Uzun bir bekleyişin ardından World of Warcraft: Midnight nihayet karşımızda. Yıllarını bu evrene adamış bir oyuncu olarak bu yeni maceraya adım atmak bende çok farklı hisler uyandırdı. Worldsoul destanının ikinci bölümü olan bu paketi son birkaç gündür derinlemesine oynama fırsatı buldum. Azeroth dünyasına geri dönmek gerçekten büyüleyici bir deneyim oldu.

Oyunu ilk defa duyanlar için (öyle bir insan varsa tabii) kısa bir özet geçmekte fayda var. World of Warcraft, devasa bir çok oyunculu, çevrimiçi ve rol yapma oyunları türünü tanımlayan ve yirmi yıldır sektöre yön veren bir yapımdır. World of Warcraft: Midnight ise bu devasa evrenin on birinci büyük genişleme paketi olarak karşımıza çıkıyor. Oyuncular burada kendi karakterlerini yaratıp, dünyayı kurtarmak için devasa düşmanlara karşı birlikte savaşıyorlar.

Bu genişleme paketinin ana odak noktası Quel’Thalas krallığına geri dönmek ve Güneş Pınarı bölgesini yaklaşan Hiçlik ordularına karşı savunmaktır. World of Warcraft: Midnight, genel oynanış olarak serinin önceki oyunlarına benzese de eski haritaların tamamen yenilenmiş haliyle nostaljiyi modern mekaniklerle harmanlıyor. Final Fantasy XIV veya The Elder Scrolls Online gibi oyunları sevenler bu paketin sunduğu derin atmosfere kolayca alışacaktır.

Oyuna giriş yapıp, tamamen yenilenmiş Silvermoon başkentine at sırtında girmek gerçekten ilham verici bir andı. Üzerimde yükselen bembeyaz devasa kuleler ve arka planda çalan harika yeni müzikler beni anında atmosferin içine çekti. Blizzard Entertainment şirketinin sanat ve ses tasarım ekipleri her zamanki gibi olağanüstü bir iş çıkararak beklentilerimi fazlasıyla aştı. Yenilenen bu fantastik dünya her köşesiyle oldukça canlı ve son derece görkemli hissettiriyor.

Görsel olarak baştan aşağı yenilenen Eversong Ormanları içinde görev yapmak hem fazlasıyla nostaljik, hem de oldukça tazeleyici bir macera sunuyor. Gökyüzünde beliren devasa Hiçlik fırtınası yaklaşan büyük tehlikeyi her an size hatırlatıyor. Ufukta sürekli parlayan bu estetik tehdit bana doğrudan Wrath of the Lich King dönemindeki o muazzam karanlık atmosferi ve sürekli tetikte olma hissini anımsattı. World of Warcraft: Midnight, şahane bir his verdi.

Paketle birlikte gelen yeniliklerden biri de Harandar adındaki yepyeni ve gizemli orman bölgesi oldu. Hiçlik tarafından şekillendirilen bu ilkel orman aynı zamanda oyuna eklenen Haranir ırkının da ana vatanı olarak tasarlandı. Orman görsel açıdan büyüleyici olsa da World of Warcraft: Midnight içerisinde bu bölgeye giriş hikayesinin biraz aceleye getirildiğini düşünüyorum. Karakterlerin olaylara dahil olma süreci ne yazık ki yeterli hikaye derinliğinden yoksundu.

Buna karşılık World of Warcraft: Midnight, genel hikaye anlatımı konusunda önceki paketlere kıyasla çok daha olgun bir çizgi yakalamış. Dünyanın dört bir yanına serpiştirilmiş isteğe bağlı diyaloglar evrenin derinliğini ciddi şekilde artırıyor. Sadece durup, karakterlerin kendi aralarındaki sohbetlerini dinlemek bile dünyayı çok daha gerçekçi ve ayakları yere basan bir yer haline getiriyor. Anlatımdaki bu ince dokunuşları çok sevdim ve umarım devamı da gelir.

World of Warcraft: Midnight ile sunulan ana hikaye örgüsü özellikle Turalyon ve oğlu Arator arasındaki psikolojik çatışmalara yoğun bir şekilde odaklanıyor. İkili arasındaki dramatik gerilim oldukça yüksek olsa da işleniş biçimi bazen insana biraz zorlama hissettiriyor. Oyun, bu karmaşık baba oğul ilişkisi karşısında ne hissetmeniz gerektiğini size doğrudan dikte etmeye çalışıyor. Karakterlerin bu içsel yolculuklarının daha doğal bir akışla sunulmasını tercih ederdim.

