Son yıllarda hayatta kalma oyunları denizinde kaybolduğumuzu hissederken ufukta yepyeni bir korsan efsanesi belirdi. Karşımızda erken erişim sürümüyle oyunculara sunulan Windrose duruyor. PvE odaklı bu macera, korsanlığın altın çağında geçen çok oyunculu bir hayatta kalma ve rol yapma oyunu olarak tanımlanabilir. Kendi mürettebatınızı kurduğunuz, üs inşa ettiğiniz ve açık denizlerde savaştığınız bu yapım şimdiden türün sevenleri için büyük bir potansiyel taşıdığını kanıtlıyor.

Oyunu ilk defa duyanlar için mekanikleri tanıdık gelebilir; Windrose sevdiğimiz birkaç farklı yapımın harika bir karışımı gibi hissettiriyor. Hayatta kalma döngüsü ve üs inşası büyük oranda Valheim rüzgarları estirirken gemi savaşları ve açık deniz aksiyonu doğrudan Assassin’s Creed IV: Black Flag oyununun günlerine selam çakıyor. Üstelik benim de hiç sevmediğim rekabetçi PvP baskısı olmadan tamamen arkadaşlarınızla kendi korsan imparatorluğunuzu kurmaya odaklanabiliyorsunuz.

Maceramız, Blackbeard ile yaşadığımız talihsiz bir karşılaşmanın ardından ıssız bir adada karaya vurmamızla başlıyor. Çevremizdeki tropikal doğa ve Karayipler hissi görsel olarak gerçekten etkileyici bir atmosfere sahip. Kumların üzerinde uyanıp etraftan tahta ve taş toplamaya başladığınız ilk saniyelerden itibaren o klasik hayatta kalma hissiyatı sizi içine çekiyor. Ancak bu kez sıradan bir kazazede değil intikam ateşiyle yanan bir kaptansınız.

Oyunun hayatta kalma mekaniklerine getirdiği yenilikçi yaklaşımı takdir etmemek elde değil. Birçok oyunda olduğu gibi sürekli açlık veya susuzluk barıyla boğuşmak zorunda kalmıyorsunuz. Yemek yemek size sadece ekstra can ve dayanıklılık gibi önemli avantajlar sağlıyor. Bu sayede sürekli yemek peşinde koşmak yerine dünyayı keşfetmeye ve asıl hedeflerinize odaklanmaya çok daha fazla vakit ayırabiliyorsunuz. Kesinlikle oyuncu dostu bir tasarım tercihi olmuş.

Üs inşası ve üretim kısımları da bir o kadar akıcı tasarlanmış. Etraftan topladığınız kaynaklarla kendinize derme çatma bir kulübe yapıp zamanla devasa bir korsan kalesine dönüştürebiliyorsunuz. Windrose içerisindeki en sevdiğim detaylardan biri ise sandıklardaki eşyaları üretirken otomatik olarak kullanabilmeniz oldu. Envanter yönetimiyle saatler harcamak yerine çevredeki depolama birimlerinden doğrudan kaynak çekerek üretim yapmak oyunun temposunu hiç düşürmüyor ve inanılmaz bir rahatlık sunuyor eğer bana soracak olursanız.

Windrose içerisinde karada geçen çatışma mekanikleri beklediğimden çok daha derin ve tatmin edici bir yapıya sahip. Geliştiriciler bu sistemi biraz zorlayıcı bir yapıda tasarlamış ve düşmanların saldırılarını doğru anda savuşturmak hayati önem taşıyor. Kılıcınızı savururken düşmanın gardını düşürüp, ona ağır hasarlar verdiğiniz o kritik anlar harika hissettiriyor. Kılıçlar ve ağır silahların her birinin kendine has hissi ve özel hareketleri bulunuyor.

Menzilli silahlar konusunda da dönemin ruhuna son derece uygun ve eğlenceli bir sistem kullanılmış. Eski tip tabancalar ve tüfekler oldukça güçlü ancak ateşleme mekanikleri harika bir detaya sahip. Tetiği çektiğiniz anda mermi hemen namludan çıkmıyor ve kısa bir fitil yanma süresi bekliyorsunuz. Bu ufak gecikme anında nişan almaya devam etmeniz gerekiyor ve vuruşu tutturduğunuzda hissettiğiniz o tatmin duygusu gerçekten paha biçilemez.

Karadaki işlerinizi halledip ilk geminizi inşa ettiğinizde oyun yepyeni bir boyuta geçiş yapıyor. Karadan denize geçerken herhangi bir yükleme ekranı olmaması maceranın bütünlüğünü mükemmel bir şekilde koruyor. Küçük teknenizle dalgalara göğüs gerip rüzgarı arkanıza aldığınız o ilk an korsanlık fantezisinin tam anlamıyla gerçeğe dönüştüğü nokta oluyor. Denizlerin sunduğu sonsuz özgürlük hissi sizi hemen farklı adalara yelken açmaya teşvik ediyor.

