Vampire: The Masquerade - Shadows of New York

Vampire: The Masquerade – Shadows of New York incelemesi

Vampire: The Masquerade - Coteries of New York, Vampire: The Masquerade - Shadows of New York ile devam ediyor.

Vampire: The Masquerade – Coteries of New York, bana görsel roman türünü sevdiren oyun olmuştu. Şimdi ise bu oyun için bir genişletme paketi seviyesinde devam oyunu çıkartıldı. Vampire: The Masquerade – Shadows of New York isimli bu oyunu piyasaya sürülmeden önce elde etmeyi başardım, inceleme kopyası yoluyla tabii ki ve şimdi de ambargonun kalkması ile birlikte oyun hakkındaki fikirlerimi sizlerle paylaşabiliyorum. Yalnız, öncelikle şunu söylemek istiyorum ki bu oyundan tam olarak zevk alabilmeniz için önceki oyunu oynamış olmanız gerekiyor. İlk oyunu oynadıktan sonra bu yapıta dönmelisiniz.

Bunun sebebi ise Vampire: The Masquerade – Shadows of New York oyununun, ilk oyundan birkaç ay sonrasını konu alıyor olması. İlk oyunda kendimize ufak bir grup kurmaya çalışıyorduk ve vampirlerin dünyasındaki politik sorunların içinde kendimizi kaybediyorduk. Oyunun sonunda ne olduğu net olarak belli değildi ama anladığım kadarıyla ya vampirler arasında çok yüksek bir seviyeye ulaşıyorduk, ya da ölüyorduk. Oyunun dünyasında ise bize ne olduğu bilinmiyor; yeni oyunda da zaten yeni bir karakteri kontrol ediyoruz. Bu karakter, yine ilk oyundaki gibi sonradan vampir oluyor.

Vampire: The Masquerade – Shadows of New York oyununda Julia isimli bir kadını kontrol ediyoruz. Kendisi, bir dergi veya gazete için senelerdir bağımsız olarak çalışan bir yazar olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız kendisi öyle bizim gibi video oyunu ve teknoloji gibi konulara yönelmiyor; şehrin karanlık sırlarının peşinden koşuyor. Şimdi ise kendisi çok büyük bir olaya parmak bastığı için işinden kovuluyor. Sinirli bir şekilde eve dönmeye çalışan Julia, bilinmeyen bir figür tarafından vampire dönüştürülüyor ve kendisini bir anda vampirlerin dünyasında buluyor ve hemen de alışıyor.

Vampire: The Masquerade – Coteries of New York oyununda uzun sayılabilecek bir alışma dönemi bulunuyordu ama Vampire: The Masquerade – Shadows of New York, bizlere aynı dönemleri yaşatmıyor. Yani, ilk oyundaki gibi bu oyundaki karakterimiz de vampirlerin dünyasına ilk adımı atıyor ama bu sefer dünyanın tanıtılması normalden çok ama çok daha kısa sürüyor. Bu arada, vampir olduğumuz anın ilk oyuna göre çok daha etkili ve sanatsal yaşatıldığını söylemek istiyorum. İlk oyunda sanki vampir olmanın iğrenç bir şey olduğu tarzında bir giriş yapılıyordu ama bu oyun, tam tersini yapıyor.

Vampire: The Masquerade - Shadows of New York

Vampire: The Masquerade – Shadows of New York ile sırada ne var?

Daha önce de dediğim gibi Vampire: The Masquerade – Shadows of New York, bir genişletme paketi tadında deneyim yaşatıyor. Bu sebepten ötürü de oyunun kullanıcı arayüzü, temel mantığı filan ilk oyunla birebir aynı. Yani, eğer ilk oyunu oynadıysanız, bu oyunu oynarken de kendinizi sanki ilk oyunu oynuyor gibi hissedeceksiniz. Ayrıca, yine daha önce dediğim gibi bu oyunda her şey daha hızlı ilerliyor ama bu sefer, karşımıza bazı olumsuz noktalar da çıkıyor. Mesela, bu oyunda diyalog seçimi, minimum seviyede veriliyor. Özellikle önemli diyalog seçimleri, sadece günde 1 kere karşımıza çıkıyor.

Aslında bu durumun da önemli bir sebebi var; Vampire: The Masquerade – Shadows of New York oyununda verdiğimiz seçimler direkt olarak oyuna etki etmiyor. Bunun yerine, her gün verdiğimiz 1 adet önemli seçim, karakterimizin kişiliğini etkiliyor ve bu kişilik, oyunun finalini belirliyor. Bu oyunda iki farklı final bulunuyor. Oyunda elde edilebilecek toplamda 10 adet de kişilik özelliği bulunuyor. Aynı anda sadece 5 adet kişilik özelliği bulundurabiliyoruz; bunları da günde 1 kere olacak şekilde alıyoruz. Bu seçimlerden 3 tanesi iyiyse, iyi finali görüyorsunuz, kötüyse de kötü finali görüyorsunuz.

Şimdi, daha inceleme yazımın başlarında sayılırım ama final demişken, kendisine değinmek isterim. Finalden detaylıca tabii ki bahsetmeyeceğim sürprizleri kaçırmamak için ama bence bu oyundaki iyi final, kötü olan ve kötü olan da iyi final. Tabii bunun ne olduğuna oyuncular karar veriyor ama sanıyorum ki benim bakış açım ile finalleri isimlendiren kişinin bakış açısı pek uyuşmuyor. Bu noktada aslında hikayede bazı kritik noktaları atladığımı düşünebilirim, bence kesinlikle atlamadım ama oyun size bunu düşündürüyor. Bunun sebebi ise diyalogların çok karışık olması.

Özellikle de Vampire: The Masquerade – Coteries of New York oyunu ile karşılaştırdığım zaman Vampire: The Masquerade – Shadows of New York, ciddi anlamda kompleks cümleler ve diyaloglar sunuyor. Ayrıca bu oyun, ilk oyuna göre çok daha politik bir yapıya sahip. Diyalogların daha kompleks olması benim hoşuma gitti ama politik yapı bu sefer abartılmıştı. Yani, o kadar abartılmıştı ki ben anlatılan politikadan bir noktadan sonra çok sıkıldım. Buna karşılık, oyunun diyalog yazımı çok kaliteli. Ortada böyle bir kalite varken de biraz sıkıcılığa dayanmak mümkün oluyor.

Vampire: The Masquerade - Shadows of New York

Vampire: The Masquerade – Coteries of New York ile güçlü bir bağ kuruluyor

Vampire: The Masquerade – Shadows of New York, ilk oyundan birkaç ay sonrasını konu alıyor. Bu sebepten ötürü de oyundaki karakterlerin birçoğu tanıdık. Tabii bizim karakterimiz, onları tanımıyor ama biz tanıyoruz. Bunun oyuna bir kolaylık getirileceği düşünebilir ama kesinlikle olmuyor. Ayrıca, Hope gibi karakterlere de ilk oyundan sonra neler olduğunu görmek, bence gayet tatmin edici bir şey. Tatmin edici olmayan şey ise temel oyunda yer alan mekaniklerin zayıflığı. Tabii ki karşımızda bir görsel roman var, mekanikler önemli değil ama durum, ilk oyundan daha kötü.

İlk oyunda kana duyulan açlık, bu açlığı giderme ve vampir güçlerimizi kullanma vardı. Bu üç özellik de birbirini besliyordu. Bu oyunda da açlık, avlanma ve güç kullanma bulunuyor ama bunların hiçbiri, hiçbir işe yaramıyor. Yani, oyunda avlanma fırsatları var ve siz o fırsatları kullanmasanız bile bir şey olmuyor. Aynı şekilde, vampir güçlerinizi kullanmak ve kullanmamak arasında da hiçbir fark yok. Bu oyunda önemli olan tek şey, günde 1 kere sorulan kritik sorulara cevap vermek ve kişilik özelliği kazanmak. Eğer saydığım üç özelliğin üstüne bu kişilik olayı eklenmiş olsaydı, daha iyi olabilirdi.

Bu arada, daha önce söylemiştim ama Vampire: The Masquerade – Shadows of New York, çok daha iyi yazılmış diyaloglara sahip. Bunun en önemli sebebi ise öncelikle karakterimizin net bir kişiliği olması. Ardından da oyunun temasının bir tık daha fazla gizeme dayanıyor olması. Bu sayede hem oyun benim daha çok ilgimi çekiyor, hem de kendimi karaktere bir tık daha yakın hissediyorum ki aslında öyle olmasa bile karaktere muhtemelen kendimi daha yakın hissedecektim; kendisinin vampir olma olayına verdiği tepki, benim kafamda daha net bir şekilde oturabiliyor önceki oyuna göre.

Bu arada, oyunda COVID-19 ile alakalı olarak göndermeler filan da bulunuyor ama kendileri ne yazık ki çok da güçlü değil. Zaten bu olay, oyunun hikayesine de doğrudan bir etki bırakmıyor. Tabii vampirleri neden böyle bir şey etkilesin diyebilirsiniz ama oyuna bu olayı entegre ettikten sonra, onun da bir yolu bulunabilirdi herhalde. COVID-19 haricinde oyunda bazı gerçek markaların isimleri kullanılıyor. Bu, benim çok hoşuma giden bir şey; bu sayede oyunlardaki evrenler, bizim evrenlerimize daha yakın olduklarını hissettiriyor; oyunun kendisi bence daha gerçekçi bir hava alıyor.

