GreedFall: The Dying World, Spiders stüdyosu tarafından geliştirilen, hırslı bir rol yapma oyunu. Bu yapım aslında ilk oyunun birkaç yıl öncesini anlatan bir ön bölüm olarak karşımıza çıkıyor. Seriye yeni başlayanlar için belirtmeliyim ki on sekizinci yüzyıl esintili fantastik bir evrende geçiyor kendisi. Oyunda bolca politik entrika ve derin hikaye anlatımı bulacaksınız.
GreedFall: The Dying World oyununun türü klasik taktiksel rol yapma mekaniklerine dayanıyor. Serinin ilk oyunundaki aksiyon odaklı dövüş sistemi tamamen değişmiş durumda. Dragon Age Origins veya klasik Star Wars: Knights of the Old Republic gibi oyunları andıran, duraklatılabilir gerçek zamanlı bir taktiksel yapı var. Yanınızdaki yoldaşları yönettiğiniz, yetenekleri stratejik olarak kullandığınız ve diyalog seçimleriyle dünyayı şekillendirdiğiniz klasik bir RYO deneyimi sunuyor.
Hikaye kurgusu bu kez tersine işliyor ve oldukça ilgi çekici bir hal alıyor. İlk oyunda yerlilerin adasına giden bir koloniciyi oynuyorduk. Şimdi ise Teer Fradee adasının yerlisi olan bir karakterin kontrolünü elime alıyorum. İradem dışında yurdumdan koparılıp eski kıta Gacane topraklarına sürükleniyorum. Yabancı ve acımasız bir kültürün ortasında hayatta kalmaya çalışıyorum.
Gacane kıtasının çevre tasarımı tek kelimeyle büyüleyici görünüyor. Arnavut kaldırımlı dar sokaklar, devasa limanlar ve zenginlerin gösterişli malikaneleri arasında dolaşmak gerçekten çok keyifli. Uzak mesafelerdeki manzaralar fotoğrafik bir gerçekçilik sunarken, eski Avrupa şehirlerini andıran mekanlar fazlasıyla canlı hissettiriyor. Geliştirici ekip çevre atmosferini yaratma konusunda eski oyunlarından edindiği engin tecrübeyi burada da çok başarıyla konuşturmuş.
Ancak bu harika çevre tasarımlarına rağmen GreedFall: The Dying World içerisindeki karakter modelleri biraz geçmişte kalmış gibi hissettiriyor. Yüz animasyonları ve diyaloglar sırasındaki vücut hareketleri oldukça kaskatı duruyor. O alıştığımız klasik orta ölçekli oyun hantallığı burada da kendini belli ediyor. Büyüleyici bir şehir manzarasına bakarken bir karakterin ifadesiz yüzüyle karşılaşmak atmosferi anlık olarak zedeleyebiliyor.
En azından karakter yaratma ekranı beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Detaylı yüz hatlarından saç stillerine kadar oldukça geniş seçenekler oyunculara sunulmuş. Ayrıca oyundaki ekipman sistemi gerçekten tatmin edici bir derinliğe sahip. Taktığınız her yeni zırh parçası karakterinizin görünümüne anında gerçekçi bir şekilde yansıyor. Yoldaşlarınızın kıyafetlerini de değiştirip grubunuzu görsel olarak çok şık bir hale getirebiliyorsunuz efendim.
GreedFall: The Dying World oyununun açılış saatleri ise maalesef oldukça yavaş ilerliyor. Teer Fradee adasında geçen ilk saatler, bolca diyalog ve arka plan bilgisiyle dolu uzun bir eğitim bölümü gibi hissettiriyor. Karakterlerle bağ kurmakta zorlandığım uzun ve bazen gerçekten sıkıcı anlar yaşadım. Macera asıl açık dünyaya geçip Gacane kıtasına ayak bastığımda gerçek anlamda açılmaya ve benim için ilgi çekici olmaya başladı.
Hikaye açıldığında ise Spiders ekibinin kaleminin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladım. Farklı gruplar arasındaki politik güç oyunları, gizli ittifaklar ve kültür çatışmaları oyun içinde çok iyi işlenmiş. Kendimi sürekli zorlu ahlaki ikilemlerin tam ortasında buldum. Karşılaştığım her bir fraksiyonun kendine göre farklı doğruları ve yanlışları var. Kararlarımın etrafımdaki dünyayı gerçekten etkilediğini derinden hissetmek tek kelimeyle harika bir duyguydu.
Yolculuğum boyunca bana eşlik eden yoldaşlar da maceranın en büyük renklerinden biri oldu. Her birinin kendine ait derin kişisel hikayeleri ve oyun dünyasında gizli motivasyonları bulunuyor. Onların özel görevlerini yapmak ve acı geçmişlerini öğrenmek, ana hikayeyi takip etmek kadar merak uyandırıcıydı. Yoldaşlarımla olan bağlarım değiştikçe grubun genel dinamikleri ve savaş alanındaki uyumumuz da doğrudan iyi yönde etkileniyor.