Efsanevi Zul’Aman bölgesine geri dönmek ise anlatı açısından paketin en güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Buradaki görevler sadece önünüze çıkan düşmanları kesmekten ziyade eski defterleri kapatmak ve derin çatışmaları çözmek üzerine kurulmuş. Zul’jarra gibi karakterlerin geçmişiyle yüzleşmesine tanık olmak gerçekten etkileyiciydi. Görev tasarımlarındaki bu tempo değişikliği oyunun artık daha farklı ve yenilikçi bir hikaye yapısına geçtiğini açıkça kanıtlıyor.

World of Warcraft: Midnight için en çok beklenen ve benim de favorim olan özellik kesinlikle oyuncu evleri oldu. Yirmi yıllık uzun bir bekleyişin ardından nihayet Azeroth topraklarında kendimize ait bir yuvamız var. Kendinize uygun bir arazi bulup, canlı bir mahalleye yerleşmek inanılmaz derecede tatmin edici. Kendi evimi inşa edip, içini dilediğim gibi düzenlemek bana tarif edilemez bir huzur verdi World of Warcraft: Midnight içerisinde.

Ev dekorasyonu özellikle oyundaki eşyaları toplamayı seven oyuncular için muazzam bir zaman geçirme aracı olmuş. Yeni mobilyalar kazanmak için sürekli yaratık kesmek yerine zeka gerektiren bulmacaları çözmek harika bir tasarım kararı. Ancak ev düzenleme arayüzünün bazen oldukça hantal çalıştığını belirtmeliyim. Sahip olduğunuz bir eşyayı kopyalayıp yanına yapıştırmak gibi en temel özelliklerin bile sistemde eksik olması biraz can sıkıcı.

Oynanış mekaniklerine baktığımızda savaş sisteminin ve sınıf tasarımlarının belirgin bir şekilde basitleştirildiğini görüyoruz. Geliştirici ekip, karmaşık yetenek rotasyonlarını azaltarak oyunu yeni başlayanlar için daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlamış. Bu durum oyuna ilk defa adım atacaklar için harika bir fırsat sunuyor. Fakat benim gibi yıllarını bu oyuna vermiş tecrübeli oyuncular favori sınıflarının o eski derinliğini kesinlikle özleyecektir.

Aktif yeteneklerin basitleştirilmesine rağmen yetenek ağaçları hala gereğinden fazla büyük ve kafa karıştırıcı olmaya devam ediyor. Karakterinizi en iyi hale getirmeye çalışırken devasa menüler arasında kaybolmak insana bitmek bilmeyen bir bürokrasi hissi veriyor. Yeni yetenekleri ezberlemek ve doğru kombinasyonları bulmak gerçekten yorucu bir süreç. Basit savaş mekanikleri ile sezgisel yetenek ağaçları arasında çok daha iyi bir denge kurulmalıydı.

Bununla birlikte Demon Hunter sınıfına eklenen yeni Devourer uzmanlığı World of Warcraft: Midnight ile harika bir heyecan katmış. Ayrıca artık Void Elf ırkıyla da Demon Hunter oynayabilmek karakter çeşitliliği açısından çok güzel bir detay olmuş. Bu yeni uzmanlıkla savaşmak son derece hızlı ve etkili hissettiriyor. Uzun zamandır büyük bir güncelleme görmeyen bu sınıf için böylesine dinamik bir yenilik gelmesi beni gerçekten mutlu etti.

World of Warcraft: Midnight içerisindeki yeni seviye sınırı olan doksana ulaşma süreci bana biraz fazla hızlı ve aceleci geldi. Hikayenin tadını çıkara çıkara ilerlemeyi seven bir oyuncu olarak seviye atlama hızının biraz daha yavaş olmasını beklerdim. Ayrıca erken erişim döneminde oynarken karşılaştığım bazı bağlantı kopma sorunları ve ufak arayüz hataları deneyimimi zaman zaman zedeledi. Teknik sorunların ilerleyen güncellemelerle tamamen çözülmesini umut ediyorum.

Yalnız, oyunda geçirdiğim saatler arttıkça sistemlerin giderek biraz fazla şişirildiğine dair bir hisse kapıldım. Haftalık görevler yeni keşif gezileri toplanacak hazineler ve ev inşa etme çabaları derken her şeyi takip etmek oldukça bunaltıcı olabiliyor. Bazen sadece rahatlayıp oyun oynamak yerine sürekli bir idari iş yetiştirmeye çalışıyormuşum gibi hissediyorum. Geliştiricilerin gelecekte bu içerik yığılmasını biraz daha sadeleştirmesi gerektiğine inanıyorum.

Tüm bu yoğunluğa rağmen World of Warcraft: Midnight yalnız oynamayı seven oyuncular için oldukça dost canlısı bir yapı sunmaya devam ediyor. Hikaye içeriklerinin neredeyse tamamını tek başınıza deneyimleyebilir ve yapay zeka yoldaşlarınızla yeni zindanları rahatlıkla bitirebilirsiniz. Kendi hızında oynamak isteyen ve gruplara katılmaktan çekinen oyuncular için bu özelliğin geliştirilerek korunması paketin en takdir edilesi yanlarından biri olmuş.

Kozmetik eşyaları seven oyuncular için transmog sistemine getirilen yeni güncellemeler de büyük bir başarı niteliğinde. Favori görünümlerinizi kaydetmek ve belirli ekipman yuvaları için varsayılan tasarımlar belirlemek artık çok daha pratik hale gelmiş. Eski paketlerdeki zindanları ve baskınları tek başıma dönerek yeni kozmetikler toplamak her zamanki gibi fazlasıyla bağımlılık yapıyor. Karakterimi kişiselleştirmek bu yeniliklerle beraber hiç olmadığı kadar eğlenceli.

Gördüğüm kadarıyla bazı oyuncular, oyuncu evleri özelliği dışında paketin devrimsel yenilikler sunmadığını ve sadece büyük bir yama gibi hissettirdiğini söylüyor. Bu görüşe belli açılardan katılsam da yenilenen bölgelerin inanılmaz kalitesi ve hikayenin taşıdığı duygusal ağırlık bu açığı benim gözümde rahatça kapatıyor. Sadece nostaljik haritalarda uçmak bile eski anıları canlandırarak oyuna olan bağımı çok daha güçlü bir hale getirmeye yetti.

Sonuç olarak World of Warcraft: Midnight, serinin köklü geçmişine saygı duruşunda bulunan son derece güzel ve nostaljik bir macera olmuş. Eski usul oyun ruhunu modern dönemin erişilebilirlik standartlarıyla başarılı bir şekilde harmanlıyor. Yaşanan bazı teknik aksaklıklara ve tartışmalı sınıf değişikliklerine rağmen bu büyülü dünyaya geri dönmek kesinlikle çok keyifliydi. Hem tecrübeli savaşçıların hem de yeni maceracıların bu destanı mutlaka deneyimlemesini tavsiye ederim.

World of Warcraft: Midnight

9

Artılar

  • Yenilenen Silvermoon ve Eversong Ormanları harika bir görsel şölen sunuyor.
  • Uzun zamandır beklenen oyuncu evleri sistemi oldukça tatmin edici ve eğlenceli.
  • Hikaye anlatımı olgunlaşmış ve yan diyaloglar dünyayı daha canlı kılıyor.
  • Yapay zeka yoldaşlar sayesinde tek başına oynayanlar için harika bir deneyim vadediyor.
  • Demon Hunter sınıfına eklenen yeni uzmanlık savaşlara büyük bir dinamizm katıyor.
  • Transmog ve kozmetik sistemlerindeki yenilikler karakter özelleştirmeyi çok daha pratik hale getiriyor.

Eksiler

  • Harandar bölgesine giriş hikayesi maalesef aceleye getirilmiş hissettiriyor.
  • Ev dekorasyon arayüzü hantal çalışıyor ve kopyalama gibi temel özellikler eksik.
  • Yeni seviye sınırı olan doksana ulaşma süreci hikayenin tadını çıkarmak için fazla hızlı ilerliyor.
  • Biriken haftalık görevler ve yeni eklenen sistemler zaman zaman bunaltabiliyor.

Etiketler: