Two Star Games tarafından Unreal Engine ile geliştirilen ve yine Two Star Games tarafından PC için piyasaya sürülen Choo-Choo Charles, aslında bir süredir takibimdeydi. Oyun, en son gösterildiği etkinlikte gözüme güzel görünmüştü ve ilgimi çekmişti. Şimdi ise bu korku ve macera oyunu piyasaya sürüldü ve tüm hayallerim yerle bir oldu. Oyun, konsept olarak hoş bir yapıya sahip ama ne yazık ki kalitesi ile beni pek de memnun edemedi. Kaliteye gelmeden önce yine de hikayeden bahsedelim. Bu yapıtın içerisinde bir evrak memuru olarak kendimizi bir adada buluyoruz. Amacımız ise adayı kontrolü altına alan bir treni öldürmek.

Charles isimli bu şeytani tren, sadece basit bir tren değil, aynı zamanda örümcek benzeri ayaklara da sahip. Bu sayede tren raylarının dışında rahatça hareket edip, insanları yiyebiliyor. Bizler ise bir evrak memuru olarak avcı bir tren alıyoruz, görevimize başlıyor. Merak etmeyin, bizim trenimizde öyle fantastik şeyler yok, kendisi raylarda gidebiliyor sadece. Oyunda ana görevler, yan görevler ve silah görevleri var. Ana görevler, hikayede ilerlemenizi sağlıyor, silah görevleri tren için yeni silahlar açıyor ve yan görevler de ek mini hikayeler sunuyor. Yalnız, içeriklerin tamamı inanılmaz basit ve sıkıcı.

Turşuyu çok seven bir kadın için turşu toplamak, Slenderman tarzı bir düşmandan kaçarak çizimler toplamak, şunu toplamak, bunu toplamak ve onu toplamaktan ileriye gidemiyor Choo-Choo Charles oyunundaki görev yapısı. Bu görevlerin oynanış tarafında herhangi bir ilgi çekici noktası bulunmadığı gibi, hikaye ve diyalog yazımı tarafında da tamamen boşlar. Evet, örneğini verdiğim iki görev aklımda kaldı; turşu görevi çok saçmaydı, Slenderman temalı içerik de çok yüzeysel bir göndermeydi. Bunlar yan görevlerdi ama durum, ana görevler ve silah görevleri için de çok değişmiyor. Oyun, bu tarafında çok emeksiz hissettiriyor.

Yalnız, bu noktada belirtmek istiyorum ki Choo-Choo Charles, tek bir kişi tarafından geliştirildi. Bu kişi de Gavin Eisenbeisz. Kendisi tabii ki harici yardımlar aldı ama işin asıl oyun geliştirme kısmı bu kişi tarafından yapıldı. Gavin Eisenbeisz, ayrıca oyunun geliştirilme sürecini YouTube üzerinde de paylaştı. Yine de sırf bir oyun, tek bir kişi tarafından geliştirildi diye düşük kaliteyi affedemeyiz. Sonuçta, bugüne kadar gerçekten tek bir kişi tarafından geliştirilen çok oyun gördük; Stardew Valley, Axiom Verge, Braid ve Undertale gibi. Yani, tek kişi olup da kaliteli oyun yapmak imkansız değil, imkansıza yakın bile değil.

Choo-Choo Charles

Choo-Choo Charles, açık bir dünyada boşluk sunuyor

Choo-Choo Charles, tamamen açık bir dünyada geçiyor ve treniniz ile birlikte bir ada olan bu açık dünyayı turlayabiliyorsunuz. Rayların gitmediği yere ise trenden inip, ayakta gidiyorsunuz. Treni kontrol etmek ise oldukça kolay; ileri gitmek, geri gitmek ve fren için üç kol veriliyor. Silahlar da arkada yer alıyor. Treni kullanarak görevlerin yakınına gidip, daha sonra trenden inip, görevleri alıp, o görevleri yapıp, ödülünüzü almak için görevi teslim ediyorsunuz. Bu sırada yaşanacak tek ilgi çekici şey, rastgele bir şekilde Charles isimli düşmanımızın karşımıza çıkabilme ihtimali. Kendisi ile oyunun sonuna kadar savaşabiliyoruz ama sadece sonda ölüyor.

Görevleri yaparken ve içerisinde hiçbir şey bulundurmayan açık dünyayı keşfederken, trenimizi geliştirmek için “Scrap” toplayabiliyoruz. Bu materyal ile trenin hızını, hasarını ve dayanıklılığını arttırabiliyoruz. Ayrıca, trenin canı gittiği zaman da yine Scrap kullanarak iyileştiriyoruz. Hoş bir detay olarak şunu söyleyebilirim ki trene bazı güçlendirmeleri uyguladıktan sonra kozmetik olarak değişiklikler yaşanabiliyor. Mesela, belli bir güçlendirmeyi aldıktan sonra trenin önüne boynuzlar filan ekleniyor. Ayrıca, açık dünyada tren için yeni boyalar da bulabiliyorsunuz. Tüm oyunu bitirmeniz en fazla 3-5 saat alacaktır diye tahmin ediyorum.

