümünden geliyor. Oyun zaten görsel açıdan çok yüksek kaliteli değilken ve kreatif açıdan da biraz sıkıcı görünürken, bir de aşağı çekilmiş bir görsellik ayarında oynamak daha da rahatsız edici oluyor.
Hokko Life, performans tarafında herhangi bir sıkıntı bulundurmuyor. Yani, birkaç ufak yükleme ekranı mevcut ama bunlar kısa sürüyor. FPS değeri de gayet stabil bir şekilde yapısını koruyor. Oyunda ayrıca çok fazla hata da bulunmuyor ama bunun sebebi bence oyuna çok güzelce cila çekilmiş olması değil, oyunun detay seviyesinin çok yüzeysel olması. Yani, inceleme yazımda adını geçirdiğim hiçbir oyun kadar detay sunmuyor bu yapıt; kıyafet ve ev eşyası özelleştirme sistemi haricinde. Durum böyle olunca da çok hata karşınıza çıkmıyor tabii ki. Bunun ne kadar iyi, ne kadar kötü bir şey olduğuna da kendiniz karar verebilirsiniz.
Sesler ve müziklerde ise Hokko Life oyununun düşük bütçesi, kendisini gösteriyor. Oyunda zaten seslendirme adına neredeyse hiçbir şey yok. Ses efektleri gayet basit bir yapıya sahip ve müzikler de sürekli kendisini tekrar ettiği için hemen bayıcı bir hal alıyor. Ayrıca, sesler ve müziklerden bağımsız olarak, oyunun yeni nesil sürümü mevcut olmadığı için DualSense üzerinden hiçbir destek verilmiyor olması da kötü hissettiriyor. Bu oyun zaten uzun bir süredir erken erişim sürecindeydi, keşke tam sürümü daha kaliteli bir şekilde, yeni nesil konsollarda görebilseydik. Belki deneyim biraz daha iyi olabilirdi bu şekilde.
Hokko Life, inceleme yazım boyunca adını geçirmiş olduğum video oyunlarına alternatif olabilecek kadar kaliteli bir yapıt değil. Yine de eğer o oyunların tamamını oynadıysanız ve kendilerinden sıkıldıysanız, PC tarafında 60 TL karşılığında bu oyunu satın alıp, oynayabilirsiniz. Oyunun konsollardaki fiyatı ise 180 TL. Bence günümüzün fiyatlandırmalarına baktığımız zaman 180 TL de gayet normal ama ben yine de konsollarda indirim beklemenizi tercih ederim. PC tarafında ise türü seviyorsanız, bu oyuna bir şans vermek isteyebilirsiniz ama beklentilerinizi şimdiden düşürmenizi öneriyorum.