Gelelim incelemenin en çok tartışılan noktasına, yani baştan aşağı yenilenen dövüş sistemine. Gerçek zamanlı ve duraklatılabilir taktiksel savaş sistemi bende genel olarak karışık duygular yarattı. İlk oyunun akıcı aksiyonuna alışkın olan eski oyuncular bu keskin geçişte muhtemelen biraz bocalayacaktır. GreedFall: The Dying World içerisinde düşmanlarla karşılaştığınızda savaşı durdurup yoldaşlarınıza emirler vermeniz ve doğru pozisyon almanız gerekiyor. Bu büyük değişim kesinlikle taktiksel derinlik arayanları mutlu edebilecek bir potansiyele sahip.
Fakat oyundaki bu taktiksel sistemin uygulaması maalesef her zaman kusursuz işlemiyor. GreedFall: The Dying World içerisindeki savaşlar çoğu zaman gereğinden fazla yavaş ve oyuncuyu yoran hantal bir yapıda hissettiriyor. Yoldaşların yapay zekası kendi başlarına savaşırken hayatta kalmak adına pek parlak kararlar vermiyor. Bu yüzden zorlu dövüşlerde sürekli aksiyonu durdurup herkesi tek tek mikro seviyede yönetmek zorunda kaldım. Bir süre sonra yaşadığım bu durum genel oynanışın akıcılığını ciddi anlamda baltalamaya başlıyor.
Dövüş dışındaki serbest keşif kısımları ise çok daha tatmin edici bir temel yapıya sahip. Yarı açık dünya haritalarında gizemleri çözmek ve yan görevleri hevesle araştırmak oldukça eğlenceli hissettiriyor. Ancak GreedFall: The Dying World oyununun gizlilik mekanikleri ne yazık ki modern oyunların gerisinde kalarak fazlasıyla zayıf tasarlanmış. Düşmanların yapay zekası gizlilik durumlarında çok tutarsız ve oldukça dengesiz bir şekilde çalışıyor. Bu nedenle gizlice ilerlemek yerine doğrudan düşmanla sıcak çatışmaya girmeyi daha mantıklı buldum.
Teknik açıdan baktığımda GreedFall: The Dying World oyununun erken erişim sürecinden çıkmasına rağmen hala tam olarak cilalanmadığını net bir şekilde gördüm. GreedFall: The Dying World, performans modunda çalışırken zaman zaman çok ciddi çözünürlük düşüşleri ve kasmalar yaşadım. Çevrede koşarken düşmanların aniden haritada belirmesi veya kaplamaların çok geç yüklenmesi gibi can sıkıcı sorunlarla sıkça karşılaştım. Bazen oyunun ses efektlerinin tamamen kaybolması nedeniyle konsolu yeniden başlatmak zorunda bile kaldım.
Arayüz tasarımı da inceleme boyunca olumsuz yönde eleştirmem gereken bir diğer çok önemli nokta. GreedFall: The Dying World oyununun konsol sürümünde, menüler arasında gezinmek bazen fazlasıyla kafa karıştırıcı ve cidden yorucu bir deneyime dönüşüyor. Özellikle savaş sırasında yetenekleri hızlıca atamak veya envanteri düzenlemek bana hiç pratik hissettirmiyor. Çok fazla detaylı veriyi ve istatistiği nispeten küçük bir ekrana sıkıştırmaya çalışmışlar. Bu karmaşa taktiksel bir oyunda hızlı karar vermenizi zaman zaman oldukça zorlaştırıyor.
Uzun süren bir erken erişim sürecinin ardından doğal olarak beklentilerim çok daha yüksek bir seviyedeydi. Karşılaştığım teknik hatalar ve bazı eksik mekanikler projenin kesinlikle biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu açıkça gösteriyor. Ortada geliştiriciler tarafından ortaya konmuş gerçekten muazzam bir potansiyel ve büyük bir emek var. Ancak aceleye getirilmiş bazı tasarımsal tercihler oyunun tam anlamıyla kusursuz bir başyapıt olmasının önüne kalın bir set çekiyor.
Tüm eksilerine ve can sıkan teknik aksaklıklarına rağmen GreedFall: The Dying World oynamaya değer, oldukça derin bir deneyim sunuyor. Kusursuz bir oyun değil ama anlattığı olgun hikaye ve kurduğu büyüleyici evren sizi içine çekmeyi kolayca başarıyor. RPG türüne gönül verdiyseniz ve ufak tefek pürüzleri göz ardı edebilecekseniz bu farklı yolculuğa mutlaka adil bir şans vermelisiniz.