Choo-Choo Charles oyunundaki asıl amaç, açık dünyanın içerisindeki üç farklı yumurtayı bulmak, ki bunları ana görevleri takip ederek kolayca bulabiliyorsunuz, daha sonra o yumurtaları haritanın merkezine getirmek ve o merkezde Charles ile son kez savaşmak. Yumurtaları almanız gereken alanlarda insan düşmanlar da bulunuyor ki kendileri açık ara fark ile bu oyunun en kötü yönleri. Trende değilken silah kullanamıyoruz ve bu düşmanlar da silahlı. Daha da kötüsü, oyunda gizlilik diye hiçbir şey yok. Yani, “Speedrun” yapıyormuş gibi maksimum hızda hareket ederek yumurtayı alıp, trene kaçmanız gerekiyor.

Charles ile savaşmak da öyle çok fantastik bir şey değil. Bu şeytan tren ile savaşırken, emin olmanız gereken tek şey, kendisinin sizin treninize çok yaklaşmaması. Böylece hasar almıyorsunuz. Trene yaklaşmaması için de sürekli olarak hareket ediyor olmanız lazım ve silahlarınız ısınmadan ateş ediyor olmanız lazım. Bağımsız bir korku oyunu olarak Choo-Choo Charles, içerisinde hiçbir şekilde korku elementi bulundurmuyor. Hikayede ilgi çekici hiçbir şey yok. Oynanışta da herhangi bir zevk bulunmuyor. Bu oyunu oynamak değil de Twitch ve YouTube gibi platformlarda başlarının oynamasını izlemek daha zevkli.

Choo-Choo Charles

Her noktada başka bir hayal kırıklığı görüyorsunuz

Choo-Choo Charles, görsel açıda da pek ilgi çekici olmayı başaramıyor. Oyunda tanıştığınız karakterler ne yazık ki cansız ve ruhsuz varlıklara benziyor. Karakterler konuştukları zaman ağızlarını oynatmıyorlar. Çevre detayları da sürekli olarak birbirini tekrar ediyor. Oyunun dünyasına yerleştirilmiş olan binalar çok yapay duruyor ve hiçbir şey gerçekten bu adaya aitmiş gibi hissettirmiyor. Bu oyunun görselliğinde övebileceğim tek şey, Charles karakterinin tasarımı ve genel anlamda atmosferinin biraz güzel olması. Bunun haricinde, oyunun görselliğinde de övülebilecek pek bir şey yok ne yazık ki.

Performans tarafında Choo-Choo Charles, şaşırtıcı bir şekilde problem çıkarmıyor. Oyun, sistem gereksinimleri karşılandığı sürece gayet stabil bir performans ile oynanabiliyor. Oyunun bazı sinematik sahnelerinde ve oynanış anlarında FPS değeri aniden düşüp, geri çıkabiliyor ama bunlar çok nadir yaşandığı için pek kötüleyemeyeceğim oyunu. Yalnız, yine de sadece performansın ideal bir seviyede olması, bu oyunu ne yazık ki oynanabilir bir seviyeye çıkartmıyor. Sesler ve müzikler de aynı görsellik gibi başarısız. Bu yüzden, sadece performans tarafındaki stabil yapı, bu oyunu kurtarmaya yetmiyor efendim.

Choo-Choo Charles, bence gayet güzel bir konsepte sahip ama tek bir kişi, çok düşük bir bütçe ile bu konsepti hayata geçirmeyi başaramamış. Yer yer verilen emeğin azlığı, yer yer de bütçenin yetersizliği kendisini çok iyi bir şekilde hissettiriyor. YouTube ve Twitch gibi platformlarda bu oyunu oynayıp, eğlenen insanlar görmüş olabilirsiniz ve o insanlar da sizi eğlendirmiş olabilir ama onların işi zaten o. Bu video oyunu, ne yazık ki oynamak için değil, izlemek için uygun olan bir oyun. Belki gelecekte bu konsepte benzer bir video oyununu çok daha kaliteli bir şekilde görebiliriz. Tek umudum bu.

Choo-Choo Charles, şu anda Steam üzerinde satılıyor ve fiyat etiketi de 190 TL. Açıkçası bu oyuna 190 TL değil, en fazla ama en fazla 90 TL vermenizi öneriyorum. Bu da tabii ki önceki tavsiyemi dinlemeyip, oyunu izlemek yerine oynamak istiyorsanız geçerli. Bu arada, oyunun Türkçe olarak altyazı desteğine sahip olduğunu da belirtmek istiyorum. Çeviri de çok kaliteli değil ama en azından geliştirici, ülkemize destek olmayı denemiş. Tabii bu arada, oyunun 24 farklı dile de destek verdiğini belirtmek istiyorum. Yani, sırf buradan bile sunulan çeviri kalitesini az-çok anlayabilirsiniz bence.

Choo-Choo Charles
Choo-Choo Charles
Olumlu
Güzel düşünülmüş ve ilgi çekici bir konsepte sahip.
Charles hoş bir tasarım ile sunuluyor.
Olumsuz
Oyunda her şey çok yüzeysel ve kalitesiz duruyor.
Hikaye, görevler, içerikler ve diğer her şey sıkıcı.
3

Etiketler:

Yazar Hakkında

Kaan Gezer

Kurucu

Video oyunlarını ve müzik bestelemeyi seven bir kişi.

Tüm yazıları göster