Vampire: The Masquerade - Shadows of New York

Vampire: The Masquerade – Shadows of New York, başarılı bir görsel roman mı?

İnceleme yazımı bitirmeden önce birkaç farklı noktadan daha bahsetmek istiyorum. Mesela, sanat tasarımı ne durumda? Açıkçası, Vampire: The Masquerade – Shadows of New York ile ilk oyun arasındaki sanat tasarımı arasında pek bir farklılık bulunmuyor. Hatta bazı çizimler, ilk oyundan biraz iyileştirilerek alınıyor. Yine de bu oyuna genel olarak baktığım zaman, ilk oyunun kopyası değil de ona bir ek olarak görüyorum. Bu da kesinlikle iyi bir şey. Sanat tasarımı bir ek olsa da genel anlamda gayet başarılı, karanlık ve vampir havasını çok iyi bir şekilde vermeyi başarıyor.

Sanat tasarımı gibi müzikler de gayet güzel. Bazı bölümlerde her ne kadar uzunca hiçbir müziğin çalmadığı anlar yaşansa da genel anlamda çalan her müzik benim hoşuma gitti. Bunun haricinde, oyunun kendisi de 3-4 saat civarında sürüyor. Yalnız, iki farklı finali de görmek istiyorsanız bir kere daha en baştan oyunu oynamanız gerekecek. Eğer yine tüm diyalogları okumak isterseniz, oyun ekstra olarak 3-4 saat daha sürecektir ama her şeyi hızlı geçerseniz, ikinci oynanışınızı da 1 saat civarında bitirebiliyorsunuz. Yani, Vampire: The Masquerade – Shadows of New York ile ideal olarak 5 saat zaman geçiriyorsunuz.

Dikkatimi çeken bir başka olay ise oyunun PlayStation 4 konsolunda platin kupaları desteklemiyor olması. Oyundaki kupalar sadece ilerleme kaydederek kazanılabiliyor, final için de iki farklı kupa bulunuyor. Muhtemelen bu sebepten ötürü Sony Interactive Entertainment, bu oyuna platin kupa eklemeyi uygun görmedi. Hoş, Telltale Games ekibinin oyunlarında da platin kupalar var ama zaten bu sebepten ötürü bu oyunda platin kupa olmaması beni düşündürdü ve moralimi bozdu. Bunun haricinde de dilerseniz artık inceleme yazımızın son paragrafına geçelim.

Vampire: The Masquerade – Shadows of New York, ilk oyuna göre bazı yönlerde daha başarılı, daha yönlerde de daha başarısız. Özellikle ilk defa bir görsel roman oyunu oynayacaksanız, bu yapıtı sizlere ne yazık ki öneremem. Bunun sebebi ise oyunda minimum seviyede seçim şansı olması, politikanın çok ağır basıp, oyunu sıkıcı hale getirmesi ve son olarak da kendisinin bir devam oyunu olması. Bu yüzden de öncelikle Vampire: The Masquerade – Coteries of New York oyununu kesinlikle oynamanızı, ardından bu yapıta geri dönmenizi öneririm; kendisi çok güzel.

Vampire: The Masquerade - Shadows of New York
Vampire: The Masquerade - Shadows of New York
Vampire: The Masquerade - Shadows of New York, ilk oyunun kalitesine yakışır seviyede bir yapıt. Hatta bu oyunun daha başarılı olduğu noktalar da bulunuyor. Mesela, ana karakterimiz bu sefer çok daha derin ve ilgi çekici bir yapıya sahip. Aynı zamanda hikaye de gizemi ile daha çok ilgi çekiyor. Yalnız, politikanın ağır bastığı bazı noktalarda oyun gerçekten çok sıkıcı olabiliyor ve anlamlı seçimlerin çok nadir yapılması da ne yazık ki bu sıkıcılığa ekstra bir yük ekliyor. Bu sebepten ötürü de Vampire: The Masquerade - Shadows of New York oyununu sadece ilk oyunu oynamış kişilere öneririm.
Olumlu
Hikayenin gizemli yapısı ve kaliteli yazılan diyaloglar.
Ana karakterimiz çok daha ilgi çekici ve derin bir yapıya sahip.
İki farklı finale yer verilmesi tekrar oynanabilirlik katıyor.
Sanat tasarımı ve müzikler, ilk oyundaki kadar güzel.
Olumsuz
İlk oyuna göre çok daha az mekanik bulunduruyor.
Yoğun politik yapı, oyunu sıkıcı yapabiliyor.
Anlamlı seçim sayısı ilk oyuna göre çok az.
Platin kupanın olmaması can sıkabiliyor.
8.8
Kurucu
Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Satır Arası Geri Bildirimler
Tüm yorumlara bak.
0
Yorumlarınızı merakla bekliyoruz. x
()
x