Deniz savaşları ise taktiksel bir simülasyondan ziyade daha çok eğlence odaklı bir arcade deneyimi sunuyor. Dümen başına geçip düşman gemilerine top atışları yapmak, doğru açıyı bulup hasar vermek oldukça keyifli. Ancak işin en can alıcı noktası kesinlikle düşman gemisine borda ettiğiniz o kaotik anlar. Gemi yanaştığında halatlarla karşı güverteye atlayıp mürettebatla göğüs göğse çarpışmak oyunun en unutulmaz aksiyon sahnelerini yaratıyor.

Denizcilik konusunda her şey kusursuz değil elbette ve eleştirmem gereken bazı önemli noktalar var. Dalgaların modellenmesi ve büyük fırtınaların gemiyi beşik gibi sallaması görsel açıdan şahane dursa da rüzgar mekanikleri tamamen kozmetik bırakılmış. Yelken açarken rüzgarın yönünü hesaplamak veya yelkenleri ona göre ayarlamak gibi detaylar ne yazık ki bulunmuyor. Bu durum denizde seyretme hissini bir süre sonra biraz monotonlaştırabiliyor.

Dünyanın büyüklüğü ve keşif hissi ise erken erişim bir oyun için muazzam seviyede. Rastgele oluşturulan devasa biyomlar ve elle tasarlanmış doksanın üzerinde zindan haritada sizi bekliyor. Windrose oyununda her yeni adaya ayak bastığınızda farklı bir gizemle, zorlu bir patron savaşıyla veya gizli hazinelerle karşılaşma ihtimaliniz var. Yalnızca mevcut olan üç bölge bile size onlarca saatlik dolu dolu bir macera sunmayı başarıyor.

Windrose tamamen tek başınıza oynanabilse de asıl potansiyelini arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde ortaya çıkarıyor. Sekiz kişiye kadar desteklenen eşli oyun modu sayesinde kendi tayfanızı kurup, denizlere korku salabiliyorsunuz efendim. Ayrıca dünyada dolaşırken kurtardığınız karakterleri üssünüze davet edip onların üretim süreçlerini hızlandırmasını sağlayabiliyorsunuz. Adeta yaşayan ve nefes alan bir korsan kasabası inşa etmek Windrose yapıtının sunmaya çalıştığı tekrar oynanabilirliğini ciddi anlamda artırıyor.

Erken erişimin getirdiği bazı teknik sıkıntılar ve kullanıcı deneyimi sorunları da yok değil. Özellikle de kontrolcü ile oynarken arayüzde fare imleci benzeri bir sistem kullanılması gezinmeyi oldukça hantal hale getiriyor. Ayrıca kalabalık savaşlarda veya zorlu mücadelelerde vuruş hissi ve hedef kalibrasyonu bazen sinir bozucu hatalar verebiliyor. Animasyonların zaman zaman tam isabet etmemesi savaşların akıcılığına maalesef gölge düşürebiliyor.

Görsel tasarım ve işitsel detaylar genel olarak başarılı olsa da bazı tezatlıklar içeriyor. Tayfanızın denizde hep bir ağızdan söylediği korsan şarkıları atmosfere harika bir derinlik katarken oyunun menüleri ve arayüzü fazla standart hissettiriyor. Ekranın alt kısmında yer alan o klasik hayatta kalma oyunu eşya çubuğu yaratılan bu eşsiz Karayip atmosferinin büyüsünü zaman zaman bozacak kadar sıradan bir tasarıma sahip. Biraz daha tematik bir sunum olabilirdi bence.

Geliştirici ekibin önündeki erken erişim yol haritası oldukça umut verici görünüyor. Windrose için gelecek olan yeni biyomlar, devasa gemiler, daha tehlikeli düşmanlar ve zenginleştirilecek olan hikaye oyunu çok daha iyi bir noktaya taşıyacaktır. Şu anki halinde bile temel mekaniklerin bu kadar sağlam olması gelecekte eklenecek içeriklerin ne kadar sağlam bir zemin üzerine inşa edileceğini açıkça kanıtlıyor ve beklentileri yükseltiyor.

Sonuç olarak Windrose şu anki durumuyla bile korsan temasına ilgi duyanlara rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir yapım. Rekabetçi zorluklardan uzak, sadece hayatta kalmaya, keşfetmeye ve arkadaşlarınızla eğlenceli deniz savaşları yapmaya odaklanan harika bir alternatif. Eksikleri ve cilalanması gereken yönleri olsa da sunduğu geniş dünya ve sürükleyici temel döngüsü sayesinde açık denizlerde uzun saatler boyunca kaybolmanızı garanti ediyor.

Etiketler: